Son yirmi yılda kadınların toplam iş yükü azaldı fakat bu azalma, yükün erkeklere ya da kamusal hizmetlere aktarılmasıyla gerçekleşmedi. Erkeklerin bakıma ayırdığı süre yirmi yıldır neredeyse aynı.
TÜİK, 2025 Zaman Kullanım Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Böylece elimizde 2006, 2014-15 ve 2025 olmak üzere yaklaşık onar yıl arayla yapılmış, ulusal düzeyde temsili üç araştırma oldu. 2025 mikro veri seti henüz yayımlanmadı, ama açıklanan ortalama süreler yirmi yıllık eğilimler hakkında önemli ipuçları veriyor. Üstelik ilk kez bir kuşağı yirmi yıl boyunca izleyebiliyoruz: 2006’da 15-24 yaşında olanlar bugün 35-44 yaşlarında. Zaman kullanım istatistikleriyle yanıtını arayabileceğimiz pek çok soru var. Örneğin bugün ortalama çalışma süresi cinsiyete göre, yaşa göre nasıl farklılık gösteriyor, bu sürenin ne kadarı ücretli işe ne kadarı ücretlendirilmeyen bakım faaliyetlerine ayrılıyor? Bir kuşak yaşlandıkça, evlilikle, çocuk sahibi olduğunda, çocuklar büyüdüğünde ve emeklilik yaklaştığında çalışma süresi nasıl değişiyor? Kuşaklar arası farklar iş bölümüne dair dönüşüm işaretleri gösteriyor mu? Özet istatistiklerden tüm bu soruları yanıtlamak mümkün olmasa da bu yazıda bu sorulara ilişkin genel değerlendirmelerimi paylaşacağım.
Yıllar arası karşılaştırmaya geçmeden önce bir uyarı. TÜİK, 2025 uygulamasında Eurostat rehberine uyarak bazı faaliyetlerin sınıflandırmasını değiştirdi.[1] Daha önce hanehalkı bakımı içinde sayılan el işi gibi faaliyetler artık hobiler altında. Bu yüzden kadınların bakım süresindeki düşüş olduğundan biraz büyük görünüyor; bu etki kadınlarda günde yaklaşık 10 dakika. Hane için yapılan bazı işler de böylece boş zaman gibi görünebiliyor.[2] Aşağıda ele aldığım büyük değişimleri bu revizyon açıklamıyor. Ama birkaç dakikalık farkları da yorumlamıyorum.
Toplam Çalışma: Kim, Ne Kadar Zaman Harcıyor?
Feminist iktisat açısından zaman kullanımı verisinden elde edebildiğimiz temel çalışma göstergesi, ücretli ve ücretlendirilmeyen çalışmanın toplamı olan toplam çalışma süresi, bir başka deyişle toplam iş yüküdür (Folbre, 1994; Elson, 2017).[3] Aşağıda yer alan Şekil 1, 15-54 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin toplam çalışma süresini 2006, 2014-15 ve 2025 için iki bileşeniyle gösteriyor: istihdam (ücretli çalışma; işle ilgili faaliyetler dahil, işe gidiş-dönüş hariç) ve hanehalkı ve ev bakımı (yemek, temizlik, çamaşır, çocuk ve yetişkin bakımı, alışveriş vb.). Esasen ücretlendirilmeyen çalışma faaliyetlerinin içinde gönüllü işler ve hanelerarası yardım faaliyetlerini de dahil etmek gerekir; ancak burada TÜİK’in “gönüllü işler ve toplantılar” başlığını toplama katmıyorum. Bu başlık hanelerarası yardımın yanında toplantılar ve dini faaliyetler gibi katılım faaliyetlerini de kapsıyor, ileri yaşlarda belirgin biçimde artıyor ve yayımlanan tablolarda alt bileşenlerine ayrılamıyor.
Şekil 1. Yaş ve cinsiyete göre toplam çalışma süresi: ücretli çalışma ve hanehalkı ve ev bakımı (dakika/gün), 2006, 2014-15 ve 2025
Kaynak: TÜİK Zaman Kullanım Araştırması.
