Türkiye Girdi-Çıktı Tabloları temelli bulgular son 30 yılda Türkiye’nin “kilit sektörlerinin” sayısında belirgin azalmaya işaret etmektedir. Daha önemlisi, temel üretim faaliyetleri açısından belirleyici işlevlere sahip olan sektörlerin sayısı azalırken, yayılma etkileri zayıf iktisadi aktivitelerin belirleyiciliği öne çıkmaktadır.
Girdi-çıktı tabloları, sektörlerin ekonomi içindeki konumlarını ve birbirleriyle olan bağlantılarını analiz etmeye olanak tanımaktadır. Hirschman (1958) ve Rasmussen’in (1958) çalışmalarına dayanan bu yaklaşım, büyüme sürecinde hangi sektörlerin “kilit” rol üstlendiğini belirlemek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle sektörel bağlantılar, yatırım ve sanayi politikalarının şekillendirilmesinde önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır.
Sektörel bağlantılar genel olarak iki temel kanaldan ortaya çıkmaktadır. Birincisi, sektörlerin üretim faaliyetlerini sürdürebilmek için diğer sektörlerden ara girdi kullanmalarıdır. İkincisi ise bir sektörün ürettiği mal ve hizmetlerin diğer sektörler tarafından ara girdi olarak talep edilmesidir. Bu çerçevede geri bağlantı etkisi, bir sektörün ara girdi talebi yoluyla diğer sektörlerin üretimini ne ölçüde uyardığını gösterirken; ileri bağlantı etkisi, ilgili sektörün çıktılarının diğer sektörlerin üretim süreçleri açısından ne derece önemli olduğunu ifade etmektedir (Aydoğuş, 2018). Başka bir ifadeyle geri bağlantılar sektörlerin ekonomideki talep yaratıcı rolünü, ileri bağlantılar ise girdi sağlayıcı rolünü yansıtmaktadır (Gabriel ve Ribeiro, 2019).
Sektörel bağlantı endeksleri hesaplandıktan sonra, hem ileri hem de geri bağlantı endekslerinin 1’in üzerinde olduğu sektörler, “kilit sektörler” olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu sektörlerin, bir yandan diğer sektörlerden yoğun girdi talep ederken diğer yandan birçok sektöre ara girdi sağlayarak ekonomik faaliyetlerin yayılmasında kritik işlevler üstlenebileceği öngörülmektedir. Bu nedenle “kilit” sektörlerin belirlenmesi, iktisadi büyümenin desteklenmesi ve yapısal değişim süreçlerinin yönlendirilmesi açısından önemli görülmektedir.
Aşağıdaki tablo, Hirschman (1958) ile Miller ve Blair’in (2009) sınıflandırmalarını karşılaştırmalı olarak göstermektedir.
Tablo 1. Sektörlerin bağlantı etkilerine dayalı sınıflandırılması
|
Bağlantı Yapısı |
Hirschman (1958) Sınıflandırması |
Miller ve Blair (2009) Sınıflandırması |
Temel Özellik |
|
İleri bağlantı > 1 Geri bağlantı > 1 |
Hem ileri hem de geri bağlantıları yüksek sektörler (Kilit Sektörler) |
Genellikle diğer sektörlere bağımlı (bağlı) sektörler |
Hem yoğun ara girdi kullanır hem de diğer sektörlere önemli ölçüde ara girdi sağlar. Ekonomide en yüksek yayılma etkisine sahip sektörlerdir. |
|
İleri bağlantı <1 Geri bağlantı > 1 |
Geri bağlantı etkisi yüksek sektörler |
Endüstriler arası arza bağımlı sektörler |
Üretim için diğer sektörlerden yoğun girdi talep eder ancak çıktıları diğer sektörler tarafından sınırlı ölçüde ara girdi olarak kullanılır. |
|
İleri bağlantı > 1 Geri bağlantı < 1 |
İleri bağlantı etkisi yüksek sektörler |
Endüstriler arası talebe bağımlı sektörler |
Diğer sektörlere önemli ölçüde ara girdi sağlar ancak üretim sürecinde ekonomiden görece az ara girdi talep eder. |
|
İleri bağlantı <1 Geri bağlantı < 1 |
Her iki bağlantı etkisi düşük sektörler |
Genellikle diğer sektörlerden bağımsız sektörler |
Ekonomi içindeki bağlantıları görece zayıftır. Hem ara girdi kullanımı hem de diğer sektörlere ara girdi sağlama kapasitesi sınırlıdır. |
Kaynak: Hirschman (1958); Miller ve Blair (2009: 560).
