Takip et

Teknolojiyi Nasıl Üretmeli?

🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.21339823 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Yeni teknolojiler mi bizi, biz mi yeni teknolojileri belirliyoruz? Yeni teknolojilerin gelişiminde hep beraber yer alabilirsek, teknolojiyi de biz belirleyebiliriz.

Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yarin yanağından gayrı her şeyde
       her yerde
            hep beraber!
                 diyebilmek
                     için
on binler verdi sekiz binini…

Nâzım Hikmet Ran

Son yıllarda yapay zekânın hızlı gelişimi teknoloji konusunu yine iktisadi tartışmaların merkezine çekti. Yeni teknolojiler ve yapay zekâ işsizliğe yol açacak mı? Gelir ve servet dağılımı daha eşitsiz mi olacak? Dünya ekonomisinde ülkelerin konumları nasıl değişecek? Bu tip büyük soruların yanı sıra biz akademisyenler günlük yaşantımızda sürekli olarak başka, küçük sorularla da uğraşıyoruz: Artık dersleri nasıl vermeliyiz, ödev vermekten vaz mı geçeceğiz, sınavları nasıl yapmalıyız, yapay zekâyı nerede, nasıl kullanmalıyız?

Yapay zekâ tartışmalarında teknolojinin taraflılığı, örneğin toplumsal cinsiyet ilişkilerine etkisi de gündeme geliyor, fakat teknolojinin, yapay zekâ dahil yazılımların nasıl üretildiği konusu genellikle göz ardı ediliyor. Genelde bir teknolojik determinizm söz konusu: teknolojinin nasıl üretildiğinden bağımsız olarak teknolojiye içkin (kaçınılmaz) etkileri tartışıyoruz. Gerçekte ise sorularımızın cevapları tamamen yeni teknolojilerin nasıl üretildiğine bağlı.

Bu tartışmaya Eric S. Raymond’un ilk kez 1997’de dile getirdiği görüşleri (“The Cathedral and the Bazaar: Musings on Linux and Open Source by an Accidental Revolutionary”) güzel bir temel oluşturabilir. Raymond, bu çalışması ile açık kaynak kod geliştirme modelinin yazılım geliştirmek için daha “iyi” bir yöntem olduğunu dile getirdi ve bir yıl sonra Açık Kaynak İnisiyatifi’ni kurdu. Son 20-30 yıldır açık kaynak kod konusunda pek çok inisiyatif geliştirildi, kavramlar üzerine pek çok tartışma yaşandı (açık kaynak kod, özgür yazılım, özgür ve açık yazılım, vb), ve bu tartışmalardan yola çıkılarak pek çok farklı lisanslama modelleri geliştirildi (MIT, Apache, BSD, GNU, Mozilla vb). Tüm bu gelişmeler sonucunda iki “tipik” yazılım geliştirme modelinin netleştiğini söyleyebiliriz: açık kaynak ve kapalı kaynak (tescilli yazılım/proprietary software).

Açık kaynak, yazılımın kodunun açık olduğu, kullanıcının kodu görebildiği ve isterse değiştirebildiği bir model. Açık kaynak yazılımları kullanıcıların da katkısına açık olduğu için genellikle yazılım toplulukları tarafından geliştiriliyor ve kullanıcılara ücretsiz olarak sunuluyor. Kod bir topluluk tarafından geliştirildiği için bir yandan kullanıcıların talepleri daha hızlı bir şekilde karşılanıyor, böylece yazılım daha etkin oluyor, diğer yandan da koddaki hatalar daha hızlı bir şekilde tespit ediliyor ve giderilebiliyor. Bu özelliklerinden dolayı günümüzde sunucularda kullanılan ve internetin temelini oluşturan yazılımların çoğunun açık kaynak olduğunu belirtelim. Açık kaynak işletim sistemlerinin kişisel bilgisayarlarda kullanımı ise oldukça kısıtlı, bunun en önemli nedeni ağ dışsallıkları sonucu Windows’un kırılamayan egemenliği.

