Uzun dönemli refah artışının dinamosu olarak kabul edilen teknolojik ilerleme artık kaygı veren bir dinamik olmaya başladı. Fakat kaygı duymak yerine teknolojik ilerlemenin etkilerini daha iyi analiz etmeye ihtiyaç var. Bu yazıda sürücüsüz kamyonlar üzerinden yeni teknolojilerin istihdam üzerindeki olası etkilerini analiz ediyorum.
8 Haziran 2026 tarihli Wall Street Journal gazetesinde çıkan bir habere göre, ABD merkezli çok uluslu bir tüketim malı şirketi yapay zekâ (YZ) destekli sürücüsüz/otonom kamyonlarla ürünlerini fabrikalardan depolara, depolardan da süpermarketlere taşıyor (Fung, 2026). Şirket, Haziran 2025’ten beri ABD’nin Arizona, Teksas ve Arkansas eyaletlerinde toplam 41 sürücüsüz kamyon işletiyor. Bu kamyonlar için otonom sürüş yazılımı ve ekipmanı sağlayan partner şirketin kurucusuna göre, otonom sürüş zamanında teslim alma ve teslimat gerçekleştirme gibi fırsatlar sunuyor. Kamyonları kullanan şirketin tedarik zincirinden sorumlu başkan yardımcısı da otonom kamyonların hedeflerine zamanında varma oranının %99’u bulduğunu ifade ediyor[1]. Tüm bunları öğrendiğimiz gazete haberinde, bu avantajlara değinildikten sonra insan sürücülerin dezavantajları sıralanıyor: İnsan sürücüler hastalanabilir, sürekli araç kullanamazlar ve sürücü olarak çalışacak yeterli sayıda yerli ya da göçmen işçi bulunamayabilir[2]. Yani, deniyor, otonom sürüş teknolojisi yalnızca insanı ikame eden teknik bir imkân sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insandan kaynaklanan kırılganlıkları da ortadan kaldırıyor. Daha iktisatçı diliyle söylersek, insan sürücülerin otonom sürücülere göre karşılaştırmalı üstünlüğü ortadan kaybolmak üzere. Binlerce kamyon ve tır sürücüsü çalıştıran şirketin bazı sürücülerinin de üyesi olduğu sendika ise otonom kamyonların kullanılmasına karşı çıkıyor[3].
Bu haber son zamanlarda sıklıkla tekrarlanan yeni teknolojilerin istihdamda ciddi bir tahribat yaratacağı beklentisini destekleyen sayısız haberden yalnızca biri. Aslında 1980’lerden beri imalat sanayiinde kullanılmakta olan robotların daha da yaygınlaşacağı ve istihdamı olumsuz yönde etkileyeceği beklentisi geride kaldı. Artık odakta YZ var. Kabiliyetleri sürekli iyileşen YZ temelli teknolojilerin çok daha fazla iş kolunda istihdamı tehdit edeceği ve bu durumda yapılacak en akıllıca şeylerden birinin bu teknolojileri öğrenerek “istihdam edilebilir kalmak” olduğunu artık daha sık duyuyoruz.
İktisatçıların üzerinde uzlaştıkları fikirlerden biri teknolojik ilerlemenin uzun dönemli refah artışının dinamosu olduğudur. Bu fikrin temelinde, teknolojik ilerleme sayesinde artan verimlilik ve buna eşlik eden reel ücret ile istihdam artışı yer alır. Fakat istihdam üzerinde yıkıcı etkilere sebep olacağı ileri sürülen yeni teknolojilerle birlikte, teknolojik ilerleme fikri artık kaygı vermeye başlıyor.
Aslında yeni teknolojilerin işsizliği artırdığı fikri, ekonomilerin ciddi bir daralma yaşadığı depresyon ya da kriz dönemlerinde yeniden ortaya çıkıyor. Büyüme hızlanıp işsizlik oranı düşünce, teknolojik işsizlik fikri bir sonraki krize kadar arka plana itiliyor. Gerçekten de işsizliğin yükseldiği 1820’lerde, 1880’lerde, 1930’larda, 1980’lerde ve 1990’larda teknolojik işsizlik, üzerinde konuşulan bir kavram haline gelmiştir (Freeman & Soete, 1994). Benzer şekilde, robotlar üzerinden 2015 sonrası başlayan tartışmaların arka planında, 2008-2009 küresel mali kriziyle artan ve düşmesi uzun zaman alan işsizlik vardır[4].
