İklim krizine cevaben üretilen politikalar üretim süreçlerinin yanı sıra istihdamı da belirleyecektir.Bu dönüşümün mevcut eşitsizlikleri yeniden üretmemesi için olası istihdam etkilerinin kadınlar ve erkekler açısından nasıl farklılaştığını değerlendirmek önem taşımaktadır.
Mevcut üretim-tüketim düzeyinin doğanın ekolojik sınırlarını aşması, iklim değişikliği, artan hava, su ve toprak kirliliği, doğal kaynakların tükenmesi ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi birbirini besleyen süreçler ile kendini gösteren çok boyutlu bir ekolojik krize yol açıyor[1]. Ekolojik krizin birçok boyutu, başta sera gazı emisyonlarının yol açtığı iklim değişikliği ve küresel ısınma olmak üzere, kaynaklandığı bölgelerin sınırlarını aşarak küresel etkiler yaratıyor. Bu etkileri özellikle son yirmi yılda günlük yaşamımızda giderek daha fazla hissediyoruz. Sıklaşan doğal afetler, aşırı hava olayları ve değişimleri insanların ve diğer tüm canlıların yaşamını tehdit ediyor ya da yaşam koşullarını değiştiriyor. Sosyal ve ekonomik etkileriyle de ani çöküntüleri ve artan yükleri beraberinde getiriyor. Krizin etkilerinin ve bu etkilere yanıt olarak geliştirilen yeşil politikaların tartışılacağı, Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Taraflar Konferansı 31 (COP 31) yaklaşırken bu yazı yeşil politika alternatiflerinin işaret ettiği olası istihdam etkilerinin cinsiyetli sonuçlarını Türkiye’nin işgücü piyasası yapısı içinde tartışmayı amaçlıyor.
Krizin ortaya çıkış dinamiklerini doğru tanımlamak kuşkusuz anlamlı çözümler getirmenin ön koşulu. Bu anlamda farklı yaklaşımları derinlemesine tartışmak takip edecek olan başka bir yazının konusu olmakla birlikte, burada şu noktayı vurgulamakla yetinelim: Krizin sistemin temel bölüşüm ve yeniden üretim dinamikleriyle ilişkisini sorgulamadan ve ‘piyasanın işleyişini fazla sarsmadan’ çözüm aramak, çözümün dayandığı temel ilkelerin yanlış belirlenmesi ve geliştirilen politikaların sınırlı, hatta olumsuz sonuçlar doğurması riskini taşır. Zira ekolojik krizin sorumluluğu da yol açtığı olumsuz etkiler de ekonomik bölüşüm hiyerarşileri doğrultusunda hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde eşitsiz dağılıyor.
Tarihsel birikimli CO₂ emisyonlarında ABD, Çin ve Avrupa Birliği öne çıkarken bu ülkeler, kaynakları ve adapte olabilme kapasiteleri sayesinde iklim krizinin sonuçlarından görece daha az etkilenmektedir (UNEP 2025). Buna karşın, krize çok daha az katkıda bulunan gelişmekte olan ülkeler, etkilerine daha açık ve bu etkilerden korunma ve uyum politikaları açısından kaynak yoksunluğu yaşamaktadır (UNCTAD 2021). Türkiye’de, iklim değişikliğinden orantısız biçimde etkilenen gelişmekte olan ülkelerden biridir. Dünya Bankası’nın, aşırı sıcak günler, genel nüfusun ve yoksul nüfusun iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalması gibi göstergeleri içeren on boyut üzerinden iklim kırılganlığını ölçtüğü değerlendirmeye göre Türkiye dokuz boyutta yüksek kırılganlık gösterirken, OECD ülkelerinde ortalama sadece iki boyutta yüksek kırılganlık görülmektedir (WB, 2022: 23). Ülkeler arasında olduğu gibi ülke içinde de emisyon ve etkileri açısından sınıflar arasında büyük eşitsizlikler bulunmaktadır. Ebru Voyvoda’nın Katman’da aktardığı araştırmasının sonuçları Türkiye’de hanelerin gelir dilimleri bazında karbon ayak izleri açısından büyük fark bulunduğunu göstermektedir. Bununla beraber iklim değişikliğinde en az sorumluluğu olan ve mevcut sorumlulukları da gıda ve barınak harcamaları gibi temel yaşam koşullarından kaynaklanan en yoksul kesimler iklim değişikliğinin etkilerine ve getirdiği risklere orantısız bir şekilde katlanmaktadır (Voyvoda, 2026).
