Takip et

Sosyal Yenilik (I): Bir Kavramın İzini Sürmek

YazarH. Hakan Mıhcı

23 Temmuz, 2026 ,
🎧 Dinle

Yazıda, yenilik iktisadı yazınında son dönemde giderek daha fazla öne çıkan sosyal yenilik kavramının tarihsel ve güncel anlamı ele alınmaktadır. Kavramın tanımındaki belirsizlikler, sosyal yeniliği temel alan kapsamlı incelemeleri güçleştirmektedir.

DOI:10.5281/zenodo.21495713 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

‘Sosyal yenilik’ neredeyse herkesin sevdiği bir terimdir, ancak kimse tam olarak ne anlama geldiğinden emin değildir. Bazı akademikler, sosyal yenilik kavramını tümden terk etmek isterler, bu kavramın yenilik hakkında bildiklerimize hiçbir şey katmadığını ve kullanışlı olamayacak kadar belirsiz olduğunu iddia ederek tamamen terk etmek istemektedirler (Pol ve Ville, 2009: 881).

Yeni binyılın başından itibaren sosyal yenilik (SY), sosyal bilimlerde sık kullanılan kavramlar arasında üst sıralara tırmanıyor. Psikolojiden işletmeye, kentsel ve bölgesel çalışmalardan sosyolojiye, kamu yönetimine, siyaset bilimine, iktisada ve oradan da güzel sanatlara kadar çeşitli bilim alanlarında araştırmacılar yürüttükleri çalışmalarında farklı savlarını desteklemek için değerli bir kavramsal ve analitik araç olarak SY’i anlama ve kullanma konusunda yoğun çaba sarf etmektedirler[1]. Bu kavram, yeni arayışlar ve/veya ikna edici açıklamalar ve bulgulara ulaşmada çıkmazlarla boğuşan araştırmacılar için bir tür maymuncuğa dönüşmüş gibi görünmektedir.

Bu yazı esas olarak SY üzerine sınırlı bir yazın taraması yaparak kavramın ne anlama geldiğini okuyucuya tanıtmayı amaçlamaktadır. Kavramın mevcut anlamını belirlemek için farklı akademik disiplinlerden ve özellikle de yenilik iktisadı alanından bazı çalışmalar gözden geçirilmiştir. Bununla birlikte, kavramın ne anlama geldiği konusunda uzlaşmalar yerine yaygın belirsizliklerin yazına hâkim olduğu belirtilmelidir. Bu durum araştırma gündeminin hızlı ilerlemesini ciddi şekilde engellemekte ve kavramsal çerçevenin ötesine geçip yürütülecek kapsamlı çalışmaların tıkanmasına da neden olabilmektedir. Bu tıkanıklığın kavramın berraklaşmasıyla kısmen aşılabileceğini ve ileri düzey araştırmalara kapı aralayabileceğini düşünüyorum.

İlk olarak kavramın tarihsel arka planı üzerine yoğunlaşarak başlıyoruz. Daha sonra yakın dönemde SY’i güncel anlamında tanımlamaya çalışan çalışmalara yöneleceğiz. Bu doğrultuda SY alanındaki en sık tartışılan konulardan biri olan ve kavramı çoğunlukla teknolojik yeniliğe bağlı olarak tanımlama meselesi üzerinde de kısaca duracağız. SY’i teknolojik yenilik (TY)’le özdeşleştirerek tanımlama girişimi, kavramın özel anlamını açıklığa kavuşturmaktan ziyade genellikle belirsizleştirmektedir. Bu nedenle, SY ile TY kavramlarını birbirlerinden ayrıştırarak SY kavramının üzerindeki bulanıklığı bir ölçüde gidermeye çabalayacağız.

Sosyal Yenilik Kavramının Tarihsel Arka Planı

Komünizm, başlangıç ​​noktası özel mülkiyet kurumunu yıkma girişimi olan sosyal yenilik planlarına verilen isimdir (Encyclopedia Britannica, 1888: 211).