Şekil 1, bir günde çalışmaya ayrılan süreyi dakika olarak gösteriyor. Görüldüğü gibi yirmi yılın değişmeyen gerçeklerinden biri, kadınların toplam çalışma süresinin her yaşta ve her yılda erkeklerinkinden yüksek olması; bunun tek istisnası 2025’teki 15-24 yaş grubu. İkinci olarak, kadınların çalışmasının büyük kısmı ücretsiz işlerden oluşurken erkeklerinki ağırlıklı olarak ücretli. Yani cinsiyete dayalı iş bölümü keskinliğini koruyor. Güzel haber şu: yirmi yılda kadınların toplam iş yükü azalmış. Fakat bu azalma, büyük ölçüde erkeklerin ücretlendirilmeyen çalışmasını artırmasından değil, kadınların kendi ücretlendirilmeyen işlerini azaltmasından geliyor. Erkeklerde değişen ise esas olarak ücretli iş.
Toplam iş yükünde cinsiyete göre fark 2025’te en çok 25-34 yaşta görülüyor. Bu yaş grubundaki kadınlar günde 6 saat 43 dakika çalışmaya harcarken, erkekler 6 saat 4 dakika harcıyor. Aradaki 39 dakika küçük görünebilir. Ama bu fark yılda yaklaşık 237 saat, yani sekiz saatlik yaklaşık 30 iş günü ediyor; haftada 40 saat çalışan biri için ise yaklaşık altı iş haftası. Yirmi yıllık dönemde bu yaştaki kadınların toplam çalışması günde 7 saat 50 dakikadan 6 saat 43 dakikaya inmiş. Bu düşüş istihdam sürelerinde artışa rağmen gerçekleşmiş. Ücretli işleri 1 saat 23 dakikadan 2 saat 21 dakikaya çıkarken bakıma ayırdıkları süre 6 saat 27 dakikadan 4 saat 22 dakikaya düşmüş durumda. Bakımın toplam çalışma içindeki payı yüzde 82’den 65’e gerilemiş. 35-44 ve 45-54 yaşta ise dönüşüm çok daha sınırlı: bu yaşlarda bakım, kadınların toplam çalışmasının hâlâ dörtte üçü civarında (yüzde 73 ve 75).
Erkeklerde ise durum farklılaşıyor. 25-34 yaştaki erkeklerin toplam çalışması 6 saat 51 dakikadan 6 saat 4 dakikaya düşmüş durumda ve bunun tamamı ücretli işin kısalmasından geliyor (6 saat 2 dakikadan 5 saat 14 dakikaya). Bakıma ayırdıkları süre ise 49 dakikadan 50 dakikaya yükselmiş; yirmi yılda neredeyse hiç değişmemiş. Kadınlarla erkekler arasındaki fark daralıyor ancak bunun nedeni erkeklerin bakıma daha çok zaman ayırması değil. Fark, kadınların bakım süresi ve erkeklerin ücretli çalışma süresi azaldığı için daralıyor.
Eşitliğe doğru bir işaret 15-24 yaş grubunda gözleniyor. Bu yaş grubundaki kadınlar ve erkekler 2025’te çalışma faaliyetlerine aynı süreyi, günde 3 saat 25 dakika ayırıyor. Fakat çalışmanın bileşimi bugün de eşitsiz. Genç kadınların çalışma süresinin yüzde 60’ı, genç erkeklerinkinin yüzde 14’ü bakım işlerine harcanıyor. Bu noktada, zaman kullanımı verisindeki ücretli iş sürelerinin Hanehalkı İşgücü Araştırması’ndaki haftalık sürelerden ya da günde sekiz saatlik mesaiden neden çok daha kısa göründüğünü açıklamakta fayda var. Temelde bu farkın üç nedeni var. Birincisi, ortalamalara o gün çalışmayanlar da sıfır süreyle dahil ediliyor. İkincisi, anketteki süreler hafta sonu, izin ve bayram günlerini de içeren yedi günün ortalamaları. Üçüncüsü, işe gidiş-dönüş süresi istihdamda değil, ulaşım başlığında yer alıyor. Bu farklar hesaba katıldığında iki kaynak birbiriyle tutarlı. 2025’te yalnızca istihdamdaki nüfusa baktığımızda, çalışan erkeklerin günlük 6 saatlik ücretli işi haftada 42 saate karşılık geliyor; İşgücü Araştırması’nda da ortalama fiili haftalık çalışma süresi yaklaşık 41,5 saat gözleniyor. Çalışan kadınlarda günlük 4 saat 58 dakika haftada yaklaşık 35 saat ediyor; işgücü anketinde bu süre yaklaşık 35,4 saat.