İklim politikalarının tasarımında belirleyici olabilme ya da bu politikalardan etkilenme açısından da eşitsiz bir zemin vardır. Kapsayıcı bir dönüşümü ve mevcut eşitsizlikleri dönüştürmeyi hedeflemediği taktirde, kaçınılmaz olarak, yeşillenme politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri Türkiye’nin mevcut kalkınma sorunları ve eşitsizlikleriyle iç içe geçecektir. Adil ve eşitlikçi bir dönüşümün önemli ayaklarından biri bu sürecin istihdam etkilerini işgücü piyasasının mevcut yapısal sorunlarını gözeterek tasarlamak olacaktır. Ekonomik büyümenin istihdam yaratma ve iyi işler üretme kapasitesinin oldukça sınırlı olması sonucunda nüfusun neredeyse yarısı işgücünün dışında kalmaktadır (yüzde 46,5) ve çalışmak istemesine rağmen çalışamamanın daha bütünlüklü ifadesi olan (zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan) atıl işgücü oranı yüzde 29,7’dir (TÜİK, 2025). Katman Portal’da daha önce ilgili yazılarda detaylı bir şekilde tartışıldığı üzere işgücü piyasasının sınırlı olanakları, bakım açığı ve politika perspektifindeki eksiklikler istihdamda cinsiyet eşitsizliği açısından bir kısırdöngü yaratmaktadır. (Dildar 2026, İzdeş 2026a ve 2026b, Küçükkor 2026, Mıhcı 2026). Bugüne kadar uygulanan sanayileşme stratejileri, kadınları işgücüne entegre etmekte yetersiz kalmıştır. İstihdamda cinsiyet eşitliği dönüşüm stratejisinin bir parçası olarak açıkça hedeflenmediği takdirde, dönüşümün istihdam sonuçları da mevcut işgücü piyasası dinamikleri ve cinsiyete dayalı katmanlaşma çerçevesinde şekillenecektir.
İstihdam Etkileri: İşler kimin için yeşilleniyor?
Yeşil politikaların istihdam üzerindeki etkisinin analizinde yeşil işlerin nasıl tanımlanacağına ilişkin farklı yaklaşımlar olmakla beraber geniş kapsamlı tarifiyle yeşil işler, enerji ve hammadde tüketimini, sera gazı emisyonlarını, atık ve kirliliği azaltan, ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği onaran ve koruyan işler olarak tanımlanmaktadır (UNEP vd., 2008:3).
Yeşil politikaların istihdam üzerindeki etkisinin görünür kılınması, dönüşümün barındırdığı risklerin ve olanakların farkındalığı kapsayıcı bir dönüşümün planlanabilmesi için şarttır. Bu anlamda farklı politika tasarıları ile Türkiye üzerine kurgulanan simülasyonlar üzerinden yapılan öngörüler yol gösterici olabilir.[2] Varsayımları, tanımlanan politika değişiminin kapsamı ve kavramları tanımlama şekilleri farklı olduğu için öngörülen sonuçları da farklı olmakla beraber yeşil politika simülasyonlarında görece ortaklaşılan sonuçlara odaklandığımızda istihdam üzerindeki olası etkiler üzerinden çıkarım yapacağımız bir tablo ortaya çıkıyor. Tablo 1, Türkiye üzerine yeşil politika simülasyonları yapan ve istihdama ilişkin detaylı öngörülerde bulunan görece güncel çalışmaların[3] bulguları üzerinden hareket etmekte, yeşillenme politikalarının istihdam etkilerini ekonomik faaliyet düzeyinde istihdamın cinsiyet ayrımında katmanlı yapısını göz önüne alarak tartışmayı amaçlamaktadır. Tabloda kırmızı net istihdam kaybı, yeşil ise net istihdam artışı beklenen faaliyetleri gösteriyor. Kadın ve erkek istihdamının ekonomik faaliyetler arasında dağılımının katmanlı yapısı kuşkusuz yeşil politikaların istihdam etkilerinin cinsiyet dağılımını da etkileyecektir. Halihazırda kadınların daha eşit koşullarda ve daha yüksek oranlarda istihdam edildiği meslekler/sektörler/faaliyet alanlarında da hızlı kazanımlar daha kısa vadeli stratejilerle mümkün olabilecektir. Ancak kadın istihdamına yönelik yasal engellerin, güçlü önyargıların ve toplumsal normların kaldırılmasını gerektiren sektörler için daha uzun vadeli stratejiler gerekmektedir (UN Women ve AfDB, 2021).