Bu kısım, SY kavramının tarihsel kökenlerini kavramaya ayrılmıştır. Kavramın tarihsel evriminin ve mevcut durumunun, tanımlama tartışmalarını anlamak için yararlı arka plan bilgileri sunduğunu düşünüyorum. İlerleyen kısımda da ele alınacak olan kavramın güncel anlamı üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarına benzer şekilde, SY’in tarihsel arka planı üzerinde de kesin bir fikir birliğine varılamamış gibi görünmektedir. Yine de başlangıç aşamasında kavrama yüklenen anlamların bugünkünden oldukça farklı ve heyecan uyandıran çarpıcı özelliklere sahip olduğu belirtilmelidir.

Edwards-Schachter ve Wallace’a (2017) göre, SY yeni bir olgu değildir ve hatta erken sanayileşme çağının TY’lerinin öncesine dayanmaktadır. Benzer şekilde, bu alandaki öncü bir araştırmacı, SY tarihinin neredeyse günümüzden iki yüzyıl öncesine dayandığını öne sürmektedir (Drucker, 1957: 23). Ayrıca, SY kavramının kökenlerinin 1789 Fransız Devrimi’ne dayandırılabileceğini ve ilk kullanımının 1803 yılına tarihlendiğini belirten Godin (2012: 16, 35), kavramın yirmi birinci yüzyılın başında akademik yazılarda ‘yeniden ortaya çıktığını’ ve ‘özerk bir konuma’ ulaştığını savunmaktadır. Bu nedenle, Batı toplumlarının sözlüğünde ilk ortaya çıkışından özerk konumuna ulaşmasına kadar neredeyse iki yüzyıllık çarpıcı bir zaman aralığı bulunmaktadır. Bu durum SY kavramının ve olgusunun iki yüz yıl boyunca tamamen göz ardı edildiği anlamına gelmemekte; sadece bu süre boyunca akademik yazılarda kullanılma gerekliliğinin son derece sınırlı kaldığına işaret etmektedir.

Kavramın erken dönemdeki kullanımı ve algılanışı hakkında Godin (2012: 6) yazın taramamız açısından değerli açıklamalar sunmaktadır:

Sosyal yenilik, Batı dünyasının sözlüğüne yüzyıllardır süregelen olumsuz anlamdaki yenilik kullanımının bir kalıntısı olarak girdi. O dönemin birçok yazarı için sosyal yenilik, sosyalizm anlamına geliyordu. Elbette ki, bu özdeşlik tartışmasız değildi. Diğerleri için ise sosyal reform demekti. Bununla birlikte, sosyalizm olarak sosyal yenilik, en azından yirminci yüzyıla kadar sosyal yeniliğe aşağılayıcı bir anlam yükledi.

Öte yandan, on dokuzuncu yüzyılın başlarındaki yazılarda ‘sosyal yenilikçi’, kelimenin siyasi anlamında bir ‘devrimci’ olarak nitelendirildi (Godin, 2012: 12). Hatta yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde, ‘radikalizm’, SY arzusu ve savunuculuğuyla özdeşleştirildi (Wolfe, 1921: 281). Bu nedenle, kavramın ilk kullanımında vurgu daha çok siyaset ve politik ekonomi alanlarına yönelikti ve en uç algısında yukarıda alıntılandığı gibi ‘özel mülkiyetin kurumsal yapısının yıkılması‘nı da içermekteydi.

Dolayısıyla orijinal anlamında kavramın, buluşların ticarileştirilme/metalaştırılma süreçleri, kâr amacı güden şirketlerin örgütsel yapıları, araştırmacıların ve girişimcilerin piyasa odaklı analizleriyle hiçbir bağlantısı yoktu. Dahası, bu erken dönemde SY kavramının TY kavramıyla ilişkisi de tamamen kopuktu. Farkı bir ifadeyle, bu iki kavramın en azından başlangıçta birbirinden oldukça farklı anlamlara geldiği tespit edilmelidir.