Bununla birlikte, bağlantı endekslerinin birden büyük olması tek başına bir sektörün ekonomi üzerindeki etkisinin kapsamını tam olarak ortaya koymamaktadır. Bu nedenle bağlantı etkilerinin ekonomiye nasıl yayıldığını ölçen dağılım göstergeleri de dikkate alınmaktadır. Dağılım ölçütleri, bir sektörün etkilerinin ekonominin geneline mi yayıldığını yoksa belirli sektörlerde mi yoğunlaştığını göstermektedir. Değerlerin sıfıra yaklaşması etkilerin sektörler arasında daha dengeli dağıldığını, bir değerine yaklaşması ise etkilerin sınırlı sayıda sektörde yoğunlaştığını ifade etmektedir (Aydoğuş, 2018). Böylece yalnızca bağlantıların büyüklüğü değil, bu bağlantıların ekonomi içerisinde ne ölçüde yaygınlaştığı da değerlendirilebilmektedir.
Bu çerçevede girdi-çıktı analizi, Türkiye ekonomisinde büyümenin hangi sektörler tarafından yönlendirildiğini ve sektörler arası bağımlılık ilişkilerinin zaman içerisinde nasıl değiştiğini ortaya koymaktadır.
Aşağıda OECD Girdi-Çıktı Tabloları (2025) veri tabanından elde edilen Türkiye için girdi-çıktı tabloları (1995, 2005, 2015, 2022) kullanılarak hesaplanan bağlantı endeksleri ile dağılım etkileri göstergelerinin temel yönelimleri değerlendirilmektedir. [1]
I. Türkiye ekonomisinde kilit sektörlerin temellerini hala imalat sanayii oluşturmaktadır. Ancak zamanla bu sektörlerin sayısı azalırken, sektörler arası yayılma etkileri belirgin biçimde zayıflamıştır.
Tablo 2’de aktarıldığı üzere, 1995 yılında sekiz sektör “kilit” sektör niteliği taşırken, 2022 yılına gelindiğinde yalnızca kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı, metal döküm ve işleme faaliyetleri ve fabrikasyon metal ürünleri imalatı bu konumunu koruyabilmiştir. Bu eğilim, sektörler arası yayılma etkilerinin daraldığına ve özellikle ileri bağlantıların zayıfladığına işaret etmektedir.
Tablo 2. Türkiye’nin kilit sektörleri
|
Sektör Adı |
1995 |
2022 |
|
Ağaç, mantar ve ilgili ürünler imalatı |
X |
|
|
Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı |
X |
|
|
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı |
X |
X |
|
Diğer metalik olmayan mineral ürünler imalatı |
X |
|
|
Metal döküm ve işleme faaliyetleri |
X |
X |
|
Fabrikasyon metal ürünleri imalatı (makine ve teçhizat hariç) |
X |
X |
|
Su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri |
X |
|
|
İnşaat |
X |
İmalat ve hizmet alt sektörlerinin ortalama bağlantı endeksleri, özellikle 2015 sonrasında ileri bağlantı etkilerindeki zayıflamanın belirginleştiğine işaret etmektedir. Bu nedenle günümüzde gözlenen tablo, Türkiye ekonomisinde sektörler arası üretim ilişkilerinin niteliğinde yaşanan bir değişimi yansıtmaktadır.
II. Geri bağlantı göstergeleri imalat alt sektörlerde yoğunlaşmaya devam ediyor
Tablo 3’te aktarılan bulgular, Türkiye ekonomisinde geri bağlantı etkilerinin dönemler boyunca büyük ölçüde imalat sanayii tarafından sürüklendiğini göstermektedir.
