Takip et

ABD’de Rekabetçi Dolar Rüzgarı

🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.22068219 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Trump’ın Kurtuluş Günü adı altında sunduğu gümrük vergileri ve doları rekabetçi yapmak istediği söylemleri, bu politika araçlarını toplumsal ve akademik tartışmaların merkezine taşıdı. Bu yazının amacı ABD halkının bu politikalara karşı tutumlarını incelemektir.

Trump’ın Kurtuluş Günü (Liberation Day) adı verilen gümrük vergileri[1] ve doların değerini düşürmeyi istediğine yönelik söylemleri, bu politika araçlarını toplumsal ve akademik gündemin merkezine taşıdı. Elit Cumhuriyetçiler arasında doların gereğinden fazla güçlü olduğu ve bu durumun Amerikan endüstrilerinin ve ihracatçıların rekabet gücünü kırdığına yönelik yaygın bir kanı var. Örneğin Reuters’ta yayımlanan bir habere göre Trump güçlü doların kulağa güzel geldiğini ancak zayıf bir dolarla çok daha fazla üretim yapmanın mümkün olduğunu dile getiriyor[2]. İhracat sektörünün güçlenebilmesi için doların daha rekabetçi bir seviyede olması gerektiği benzer bir şekilde ABD başkan yardımcısı J.D. Vance tarafından zaman zaman dile getiriliyor[3]. 2025-2026 yılları arasında ABD ekonomik danışmanlar başkanlığı yapan Stephen Miran tarafından ele alınan ve uzun bir süre gündemi meşgul eden rapor[4], doların rekabetçi bir seviyeye gelmesi için izlenebilecek çeşitli politika araçlarını tartışmaya açıyor. Ne var ki bu tartışmalar büyük ölçüde halktan kopuk bir biçimde ve ilgili tarafların görüşleri alınmadan yürütülüyor. Peki Amerikan halkı bu politikalar hakkında ne düşünüyor? Bu yazı ABD’de halkın gümrük tarifeleri ve rekabetçi dolar politikalarına dair görüşlerini, Arslan Razmi ve David Steinberg ile yürütmekte olduğumuz akademik bir çalışmaya değinerek ele almayı amaçlamaktadır[5].

ABD’de geniş halk kesimlerinin bu politika araçları hakkındaki görüşlerini anlamak amacıyla, ulusal düzeyde temsili üç farklı anket çalışması gerçekleştirdik. Kasım 2025’te yapılan ilk anketimizde yaklaşık 2000 kişiye ABD’nin rekabetçi dolar ve yüksek tarife politikaları uygulamasını destekleyip desteklemediklerini sorduk. Elde ettiğimiz sonuçlara göre katılımcıların büyük bir çoğunluğu (%54’ü) rekabetçi dolar fikrini desteklerken, bu oran yüksek tarifeler için yalnızca %37’de kaldı. Katılımcıların yaklaşık %15’lik bir kesimi ise nötr bir pozisyon izliyor.

Sonuçları biraz daha derinlemesine incelediğimizde, iki politika aracına verilen destek arasında önemli partizan farklılıklar olduğunu görüyoruz. Yüksek tarifelere verilen destek katılımcıların desteklediği siyasi partiye göre değişirken, rekabetçi dolara verilen destek partiler üstü bir nitelik taşıyor. Bekleneceği üzere Cumhuriyetçiler hem yüksek tarifeleri hem de doların rekabetçiliğini desteklerken, Demokratlar bir yandan yüksek tarifelere karşı çıkıyor, ancak diğer yandan doların rekabetçi olması fikrini büyük ölçüde destekliyor.

Bu örüntüyü Şekil 1’de gösterilen ısı haritasından daha net görebiliriz. Bu grafiğe göre rekabetçi dolara olumlu bakıp yüksek tarifelere karşı çıkan Demokratların oranı %36 iken aynı oran Cumhuriyetçiler arasında yalnızca %10. Her iki politika aracına da sıcak bakan Cumhuriyetçilerin oranı %48 iken, bu oran Demokratlar arasında yalnızca %13.