Yıkan ve Yaratan Bir Kuvvet Olarak Teknoloji
Teknolojik işsizliğin yeniden gündeme gelmesinin faydalarından birinin iktisatçıların konuyu daha dikkatli incelemesini sağlamak olduğu söylenebilir[5]. Örneğin, bu konuda görece yeni geliştirilen oldukça faydalı bir çerçeve, işler yerine işi oluşturan görevlere odaklanıyor ve üç farklı teknolojiden bahsediyor: a) bazı iş görevlerinde (task) emeği sermaye ile ikame eden otomasyon teknolojileri, b) yeni görevler yaratan teknolojiler ve c) faktör-çoğaltan (factor-augmenting) teknolojiler (Acemoglu & Restrepo, 2018, 2019). Otomasyon teknolojileri, tıpkı otonom sürüş teknolojisinin yaptığı gibi, emeğin yaptığı görevleri azaltıyor ve üretim için gereken görevlerin dağılımını sermaye lehine değiştiriyor. Yeni görev yaratan teknolojiler ise tam tersini yapıyor[6]. Örneğin, 2019’dan beri Çin’de Ulusal Meslek Sınıflandırma Sistemi’ne nesnelerin interneti mühendisliği teknisyeni, YZ mühendisliği teknisyeni, büyük veri mühendisliği teknisyeni, robotik mühendisliği teknisyeni gibi yeni görevlere dayanan meslekler eklendi (Arias vd., 2025).
Yeni teknolojilerin istihdama etkisi yalnızca mevcut görevleri ortadan kaldırmak ya da yeni görevler yaratmakla sınırlı değil. Yukarıda bahsi geçen üç teknoloji türü de verimliliği artırıyor ve teknolojiyi kullanan firmaları daha fazla üretim yapmaya teşvik ediyor. Bu da firmaları halihazırda yalnızca emeğin yapabildiği görevlerde daha fazla emek kullanmaya itiyor. Fakat otomasyon teknolojileri ile yeni görevler yaratan teknolojiler arasında açık bir fark var. Otomasyon teknolojileri bazı görevleri ortadan kaldırdığı ve ilk elde emek talebini düşürdüğü için, istihdama net etkileri verimlilik artışı nedeniyle oluşan emek talebindeki artışın ne kadar büyük olacağına bağlı. Bu karşın, yeni görevler yaratan teknolojiler hem yeni görevler hem de verimlilik kanalıyla emek talebinin artmasını sağlıyor.
Kamyon sürücülerine geri dönelim. Bu sürücüler aslında yalnızca sürücülük yapmıyor. Teslimat sırasında birer satış temsilcisi gibi görev üstleniyorlar. Şirket, artık sürücülük yeteneklerine ihtiyaç duymadığı için çalışanlarının satış temsilcisi veya ürünleri indirme gibi görevlere daha fazla zaman ayırabileceklerini belirtiyor. Bu değişiklik, otonom sürüş teknolojisi nedeniyle yaşanacak istihdam kaybının önündeki engellerden biri. İkinci bir engel ise teknolojinin güvenilir bir şekilde kullanılabileceği rotaların henüz sınırlı olması. Şirketin kullandığı sürücüsüz kamyonlar, şimdilik sürekli gidip geldikleri ve daha az sayıda teslimat yapmaları gereken rotalarda daha iyi performans sergiliyor. Dahası, 50 eyaletten oluşan ülkede otonom kamyonlar yalnızca 3 eyalette kullanılabiliyor. Şirketin bir parçası olduğu gıda sektöründe, yeni teknolojiler nedeniyle göreli fiyatların düşmesi sektör faaliyetinin artmasına neden olabilir. Bu da istihdamı dengelemeye yardımcı olabilecek bir diğer faktör. Son olarak, teknolojinin yaygınlık kazanmasından doğrudan zarar görecek sürücüler, eyalet yönetimlerinin sürücüsüz kamyonlara yasal izin vermemesini sağlayarak teknolojinin kullanımını ve istihdam üzerindeki etkisini sınırlayabilir[7].
Tüm bu engellerin yetersiz kalması durumunda sürücüsüz kamyonlar nedeniyle işlerini kaybedecek sürücüler kendilerini sancılı bir sürecin içinde bulabilir. Sürücü olarak iş aradıklarında, sürücü ücretleri genel ücret seviyesine göre gerileyebilir ve hatta mutlak olarak azalabilir. Her durumda tamamının sürücü olarak iş bulması mümkün olmayabilir. Otonom sürüşün birçok sektörde yaygınlaşması durumunda ise farklı işler aramaktan başka seçenekleri kalmayabilir. Bu durumda yeni beceriler kazanıp istihdam yaratan sektörlerde iş aramayı deneyeceklerdir. En azından bazılarının uzun dönemli işsizlik yaşaması ya da işgücünü terk etmesi söz konusu olabilir.
