Takip et

Afet Sonrası Toparlanma: Kimileri İçin Gerçek, Kimileri İçinse Bir Umut

DOI:10.5281/zenodo.19501726 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

6–7 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Bugün genel kanı toparlanmanın tamamlandığı ve hayatın normale döndüğü yönünde. Peki, rakamlar bu görüşü ne kadar destekliyor? Daha da önemlisi, bu toparlanma kimin gerçekliğini temsil ediyor?

On bir ilde elli binin üzerinde can kaybı, yüz binlerce yaralı ve yaklaşık iki buçuk milyon evsiz, depremin algıları aşan yıkımını ortaya koyuyor. Bu büyüklükte bir kaybın etkisini ya da toparlanma sürecini ölçmek, onlarca yakınını kaybetmiş biri için ne ifade edebilir ki?

Depremin ardından gelen acil müdahelelerden sonra pek çok politika raporu hazırlandı ve değerlendirmeler yapıldı. Bu kapsamda önerilen politikalarda öncelikler tanıdık bir çerçevede kuruldu ve bugün de süreç aynı doğrultuda ilerliyor. İlk tartışmalarda iyileşme, dayanıklılık, afet risk yönetimi gibi kavramlar öne çıkan başlıklardı. Bugünse bu kavramlara yeniden yapılanma, yeşil teknoloji, dijital ekonomi dahil edildi. Ekonomik “canlanma” büyük ölçüde ihracat odaklı sanayi ve imalat üretiminin desteklenmesi, geniş ölçekli konut projeleri ve bu üretim alanlarına yönelik teşvikler etrafında şekillendi. Tam da bu noktadan hareketle, bu yazıda afet sonrası toparlanma tartışmalarını bakım hizmetleri açığı üzerinden yeniden düşünmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum. Afetler, piyasaların ortadan kalktığı ve kamusal hizmetlerin yetersiz kaldığı koşullarda, bakım altyapısındaki boşlukların en görünür ve en sert biçimde açığa çıktığı kırılma anlarıdır.

Depremin etkileri, özellikle zorunlu göçle birlikte, merkez illerle sınırlı kalmadı; bölgenin çok ötesine yayıldı. Üstelik süreç tekil bir afetle sınırlı kalmadı. Depremin ardından yaşanan sel ve su baskınları ile zirai don olayları, kırılganlığı daha da derinleştirdi. Sivil toplum örgütlerinin yürüttüğü saha araştırmaları ise bu çoklu afetler sürecinin mevcut eşitsizlikleri nasıl yeniden ürettiğini açığa çıkardı. Deprem sonrasında toplum yararına çalışma programları, istihdam paketleri devreye alınsa da bu dönemde resmi istihdam ve işgücü verileri erişilebilir olmadığından bölgedeki gelişmeleri daha çok saha araştırmaları üzerinden izleyebildik. Bugün, üç yıl sonra, artık resmi veriler de mevcut ve bu veriler toparlanma iddialarını deprem öncesi durumla karşılaştırmalı olarak değerlendirmemizi sağlıyor.

Toparlanma Var Ama Nasıl?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işyeri verileri[1], toparlanmanın nasıl okunması gerektiğine dair ilk kırılmayı gösteriyor. Toplam işyeri sayıları 2022 yılındaki sayılara kıyasla yükselmiş ve 2025 itibarıyla deprem öncesi seviyeleri aşmış. Ancak bu artış kalıcı ve geçici işyerleri ayrımında incelendiğinde, tablo önemli ölçüde değişiyor. Rakamlar aşağıdaki Tablo 1 ve 2’de yer alıyor. Bu ayrımın etkisi en net biçimde Adıyaman’da görülüyor.

Tablo 1. Özel işyeri sayısında yıllık değişim, 2022-23

İl

Özel iş yeri 2022

Yıllık Değişim 2022-23

Özel iş yeri 2025

Hatay

28015

–%33,9

29112

K.Maraş

18957

–%25,4

20652

Malatya

13835

–%32,9

14266

Adıyaman

8580

–%27,2

10035

Türkiye

2139548

–%0,3

2258685

Kaynak: SGK, 03.2026.

Tablo 2. Daimi ve geçici ayrımıyla özel işyeri sayısı: 2022–Aralık 2025.