Şekil 1: Partilere göre rekabetçi dolar ve yüksek tarife politikalarına destek oranları

Not: Kutulardaki rakamlar, rekabetçi dolar veya yüksek tarife politikasına katılan, katılmayan ya da kararsız kalan kişilerin oranını göstermektedir.

Anket çalışmamızda bu partizan farklılıkların olası nedenlerini açıklayabilecek çeşitli sorulara yer verdik. İlk olarak katılımcıların tercihleriyle sosyo-demografik özellikleri arasındaki ilişkiyi inceledik. Bu incelemeden kayda değer iki temel sonuç çıktı. İlk olarak, Cumhuriyetçi parti kimliğinin her iki politikaya verilen desteği açıklayan önemli bir faktör olduğunu tespit ettik. Cumhuriyetçiler ortalamada Demokratlara kıyasla rekabetçi doları 1,3 kat, yüksek tarifeleri ise 6,8 kat daha fazla destekliyor. İkinci olarak, iktisat yazınında tarifelere yönelik tercihleri açıkladığı düşünülen standart değişkenlerin rekabetçi dolar desteğini açıklamada işlevsiz kaldığını gördük. Örneğin imalat sanayisinde çalışıyor olmak, işsiz olmak ya da lise mezunu olmak ile yüksek tarifelere olan destek arasında pozitif bir ilişki varken, bu değişkenlerin hiçbiri rekabetçi kur desteğiyle istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde değil. Buna karşılık, erkek olmak ve vatanseverlik duygusu, her iki politikaya verilen desteği sırasıyla yaklaşık 2,3 ve 3,8 kat artırıyor.

Politikalara verilen destek ile bu politikaların beklenen etkileri arasındaki ilişkiye baktığımızda, politikaların öngörülen fayda ve maliyetlerinin verilen desteği beklenen yönde şekillendirdiğini görüyoruz. Örneğin bu politikaların tüketici fiyatlarını artıracağı fikri ile verilen destek arasında negatif bir ilişki varken, ABD’de üretilen ürünlerin satışını artıracağı düşüncesi verilen destek ile pozitif olarak ilişkili. Ayrıca ticaret ortaklarının yüksek tarifeler ve rekabetçi kur politikaları izleyerek misilleme riski de verilen desteği azaltan faktörler arasında.

Bu ilk çalışmadan elde ettiğimiz iki temel sonuç, sonraki anket çalışmalarımızın çıkış noktasını oluşturdu. Bunlardan ilki, bu politikaların tüketici fiyatları üzerindeki beklenen etkisiyle ilgili. Beklediğimizden daha yüksek oranda katılımcı, rekabetçi doların tüketici fiyatlarını düşüreceğini ifade etti. Bu sonuç hem devalüasyonlar ile fiyatlar arasında gözlemlenen pozitif ilişkiye ters düşüyor, hem de kişilerin kur politikalarını genellikle enflasyon penceresinden değerlendirdiğini öne süren mevcut yazınla çelişiyor. Anketimizdeki açık uçlu sorulara verilen cevaplarda birçok katılımcının rekabetçi kurun enflasyonist etkileri konusunda bilgisiz hissettiğini belirtmesi, bizi katılımcıları rekabetçi kurun olası enflasyonist etkileri konusunda bilgilendirmenin bu politikaya verilen desteği azaltacağı ve yüksek tarife ile rekabetçi kur politikalarına yönelik tercihlerin birbirine yakınsayacağı hipotezini öne sürmeye yöneltti.

İkinci olarak, yukarıda açıkladığımız üzere rekabetçi kur politikalarına partiler üstü bir destek varken, yüksek tarife desteği büyük ölçüde Cumhuriyetçi katılımcılardan geliyor. Bu sonuçtan yola çıkarak katılımcıları rekabetçi doların Trump yönetimi ve Cumhuriyetçiler tarafından desteklendiğini bildirmenin rekabetçi kura verilen desteği azaltacağı ve yüksek tarife ile rekabetçi kur politikalarına yönelik tercihlerin birbirine yakınsayacağı hipotezini ileri sürebiliriz.

