Takip et

Ana Akım İşgücü İktisadında “Sömürü” Benzeri Kavramsallaştırmalar: Monopsoni ve Piyasa Yapısı

🎧 Dinle

İlk yazılarda ücret-üretkenlik ilişkisi ve sapmaları tartışıldı. Bu yazıda Robinson’ın monopsoni kavramı ve günümüz ücret kırpılması literatürü ele alınıyor. Bu yaklaşım, ücretlerin rekabetçi belirlenmediğini göstererek, ilk yazıdaki üçüncü katmana örnek oluşturuyor.

DOI:10.5281/zenodo.20781792 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

İlk iki yazıda ana akım işgücü iktisadında ücret ile üretkenlik arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu ve bu ilişkiden sapmaların hangi kavramsal zeminlerde anlam kazandığını tartışmıştık.[1] Bu yazıda ise Joan Robinson’ın ortaya koyduğu monopsoni kavramsallaştırmasını ve bu hattın günümüz işgücü iktisadında ücret kırpılması (wage markdown) literatürüne nasıl uzandığını ele alıyoruz.[2] Bu hat, ücretlerin her zaman rekabetçi piyasa koşullarında belirlenmediğini göstermesi bakımından önemli bir uğrağı temsil ediyor ve ilk yazımızda tanımladığımız üçüncü katmana bir örnek teşkil ediyor.

Robinson’u neoklasik bir iktisatçı olarak konumlandırmak doğru olmaz[3]. Özellikle sonraki çalışmalarıyla Robinson, neoklasik iktisadın güçlü eleştirmenlerinden ve post-Keynesyen geleneğin kurucu figürlerinden biri haline gelmiştir.[4] Ancak The Economics of Imperfect Competition (1933) içinde geliştirdiği monopsoni analizi, rekabetçi ücret varsayımını içeriden zorlayan bir müdahale olarak zamanla ana akım mikroiktisat ve işgücü iktisadı literatürüne yerleşmiştir (Robinson, 1933, 1969). Bu nedenle Robinson’dan güncel ücret kırpılması literatürüne uzanan hat, ana akımın dışından gelen bir eleştirinin değil, ana akımın kendi araçlarıyla kurulan fakat onun rekabetçi piyasa varsayımını esneten bir kavramsallaştırmanın ürünüdür.

Bir önceki yazımızda ele aldığımız gibi Pigou, Marshallcı-neoklasik gelenek içinde yer almakla birlikte, ücretin belirlenmesini yalnızca rekabetçi piyasa mekanizmasına indirgemez. Onun çerçevesinde sömürü, büyük ölçüde işçi ile işveren arasındaki pazarlık gücü eşitsizliği üzerinden ele alınmaktadır. İşçi ve işveren arasındaki pazarlık alanı rekabetçi ücret düzeyinin altında bir sonuca izin veriyorsa, işçi emeğinin marjinal ürününden daha düşük bir ücret alabilir. Robinson’un müdahalesi bu noktada belirleyicidir. Robinson, Pigou’nun işaret ettiği güç eşitsizliğini yalnızca pazarlık sürecinin içinde değil, piyasa yapısının kendisinde arar. The Economics of Imperfect Competition’da geliştirdiği çerçevede monopsoni, çok sayıda satıcıya karşı tek bir alıcının bulunduğu piyasa biçimi olarak tanımlanır. İşgücü piyasasına uyarlandığında, bu çok sayıda işçiye karşı tek bir işverenin bulunduğu durumu ifade eder (Flatau, 2001; Robinson, 1933, 1969).

Klasik monopsoni modelinde firma, işgücü piyasasında emeğin başlıca alıcısı konumundadır. Bu durum işçilerin dış seçeneklerini sınırlar ve işverene ücret üzerinde belirgin bir pazarlık gücü sağlar. İşçiler başka işlere kolayca geçemedikleri için firma, ücretleri rekabetçi bir piyasada oluşacak düzeyin altında tutabilir. Bu nedenle monopsoni, yalnızca tek bir işverenin varlığına değil, işçi ile işveren arasındaki güç asimetrisine işaret eder. Robinson’un “monopsonistik sömürü” dediği şey de burada ortaya çıkar: işçi, firmaya sağladığı üretkenlik katkısının tamamını ücret olarak alamaz. Robinson’un Pigou’dan ayrıldığı nokta da budur. Pigou bu farkı daha çok pazarlık gücü eşitsizliğiyle ilişkilendirirken, Robinson bu eşitsizliğin belirli piyasa yapılarında sistematik hale gelebileceğini gösterir (Persky & Tsang, 1974).