Kavramın nispeten uzun tarihsel geçmişini göz ardı edersek, SY son zamanlarda yepyeni bir olgu olarak sunulmuş veya bu olguya yönelik artan ilgi birçok yazar tarafından ‘yeni’ olarak değerlendirilmiştir. Örneğin, van der Have ve Rubalcaba (2016: 1932), SY’in “eklektik” özelliklerine ek olarak nispeten “genç” ve “yerleşik olmayan bir tarihe” sahip olduğunu öne sürmektedirler. Aslında, SY kavramını doğrudan ele alan bilimsel çalışmaları inceleyen bibliyometrik analizlerinde, 1986’dan 2003’e kadar nispeten daha az çalışma yapıldığını (yılda sadece 2 makale) tespit etmişlerdir. Ancak, 2003’ten 2013’e kadar yazında kayda değer bir sıçrama gözlemlenmiştir. Örneğin, 2012 yılında bu alanda 40 makale yayınlanmıştır. Bu nedenle, SY’i yeni bir araştırma alanı olarak etiketlemenin daha uygun olacağını düşünmektedirler.

Benzer doğrultuda, bazı araştırmacılar SY kavramının 1970’lerde ortaya çıktığını savunmaktadırlar (Chambon vd., 1982; Cloutier, 2003)[2]2. Schumpeter (1947), yeniliği iktisadi değişimin kritik boyutuna dahil ederek ve ayrıca ekonominin teknolojik değişiminin esas olarak girişimcilerden kaynaklandığını öne sürerek, özellikle yeniliğin dönüşümü sürecine yoğunlaşan yönetim bilimleriyle uğraşanların dikkatini çekmiştir. Ek olarak Schumpeter (1934), yeniliğin toplumun kültürel, sosyal ve siyasal yaşamındaki rolüne odaklanarak, ‘yaratıcı yıkım’ın dönüştürücü işlevinin de altını çizmiştir. Bununla birlikte Schumpeter’in çalışmalarında SY kavramına dair açık bir gönderme bulunmamaktadır. Onun çalışmaları daha çok TY kavramına yakınsamaktadır.

Öte yandan, SY’e odaklanan görece yeni bazı çalışmalarda dahi, SY kavramının TY’le olan bağlantısı, SY’i tanımlama girişiminde belirsizlikler ve muğlaklıklar yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda onu ‘sosyal girişimcilik’, ‘sosyal işletme’ veya ‘sosyal ekonomi’ gibi çeşitli alternatif kavramsallaştırmalar altında piyasa dostu, kâr güdümlü yaklaşımların doğal bir uzantısı olarak gördüğü tespit edilmektedir (Cajaiba-Santana, 2014: 44; Howaldt vd., 2014: 60–96).

Kısacası, iki yüzyıldan fazla süren nispeten uzun bir yolculuk geçiren SY kavramı, orijinal anlamından ve algısından büyük ölçüde kopmuş gözükmektedir. Ancak, yeni binyılın başından bu yana sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında benzeri görülmemiş bir ilgiyle karşılanmakta, araştırmacılar kavramı çeşitli amaçları doğrultusunda yeniden tanımlamaya çalışmaktadırlar.

Henüz Çözülememiş bir Mesele: Sosyal Yeniliğin Tanımlanması ve Teknolojik Yenilikten Ayrıştırılması

Birçok yenilik sosyal sorunları ele alır veya sosyal ihtiyaçları karşılar, ancak yalnızca sosyal yenilikler için finansal ve sosyal değerin dağılımı bir bütün olarak topluma yöneliktir. Bu da bizi sosyal yeniliğin bütüncül tanımına götürür: Mevcut çözümlerden daha etkili, verimli, sürdürülebilir veya adil olan ve yaratılan değerin öncelikle özel bireylerden ziyade bir bütün olarak topluma fayda sağladığı sosyal bir soruna yönelik yeni bir çözüm (Phills vd., 2008).