Literatürde bakım ve ev işlerinin dağılımında değişimin neden yavaş olduğuna dair pek çok çalışma mevcut. Bunlardan bazılarına yazının sonunda kısaca değineceğim; önce aynı kuşağı yirmi yıl boyunca izlediğimizde nasıl bir değişim gözlendiğine bakalım.
Aynı Kuşak Yaşlanınca
Aşağıda yer alan Şekil 2’de her çizgi bir kuşağı izliyor. Soldan sağa okunduğunda aynı kuşağın yaşlandıkça çalışma süresinin nasıl değiştiğini, aynı yaş grubunda üst üste okunduğunda ise kuşaklar arasındaki farkı görebiliyoruz. Şekilde iki ayrı yaşam döngüsü öne çıkıyor. Kadınların yaşam döngüsü bakımın, erkeklerinki ise ücretli işin ritmini izliyor.
Şekil 2. Hanehalkı ve ev bakımı ile ücretli çalışmaya ayrılan günlük süre (saat), 2006, 2014-15 ve 2025
Not: Her çizgi bir kuşağın 2006, 2014-15 ve 2025’teki yaş grubunu izliyor. Bakım hanehalkı ve ev bakımını, ücretli çalışma istihdamı kapsıyor. 1962-71 kuşağının 2025 değeri 55 yaş üstü tüm nüfusu kapsıyor.
Kaynak: TÜİK Zaman Kullanım Araştırması.
1980’lerde doğanlar 15-24 yaştan 25-34 yaşa geçerken, yani evlilik ve ilk çocuk yıllarına girerken, kadınların bakım süresi günde 4 saat 11 dakikadan 5 saat 38 dakikaya yükseliyor, ücretli çalışma süreleri ise 1 saat 16 dakikadan 1 saat 50 dakikaya çıkıyor. Aynı kuşaktaki erkeklerin bakım ve ev işlerine harcadıkları zaman sadece 10 dakika artıyor. Buna karşılık ücretli çalışma süreleri 3 saat 14 dakikadan 6 saat 2 dakikaya sıçrıyor. TÜİK özet tablolarında ayrıca medeni duruma göre sunulan ortalamalar da aynı örüntüyü gösteriyor. 2025’te evli kadınlar hiç evlenmemiş kadınlardan günde 3 saat 34 dakika daha fazla bakım işi yapıyor; evli erkeklerde bu fark yalnızca 34 dakika. Hiç evlenmemişler daha genç bir grup olduğu için farkın bir kısmı yaş farkından geliyor. Yine de evliliğin iki cinsiyete çok farklı yükler getirdiği açıkça gözleniyor.
Genellikle ebeveynlik yıllarına denk gelen 35-44 yaşta, 1980’lerde doğan kadınların bakım süresi 5 saat 5 dakikaya iniyor, ama ücretli işleri 1 saat 51 dakikada kalıyor. 1970’lerde doğan kadınlar da bu yaşa 1 saat 48 dakikalık ücretli çalışma süresiyle gelmişti. Çocuklar büyüdüğünde boşalan zaman da ücretli çalışmaya dönmüyor. 1970’lerde doğan kadınların bakım süresi yirmi yılda 6 saat 27 dakikadan 4 saat 36 dakikaya iniyor; ücretli çalışma süreleri ise 35-44 yaştan 45-54 yaşa 1 saat 48 dakikadan 1 saat 34 dakikaya düşüyor. Çocuk bakımı yıllarında işgücü piyasasından uzaklaşan kadınlar ne yazık ki geri dönemiyor. Bu, ebeveynlikten kaynaklanan eşitsiz iş yükünün kalıcı hale geldiğine işaret ediyor.
