Takip et

Borç Krizi ve Toplumsal Cinsiyet

🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.21642510 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Dış borç, IMF’nin borç sürdürülebilirliği analizi ve uyum politikaları, kalkınmakta olan ülkelerde cinsiyet eşitsizliğini nasıl etkiler? Cinsiyet eşitsizliğini azaltmak için gerekli sosyal harcamalar kısılmadığında dış borç sürdürülebilir mi?

Feminist Economics (Feminist İktisat) dergisinin son sayısı “Gendering the Debt Crisis: Feminist Political Economy Perspectives on Debt and the Global South” (Borç Krizini Toplumsal Cinsiyet Açısından Ele Almak: Borç ve Küresel Güney Üzerine Feminist Politik İktisadi Bakış Açıları) başlıklı bir özel sayı. Bu sayıdaki makaleler, borçluluk ve toplumsal cinsiyet ilişkisini farklı açılardan incelemektedir. Bu sayıda, uluslararası kuruluşların borç sürdürülebilirliği analizine yönelik eleştiriler, borç geri ödemesinin ekonomi politikalarını nasıl değiştirdiğine yönelik analizler, borç temerrüdünün toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerindeki etkileri, ulusal düzeydeki borçlanmanın hane halkı borçlanmasıyla ilişkisi, borç, finansallaşma ve şiddet ilişkisi gibi konular yer almaktadır.

Geleneksel borç sürdürülebilirliği analizleri sadece iktisadi kısıtlara odaklanır. Bu yaklaşıma göre, faiz dışı fazla yeterince büyük olduğunda borç sürdürülebilir[1]. Bu yüzden, IMF borçlu ülkelere genelde kemer sıkma politikaları önerir. Feminist İktisat dergisinin bu sayısındaki birçok makale bu yaklaşımı eleştirmektedir (Geoghegan vd., 2026, Akın ve Montecino, 2026, Manda vd., 2026). Benzer bir şekilde, Vijaya and Eihacker (2026) da bu sürece yol açan etkenlerden biri olan kredi kuruluşlarının notlarını belirleme yöntemini eleştirmektedir. Feminist bir eleştiri sunan yazarlar, kredi kuruluşları tarafından ülkelere verilen kredi notlarının, toplumsal yeniden üretimin büyümeye sağladığı katkıları göz önünde bulundurmadığı belirtmektedirler.

Borç odaklı büyüme sürecini seçen ülkeler, yabancı sermayeyi ülkeye çekmek için neoliberal ekonomi politikalarını benimseyerek kamu hizmetlerini ve sosyal harcamaları kısıtlar (Ghosh, 2026). Bu politikalar da yoksulların ve kadınların ekonomik durumunu daha kötü etkiler. Örneğin Zambiya’da da 2014 sonrası borç ödemelerinin kamu yatırımlarının önüne geçmesi, büyümeyi yavaşlatmış ve cinsiyet eşitsizliğini artırmıştır (Manda vd., 2026). Borç yönetimi, sermayenin karşılaştığı riskleri azaltmayı hedeflerken toplumsal yeniden üretim krizini derinleştirir ve bu da kadınların yeniden üretimdeki sorumluluklarını daha da artırır (Geoghegan vd., 2026). Bu politikalar kimi zaman ülkelerin borçlu olmadığı durumlarda da devam etmiştir. Örneğin Güney Afrika’nın dış borçlanması fazla olmasa bile neoliberal politikalar hakim olmaya devam etmiş ve bu durum işsizlik, yoksulluk ve eşitsizlik gibi ekonomik sorunları devam ettirerek işçi sınıfını ve kadınları daha kötü etkilemiştir (Sibeko vd., 2026).

Toplumsal cinsiyete duyarlı bir borç sürdürülebilirliği analizinde ise politik ve sosyal kısıtlar da göz önünde bulundurulur. Büyüme ve kalkınma hedeflemesi, harcamaların azaltılmasına politik bir kısıt oluşturur. Benzer bir şekilde, cinsiyet eşitliliği gibi toplumsal hedefler de sosyal altyapı yatırımlarını gerektirir. Derginin bu sayısında yer alan ortak yazarlı makalemizde, bu tarz bir borç sürdürebilirliği analizi sunabilecek bir yöntem önerdik (Akın ve Montecino, 2026).

Cinsiyet eşitsizliğinin birçok farklı boyutu olsa da veriler mevcut olduğu için bu makalede kadın emeğiyle ilgili değişkenlere odaklandık. Sosyal altyapı harcamalarının GSYİH’ye oranı ile cinsiyet eşitsizliği arasında negatif bir korelasyon var. Şekil 1’de de görüldüğü gibi sosyal harcamaların yüksek olduğu durumlarda kadınlar ve erkekler arasındaki işgücüne katılım ya da ücretsiz ev içi ve bakım emeği alanlarındaki fark daha az (Akın ve Montecino, 2026). Verilerin yeterli olmaması sebebiyle nedensel bir ilişki kurmak zor olsa da literatüre dayanarak sosyal harcamaların – kadınların istihdamını artırarak ve bakım yükünü hafifleterek – cinsiyet eşitsizliğini azalttığını söyleyebiliriz (De Henau vd., 2017). Aynı zamanda sosyal altyapı yatırımları, uzun dönemli büyümeye de katkı sağlar.

Dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltmak için sosyal harcamaların belirli bir seviyenin üstünde olmasını gerektirir. Bu sosyal kısıtlar da borç sürdürülebilirliği analizine eklenince ülkelerin çoğunun borçlarının sürdürülemeyeceği ve yüksek miktarda borç affının gerekli olduğu ortaya çıkar.