Tablo 3. Sadece geri bağlantı endeksleri 1’den büyük sektörler
|
Sektör Adı |
1995 |
2022 |
|
Gıda ürünleri |
X |
X |
|
Tekstil, giyim ve deri ürünleri |
X |
|
|
Ağaç, mantar ve ilgili ürünler imalatı |
X |
|
|
Kâğıt ve kâğıt ürünleri |
X |
X |
|
Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı |
X |
|
|
Kauçuk ve plastik ürünler imalatı |
X |
X |
|
Diğer metalik olmayan mineral ürünler imalatı |
X |
|
|
Ana metaller imalatı |
X |
X |
|
Bilgisayar, elektronik ve optik ürünler imalatı |
X |
|
|
Elektrikli teçhizat imalatı |
X |
X |
|
Makine ve ekipman imalatı (başka yerde sınıflandırılmamış) |
X |
X |
|
Motorlu kara taşıtı, treyler ve yarı treyler imalatı |
X |
X |
|
Gemi ve tekne inşası imalatı |
X |
X |
|
Diğer ulaşım araçları imalatı |
X |
|
|
Mobilya ve diğer imalat sanayileri; makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı |
X |
X |
|
Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme temini |
X |
X |
|
İnşaat |
X |
|
|
Taşımacılık için depolama ve destekleyici faaliyetler |
X |
|
|
Hava yolu taşımacılığı |
X |
X |
|
Yayımcılık, sinema, televizyon, programcılık ve yayıncılık faaliyetleri |
X |
X |
|
Telekomünikasyon |
X |
|
|
Eğitim |
X |
|
|
İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri |
X |
|
|
Kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor faaliyetleri |
X |
|
|
Diğer hizmet faaliyetleri |
X |
Hem 1995 hem de 2022 yılı verileri, ana metaller, motorlu taşıtlar, elektrikli teçhizat, makine imalatı, kimya ve gıda sanayii gibi sektörlerin güçlü geri bağlantı etkilerini koruduğunu göstermektedir. 2022 yılında ana metaller (1,37), motorlu taşıtlar (1,35), elektrikli teçhizat (1,33), gemi ve tekne inşası (1,29), inşaat (1,27) ve gıda sanayii (1,24) en yüksek geri bağlantı katsayılarına sahip sektörler arasında yer almıştır. Bu durum, söz konusu sektörlerdeki üretim ve yatırım artışlarının ekonomi genelinde güçlü çarpan etkileri yaratma potansiyeline işaret etmektedir.
Elektrik, gaz ve buhar temini sektörü yüksek geri bağlantı düzeyini korurken, emek yoğun imalat sanayilerinde daha farklı bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Örneğin tekstil ve giyim sektörü 2022 yılında geri bağlantı katsayısı bakımından birin üzerine çıkmış olsa da, hiçbir dönemde hem ileri hem de geri bağlantıları güçlü olan kilit sektörler arasında yer almamıştır. Bu bulgu, sektörün ara girdi talebi yaratma kapasitesinin yüksek olmasına karşın, diğer sektörlerin üretim süreçlerini besleyen güçlü bir ara malı tedarikçisi konumuna ulaşamadığını göstermektedir.
Hizmet sektörlerinde ise geri bağlantı etkileri genel olarak sanayi sektörlerine kıyasla daha düşük düzeydedir. Bu bulgu, hizmet faaliyetlerinin görece daha düşük ara girdi kullanımına dayanan yapısal özellikleri nedeniyle literatürdeki genel eğilimlerle uyumludur. Bununla birlikte, 2022 yılında telekomünikasyon sektörünün geri bağlantı katsayısı (0,76’dan), (1,19’a) yükselerek dikkat çekici bir değişim sergilemiştir. Ayrıca 1995 yılında geri bağlantıları güçlü olan eğitim, sağlık, kültür ve eğlence gibi sosyal hizmet faaliyetlerinin yerini, 2022 yılında daha çok sanayi faaliyetleri, inşaat, telekomünikasyon ve diğer hizmet faaliyetleri almıştır.
III. İleri bağlantı etkileri belirli hizmet ve ara malı üreten sektörlerde yoğunlaşıyor
Tablo 4’te aktarıldığı üzere, Türkiye ekonomisinde ileri bağlantı etkileri, geri bağlantıların aksine daha sınırlı sayıda sektörde yoğunlaşmaktadır.