Mevcut yazın SY kavramı konusunda bir fikir birliğine varmış gibi görünmemekte, tersine kuramsal analizleri ve politika önerilerini daha da karmaşıklaştıran değişik tanımlar sunmaktadır. Bu nedenle kavram genelde statükoya göre bir miktar değişim vaat eden türdeş olmayan (heterojen) olgular kümesini betimlemek için sezgisel bir araç olarak kullanılmaktadır.

Birçok yazarın belirttiği gibi, SY’in gerçek anlamı konusunda çok az netlik bulunmaktadır ve sosyal bilimlerdeki önemi konusunda hiçbir fikir birliği yoktur (Borzaga ve Bodini, 2014: 412). Bu nedenle bazıları daha da ileri giderek terimin bilimsel bir kavram olarak terkedilmesi gerektiğini bile önermektedir (Moulaert vd., 2013: 13).

Aynı mantık çizgisi doğrultusunda, birçok araştırmacı SY’i yaygın kabul görmüş bir tanımı olmayan ‘moda kelime’ veya ‘çöp kavram’ olarak nitelendirmekte ve sosyal bilimlerde ‘yeterince araştırılmamış’ veya ‘aşırı belirlenmiş’ olduğunu öne sürmektedir (de Muro vd., 2007).

Bu perspektiften bakıldığında, SY sosyal bilimlerin kuramsal tartışmalarının merkezinde yer almaz, daha çok pratik konular ve özellikle de geleneksel yenilikten beslenen kalkınma politikalarının uygulanmasıyla ilişkilendirilir. Öte yandan, yukarıdaki tanımlarda SY’i belirlemeye yönelik önerilen politikaların içeriği, somut anlamı ve temel özellikleri belirsiz kalmıştır. Herkes konuya ilişkin kendi bakış açısına dayanarak SY kavramını farklı şekillerde yorumlayabilmektedir.

Daha radikal, hatta sistemik değişiklikleri kapsayan ve bu anlamda SY kavramının orijinal algısına ve kullanımına yakınsayan bir yaklaşıma, Sosyal Yenilik Merkezi‘nin şu tanımında rastlarız: “Sosyal yenilik, insanların ve gezegenin yararına mevcut sosyal, kültürel, iktisadi ve çevresel sorunları çözen yeni fikirleri ifade eder. Gerçek bir sosyal yenilik, sistemi değiştiren niteliktedir; daha önce bu sorunlara yol açan algıları, davranışları ve yapıları kalıcı olarak değiştirir” (Center for Social Innovation, 2008).

Bazı araştırmacılar sosyal yenilik ile diğer yenilik biçimleri arasındaki temel ayrımın sosyal yeniliğin piyasaya değil toplumsal ve kamusal mallara yönelik ve temel özelliklerinden birinin de pazarlanamazlık (non-marketability) olduğunu söylerler (Pol ve Ville, 2009: 884; Mulgan vd., 2007). Ayrıca, sosyal yeniliğin “soyut” ve “maddi olmayan” yapısal özelliğinin de onu TY’ten ayrıştıran kritik unsurlardan biri olduğunun da altını çizerler (Edwards-Schachter vd., 2012: 678; Howaldt ve Schwarz, 2010: 21).

Oysa ki, TY’lerin temel güdülerinden bir tanesi yeniliğin kârlılığı ve ticari başarısı veya yeni bir iş/örgütlenme sürecinden veya fikirden yüksek kazanç elde etmektir. Bu nedenle, SY’le karşılaştırıldığında, TY’in firmaların yönetsel etkinliklerini artırarak kâr ençoklaştırması ve rekabet avantajı elde etme arayışıyla çok daha yakından ilgilendiği belirtilmelidir. Farklı bir anlatımla, TY genellikle yukarıdan aşağıya doğru yayılan teknik etkinliği, bilim ve teknolojinin ticarileşmesini ve bu yolla bireysel kazanç sağlanmasını öngörür (Neumeier, 2012: 49).