Tablo 1: Yeşil Politikaların İstihdam Etkileri ve Ekonomik Faaliyet Düzeyinde Kadın İstihdamının Dağılımı
| Sektör | Ekonomik Faaliyet | Toplam (Bin) | Toplam (%) | Erkek (%) | Kadın (%) | Kadın İstihdam Payı (%) |
| Tarım | Tarım, ormancılık ve balıkçılık | 4 866 | 15.8% | 13.6% | 20.6% | 42% |
| Sanayi | Toplam | 6 663 | 21.7% | 23.9% | 17.1% | 25.4% |
| Madencilik ve Taş Ocakçılığı | 157 | 0.5% | 0.7% | 0.1% | 6.4% | |
| İmalat Sanayi | 6 158 | 20.0% | 21.6% | 16.6% | 26.8% | |
| Elektrik, gaz, buhar, su temini, kanalizasyon vb. | 348 | 1.1% | 1.5% | 0.3% | 9.5% | |
| İnşaat | İnşaat | 1 846 | 6.0% | 8.4% | 0.9% | 4.9% |
| Hizmetler | Toplam Hizmetler | 17 378 | 56.5% | 54.1% | 61.5% | 35.1% |
| Toptan ve Perakende Ticaret | 4 363 | 14.2% | 15.4% | 11.6% | 26.5% | |
| Ulaştırma ve depolama | 1 493 | 4.9% | 6.4% | 1.6% | 10.7% | |
| Konaklama ve yiyecek hizmetleri | 1 699 | 5.5% | 5.7% | 5.1% | 29.8% | |
| Bilgi ve iletişim | 282 | 0.9% | 1.0% | 0.7% | 23.4% | |
| Finans ve sigorta faaliyetleri | 315 | 1.0% | 0.9% | 1.4% | 43.8% | |
| Gayrimenkul faaliyetleri | 329 | 1.1% | 1.3% | 0.7% | 20.7% | |
| Profesyonel, bilimsel ve teknik faaliyetler | 939 | 3.1% | 2.6% | 4.0% | 42.3% | |
| İdari ve destek hizmet faaliyetleri es | 1 103 | 3.6% | 3.2% | 4.4% | 39.8% | |
| Kamu yönetimi ve savunma | 2 022 | 6.6% | 7.8% | 4.1% | 20.2% | |
| Eğitim | 1 893 | 6.2% | 3.8% | 11.1% | 58.5% | |
| İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri | 1 836 | 6.0% | 2.6% | 12.9% | 70% | |
| Sanat, eğlence ve dinlence | 153 | 0.5% | 0.5% | 0.5% | 29.4% | |
| Diğer sosyal, toplumsal ve kişisel hizmet faal. | 951 | 3.1% | 3.0% | 3.3% | 34.8% |
Kaynak: İzdeş, 2025 (TÜİK, İşgücü İstatistikleri 2022)
Tarım, ormancılık ve balıkçılıkta dönüşüm; doğayla uyumlu üretim yöntemleri, yeniden ormanlaştırma ve ormanlar ile balık kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine geçiş gibi uygulamaları içermektedir. Türkiye’de ormancılık ve balıkçılık erkek istihdamı ağırlıklı sektörler iken, tarım istihdamının yaklaşık yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Tarım ihracatının %29,7’sini AB’ye gerçekleştiren Türkiye açısından, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın “Tarladan Sofraya” stratejisi bu dönüşümde önemli bir referanstır (Ataseven, 2023: 19) ve tarım sektöründeki dönüşüm tarla işçiliğinden araştırmacılığa ve girişimciliğe uzanan çeşitli istihdam olanaklarıyla tarif edilmektedir (UN Women ve AfDB, 2021). Ancak küçük ölçekli aile üretiminin yaygın olduğu tarım sektöründe çalışan kadınların %72,5’i ücretsiz aile işçisidir ve kayıt dışılık kadınlarda daha yaygındır (Görmüş, 2023; TÜİK, 2025). Bu nedenle eğer tarım sektöründe iyi işler yaratılması ve işlere ve olanaklara erişimde cinsiyet eşitliği bir hedef olarak tanımlanmazsa, kadın istihdamının yüksek olduğu bir sektör olmasına rağmen kadınların dönüşümün dışında kalması riski mevcuttur. Öte yandan bu sektör eşitlikçi bir perspektifle dönüşüm geçirdiği taktirde hali hazırda kadın temsiliyeti yüksek olan bir sektör olarak kadınlara görece kısa sürede kayıtlı ve insana yakışır işler sunma ve kırsalda kadınların güçlenmesine katkıda bulunma potansiyeli taşımaktadır. Bu potansiyelin hayata geçmesi için kadınların sürdürülebilir tarım uygulamalarına yönelik eğitim ve beceri geliştirme olanaklarına erişimi önemlidir.