Pigou, ücretin marjinal ürünün altında kalmasını pazarlık gücü eşitsizliğiyle ilişkilendirir; Robinson ise bu farkın hangi piyasa yapılarında sistematikleştiğini gösterir. Bu nedenle monopsoni, ilk yazıda kurduğumuz katmanlaştırma içinde üçüncü katmana yerleştirilebilir. Burada sorun artık yalnızca geçici bir uyumsuzluk ya da kurumsal düzenleme eksikliği değildir. Ücret-üretkenlik farkı, piyasa yapısının ve güç ilişkilerinin düzenli bir sonucu olarak ortaya çıkar. Yine de bu üçüncü katman rekabetçi denge referansını bütünüyle terk etmez. Tersine, rekabetçi ücret hâlâ karşılaştırma ölçütüdür, fakat bu ölçütün gerçek işgücü piyasalarında sistematik olarak bozulabileceği kabul edilir.

Monopsoni literatüründeki asıl dönüşüm, kavramın tek işverenli piyasa modelinden çıkarak daha genel bir ücret belirleme gücünü inceleyen bir yaklaşıma dönüşmesidir. Klasik yaklaşımda monopsoni çoğu zaman şirket kasabaları, maden bölgeleri, uzak tarım alanları ya da belirli kamu istihdamı örnekleri gibi istisnai durumlarla ilişkilendirilmişti. Bu yüzden monopsoni, uzun süre rekabetçi modelin dışında kalan özel bir aksaklık gibi düşünüldü. Rekabet genel kural, monopsoni ise uç örnek olarak görüldü.

Modern monopsoni yaklaşımı bu çerçeveyi değiştirir. Alan Manning’in çalışmalarıyla sistematikleşen bu yaklaşımda monopsoni için piyasada tek bir işverenin bulunması gerekmez[5]. Belirleyici olan, firmanın karşılaştığı emek arzının tam esnek olmamasıdır. Rekabetçi model, firma ücretini çok az düşürdüğünde işçilerin hızla başka firmalara yöneleceğini varsayar. Oysa gerçek işgücü piyasalarında işçiler alternatif işleri anında göremez; iş değiştirmek zaman, bilgi ve maliyet gerektirir. Taşınma veya ulaşım maliyetleri, çalışma saatleri, işyeri koşulları ve mevcut firmaya özgü bağlar, işçilerin işverenler arasında kolayca hareket etmesini sınırlar. Bu nedenle küçük bir ücret düşüşü, firmanın tüm işçilerini kaybetmesiyle sonuçlanmaz (Manning, 2005, 2021).

Bu dönüşümle birlikte monopsoni, az sayıda işverenin bulunduğu istisnai piyasa biçiminden çıkarak daha genel bir ücret belirleme gücü olarak düşünülmeye başlanır. Artık mesele yalnızca “piyasada kaç firma var?” sorusu değildir. Aynı zamanda “işçi mevcut işverenden ne kadar kolay ayrılabilir?” sorusudur. Bhaskar, Manning ve To’nun (2002) oligopsoni ve monopsonistik rekabet yaklaşımı da bu noktaya yerleşir: firmalar işçiler için rekabet ederler, fakat sundukları işler konum, çalışma koşulları, kariyer imkânı ve ücret dışı özellikler bakımından tamamen aynı değildir. Bu nedenle çok sayıda firmanın bulunduğu piyasalarda bile işverenler belirli ölçüde ücret belirleme gücüne sahip olabilir.

Monopsoninin nedenleri bu çerçevede birkaç başlık altında toplanabilir. Birincisi coğrafi ve sektörel yoğunlaşmadır. Belirli bir bölgede veya meslekte az sayıda işveren varsa, işçinin dış seçenekleri sınırlanır. İkincisi bilgi eksikliğidir. İşçiler mevcut açık pozisyonları, alternatif ücretleri ve çalışma koşullarını tam olarak bilmez. Üçüncüsü arama ve geçiş maliyetleridir. Yeni iş bulmak zaman alırken; taşınma, ulaşım, adaptasyon ve belirsizlik maliyetleri iş değiştirmeyi zorlaştırır. Dördüncüsü işlerin ücret dışı özellikleridir.[6] Beşinci neden ise doğrudan işveren pratikleriyle ilgilidir: rekabet etmeme sözleşmeleri, çalışan ayartmama ya da çalışan çalmama anlaşmaları, firmalar arası ücret koordinasyonu ve şirket birleşmeleri işçi hareketliliğini sınırlayarak monopsoni gücünü artırabilir.