Şekil 1: İşgücüne Katılım Oranı, Ücretsiz Emek ve Sosyal Harcamalar

Kaynak: Akın ve Montecino (2026)

2023 yılında yüksek miktarda dış borcu olan 68 az gelirli ülke için yaptığımız hesaplama, çoğu ülkenin borçlarının sürdürülemez olduğunu ve borç affına ihtiyaçları olduğunu göstermektedir. Sosyal harcamaların uzun dönemli büyüme etkileri de göz önünde bulundurulunca, borç affına ihtiyacı olan ülkelerin sayısı ve gerekli borç affı miktarı da artmaktadır. Yüksek miktarda borçlu olan ekonomiler, GSYİH’nin %30’una kadar borç affına gereksinim duyabilirler. Bu yöntemi somutlaştırmak için örnek olarak kullanılan Moğolistan ekonomisi üzerine yapılan analiz, IMF borç sürdürülebilirliği analizi ve toplumsal cinsiyete duyarlı borç sürdürülebilirliği analizinin ne kadar farklı olabileceğini göstermektedir. 2020 yılında kamu borcu GSYİH’nin %100’une ulasan Moğolistan için, IMF borçların sürdürülebilir olduğu ve IMF’ye geri ödeme yapılabileceğine karar verdi. Bu yaklaşım sadece ekonomik kısıtları ele almıştır. Moğolistan’da sosyal harcamalar GSYİH’nin %20’si oranında ve cinsiyet eşitsizliği yüksek seviyededir. Eğer sosyal bir kısıt olarak cinsiyet eşitsizliğini azaltmak hedeflenirse, sosyal altyapı yatırımlarının artması gerekmektedir. Sosyal harcamalar %35 seviyesine çıkarılırsa ve politik kısıtlamalar da göz önünde bulundurulursa borcun sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Yaptığımız toplumsal cinsiyete duyarlı borç sürdürülebilirliği analizine göre Moğolistan’ın 2020 yılındaki borcunun sürdürülemez olduğu ve GSYİH’nin %16-22 arasında bir borç affına ihtiyacı olduğu sonucuna vardık (Akın ve Montecino, 2026).

Bu yazıda, borç krizi ve toplumsal cinsiyet ilişkisini incelerken daha çok borç sürdürülebilirliği ve bu durumun kadınlara nasıl yansıdığı üzerinde durdum. Feminist İktisat dergisinin bu sayısındaki diğer makaleler de incelenildiğinde, bu konunun farklı boyutlarına dair değerlendirmeler de görülecektir. Borç krizini incelerken sadece günümüzdeki ekonomik boyutunu değil; eşitsizlikler ve sömürgeleşme gibi tarihsel diğer etkenleri de göz önünde bulundurmalıyız. Ruwanpura ve diğerlerinin de (2026) belirttiği gibi, bu durum, hangi ekonomilerin birbirine borçlu olduğunu sorgulamamıza da yol açacaktır.

Kaynakça

Akin, S. S., & Montecino, J. (2026). Social Infrastructure Spending and the Gender Dimensions of Debt Sustainability. Feminist Economics32(2), 244–263. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2644634

De Henau, J., S. Himmelweit, & D. Perrons (2017) ‘Investing in the Care Economy:

Simulating Employment Effects by Gender in Countries in Emerging Economies.’ Women’s

Budget Group Report to the International Trade Union Confederation, Brussels, January.

Geoghegan, V. S., Miranda, P., Bejarano, R., & Berdeja Ruiz, D. (2026). Life as Opposed to Debt Sustainability: Gender Tensions in the International Debt Architecture. Feminist Economics32(2), 49–57. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2645405

Ghosh, J. (2026). The Gendered Nature of Sovereign Debt Accumulation. Feminist Economics32(2), 32–38. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2628787

Manda, S., Mukanda, N., & Mwenge, F. (2026). Politics of Debt Success in Africa and Feminist Political Economy Perspectives in Zambia. Feminist Economics32(2), 213–243. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2644419

Ruwanpura, K. N., Rao, S., & Oduro, A. D. (2026). Debt, Distress, and Defiance. Feminist Economics32(2), 1–22. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2642628

Sibeko, B., Moloi, T., & Mohamed, S. (2026). Debt and the Cost of Neoliberal Austerity: A Study of Social Reproduction in South Africa. Feminist Economics32(2), 185–212. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2661942

Vijaya, R., & Eichacker, N. (2026). A Feminist Perspective on the Urgent Need for Reforms in Sovereign Credit Ratings. Feminist Economics32(2), 39–48. https://doi.org/10.1080/13545701.2026.2628780

Notlar

  1. Geleneksel borç sürdürülebilirliğinin matematiksel açıklaması için Akın ve Montecino (2026) incelenebilir.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Selin Seçil Akın (2026). Borç Krizi ve Toplumsal Cinsiyet. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21642510
  • Selin Seçil Akın, Amerikan Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesi ve Makro İktisat ve Politika Analizi Enstitüsü’nde (IMPA) araştırmacıdır. Daha önce Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nde öğretim elemanı olarak çalışmıştır. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde, yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nde, doktora eğitimini ise Massachusetts Üniversitesi Amherst’te tamamlamıştır. Çalışmaları para ve maliye politikalarının toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerindeki etkileri, finansal liberalleşme, borç sürdürülebilirliği analizi ve bakım politikaları üzerine yoğunlaşmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.