Erkeklerin üç kuşağında da bakım çizgileri her yaşta günde 1 saatin altında ya da hemen üstünde ve neredeyse düz. 1970’lerde doğan erkeklerin ücretli işi 35-44 yaştan 45-54 yaşa 6 saat 12 dakikadan 4 saat 55 dakikaya inerken bakım süreleri yalnızca 6 dakika artıyor. Belirgin artış ancak 55 yaş üstünde, ücretli çalışma hayatı sona ererken görülüyor. Gershuny, Godwin ve Jones’un (1994) “gecikmeli uyum” olarak adlandırdığı, erkeklerin zamanla eşlerinin istihdamına uyum sağlaması, Türkiye’de ancak bu aşamada ve sınırlı ölçüde ortaya çıkıyor. Bugün otuzlu yaşlarındaki erkekler, babalarının kuşağıyla hemen hemen aynı süreyi hanehalkı ve ev bakımına ayırıyor. Ücretli iş kısaldığında da boşalan zaman bakıma gitmiyor. Bu yüzden “gecikmeli uyum” kavramı Türkiye için iyimser kalıyor. Erkeklerde gecikmeli bir uyumdan çok, henüz başlamamış bir uyumdan söz edebiliriz.
Çizgileri aynı yaş grubunda karşılaştırdığımızda kuşaklar arası değişime dair de değerlendirme yapılabilir. 35-44 yaşta kadınların bakım süresi her yeni kuşakta daha düşük: 5 saat 50 dakikadan 5 saat 26 dakikaya, ardından 5 saat 5 dakikaya iniyor. Erkeklerinki ise 51, 54 ve 63 dakika; az da olsa artıyor. Kadınlarda kuşaklar değişim gösterirken erkeklerde kuşaklar neredeyse yerinde duruyor.
Ev İçi İş Bölümü Neden Yavaş Değişiyor?
Kadınların istihdama katılması ev içi iş bölümünü kendiliğinden dönüştürmüyor. Zaman kullanımı literatürü bunu yıllardır vurguluyor. Gershuny, Godwin ve Jones (1994), erkeklerin ev işine katkısının kadınların ücretli işe girişinin yıllarca, hatta kuşaklarca gerisinden geldiğini gösterip buna “gecikmeli uyum” (lagged adaptation) adını veriyor. England (2010) da toplumsal cinsiyet devrimini “eşitsiz ve duraklamış” olarak tanımlıyor. Kadınlar ücretli işe girdi, ama erkekler bakım işine çok daha yavaş giriyor. Ev teknolojisi, yani ev aletleri de bu dönüşümü kendiliğinden getirmedi. Bittman, Rice ve Wajcman (2004), ev teknolojisinin kadınların ücretlendirilmeyen çalışmasını nadiren azalttığını gösteriyor. Türkiye’de de kadınların bakım zamanının dörtte üçü yemek, temizlik ve çamaşıra gidiyor ve bu pay on yılda değişmedi (yüzde 75 ve 76). Karşılaştırmalı çalışmalar, erkeklerin bakıma katılımının kendiliğinden değil; babalara özel izinler, çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve kamusal bakım hizmetleri gibi kurumsal düzenlemelerle arttığını gösteriyor (Hook, 2006). Bireysel çıkışın yerine kolektif bir yeniden dağıtım ancak kadınların pazarlık gücünü hane dışından güçlendiren kamusal bakım hizmetleri, güvenceli istihdam ve bireysel sosyal haklarla mümkün (Agarwal, 1997).
Yaşam döngüsü araştırmaları ise eşitsizliğin en çok evliliğe geçiş ve ebeveynlik yıllarında açıldığını gösteriyor (Baxter vd., 2008). Anxo vd. (2011), bu aşamadaki cinsiyet farkının refah rejimine bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Fark aileselci İtalya’da en yüksek düzeyde, İsveç’te ise en düşük düzeyde. Türkiye, refah rejiminin kendine özgü yönleri bir yana, bu fark açısından İtalya’ya benziyor (Kongar ve Memiş, 2017). Yukarıdaki kuşak analizi, yirmi yıl sonra da tablonun pek değişmediğini gösteriyor.
Bakım Yükünün Paylaşılmadan Düşmesi Ne İfade Ediyor?