İl

Daimi İşyeri Sayısı

2022

Daimi İşyeri Sayısı

Aralık 2025

Daimi İşyeri Sayısında Değişim

Geçici İşyeri Sayısı 2022

Geçici İşyeri Sayısı Aralık 2025

Geçici İşyeri Sayısında Değişim

Hatay

26281

24999

–%4,9

2341

4758

%103

K.Maraş

17529

17716

%1,1

2018

3453

%71,1

Malatya

12809

12296

–%4,0

1619

2533

%56,5

Adıyaman

7647

6984

–%8,7

1309

3380

%158

Türkiye

2009282

2103942

%4,7

180559

199932

%10,7

Kaynak: SGK, 03.2026.

Üç İşyerinden Biri Geçici

Adıyaman’da 2025 yıl sonunda toplam işyeri sayısı 2022 yılının üzerinde ancak kalıcı işyerleri hala 2022’nin altında. Artışın neredeyse tamamı geçici işyerlerinden kaynaklanıyor. 2022’de 1309 olan geçici işyeri sayısı 2025 sonunda 3380’e yükselmiş üç yıl içinde yüzde 150’nin üzerinde bir artış gerçekleşmiş. Bu ne demek? Adıyaman’da bugün her üç işyerinden biri geçici. Türkiye genelinde bu oran yüzde 9 düzeyinde. Adıyaman’a benzer bir eğilim Hatay ve Malatya’da da görülüyor. Kalıcı (daimi) işyerleri azalırken geçici işyeri sayısı hızla artıyor. Geçici-daimi işyeri ayrımı neden önemli? Çünkü geçici işyerleri büyük ölçüde inşaat, mevsimlik tarım ve kısa süreli hizmet faaliyetlerini kapsarken, kalıcı ekonomik yapı bu alanların dışında şekilleniyor.

Bu noktada söz konusu “toparlanma” ne kadar sürecek sorusu önemli hale geliyor. İnşaat faaliyetlerinin tamamlanmasıyla birlikte bu geçici istihdam ortadan kalktığında ne olacak? Bugün artan istihdamın önemli bir kısmı yüzde 30’a varan bir pay doğrudan inşaat sektörüne bağlı. Bu geçici genişleme geri çekildiğinde, bölge ekonomisi nasıl yapılanacak?

Sigortalı Sayısı Artıyor: Geçici mi Kalıcı mı?

SGK sigortalı sayılarına bakıldığında da en ağır etkilenen dört il kapsamında toplam sigortalı sayısında da bir toparlanma olduğu gözleniyor (Tablo 3). Bu artışın örneğin Adıyaman’da önemli bir kısmı, ilk müdahale kapsamında Temmuz 2023’te başlatılan İŞKUR Kamu Yararı Çalışma Programının[2] sonucu olduğu vurgulanıyor. Programın, konteyner kurulumundan kamu hizmetlerine kadar uzanan geçici bir istihdam tabanı oluşturduğu ve bölgeden göçü yavaşlattığı bir gerçek. İlk yılın sonunda yapılan saha araştırması, programa katılan kadınların da asgari ücretle resmi olarak istihdam edilmekten memnun olduklarını ortaya koyuyor; ancak altı aylık sözleşme süresi sınırı ve programın 2024 sonunda sona ermesi, program sonlandırıldığında ne olduğu sorusunu yanıtlamıyor. Bu arada SGK verileri 4a-4b-4c olmak üzere kabaca özel, kendi hesabına çalışan ve kamu çalışan sayıları olarak ayrıştırıldığında 4b kapsamında yer alan esnaf, sanatkâr, kendi hesabına çalışanların sayılarının 2022 seviyelerinin altında kalmaya devam ettiği gözleniyor.

Tablo 3. SGK sigortalı sayısı: Deprem yılı kaybı ve 2025 toparlanması

İl

Sigortalı sayısı 2022

Sigortalı çalışan kaybı

2023-2022

Toplam sigortalı sayısında değişim

Aralık 2025- 2022

Hatay

384818

–%11,1

%18,9

K.Maraş

292459

–%9,1

%12,9

Malatya

215684

–%11,2

%12,1

Adıyaman

137600

%3,0 *

%12,5

Not: * Adıyaman 2023 sigortalı artışı SGK kapsam değişikliği ve geçici İŞKUR programıyla açıklanıyor.

Kaynak: SGK İstihdam Verileri, 03.2026.