Enflasyon Bilgisinin Politika Tercihlerine Etkisi

Bu hipotezlerden ilkini test edebilmek için, Nisan 2026’da yaklaşık 3000 kişilik ulusal düzeyde temsili bir örneklem üzerinden deneysel bir anket tasarladık. Anketimizde rekabetçi kur ve yüksek tarifeden oluşan iki bölüme yer verdik ve her bir bölümde katılımcıları deney ve kontrol gruplarına ayırdık. Deney gruplarındaki katılımcılara, rekabetçi dolar ve yüksek dolar politikalarının kısaca tanıtıldığı ve bu politikaların ithal ürünleri ABD’li tüketiciler için pahalılaştıracağı, dolayısıyla enflasyonu artırabileceği yönünde ayrı ayrı iki kısa metin okuttuk. Bu metinlerin ardından, ilk anketimizde kullandığımız soru kalıbını kullanarak katılımcılara rekabetçi kur ve yüksek tarife politikalarını ne ölçüde desteklediklerini sorduk. Kontrol gruplarındaki katılımcılara ise yalnızca politikaların kısa bir tanımını verdikten sonra aynı soruları yönelttik. Ancak bu grupla politikaların olası enflasyonist etkilerine dair hiçbir bilgi paylaşmadık.

Anketimizden elde ettiğimiz veri setini kullanarak enflasyon bilgisi müdahalesinin üç farklı değişken üzerindeki etkisini inceledik: (1) rekabetçi kura verilen destek, (2) yüksek tarifelere verilen destek ve (3) iki politika arasındaki tercih tutarlılığını ölçmek için hesapladığımız ve adını ‘tercih tutarlılığı’ verdiğimiz değişken. Sonuçlarımıza göre, katılımcılara rekabetçi doların enflasyonist etkileri konusunda bilgilendirmek bu politikaya verilen desteği belirgin ölçüde azaltırken, yüksek tarifelerin olası enflasyonist etkilerine dair verdiğimiz bilgi bu politikaya verilen desteği değiştirmiyor. Bu sonuçlarla uyumlu olarak, rekabetçi doların enflasyonist etkileri konusundaki müdahalenin tercih tutarlılığını da önemli ölçüde artırdığını görüyoruz (Şekil 2)[6].

Şekil 2: Enflasyon bilgisi müdahalesinin politika tercihlerine etkisi

Not: Bu şekil, her bir enflasyon bilgisi müdahalesinin üç sonuç değişkeni üzerindeki Ortalama Müdahale Etkilerini (İngilizce kısaltmasıyla ATE) göstermektedir. Sol panel rekabetçi dolar politikasına ilişkin enflasyon müdahalesinin etkilerini, sağ panel ise tarifelere ilişkin enflasyon müdahalesinin etkilerini göstermektedir. Etkiler OLS yöntemiyle tahmin edilmiştir. Yatay çizgiler %95 güven aralıklarını göstermektedir. Rekabetçi dolar veya yüksek tarife için negatif bir ATE, ilgili bilgi müdahalesinin o politikaya verilen desteği azalttığını; tercih tutarlılığı için pozitif bir ATE ise müdahalenin iki politika alanı arasındaki tercih tutarlılığını artırdığını göstermektedir.

Buradan katılımcıların tarifeleri hali hazırda enflasyon ile ilişkilendirdiği yönünde bir tahminde bulunabiliriz. Buna karşılık, rekabetçi kur tartışmaları, her ne kadar son iki yılda ciddi bir ivme kazanmış olsa da halkın büyük bir kısmı için hâlâ muğlak bir konuyu teşkil ediyor olabilir ve bu nedenle bu politikanın enflasyonla ilişkilendirilmesinin daha nadir bir durum olduğu çıkarımında bulunabiliriz.