Bu gücün ölçülmesinde iki ana yaklaşım öne çıkar. İlki, firma düzeyinde emek arzı elastikiyetini tahmin etmektir. Bu elastikiyet düşükse, ücretteki küçük bir düşüş işçilerin büyük bir bölümünün firmadan ayrılmasına yol açmaz. Bu durumda firma, işçilerini kaybetmeden ücreti rekabetçi düzeyin altında tutabildiği için ücret belirleme gücü daha yüksek olur. İkinci yaklaşım ücret ile emeğin marjinal gelir ürünü arasındaki farkı doğrudan ölçmeye çalışır. Güncel literatürde bu fark çoğunlukla ücret kırpılması olarak adlandırılır. Bazı çalışmalarda ücret kırpılması, işçinin firmaya sağladığı üretkenlik katkısının parasal değerinin ücrete oranı olarak ölçülür. Bu oran 1’in üzerindeyse, işçi firmaya sağladığı ek gelirin tamamını ücret olarak almıyor demektir. Bu anlamda ücret kırpılması, Pigou-Robinson sömürüsünün güncel ve ampirik olarak ölçülebilir karşılığı gibi düşünülebilir.

Ampirik çalışmalar bize bu tartışmanın yalnızca teorik bir ihtimalden ibaret olmadığını söylüyor. Firma düzeyinde emek arzı elastikiyetine ilişkin geniş literatürü bir araya getiren meta-analizler, işçilerin ücret değişimlerine rekabetçi modelin varsaydığı kadar hızlı ve sınırsız tepki vermediğini gösteriyor (Sokolova & Sorensen, 2021). Bu sonuç, modern monopsoni literatürünün temel sezgisiyle uyumludur.

Daha doğrudan ücret kırpılması hesapları ise bu hareket alanının ücret-üretkenlik ilişkisine nasıl yansıdığını gösterir. Örneğin Yeh, Macaluso ve Hershbein’in ABD imalat sektörü üzerine çalışması, ortalama bir işçinin marjinal olarak yarattığı her 1 doların yaklaşık 65 sentini ücret olarak alabildiği sonucuna ulaşmıştır (Yeh et al., 2022). Çin ve Hindistan imalat sektörleri üzerine yapılan bir başka çalışma da monopsoni gücünün emek payını belirgin biçimde aşağı çekebildiğini göstermektedir. İşgücü piyasasındaki monopsoni gücü, emek payını Çin’de yaklaşık 11, Hindistan’da ise yaklaşık 8 yüzde puan azaltmaktadır. Hindistan’da firmaların yalnızca işgücü piyasasındaki ücret belirleme gücü değil, sattıkları ürünlerde fiyatları rekabetçi düzeyin üzerinde tutabilme gücü de hesaba katıldığında toplam etki 13 yüzde puana kadar çıkmaktadır (Brooks et al., 2021). Almanya için yapılan yakın tarihli bir çalışma ise 1999-2016 döneminde gözlemlenen işletme-yıl kayıtlarının yaklaşık yüzde 70’inde ücretlerin emeğin marjinal gelir ürününün altında kaldığını bulur. Aynı çalışmada, ücretin emeğin marjinal gelir ürününe oranına göre işletmeler sıralandığında, ortadaki işletmede işçiler marjinal gelir ürünlerinin yaklaşık yüzde 69’unu ücret olarak almaktadır (Dobbelaere et al., 2024). Bu çalışmaların ortak önemi, “sömürü” kelimesini çoğu zaman kullanmasalar da, işçinin yarattığı marjinal ürünün değeri ile aldığı ücret arasındaki farkı ölçülebilir bir büyüklük haline getirmeleridir.

Bu bulgular, ana akım işgücü iktisadında sömürüye yaklaşan dilin nasıl daha teknik bir biçime büründüğünü de gösterir. Bu teknikleşme, kavramın normatif ağırlığını azaltıyor gibi görünse de, tartışmanın merkezinde hâlâ benzer bir soru vardır: İşçi, üretim sürecine yaptığı katkının ne kadarını ücret olarak almaktadır?