Kadınların ücretlendirilmeyen çalışmasındaki yirmi yıllık düşüşü nasıl açıklayabiliriz? Kamusal bakım hizmetlerindeki genişlemeye bağlamak güç. 0-2 yaş için kamusal kreş hizmeti yok denecek kadar sınırlı; okul öncesindeki artış ise büyük ölçüde 5 yaşta yoğunlaşıyor (MEB, 2025). Daha fazla kadının istihdama girmesi de tek başına bir açıklama değil. 15 yaş üstünde bakım süresi hem istihdamda yer alan kadınlarda (4 saat 3 dakikadan 2 saat 38 dakikaya) hem de istihdam dışındaki kadınlarda (5 saat 43 dakikadan 4 saat 33 dakikaya) azalmış. Erkeklerin bakım süresi ise değişmemiş. Geriye, kadınların yaşam kararlarındaki dönüşüm kalıyor. Ortalama ilk evlenme yaşı 2010’da 23,7’den 2025’te 26,0’a, ilk doğumdaki anne yaşı 2014’te 25,5’ten 2024’te 27,3’e yükseldi (TÜİK ve UN Women, 2026).
Feminist iktisat bu örüntüyü hane içindeki pazarlık gücüyle açıklıyor (Sen, 1990; Agarwal, 1997). Gershuny, Bittman ve Brice (2005) kadınların eşitsiz iş bölümüne itiraz (voice), çıkış (exit) ya da katlanma (suffering) ile yanıt verebileceğini vurguluyor. Türkiye’de önceki kuşakların yanıtı daha çok katlanma şeklinde olmuş görünüyor. İtiraz yolu, yani erkeklerin bakıma katılması, yirmi yılda sonuç vermeyince yeni kuşak kadınlar çıkışı seçmiş görünüyor. Ama evlilikten değil; evliliği ve çocuk sahibi olmayı erteleyerek. Kandiyoti’nin (1988) “ataerkiyle pazarlık” kavramıyla düşündüğümüzde, kadınlar iş bölümünü yeniden müzakere etmek yerine evliliğe geçiş yaşını ve koşullarını pazarlık konusu yapıyor.
Bu bulgular güncel politika yönelimiyle çelişiyor. Türkiye Şubat 2026’da BM Sosyal Kalkınma Komisyonu’nda aileyi “milyarlarca insan için en önemli bakım ve sosyal koruma kaynağı” olarak tanımlayan Ailenin Dostları Grubu bildirisine imza attı. 2026-2035 “Aile ve Nüfus On Yılı” da doğurganlığı artırmayı hedefliyor. İstihdam politikaları ise 2000’lerden bu yana kadınlardan aile sorumluluklarını aksatmadan, esnek biçimlerde çalışmalarını bekliyor (Toksöz, 2016). Oysa zaman kullanımı verisi başka bir şey ortaya koyuyor. Bakım hanelere, yani kadınlara bırakıldıkça, kadınlar bu yüklerini ancak evliliği ve çocuk sahibi olmayı erteleyerek azaltabiliyor (Dildar, 2026; Attar, 2026).
Kaynakça
Agarwal, B. (1997). “Bargaining” and Gender Relations: Within and Beyond the Household. Feminist Economics, 3(1), 1-51.
Antonopoulos, R. ve Memiş, E. (2010). Time and Poverty from a Developing Country Perspective. Levy Economics Institute, Working Paper No. 600.
Anxo, D., Mencarini, L., Pailhé, A., Solaz, A., Tanturri, M. L. ve Flood, L. (2011). Gender Differences in Time Use over the Life Course in France, Italy, Sweden, and the US. Feminist Economics, 17(3), 159-195.
Attar, M.A. (2026). Anti-Pronatalist Manifesto. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21826532
Baxter, J., Hewitt, B. ve Haynes, M. (2008). Life Course Transitions and Housework: Marriage, Parenthood, and Time on Housework. Journal of Marriage and Family, 70(2), 259-272.
Bittman, M., Rice, J. M. ve Wajcman, J. (2004). Appliances and Their Impact: The Ownership of Domestic Technology and Time Spent on Household Work. British Journal of Sociology, 55(3), 401-423.
Dildar, Y. (2026). Dünya’da Doğum Oranlarının Düşüşü. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19502085.
Elson, D. (2017). Recognize, Reduce, and Redistribute Unpaid Care Work: How to Close the Gender Gap. New Labor Forum, 26(2), 52-61.