Bu doğrultuda, özellikle işletme bilim alanından gelen bazı araştırmacılar genellikle SY kavramını TY’ten ayrıştırmayı değil, onu teknolojik yeniliğin ayrılmaz bir parçası veya doğal bir uzantısı olarak tanımlayıp değerlendirmeyi tercih ederler (Dawson ve Daniel, 2010; Nicholls ve Murdoch, 2012). Ancak ilginç bir şekilde, SY’in bir yeniliğin başarıya ulaşmasında TY’ten çok daha önemli bir yeri olduğu, 2006 yılında yapılan ve esas olarak ekonominin sanayi sektörü üzerinde yoğunlaşan bir araştırmada, TY’in köklü yenilik başarısını açıklamada sadece %25’lik bir paya sahip olduğu, SY’in geri kalan %75’i açıkladığı tespit edilmiştir (Pot ve Vaas, 2008: 469).

Dolayısıyla, yeniliklerin iktisadi ve toplumsal etkilerinin incelenmesi söz konusu olduğunda, yerleşikliği temsil eden TY kavramının yetersiz kalabildiği, tarihsel geçmişi uzun olsa da güncellenmiş algılama ve tanımlamada görece yeni SY kavramından hareketle daha gelişkin tartışma ve araştırma gündemlerine ulaşmanın mümkün olduğu öne sürülebilir. Peki ama tanımlaması bile bu kadar bulanık olan ve çeşitli belirsizlikler içeren bir kavramdan hareketle, niceliksel uzantıları olan çalışmalara yönelmek mümkün müdür? SY kavramı kullanılarak niceliksel çalışmalar ve ölçümler yapılabilir mi? Bu meseleyi de bir sonraki yazımızda tartışmaya çalışalım.

Kaynakça

Borzaga, C. ve Bodini, R. (2014). “What to Make of Social Innovation? Towards a Framework for

Policy Development”, Social Policy and Society, 13 (3), 411–421.

Cajaiba-Santana, G. (2014). “Social Innovation: Moving the Field Forward. A Conceptual Framework”, Technological Forecasting and Social Change, 82, 42–51.

Centre for Social Innovation (2008). http://www.socialinnovation.ca/about/socialinnovation.

Chambon, J. L., David, A. ve. Devevey, J. M. (1982). Les Innovations Sociales, Paris: Presses Universitaires de France.

Cloutier, J. (2003). Qu’est-ce que l’Innovation Sociale?, Montréal: Collection Études Théoriques No ET0314. CRISES, Canada.

de Muro, P., Hamdouch, A., Cameron, S. ve Moulaert, F. (2007). “Organisations de la Société Civile, Innovation Sociale et Gouvernance de la Lutte Contre la Pauvreté dans le Tiers-Monde”, Mondes en Développement, 139, 25–42.

Dawson, P. ve Daniel, L. (2010). “Understanding Social Innovation: A Provisional Framework”,

International Journal of Technology Management, 51, 9–21.

Drucker, P. F. (1957). Landmarks of Tomorrow: A Report on the New Post-Modern World, New York: Harper & Row Publisher.

Edwards-Schachter, M., Matti, C. E. ve Alcántara, E. (2012). “Fostering Quality of Life Through Social Innovation: A Living Lab Methodology Study Case”, Review of Policy Research, 29 (6), 672–692.

Edwards-Schachter, M. ve Wallace, M. L. (2017). “‘Shaken, but not Stirred’: Sixty Years of Defining Social Innovation”, Technological Forecasting and Social Change, 119, 64–79.

Encyclopedia Britannica (1888). “Communism”, Baynes, T. S. (der.) 6. cilt içinde, New York: Henry G. Allen, 211–219.

Godin, B. (2012). “Social Innovation: Utopias of Innovation from circa-1830 to the Present”, Project on the Intellectual History of Innovation, Working Paper No: 11, INRS, Montréal.