Şekil 3’te sunulan bulgular bu tahminlerimizi destekler nitelikte. Washington Post, New York Times ve Wall Street Journal’da Trump’ın ikinci döneminin başından bu yana yayımlanan yazıları metin çözümlemesi yöntemleri kullanarak analiz ettik. Şekilden tarifeler hakkında 4712 yazı yayımlanırken, rekabetçi kur üzerine sadece 46 yazı yayımlandığını görüyoruz. Tarifelerle ilgili yazıların 3094’ü tartışmayı enflasyonla ilişkilendirirken, rekabetçi kur ve enflasyonu birlikte ele alan yazı sayısı yalnızca 37. Rekabetçi kurun tarifelere kıyasla medyada daha az yer kaplaması ve enflasyonla arasında kurulan ilişkinin tarife-enflasyon ilişkisine kıyasla zayıf olması anket çalışmalarımızda tutarlı bir şekilde karşımıza çıkan rekabetçi dolara verilen partiler üstü desteği açıklayabilir.

Şekil 3: Seçili medya organlarının rekabetçi kur ve tarife politikalarını ele alışı

Not: Bu şekil, Washington Post, New York Times ve Wall Street Journal’da tarifeler ve rekabetçi dolar politikasına ilişkin toplam medya kapsamını karşılaştırmaktadır. Veriler ProQuest TDM Studio’dan elde edilmiştir. Söz konusu veri setleri, tam metninde sırasıyla tarifeyle veya rekabetçi dolarla ilişkili terimler (örneğin “rekabetçi dolar,” “zayıf dolar,” “dolar devalüasyonu,” “kur manipülasyonu”) geçen yazılardan oluşmaktadır. “Esas olarak konu edinen” kategorisi, ilgili terim(ler)in başlıkta veya metnin ilk yaklaşık 500 karakteri içinde geçtiği yazılarla sınırlandırmaktadır. “Enflasyonla ilişkilendirilen” ve “Trump/Cumhuriyetçilerle ilişkilendirilen” kategorileri, “esas olarak konu edinen” yazıların iki ayrı alt kümesini oluşturmakta olup, sırasıyla enflasyon veya fiyatla ilgili terimlerden de bahseden yazıları ve Trump ve Cumhuriyetçi Parti’den bahseden yazıları tespit etmektedir. Tarife kapsamı rekabetçi dolar kapsamını yaklaşık bir ila iki büyüklük mertebesi kadar aştığı için, her iki seriyi de aynı grafikte okunaklı biçimde gösterebilmek amacıyla Y ekseninde logaritmik ölçek tercih edilmiştir. Her sütunun üzerindeki sayı, ham yazı sayısını göstermektedir.

Partizan Sinyallerin Politika Tercihleri Üzerindeki Etkisi

Son anketimizde ise ikinci hipotezimizi test etmek üzere partizan sinyallerin politika desteği üzerindeki etkisini inceledik. Haziran 2026’da gerçekleştirdiğimiz bu ankette, 1000 kişilik katılımcı grubumuzu deney ve kontrol gruplarına ayırdık. Deney grubundaki katılımcılara, önceki iki ankette kullandığımız rekabetçi dolar tanımıyla başlayan ve ardından rekabetçi dolar politikasının Trump yönetimindeki ve Kongre’deki bazı Cumhuriyetçiler tarafından desteklendiğini belirten bir metin okuttuk. Bu metnin ardından, ilk iki ankette kullandığımız soru kalıbına sadık kalarak katılımcıların bu politikayı ne ölçüde destekleyip desteklemediğini sorduk. Kontrol grubundaki katılımcılara okutulan metinde ise rekabetçi doların Trump ve Cumhuriyetçiler tarafından desteklendiğine dair bilgiye yer vermedik.

Anket verileri incelendiğinde partizan sinyalin rekabetçi kur politikasına verilen desteğin Demokrat katılımcılar arasında azalttığını, ancak Cumhuriyetçi katılımcıları etkilemediğini tespit ettik[7]. Ayrıca bu sinyalin hem Demokratların hem de bağımsızların tercih tutarlılığını anlamlı biçimde arttırdığını görüyoruz[8].