Bu nedenle monopsoni literatürü, ilk yazıda çizdiğimiz haritada üçüncü katmanın en açık örneklerinden biridir. Rekabetçi ücret hâlâ referans noktasıdır ancak bu referans artık gerçek piyasanın kendiliğinden ulaşacağı doğal bir sonuç olarak değil, belirli koşullar altında bozulabilen bir karşı-olgusal ölçüt olarak işlev görür. Bu koşullar, geçici bir sapmadan çok piyasa yapısına yerleşik daha kalıcı unsurlara işaret eder. Monopsoni, ana akım işgücü iktisadının sömürü meselesine en belirgin biçimde yaklaştığı alanlardan biridir. Aynı zamanda bu yaklaşımın sınırlarını da gösterir: ücretin emeğin katkısının altında kalması kabul edilir, fakat bu durum çoğunlukla kapitalist üretim ilişkisinin kendisinden değil, işgücü piyasasındaki rekabet eksikliği, hareketlilik sınırlılıkları ve ücret belirleme gücü gibi mekanizmalardan hareketle açıklanır. Böylece Robinson’dan güncel ücret kırpılması literatürüne uzanan hat, ana akım çerçevenin sömürü fikrini tamamen dışlamadığını, fakat onu rekabetçi normdan ölçülebilir bir sapma olarak kavradığını gösterir.

Kaynakça

Bhaskar, V., Manning, A., & To, T. (2002). Oligopsony and Monopsonistic Competition in Labor Markets. Journal of Economic Perspectives, 16(2), 155–174. https://doi.org/10.1257/0895330027300

Brooks, W. J., Kaboski, J. P., Li, Y. A., & Qian, W. (2021). Exploitation of labor? Classical monopsony power and labor’s share. Journal of Development Economics, 150, 102627. https://doi.org/10.1016/j.jdeveco.2021.102627

Dobbelaere, S., Hirsch, B., Mueller, S., & Neuschaeffer, G. (2024). Organized Labor, Labor Market Imperfections, and Employer Wage Premia. ILR Review, 77(3), 396–427. https://doi.org/10.1177/00197939241237757

Flatau, P. (2001). Some Reflections on the ‘Pigou-Robinson’ Theory of Exploitation. History of Economics Review, 33(1), 1–16. https://doi.org/10.1080/10370196.2001.11733346

Manning, A. (2005). Monopsony in Motion: Imperfect Competition in Labor Markets. Princeton University Press. https://books.google.com.tr/books?id=h2OYDwAAQBAJ

Manning, A. (2021). Monopsony in Labor Markets: A Review. ILR Review, 74(1), 3–26. https://doi.org/10.1177/0019793920922499

Marcuzzo, M. C. (2018). Joan Robinson’s Challenges on How to Construct a Post-Keynesian Economic Theory. Annals of the Fondazione Luigi Einaudi: An Interdisciplinary Journal of Economics, History and Political Science: LII, 2, 2018, 119–134.

Martins, N. O. (2023). Joan Robinson and the reconstruction of economic theory. Cambridge Journal of Economics, 47(5), 883–907. https://doi.org/10.1093/cje/bead018

Persky, J., & Tsang, H. (1974). Pigouvian Exploitation of Labor. The Review of Economics and Statistics, 56(1), 52. https://doi.org/10.2307/1927526

Robinson, J. (1933). The Economics of Imperfect Competition. Macmillan and Company, Limited.

Robinson, J. (1969). The Economics of Imperfect Competition. Palgrave Macmillan UK.

Sokolova, A., & Sorensen, T. (2021). Monopsony in Labor Markets: A Meta-Analysis. ILR Review, 74(1), 27–55. https://doi.org/10.1177/0019793920965562

Yeh, C., Macaluso, C., & Hershbein, B. (2022). Monopsony in the US Labor Market. American Economic Review, 112(7), 2099–2138. https://doi.org/10.1257/aer.20200025

Notlar

  1. İlk yazı için bkz. Volkan Ahıskalı, “Ana Akım İşgücü İktisadında ‘Sömürü’ Benzeri Kavramsallaştırmalar: Bir Kategorizasyon Denemesi”, Katman Portal: . İkinci yazı için bkz. Volkan Ahıskalı, “Ana Akım İşgücü İktisadında ‘Sömürü’ Benzeri Kavramsallaştırmalar (II): Doğal Ücret, Adil Olmayan Ücret ve Sömürü”, Katman Portal: .