Howaldt, J. ve Schwarz, M. (2010). “Social Innovation: Concepts, Research Fields and International Trends”, Study for the Project of international Monitoring (IMO), Dortmund. https://pdfs.semanticscholar.org/7384/3671651b23a2bce86c29ff34214765866b53.pdf

Moulaert, F., MacCallum, D., Mehmood, A. ve Hamdouch, A. (der.) (2013). The International Handbook on Social Innovation: Collective Action, Social Learning and Transdisciplinary Research, Cheltenham: Edward Elgar.

Mulgan, G., Tucker, S., Ali, R. ve Sanders, B. (2007). Social Innovation what it is, why it Matters and how it can be Accelerated, Londra: The Young Foundation.

Neumeier, S. (2012). “Why do Social Innovations in Rural Development Matter and Should they be Considered More Seriously in Rural Development Research?- Proposal for a Stronger Focus on Social Innovations in Rural Development Research”, Sociologia Ruralis, 52 (1): 48–69.

Nicholls, A. ve Murdoch, A. (2012). “The Nature of Social Innovation”, Nicholls, A. ve Murdoch, A. (der.) Social Innovation Blurring the Boundaries to Reconfigure Markets içinde, Hampshire, New York: Palgrave Macmillan, 1–32.

Phills, J. A., Deiglmeier, K. ve Miller, D. T. (2008). “Rediscovering Social Innovation, Stanford

Social Innovation Review, Fall, http://www.ssireview.org/images/articles/2008FA_feature_phills_deiglmeier_miller.pdf

Pol, E. ve Vill, S. (2009). “Social Innovation: Buzz Word or Enduring Term?”, The Journal of Socio-Economics, 38, 878–885.

Pot, F. ve Vaas, F. (2008). “Social Innovation, the New Challenge for Europe”, International Journal of Productivity and Performance Management, 57 (6), 468–473.

Schumpeter, J. A. (1934). The Theory of Economic Development, Cambridge, MA: Harvard University Press.

Schumpeter, J. A. (1947). “The Creative Response in Economic History”, The Journal of Economic History, 7, 149–159.

van der Have, R. P. ve Rubalcaba, L. (2016). “Social Innovation Research: An Emerging Area of

Innovation Studies?”, Research Policy, 45, 1923–1935.

Wolfe, A. B. (1921). “The Motivation of Radicalism”, Psychological Review, 28 (4), 280–300.

Notlar

  1. Edwards-Schachter ve Wallace’a (2017, 71–73) göre, 2000’lerin başından itibaren SY terimi akademik yayınlarda yaygın olarak kullanılan kelimelerden biri haline gelmiştir.

  2. 2 Ancak 1970’lerden önce, kavramın orijinal anlamı ve algısından yeni ve güncel anlamına doğru dönüşümün işaretleri de mevcuttu. Örneğin, SY’in temel amacını açıklarken Drucker (1957: 45) şunları belirtmiştir: “Reformun aksine, bir kusuru gidermeyi amaçlamaz; yeni bir şey yaratmayı amaçlar. Devrimin aksine, değerleri, inançları ve kurumları yıkmayı amaçlamaz; geleneksel değerleri, inançları ve alışkanlıkları yeni başarılar için kullanmayı veya eski hedeflere alışkanlıkları veya inançları değiştirecek yeni, daha iyi yollarla ulaşmayı amaçlar.”

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
H. Hakan Mıhcı (2026). Sosyal Yenilik (I): Bir Kavramın İzini Sürmek. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21495713
  • Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. 1998 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nde ekonomi doktorasını tamamladı. Aynı üniversitede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştı. Hacettepe Üniversitesi dışında akademik etkinliklerini Sussex, Göttingen ve KU Leuven üniversitelerinde yürüttü. Başlıca çalışma alanları kalkınma, çevre, çalışma ve Türkiye iktisadı ile iktisat tarihi ve politik iktisattır. Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanan makaleleri, ulusal ve uluslararası kitaplarda yer alan kitap bölümleri ve editörlükleri bulunmaktadır. Halen Başkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Tercüme

Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.