Gazete yazıları üzerinde yaptığımız analize dönersek, tarife politikalarını Trump’a ve Cumhuriyetçi Parti’ye bağlayan yazıların sayısının, rekabetçi kuru Trump’a ve Cumhuriyetçi Parti’ye bağlayan yazılardan çok daha fazla olması, halkın genel olarak rekabetçi kur fikrini Trump ve Cumhuriyetçi partiyle ilişkilendirmediğini gösteriyor. İşte tam bu nedenle, katılımcıların tercihlerini bu denli belirgin bir biçimde değiştirebiliyor.

Şekil 4: Partizan sinyalin etkileri

Not: Bu şekil, partizan sinyal müdahalesinin rekabetçi kura destek (mavi çemberler) ve tercih tutarlılığı (turuncu üçgenler) üzerindeki Ortalama Müdahale Etkilerini (ATE) göstermektedir. Etkiler OLS yöntemiyle tahmin edilmiştir. Yatay çizgiler %95 güven aralıklarını göstermektedir.

Son Sözler

Deneysel bulgularımız rekabetçi kur ve yüksek tarifelere verilen destek arasındaki makası daraltan iki temel faktör olduğunu gösteriyor: halkın bu politikanın olası enflasyonist etkileri konusunda bilgilendirilmesi ve bu politikanın Trump ve Cumhuriyetçi parti ile ilişkisinin açığa çıkartılmasıdır. Doların rekabetçi olması fikri her ne kadar ABD halkına cazip geliyor gibi görünse de Trump’ın bu konuyu gündeminde üst sıralara çıkarması ve olası enflasyonist etkilerin gerçekleşmesi, bu kırılgan desteği – özellikle Demokrat seçmenler arasında – hızla eritebilir.

Notlar

  1. Yazı boyunca gümrük vergileri ve tarifeler değişimli olarak kullanılmıştır.
  2. (https://www.reuters.com/world/us/trump-strong-dollar-sounds-good-you-make-hell-lot-more-with-weaker-one-2025-07-25/).
  3. https://www.nytimes.com/2024/07/16/us/politics/trump-vance-us-dollar.html
  4. https://www.aei.org/economics/council-of-economic-advisors-chair-nominee-stephen-mirans-critique-of-the-global-monetary-system-part-i/
  5. Bu yazı ortak çalışmamızın sonuçlarını özetleyen bir yazı olmakla birlikte, bu yazıda yapılan herhangi bir hatanın sorumluluğu bana aittir.
  6. Şeklin sol panelindeki ATE=0.296’ya tekabül eden nokta bize bu sonucu göstermektedir.
  7. Şekilde ATE = -0.704 ve ATE = -0.021 noktalarına bakarak bu sonuca ulaşabiliriz. Cumhuriyetçi satırında gösterilen mavi çizginin sıfır noktasını kapsaması, partizan sinyalin Cumhuriyetçilerin rekabetçi kur konusundaki görüşlerini istatistiksel olarak etkilemediği anlamına gelmektedir.
  8. Bu sonuca ise ATE = 0.679 ve ATE = 0.742 noktalarına bakarak ulaşabiliriz.
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Esra Uğurlu (2026). ABD’de Rekabetçi Dolar Rüzgarı. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.22068219
  • 2014 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini 2014-2016 yılları arasında Economic Policies in the Age of Globalisation (EPOG) programı kapsamında Berlin School of Economics ve Université Sorbonne Paris Nord’da uluslararası iktisat alanında tamamladı. 2022 yılında University of Massachusetts Amherst’de iktisat doktorasını tamamladı. Makroiktisat, politik iktisat ve kalkınma iktisatı alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Makaleleri Journal of Comparative Economics, Cambridge Journal of Economics, ve Structural Change and Economic Dynamics gibi dergilerde yayımlandı. 2022 yılından bu yana İngiltere’de University of Leeds İktisat Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Dil bilgisi, anlam bozukluğu ve noktalama kontrolü Tercüme

Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.