SGK çalışan aylık rakamları toparlanmanın mevsimselliğine ilişkin de bir resim sağlıyor. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında dört ilin tamamında belirgin bir artış varken bu artışın büyük ölçüde tarım işçilerinin kısa süreli kayıt girişlerinden kaynaklandığını söylemek mümkün. Ancak bu artışların yıl sonuna gelindiğinde devam ediyor olması önem taşıyor, bu açıdan bakıldığında artış üç ilde korunurken, Adıyaman’da istihdam net biçimde geriliyor (Tablo 4).

Tablo 4. SGK aylık sigortalı sayıları, 2025

İl

Ocak 2025

Mar t2025

Temmuz 2025

Eylül 2025

Aralık 2025

Hatay

419720

425181

453696

458693

457736

K.Maraş

296423

298735

326568

330239

330112

Malatya

216980

222298

257675

250798

241853

Adıyaman

157587

153318

158957

158696

154848

Kaynak: SGK Aylık İstihdam Verileri, 2025.

Bir Toparlanma Var: Ama Kimin İçin?

TÜİK işgücü istatistikleri, bu toparlanmanın cinsiyete dayalı niteliğini açıkça ortaya koyuyor. Deprem yılındaki kadın istihdamı ülke genelinde artarken, bu eğilim afet bölgesinde tersine döndü ve istihdamdaki cinsiyet farkı genişledi. TRC1 bölgesinde (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) istihdam oranlarında cinsiyete göre fark yüzde 44 puana ulaşarak ulusal ortalamanın oldukça üzerine çıktı. Bu fark işsizlikte de aynı derecede keskin. Kadın işsizliği 2022’den 2025 yılına yüzde 2,7 puan artarken, erkeklerde bu yüzde 2,2 puan azaldı. Bu farkın en hızlı genişlediği iller Adıyaman ve bölgesinde yer alıyor (TÜİK, İşgücü İstatistikleri[3]).

Benzer bir eğilim en ağır etkilenen dört ilin yer aldığı üç deprem bölgesinde de gözleniyor. TR63 bölgesinde (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye), 2022 ile 2025 arasında erkeklerde istihdam oranı 2,7 puan (yaklaşık 44.000 iş) artarken kadın istihdamı sadece 1,8 puan (9.000 iş) artmış. TRB1’de ise (Malatya, Elazığ, Bingöl) kadın istihdamı 2022 seviyesini henüz yakalayamamış. Bu bölgede kadın işsizlik oranındaki düşüşün ardında kadınların işgücüne katılımındaki düşüş etkisi görülüyor; bu durum bir toparlanmaya değil, işgücü piyasasından çekilmeye işaret ediyor. Peki bölge illerinden göç yukarıdaki eğilimleri açıklayabilir mi? Nüfus verilerine göre, dört ilin kadın nüfusu erkek nüfusundan daha hızlı azalmış ve daha yavaş toparlanmış. Ancak bu değişimlerin ne ölçüde bölgeden ayrılan nüfusa atfedilebileceği kuşkulu.

Kayıt dışı istihdam verileri de bu tabloyu destekler nitelikte. Deprem yılında gözlemlenen kayıt dışı istihdamdaki düşüş, kayıtlı istihdama doğru bir geçiş yerine kadınların kayıt dışı işten işgücü dışına itildiğine işaret ediyor. 2025 yılına gelindiğinde, Hatay bölgesindeki kadınlar arasında kayıt dışı istihdam oranı %49,2’ye geri yükselmiş durumda. Kayıt dışılıkta cinsiyet farkı 19 puana yükselmiş. Bu ne demek? Bölgede gelir getiren bir işte çalışan her iki kadından biri sosyal güvenceden yoksun. Bölgeden bölgeye eşitsizliğin işleyiş mekanizmaları değişse de sonuçları ortak.

İstihdamda kayıt dışılık tarımda çok daha çarpıcı seviyede[4]. Hatay bölgesinde tarımda kadın istihdamının neredeyse tamamı kayıt dışı (yüzde 97,5). Bu durum sadece sosyal güvencesizliğe değil, aynı zamanda görünmeyen bakım faaliyetlerinin, özellikle de ücretsiz aile işçiliği içine gömülü olarak devam ettiğine de işaret ediyor. Yukarıdaki “toparlanma” tablosu, fiili kayıpları görünmez kılıyor.