  2. Burada “ücret kırpılması” ifadesini İngilizcedeki wage markdown kavramının karşılığı olarak kullanıyorum. Kavram, en genel anlamıyla ücretin emeğin marjinal gelir ürününün altında oluşmasını ifade eder. Türkçede kavram için yerleşik tek bir karşılık bulunmadığından, bu yazı dizisinin ilk yazısında kullanılan “ücret kırpılması ya da aşağı yönlü ücret marjı” karşılıkları izlenebilir. Bu metinde akıcılık nedeniyle “ücret kırpılması” tercih edilmektedir.

  3. Bu yazıda “ana akım” ifadesi iş gücü piyasaları bağlamında büyük ölçüde neoklasik iktisadın ücret, marjinal verimlilik ve rekabetçi denge etrafında kurulan analitik çerçevesine gönderme yapmaktadır. Ancak “ana akım” tarihsel olarak sabit bir kategori değildir. Robinson’un yaşadığı dönemde neoklasik iktisadı bugünkü anlamıyla iktisadın tekil ana akımı olarak görmek yanıltıcı olabilir. Bu nedenle burada yapılan vurgu, Robinson’un dönemindeki bütün iktisadi alanı değil, onun rekabetçi ücret varsayımına dayanan neoklasik çerçeveyle ilişkisini ifade eder.

  4. Robinson’un neoklasik iktisatla ilişkisi, sonraki dönem çalışmaları ve post-Keynesyen gelenek içindeki konumu üzerine daha ayrıntılı bir inceleme için Marcuzzo (2018) ve Martins’e (2023) bakılabilir.

  5. Burada Manning’in katkısını, modern monopsoni yaklaşımını ilk kez ortaya koymasından çok, onu sistematik bir işgücü piyasası çerçevesine dönüştürmesi anlamında kullanıyorum. Manning’den önce de monopsoniyi tek işverenli piyasa modeliyle sınırlamayan yaklaşımlar vardı. Örneğin Boal ve Ransom (1997) monopsoniyi geniş anlamda işverene doğru yukarı eğimli emek arzı olarak tanımlar ve yeni monopsoni modellerini taşınma maliyetleri, arama friksiyonları ve işgücü hareketliliğinin sınırlılığıyla ilişkilendirir. Manning’in Monopsony in Motion: Imperfect Competition in Labor Markets (2005) kitabı ise bu yaklaşımı daha bütünlüklü bir çerçeveye yerleştirir.

  6. Ücret dışı özellikler olarak işyerinin eve uzaklığı, çalışma saatlerinin düzeni, vardiya yapısı, iş yoğunluğu, yöneticiyle ilişkisi, iş güvencesi, kariyer imkânı, yan haklar ve çalışma ortamı gibi unsurlar işçilerin işverenler arasında hareketini sınırlandırabilir. Bu nedenle firmalar yalnızca ücret üzerinden değil, işin bu ücret dışı özellikleri üzerinden de kısmi bir farklılaşma yaratır. Bu farklılaşma, çok sayıda işverenin bulunduğu piyasalarda bile işçilerin mevcut firmadan hemen ayrılmamasına ve bu sayede firmanın belirli ölçüde ücret belirleme gücü elde etmesine yol açabilir. İşlerin ücret dışı özellikleri, aynı ücreti ödeyen iki işin işçi açısından farklı değerde görülmesine yol açabileceği gibi, daha düşük ücret ödeyen bir işin daha yüksek ücret ödeyen bir işle benzer ölçüde tercih edilmesini de mümkün kılabilir.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Volkan Ahıskalı (2026). Ana Akım İşgücü İktisadında “Sömürü” Benzeri Kavramsallaştırmalar: Monopsoni ve Piyasa Yapısı. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.20781792
  • Volkan Ahıskalı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde araştırma görevlisi ve doktora öğrencisidir. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini ise Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans çalışmasını emek iktisadı alanında yürütmüş olup, akademik ilgileri emek piyasaları, iktisadi gelişme ve politik iktisat başlıkları etrafında şekillenmektedir.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Dil bilgisi, anlam bozukluğu ve noktalama kontrolü

Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.