Tablo 4. Sadece ileri bağlantı endeksleri 1’den büyük sektörler
|
Sektör Adı |
1995 |
2022 |
|
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı |
X |
|
|
Fabrikasyon metal ürünleri imalatı (makine ve teçhizat hariç) |
X |
|
|
Temel eczacılık ürünleri ve eczacılığa ilişkin preparatlar imalatı |
X |
|
|
Su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri |
X |
|
|
Kara taşımacılığı ve boru hattı taşımacılığı |
X |
X |
|
Su yolu taşımacılığı |
X |
X |
|
Posta ve kurye faaliyetleri |
X |
|
|
Gayrimenkul faaliyetleri |
X |
X |
|
İdari ve destek hizmet faaliyetleri |
X |
X |
|
Kamu yönetimi ve savunma; zorunlu sosyal güvenlik |
X |
X |
Bulgular, ileri bağlantıların özellikle ulaştırma, lojistik ve temel ara malı üreten sektörlerde yoğunlaştığını göstermektedir. Kara taşımacılığı ve boru hattı taşımacılığı (2,79) ile su yolu taşımacılığı (2,58), en yüksek ileri bağlantı katsayılarına sahip sektörler olup, lojistik faaliyetlerin üretim ağlarının merkezindeki konumunu ortaya koymaktadır.
İmalat sanayiinde ise metal döküm ve işleme (2,03), temel eczacılık ürünleri (1,96), kimyasallar (1,74) ve fabrikasyon metal ürünleri (1,21) güçlü ileri bağlantılarıyla öne çıkmaktadır. Bu sektörler, çok sayıda üretim faaliyetinin kullandığı temel girdileri sağlayarak ekonomide önemli yayılma etkileri yaratmaktadır.
Gayrimenkul, idari ve destek hizmetleri ile kamu yönetimi faaliyetleri de her iki dönemde yüksek ileri bağlantı düzeylerini korumuştur. Buna karşılık birçok imalat alt sektörü ve bazı hizmet faaliyetlerinde ileri bağlantı katsayılarının zaman içinde gerilediği görülmektedir.
IV. Dağılım etkileri daha az sektörde yoğunlaşıyor
Dağılım göstergeleri, ekonomik etkilerin giderek daha az sayıda sektörde yoğunlaştığını göstermektedir. Bu değişim, büyümenin ekonominin geneline yayılan bir yapıdan uzaklaşarak daha sınırlı sayıdaki sektör etrafında yoğunlaştığını göstermektedir. Sektörler arası bağlantılar tamamen ortadan kalkmamakta, ancak ekonomik etkiler ve faaliyetler giderek daha dar bir üretim ağı içerisinde toplanmaktadır.
1995-2022 yılları arasında en belirgin değişimin geri dağılım etkilerine ilişkin göstergelerde gerçekleştiği görülmektedir. Özellikle imalat sanayi sektörlerinde geri dağılım etkisinin bozulma eğilimi sergilemesi, talep yaratıcı etkilerin giderek daha sınırlı sayıdaki sektörlerde yoğunlaştığını göstermektedir. İmalat sanayiinde ortalama geri dağılım etkileri değeri, 2015 yılında (0,03) düzeyindeyken 2022 yılında (0,10’a) yükselmiştir. Hizmet sektörlerinde ise benzer eğilim daha belirgin olup dağılım etkileri göstergesi (0,02’den), (0,09’a) çıkmıştır.
İleri dağılım etkilerine ilişkin göstergelerde ise daha durağan bir görünüm söz konusudur. Ancak, imalat alt sektörleri için ileri dağılım etkileri, alt hizmet sektörlerine oranla artmıştır. Bu oran 1995 yılında (0.047) iken, (0.05’e) yükselmiş, hizmet alt sektörleri ileri dağılım etkileri ortalaması (0.063) düzeylerini korumuştur.
V. İmalat alt faaliyetleri belirgin farklılıklar gösteriyor
Analiz sonuçları, imalat sanayiinin genel olarak güçlü bağlantı etkilerini koruduğunu ancak sektörler arasındaki farklılaşmanın belirginleştiğini göstermektedir.