Depremden önce de bölgedeki kadın istihdamı son derece düşüktü. Afet bu eşitsizliği derinleştirdi ve toparlanma süreci cinsiyet açığını ne yazık ki azaltmadı. İnşaat sektöründeki hızlı büyüme erkek istihdamını artırdı, ancak kadınlar için artan bakım yükünü azaltan istihdam fırsatları yaratılmadı. Kreşlerin ve okulların kapanması, sağlık ve ulaşım hizmetlerinin sekteye uğramasıyla, bakım yükü tekrar hanelere yüklendi. Deprem nedeniyle artan engelli nüfusuyla da bakım ihtiyaçları genişledi. Bu koşullar altında kadınlar ya geçici, güvencesiz ve kısa süreli işlere yöneliyor ya da işgücünden tamamen çekiliyor. Bu nedenle, kadın işsizlik oranlarındaki düşüşler dikkatle yorumlanmalı. İstihdamda kayıt dışılık oranlarında görülen düşüş de bu bakımdan değerlendirilmeli. Nitekim 2023 yılı sonrası dönemde kayıt dışılık yeniden yükseliyor.

Fotoğraf: Sinem Yayman, Hatay, Nisan 2023

Önceki iki yazıda[5] bakım faaliyetlerinin ulusal hesaplarda neden görünmez olduğunu ve nasıl dahil edileceğini tartışmıştık. Afetler bu görünmezliğin bedelini somutlaştırıyor. Deprem bölgesinde bakım altyapısının çöküşü fiziksel hasarın ötesinde, bakım çalışanlarının yerinden edilmesi, ulaşımın kesintiye uğraması nedeniyle de derinleşiyor. Bakım alanlar kayıt dışı çözümlere yöneliyor; ancak bu çözümler ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalıyor. Afetler bu kısır döngüyü pekiştiren olaylar. Bakım hizmetlerine yatırım yapmak hem hanelerin artık taşıyamayacağı düzeye yükselen bakım ihtiyacını karşılayacak hem de özellikle kadınlar için istihdam imkanı yaratacak.

Toparlanma kimin için gerçek sorusunun yanıtı değişmiyor. Bakım ihtiyaçları yeniden yapılanma gündemine dahil edilmediği sürece, toparlanma bazıları için gerçek bazıları içinse bir umut olarak kalacak.

(Fotoğraf: Sinem Yayman, Hatay)

 

Kaynakça

CEİD. (2023–2024). Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İzleme Raporu. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği.

TÜİK. İşgücü Göstergeleri, Düzey 2 ve İl Düzeyi. Türkiye İstatistik Kurumu.

SGK. İstihdam ve İşyeri Verileri, 28.03.2026 / 31.03.2026. T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu.

Notlar

  1. SGK işyeri kategorileri: Kategori 24 (Daimi İş Yeri) ve Kategori 27 (Geçici İş Yeri). Kaynak: SGK Veri Seti, Mart 2026.

  2. İŞKUR TYP: 1 Temmuz 2023’te başladı, 2024 sonuna kadar kademeli olarak sona erdi.

  3. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/statistical-themes

  4. TÜİK; tarım sektöründe kayıtlı-kayıtdışı ayrımı, Düzey 2, 2022–2025. Ayrıntılı sektör ve kayıtlılık tabloları için bkz. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/statistical-themes

  5. Bakım emeğinin yok sayılmasının tarihsel ve metodolojik kökenleri için Bölüm 1 (2025 SNA revizyonu) ve saymanın yöntemleri için ise bkz. Bölüm 2.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Emel Memiş (2026). Afet Sonrası Toparlanma: Kimileri İçin Gerçek, Kimileri İçinse Bir Umut. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19501726
  • Emel Memiş, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. Ekonomi ve toplumsal cinsiyet, ekonomik kalkınma ve feminist iktisat alanlarında araştırmalar yürütmektedir. Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi üyesi olan Memiş, aynı zamanda Kadın Çalışmaları Programı’nda kadın emeği üzerine dersler vermektedir. 2007 yılında Levy Ekonomi Enstitüsü’ne katılarak, Türkiye’de karşılıksız emek, yoksulluk ve zaman yoksulluğu üzerine yürütülen araştırmalarda yer almıştır. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) ve Kadın Emeği Üzerine Çalışan Feminist Araştırmacılar (KEFA) üyesi olarak, Türkiye’de kadın emeği ve istihdamı, yoksulluk ve sosyal yardımlar alanlarında hem araştırmacı hem de aktivist kimliğiyle çalışmalarına katkı sunmaktadır.

    Diğer Yazıları