Dönüşümde öncü sektörler arasında olan enerji ve inşaat, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de istihdamda büyük değişim beklenen faaliyet alanları olmakla beraber erkek istihdamı egemen alanlardır. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişin, erkeklerin yoğun olduğu fosil enerji üretiminde belirgin istihdam kayıplarına yol açması beklenirken, yenilenebilir enerji ve yeşil inşaat faaliyetlerinde yaratılacak yeni işler kadınların bu sektörlerdeki istihdam payını artırma potansiyeli taşımaktadır. Stantec’in 2020 yılında yaptığı araştırma bu anlamda ümit vaat etmekte, araştırma Türkiye’deki 16 güneş paneli üreticisi şirketin 3.300’den fazla kişiyi istihdam ettiğini ve çalışanların %31’inin kadın olduğunu ortaya koymaktadır (Stantec, 2020: 12). Enerji sektörünün dönüşümüyle orta beceri düzeyindeki işler arasında ağırlıklı olarak montaj elemanları, teknisyenler, tesis yöneticileri ve kalite mühendislerine yönelik talep oluşacağı ve mühendislik ve sistem tasarımı gibi alanlarda da yüksek becerili işgücüne talep oluşacağı öngörülmektedir (ILO, 2019: 30). Ancak kadınların sınırlı temsili ve mesleki ayrışma nedeniyle, özellikle orta beceri düzeyindeki işlerde kadın istihdamını artırmak kısa vadede kolay değil. Enerji ve inşaatta mühendislik, tasarım ve enerji verimliliği gibi yüksek beceri gerektiren işlerde kadınların temsiliyetini artırmak için hedefli istihdam politikaları ve beceri geliştirme olanakları önem taşıyor.
İmalat sanayinin bu süreçte alt sektörlerinde farklılaşan etkiler ile belirgin bir dönüşümden geçmesi beklenmektedir. Kadınların imalat sanayinin çoğu alt sektöründeki payı sınırlıyken, tekstil kadın istihdamı açısından öne çıkan bir sektördür. Mevcut haliyle ücretler, iş güvencesi ve çalışma koşulları açısından imalat sanayinin en sorunlu alt sektörlerinden biri olan tekstil sektöründeki işlerin (İzdeş ve Yücel 2020, s.190) yeşil politikalarla birlikte insana yakışır işlere dönüşmesi kadın istihdamının koşullarının iyileştirilmesi bakımından görece kısa vadede kazanım sağlama potansiyeli taşımaktadır.
Hizmetler sektöründe yüksek nitelik gerektiren mesleki, bilimsel ve teknolojik faaliyetlerde yeni yeşil iş olanaklarının doğması öngörülmektedir. Kadınların bu olanaklardan yararlanabilmesi, ilgili eğitim ve becerilere erişimlerinin desteklenmesine ve işe alım ile kariyer süreçlerindeki cinsiyete dayalı engellerin giderilmesine bağlıdır. Ayrıca simülasyonlar eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerini kapsayan bakım sektöründe sınırlı bir artış öngörmektedir. Çevreyi en az kirleten ve kadınların yoğun çalıştığı bu alana yatırım, doğrudan istihdam yaratmanın yanı sıra bakım açığını azaltarak kadınların diğer sektörlerdeki işlere erişimini de destekleyebilir. Bu nedenle bakım yatırımları, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten yeşil dönüşümün temel bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Yeşil politikaların gerçek anlamda sürdürülebilir olabilmesi için gelir dağılımında adalet, işlerin niteliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi sosyal boyutları da içermesi gerekir. Takip eden yazılarda bu anlamda politika çerçevesini tartışarak devam edeceğiz.
Kaynakça
Acar, S., Kat, B., Rogner, M., Saygin, D., Taranto, Y., & Yeldan, A. E. (2023). Transforming Türkiye’s power system: An assessment of economic, social, and external impacts of an energy transition by 2030. Cleaner Energy Systems, 4, 100064.
Acar, S., Voyvoda, E., & Yeldan, A. E. (2018). Policy analysis: toward a green development pathway for the peripheral world. In Macroeconomics of climate change in a dualistic economy: a regional general equilibrium analysis (pp. 117-140). Academic Press.
Ataseven, Y. (2023). Evaluation of the Possible Effects of the European Green Deal Process on Agricultural Policies in Türkiye. Journal of Agricultural Sciences (Tarim Bilimleri Dergisi), 2023, 29 (1): 13-25. DOI: 10.15832/ankutbd.1108754
Bouzaher, A., Şahin, Ş. ve Yeldan, E. (2015). How to Go Green: A General Equilibrium Investigation of Environmental Policies for Sustained Growth with an Application to Turkey’s Economy. Letters in Spatial and Resource Sciences 8(1): 49–76.