2022 yılı itibarıyla kimyasallar ve kimyasal ürünler, temel eczacılık ürünleri, metal döküm ve işleme faaliyetleri ile fabrikasyon metal ürünleri imalatı güçlü ileri bağlantılara sahip sektörler olarak öne çıkmaktadır. Kimya sanayii geri bağlantılar açısından halen güçlü bir sektör olmakla birlikte, 1995 yılında (1,26) olan katsayının 2022 yılında (1,00) seviyesine gerilemesi sektörün üretim ağı içerisindeki göreli ağırlığının azaldığına işaret etmektedir.
Buna karşılık bilgisayar ve elektronik ürünler, elektrikli teçhizat, makine-ekipman ve motorlu taşıtlar gibi orta ve yüksek teknoloji yoğun sektörlerin ileri bağlantı katsayıları ortalamanın altında kalmaktadır. Yine emek yoğun imalat alt sektörlerinde ileri bağlantı göstergelerinde gerileme eğilimi öne çıkmaktadır.
Bu sonuç, sektörlerin ekonominin diğer faaliyet alanlarına yaygın biçimde ara girdi sağlama kapasitesinin sınırlı kaldığına işaret etmektedir.
VI. Bağlantı etkileri zayıf sektörler ağırlıklı olarak hizmetler alt sektörlerinden oluşuyor
Tablo 5, 1995 ve 2022 yılına ait, her iki bağlantı ölçüsü 1’den küçük, bağlantı etkileri “zayıf” sektörleri içermektedir. Özellikle ekonomideki ağırlığı dikkate alındığında, toptan ve perakende ticaret sektörünün hem 1995 hem de 2022 yılında düşük bağlantı grubunda yer alması dikkat çekmektedir.
Bu dönem, bazı sektörlerde belirgin bağlantı kayıplarına işaret etmektedir. Eğitim sektörünün geri bağlantı katsayısı 1995 yılında (1,39) iken 2022 yılında (0,82’ye) gerilemiştir. Buna ek olarak, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri ile kültür sanat faaliyetlerinin geri bağlantı endeksleri benzer eğilimlere sahiptir.
Tablo 5. Bağlantı etkileri zayıf sektörler
|
Sektör Adı |
1995 |
2022 |
|
Toptan ve perakende ticaret; motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı |
X |
X |
|
Taşımacılık için depolama ve destekleyici faaliyetler |
X |
X |
|
Posta ve kurye faaliyetleri |
X |
|
|
Konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetleri |
X |
X |
|
Telekomünikasyon |
X |
|
|
Bilgisayar programlama, danışmanlık ve bilgi hizmet faaliyetleri |
X |
|
|
Finans ve sigorta faaliyetleri |
X |
X |
|
Mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler |
X |
X |
|
Eğitim |
X |
|
|
İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri |
X |
|
|
Kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor faaliyetleri |
X |
|
|
Diğer hizmet faaliyetleri |
X |
|
|
Tekstil, giyim ve deri ürünleri |
X |
|
|
Diğer ulaşım araçları imalatı (demiryolu ekipmanları, hava ve uzay araçları, askeri araçlar, motosikletler vb.) |
X |
Dikkat çeken bir diğer sonuç ise bilgisayar programlama ve bilgi hizmetleri sektöründe görülmektedir. Sektörün geri bağlantı katsayısı 1995 yılında (1,25) düzeyindeyken 2022 yılında (0,59’a) düşmüştür.
Diğer yandan, finans ve sigorta faaliyetlerinin geri bağlantı katsayısı 1’in altında gerçekleşmesine rağmen, ilgili dönemlerde belirgin olarak diğer hizmet alt sektörlerinin önüne geçen bir artış eğilimi gerçekleşmiştir.
Genel değerlendirme: kilit sektörlerin azaldığı bir üretim yapısı
1995-2022 dönemine ilişkin bulgular, Türkiye ekonomisinde sanayi sektörlerinin üretim ağlarının merkezindeki konumunu koruduğunu göstermektedir. Geri bağlantılar büyük ölçüde imalat sanayii ve inşaat faaliyetlerinde yoğunlaşırken, ileri bağlantılar kimya, eczacılık ve lojistik sektörlerinde güçlü kalmaya devam etmektedir. Bununla birlikte telekomünikasyon, finans ve bazı hizmet faaliyetlerinin öneminin artması, üretim yapısında değişimin göstergelerini oluşturmaktadır.