England, P. (2010). The Gender Revolution: Uneven and Stalled. Gender & Society, 24(2), 149-166.
Folbre, N. (1994). Who Pays for the Kids? Gender and the Structures of Constraint. London: Routledge.
Gershuny, J., Bittman, M. ve Brice, J. (2005). Exit, Voice, and Suffering: Do Couples Adapt to Changing Employment Patterns? Journal of Marriage and Family, 67(3), 656-665.
Gershuny, J., Godwin, M. ve Jones, S. (1994). The Domestic Labour Revolution: A Process of Lagged Adaptation? Anderson, M., Bechhofer, F. ve Gershuny, J. (der.), The Social and Political Economy of the Household içinde. Oxford: Oxford University Press.
Hochschild, A. R. (1989). The Second Shift: Working Parents and the Revolution at Home. New York: Viking.
Hook, J. L. (2006). Care in Context: Men’s Unpaid Work in 20 Countries, 1965-2003. American Sociological Review, 71(4), 639-660.
Kandiyoti, D. (1988). Bargaining with Patriarchy. Gender & Society, 2(3), 274-290.
Kongar, E. ve Memiş, E. (2017). Gendered Patterns of Time Use over the Life Cycle: Evidence from Turkey. Levy Economics Institute, Working Paper No. 884.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) (2025). Millî Eğitim İstatistikleri: Örgün Eğitim 2024/’25. Ankara: MEB.
Sen, A. (1990). Gender and Cooperative Conflicts. Tinker, I. (der.), Persistent Inequalities: Women and World Development içinde, 123-149. New York: Oxford University Press.
Toksöz, G. (2016). Transition from “Woman” to “Family”: An Analysis of AKP Era Employment Policies from a Gender Perspective. Journal für Entwicklungspolitik, XXXII(1/2).
TÜİK ve UN Women (2026). Türkiye’de İstatistiklerle Kadın: 2025.
TÜİK (2006; 2014-2015; 2025). Zaman Kullanım Araştırması. TÜİK, Hanehalkı İşgücü İstatistikleri.
Notlar
- Üç değişiklik karşılaştırmaları doğrudan etkiliyor: kuaför ve berber gibi kişisel bakım hizmetleri hanehalkı bakımından kişisel bakıma, örgü, dikiş ve nakış gibi el işi üretimi hanehalkı bakımından hobilere, bilgisayarla iletişim ise hobilerden sosyal yaşama taşındı. ↑
- Türkiye’de el işi çoğu zaman hane için üretim, çeyiz ya da ev eksenli gelir kaynağı; yeniden sınıflandırmayla bu emek boş zaman kategorisine kayıyor ve kadınların hobi süresindeki artışın bir kısmı buradan geliyor. Benzer biçimde, her grupta görülen yaklaşık 30 dakikalık kişisel bakım artışı güzellik ve estetik sektörünün büyümesine bağlanmamalı: revizyon bunun ancak birkaç dakikasını açıklıyor, geri kalanın kaynağı belirsiz. Gençlerin sosyal yaşam süresindeki yaklaşık 30 dakikalık artış da gençlerin daha sosyal olduğunu değil, mesajlaşma ve sosyal medyanın bu başlığa taşındığını gösteriyor. ↑
- Ücretli ve ücretlendirilmeyen çalışmayı birlikte ele almak üç açıdan önemli. Her ikisi de günün aynı 24 saatinden pay alır. Ücretlendirilmeyen işi kimin yapacağı sorusu yanıtlanmadan kadınların istihdama katılımı “ikinci vardiya”ya, yani çifte yüke dönüşür (Hochschild, 1989). Toplam süre zaman yoksulluğunu da görünür kılar: hane geliri yoksulluk sınırının üzerinde olsa bile toplam iş yükü kadınlara dinlenme ve kendine bakım için zaman bırakmayabilir (Antonopoulos ve Memiş, 2010). Son olarak eşitliğin ölçütünü değiştirir. İş bölümü, kadınların ücretli işe katılımı arttığında değil, bakım işleri erkeklerle ve kamuyla paylaşıldığında eşitlenir. ↑
Yazar, yapay zekâ araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zekâ desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.