Dildar, Y (2026). Türkiye’de Kadın İstihdamı: Yapısal Sınırlar ve Aile Merkezli Bir Rejimin Yeniden İnşası. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19535488
Görmüş, A. (2023). Yeşil ve Döngüsel Ekonomide Düzgün Olmayan İşler: Türkiye’de Atık Toplama ve Geri Kazanım Faaliyetlerinden Bulgular. Journal of Recycling Economy & Sustainability Policy, 2(2), 52-66.
ILO. (2019). Skills For A Greener Future. Geneva.
İzdeş, Ö. (2025) Gender Equality and Green Transformation in Türkiye”, Background paper -UNCTAD “Integrated Policy Strategies and Regional Policy Coordination for Resilient, Green and Transformative Development: Supporting Selected Asian BRI-Partner Countries to Achieve 2030 Sustainable Development Agenda”.
İzdeş (2026a). Bakım Açığı ve Çifte Bakımın Maliyeti: Sandviç Kuşak Kadınlar (II). Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21740087
İzdeş (2026b). Kadınlar Neden Daha Az Kazanıyor? Cinsiyet Temelli Ücret-Kazanç Farkı. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.20368329
İzdeş, Ö. and Yücel, Y. (2020). Gender Gaps in Employment from a Decent Work Perspective. In Elif Nuroğlu (Ed.), The Role of Women in Turkish Economy: Current Situation, Problems and Policies, Peter Lang Publishing, Germany (with Yelda Yücel).
Küçükkör, Y. (2026). Herkesin Bakım Yükü Aynı Değil: Kısa Bir Derleme. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.22068045
Mıhcı, M.H. (2026). Kadınların İşgücüne Katılım Oranının Düşüklüğü: Ülkenin En Katmanlı Meselesi. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19375479
Stantec. (2020). Market Report for Turkey’s Photovoltaic Panel Manufacturing. Stantec, Istanbul, Turkey. https://www.stantec.com/content/dam/stantec/files/PDFAssets/2020/stantec-market-report-for-turkeys-pv-panel-manafucturing.pdf
TÜİK (2025) İşgücü İstatistikleri 2025, https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/57996
UNCTAD. (2021a). Trade and Development Report 2021-From Recovery to Resilience: The Development Dimension, Geneva.
UNDP and ILO. (2022). Social and Employment Impacts of Climate Change and Green Economy Policies in Türkiye Application of the Green Jobs Assessment Model for Türkiye
UNEP, ILO, IOE, ITUC Green Jobs Initiative. (2008). Green Jobs: Towards Decent Work in a Sustainable Low-Carbon World.
UNEP (2025). Emissions Gap Report 2025: Off target – Continued collective inaction puts global temperature goal at risk [Olhoff, A., chief editor; Lamb, W.; Kuramochi, T.; Rogelj, J.; den Elzen, M.; Christensen, J.; Fransen, T.; Pathak, M.; Tong, D. (eds)]. Nairobi. https://doi.org/10.59117/20.500.11822/48854
UN Women and the African Development Bank (AfDB). (2021). Green Jobs for Women in Africa. https://africa.unwomen.org/sites/default/files/Field%20Office%20Africa/Attachments/Publications/2021/11/20211206_UN%20Woman_Green%20Jobs_policy%20brief_ENG_webpages.pdf
Voyvoda, E.(2026). İklim Değişikliğinde Sorumluluk ve Yük. Katman Portal.
https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19692646
World Bank Group. (2022). Türkiye Country Climate and Development Report. CCDR Series. Washington, DC: World Bank. http://hdl.handle.net/10986/37521 License: CC BY 3.0 IGO. URI http://hdl.handle.net/10986/37521
Notlar
- Bu yazı kısmen UNCTAD projesi kapsamında yazılmış olan İzdeş, Ö. (2025) makalemdeki tartışmaları yansıtmaktadır. ↑
- İşgücü piyasasına ilişkin öngörülerde bulunan politika simülasyon örnekleri için bakınız Bauzaher, Şahin ve Yeldan (2015), Acar, Voyvoda ve Yeldan (2015), Acar vd. (2023), WB (2022), UNDP ve ILO (2022). ↑
- Bakınız Acar vd. (2023), WB (2022), UNDP ve ILO (2022). ↑
Yazar, yapay zekâ araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zekâ desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