Yapay zekâ yazılımlarında ABD merkezli firmalar genellikle kapalı kaynak modelini tercih ederken, Çinli firmalar açık kaynak kodu tercih ediyorlar. Çinli firmalar, açık kaynaklı yapay zekâ modelleriyle küresel düzeyde yaygınlaşırken (ve böylece ağ dışsallıklarını güçlendirirken), yaygın kullanımdan gelen verilerle sürekli gelişiyorlar; bu da pozitif bir gelişme döngüsü oluşturuyor. Bu strateji sayesinde donanım kısıtlamalarına rağmen Batı ile performans farkını hızlı bir şekilde kapatıyor ve sektörde standart hâle gelen yeniliklere imza atıyorlar. Daha da önemlisi açık kaynak modeller, üretim ve robotik gibi alanlarda düşük maliyetli dağıtımı mümkün kılarak, gerçek dünya verisi toplanmasını ve model gelişimini hızlandırıyor. Çin hükümeti veriyi üretim faktörü olarak tanımlayarak bu avantajı kurumsal olarak da destekliyor.[1] Yani Çin açık kaynak kod ile sınai gücünü pekiştiriyor. Yazılım alanında ABD’li firmaların baskın konumuna karşı açık kaynak modeli önemli bir avantaj sağlıyor.

Çin açısından önemli olan, Türkiye gibi orta ölçekli ülkeler için çok daha önemli ve anlamlı. ABD firmalarının ölçek ekonomileri ve ağ dışsallıkları sayesinde kurduğu baskın konum karşısında, orta ölçekli ülkeler yapay zekâ ve yazılım alanında ancak açık kaynak sayesinde varlık gösterebilir ve teknolojiyi kendi gereksinimlerine uygun bir şekilde geliştirip kullanabilirler. Çünkü açık kaynak yazılım, dünyanın farklı bölgelerindeki insanların katkılarını bir araya getirerek gerekli ölçeğin yakalanmasını sağlıyor. Ayrıca açık kaynak yazılım, tanımı gereği bir kişiye, firmaya veya ülkeye bağımlılık yaratmıyor.

Sonuç olarak, yapay zekâ ve yazılım başta olmak üzere yeni teknolojilerin etkileri ve nasıl kullanılacağı, nasıl üretildiklerinden bağımsız değil. Yazılım konusunda, işleyen ve alternatifine göre çok daha etkin ve düşük maliyetli olan bir yazılım geliştirme modeli var. Bu nedenle ekonomi politikası açısından açık kaynak yazılımların kullanımı ve geliştirilmesi bir öncelik olmalı. Ayrıca tüm kullanıcıların, özellikle akademideki kullanıcıların açık kaynak topluluklarına aktif olarak katılarak yeni teknolojilerin geliştirilmesinde de yer almaları veya en azından yazılım kullanırken tercihlerini açık kaynaktan yana yapmaları çok önemli. Teknolojinin hangi yönde gelişeceğini biz belirleyebiliriz, yeter ki teknolojinin gelişim sürecinde hep beraber yer alalım.

Notlar

  1. Bu paragrafta aslında ABD Kongresi tarafından kurulan ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu için yazılan raporu özetliyorum. Raporun tamamı için bkz. Ngor Luong, “Two Loops: How China’s Open AI Strategy Reinforces Its Industrial Dominance”, US-China Economic and Security Review Commission, 23 Mart 2026 [https://www.uscc.gov/research/two-loops-how-chinas-open-ai-strategy-reinforces-its-industrial-dominance]

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Erol Taymaz (2026). Teknolojiyi Nasıl Üretmeli?. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21339823
  • 1960'da Düzce'de doğdu. 1977'de Ankara Fen Lisesi'ni ve 1982'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Makina Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi. 1985'de ODTÜ İktisat Bölümü'nden yüksek lisans ve 1989'da Case Western Reserve University (CWRU, Ohio/ABD) İktisat Bölümü'nden doktora derecesini aldı. 1982-85 yıllarında Aselsan A.Ş.'de Araştırma Mühendisi, 1985-89 yıllarında CWRU'da Araştırma Görevlisi, 1989-1992 yıllarında Industrial Research Institute'de (IUI, Stokholm/İsveç) Araştırmacı olarak çalıştı. Türkiye İstatistik Kurumu, TÜBİTAK ve Merkez Bankası’nda danışman olarak görev aldı. University of Salerno (Salerno), Université Panthéon–Assas (Paris), Université Montesquieu Bordeaux IV (Bordeaux), Universidad de Deusto (San Sebastián) ve Royal Institute of Technology’de (Stokholm) misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 1992'den beri ODTÜ'de öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Sanayi ve teknoloji politikaları, işgücü piyasası politikaları, sınai dinamikler, küçük firma iktisadı, teknik etkinlik ve üretkenlik tahmini, evrimci iktisat, etki analizi ve mikrosimülasyon konularında araştırma faaliyetlerini yürütmektedir. Bilim Akademisi üyesidir.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.