Ancak dönem boyunca öne çıkan en önemli eğilim hem ileri hem de geri bağlantıları güçlü olan kilit sektörlerin sayısındaki belirgin azalmadır. Geçmişte daha geniş yayılma etkileri yaratan sektörlerin önemli bir bölümü bu özelliklerini kaybetmiş, bağlantı etkileri daha sınırlı sayıda faaliyet alanında yoğunlaşmıştır. Dağılım göstergeleri de bu eğilimi desteklemekte; sektörler arası etkileşimlerin giderek daha dengesiz bir yapı kazandığını ortaya koymaktadır. Bu durum, iktisadi büyüme sürecinde, üretim faaliyetlerinin yayılma kapasitesinin zayıfladığına işaret etmektedir.
Öte yandan yüksek ve orta-yüksek teknoloji yoğun sektörlerde geri bağlantıların belirli ölçüde güçlenmesine rağmen ileri bağlantıların görece zayıf kalması, Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde daha yüksek katma değer yaratan aşamalara geçiş sürecinin kısıtlarına işaret etmektedir. Bu çerçevede bulgular, yalnızca üretim hacmini artırmaya değil, sektörler arası bağlantıları güçlendirmeye yönelik politikaların gerekliliğine işaret etmektedir.
Ek: veri ve yöntem
Çalışmada tanımlanan bulgular, Türkiye için toplam girdi-çıktı Leontief ters tabloları (OECD Girdi-Çıktı Tabloları, 2025) kullanılarak elde edilmiştir. Bu kapsamda, 1995, 2005, 2015, 2022 yıllarına ilişkin girdi-çıktı tabloları kullanılmıştır.
Yukarıda tanımlanan göstergelerin hesaplanabilmesi amacı ile iki temel denklem kullanılmaktadır. Buna göre denklem (1 ve 2) ileri ve geri bağlantı endekslerini tanımlamaktadır. Burada (i) sektörü için toplam ileri bağlantı endeksini, ise (j) sektörü için geri bağlantı endeksini temsil etmektedir. Endekslerin hesaplanmasında, Leontief ters matrisinin sütün ve satırlarında yer alan ilgili sektörlerle ilgili katsayılar temel alınmaktadır. (i) sektörünün toplam ileri bağlantı etkisi Leontief ters matrisinin (i) satır toplamına, (j) sektörünün toplam geri bağlantı etkisi ise Leontief ters matrisinin (j) sütun toplamına eşittir. Leontief ters matrisinin tipik elemanını göstermektedir. Denklem (3) ve (4) ise i sektörü için toplam ileri dağılım etkisini (), j sektörü için ise toplam geri dağılım etkilerini ifade etmektedir (Aydoğuş, 2018:117)
Kaynakça
Aydoğuş, O. (2018). Girdi-çıktı modellerine giriş. Efil Yayınevi.
Gabriel, L. F., & de Santana Ribeiro, L. C. (2019). Economic growth and manufacturing: An
analysis using panel VAR and intersectoral linkages. Structural Change and Economic Dynamics, 49, 43-61.
Hirschman, A. O. (1958). The strategy of economic development. Yale University Press.
Miller, R. E., & Blair, P. D. (2009). Input-output analysis: foundations and extensions. Cambridge University Press.
OECD (2025). Input-Output Tables (IOTs) Leontief inverse matrix: Total, https://www.oecd.org/en/data/datasets/input-output-tables.html
Rasmussen, P. N. (1956). Studies in inter-sectoral relations. North-Holland.
Notlar
-
Bu çalışmanın teorik çerçevesi yazarın; Tahsin, E. (2024). Türkiye Ekonomisinde Yapısal Değişim, Hizmetleşme Eğilimleri ve Sektörel Bağlantılar. Efil Journal of Economic Research/Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi,7(4), ss.10-40, başlıklı çalışmasına dayanmaktadır. Ancak ilgili endekslerin hesaplanması amacı ile OECD’nin 2025 yılında güncellenen Girdi-Çıktı Tabloları kullanılmıştır. Böylece veriler 1995-2022 dönemini kapsayacak şekilde güncellenmiştir. ↑
Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.