Uzun vadede sürücüsüz kamyonların yalnızca daha da yaygınlaşabileceğini söylemek mümkün. Otonom sürüş teknolojisi daha fazla rotada kullanılabilir hale geldikçe ve teknolojinin maliyeti düştükçe, teknolojinin sınırlı kullanım alanı bulmasından kaynaklanan frenleyici etki giderek azalacak. Benzer şekilde, gıda gibi belirli bir doygunluğa ulaşmış bir sektörün yeni oluşan bir sektör gibi düşen göreli fiyatlar nedeniyle önemli bir talep genişlemesi yaşaması pek muhtemel değil. Tüm bunlar düşünüldüğünde, firmaların sürücülerini farklı görevlere kaydırarak istihdamı korumaları giderek daha da zorlaşacak. Bu yüzden burada kaybedilen istihdamı soğuracak diğer sektörlerin istihdam yaratma kapasitesi kritik bir rol oynayacak. Uzun vadenin ne kadar uzun olacağı ise esasen teknolojinin ne hızda iyileşeceğine ve bu sırada ikame ettiği emeğe göre ne kadar avantajlı olacağına bağlı olacak.
Kaynakça
Acemoglu, D., & Restrepo, P. (2018). The Race between Man and Machine: Implications of Technology for Growth, Factor Shares, and Employment. American Economic Review, 108(6), 1488-1542. https://doi.org/10.1257/aer.20160696
Acemoglu, D., & Restrepo, P. (2019). Automation and New Tasks: How Technology Displaces and Reinstates Labor. The Journal of Economic Perspectives, 33(2), 3-30.
Arias, O., Fukuzawa, D., Le, D. T., & Mattoo, A. (2025). Future Jobs: Robots, Artificial Intelligence, and Digital Platforms in East Asia and Pacific. World Bank. https://hdl.handle.net/10986/43040
Brynjolfsson, E., & McAfee, A. (2016). The Second Machine Age: Work, Progress, and Prosperity in a Time of Brilliant Technologies. W. W. Norton & Company.
Ford, M. (2015). Rise of the Robots: Technology and the Threat of a Jobless Future. Basic Books.
Freeman, C., & Soete, L. (1994). Work for all or mass unemployment? : Computerised technical change into the twenty-first century. Pinter Publishers.
Fung, E. (2026, Haziran 8). Driverless Trucks Are Here—And They’re Delivering Bags of Doritos. Wall Street Journal. https://www.wsj.com/business/logistics/driverless-trucks-pepsico-texas-arizona-arkansas-ee4495f0
McCabe, D. (2026, Haziran 17). Why Waymo’s Driverless Taxis Won’t Be on Your Streets Anytime Soon. The New York Times. https://www.nytimes.com/2026/06/17/technology/waymo-driverless-taxis-politics.html
Notlar
-
İlginç bir şekilde, iki şirket de sürücüsüz kamyonlar sayesinde azaltılacak ücret ve sigorta primi gibi maliyetlerden hiç söz etmiyor. ↑
-
Böylece, yaklaşık bir yüzyıldır sürücülük yapan insanların birçok dezavantaja sahip olduğunu öğreniyoruz! ↑
-
Sendika ayrıca otonom kamyonlarda eğitimli bir sürücünün bulunmasını şart koşması için eyalet yönetimlerini ikna etmeye çalışıyor. ↑
-
Robotları hem akademik iktisatçıların hem de geniş kesimlerin gündemine taşımada katalizör görevi gören iki kitap için, bkz. Ford (2015) ve Brynjolfsson & McAfee (2016). Büyük ölçüde ABD ekonomisine odaklanan bu çalışmaları motive eden diğer faktörler ABD ekonomisinin 1980 sonrası zayıf sayılabilecek istihdam performansı ve 2000’lerin başında aslında Çin rekabeti nedeniyle yaşadığı büyük imalat sanayi istihdamı kaybıdır. ↑
-
Teknoloji çoğu zaman basitçe emek veya sermayeyi çoğaltan ya da toplam faktör verimliliğini artıran bir bileşen olarak ele alınır. Dolayısıyla, teknolojinin işler ya da istihdam üzerindeki etkisi özellikle büyüme modellerinde büyük ölçüde göz ardı edilmiştir. Bu durumun iktisatçıların teknoloji ile işsizlik arasındaki ilişkiyi kavrayışlarında bir eksiklik yarattığını söylemek mümkündür. ↑
-
Faktör-çoğaltan teknolojiler ise üretimin görev dağılımını değiştirmeden, emeği ya da sermayeyi tüm görevlerde daha verimli kılıyor. ↑
-
Örneğin, 9 farklı eyalette sürücüsüz taksi hizmeti sağlayan bir şirket büyük ölçüde sürücü sendikalarının karşı çıkması nedeniyle New York ve Illinois gibi eyaletlerde sürücüsüz taksi çalıştırma izni alamadı (McCabe, 2026). ↑
Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
