Takip et

Türkiye Ekonomisinde Üretkenlik, Ücret Çevrimleri ve İstihdam Yoğunluğundaki Onarılamaz Düşüş

YazarA. Erinç Yeldan

27 Ağustos, 2026
🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.22085088 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Türkiye ekonomisi 2023’ten bu yana istihdamsız (hatta, istihdam tahrip eden) bir büyüme patikası sergilemektedir. Emeğin üretkenlik kazanımlarını ücret olarak paylaşmayan bu olguyu, Türkiye’nin 1980 sonrasında izlemeye koşullandırıldığı çarpık ve eşitsiz büyüme stratejisinin doğal bir tezahürü olarak değerlendirmekteyiz.

Giriş: İstihdam tahrip eden büyüme

Türkiye ekonomisi son iki senedir yeni istihdam yaratamamakta. Dahası istihdamda gerileme yaşadığı dönemler çoğunlukta. Covid pandemisi krizi sonrasından bu yana geçen altı buçuk seneye baktığımızda ulusal ekonominin istihdam yaratma kapasitesinin neredeyse durgunluğa itilmiş olduğunu izliyoruz. TÜİK Hanehalkı İşgücü Verilerinden derlediğimiz 1 No’lu Şekil bu olguyu çok net biçimde gösteriyor.

Şekil 1. Mevsimsel Etkilerden Arındılmış İstihdam

Kaynak: TÜİK, Hanehalkı İşgücü İstatistikleri.

Türkiye’de toplam istihdam edilen kişi sayısı 2021 Ocak ayında 27 milyon 950 bin idi. Bu rakam 2023 başına değin artış gösterdi ve 2023’ün Ocak ayında 31 milyon 761 bin kişiye değin yükseldi. Sonrasında ise önce duraklama, sonra da net bir biçimde gerileme dönemine girildi. Şekilde veri kutucuklarını sarmalayan kırmızı kesikli çizim ile verilen polinomik eğri, verilerin söz konusu dönemdeki trendini sergiliyor.

Sonuç çok net: Türkiye istihdamsız büyüme dönemini dahi andırır biçimde istihdam tahrip eden bir niteliğe bürünmüş gözüküyor.

İstihdam tarihçesinin dönemeçleri

Geriye, oldukça geriye, 1960’ların başına, gidelim. 2 No’lu şekil 1961 sonrasında milli gelirin istihdam yoğunluğunu sergiliyor. Buradaki veriler tarihsel olarak üç ayrı kaynaktan derlendi: Eski Devlet İstatistik Enstitüsü, Cumhurbaşkanlığı Strateji & Bütçe Ofisi (eski DPT) ve TÜİK. Şekil 2, yıllık bazda sabit 1998 fiyatlarıyla hesaplanmış olan her 1 Milyon TL reel milli gelir için istihdam edilen kişi sayısını sunmakta.

Şekil 2. Milli Gelir Üretimi İstihdam Yoğunluğu

Kaynak: DİE, DPT, CSBO ve TÜİK verilerine dayalı kendi hesaplamalarımız.

1961’de her 1 milyon TL reel milli gelir için toplam 983 kişi istihdam eden Türkiye ekonomisinin, 1980’e gelindiğinde 543 kişilik bir istihdam ile çalışmakta olduğunu görüyoruz. İstihdam yoğunluğundaki daralma neoliberal dönemde de sürgitmiş; 2001 krizi esnasında 316’ya düşmüş. Günümüzün en güncel rakamı ise 137. Türkiye, 1998 fiyatlarıyla hesaplanan her bir milyon liralık üretim yaptığında günümüzde 137 kişi çalıştırmakta.

Kuşkusuz, istihdam yoğunluğunun cebirsel olarak ifadesi (L/Y) (L: istihdam, Y: milli gelir) tersten yazıldığında iktisatçıların çok önem verdiği bir başka ifadeye bürünüveriyor: emeğin üretkenliği yani (Y/L): istihdam edilen her bir işçinin ürettiği reel milli gelir. Kaynakları verimli kullanan bir ekonomide bu rakamın zaman içinde yükselmesi (ya da istihdam yoğunluğunun düşmesi) aslında arzu edilen bir durum. Ancak, hesap-kitap burada da bitmiyor; zira üretkenliğin artışından kim kazanıyor sorusu da çok önemli. Emeğin üretkenliği artarken, emeğin (ücret) kazanımları da artış göstermekte ise söz konusu büyümenin (ana akım iktisatçıların pek sevmedikleri sözcüklerle ifade edersek) daha eşitlikçi, daha hakkaniyetli olduğu söylenebilir.

Dolayısıyla, konuya bir de emeğin üretkenliği ve ücretlendirilmesi açısından bakmak gerekli.

Türkiye’de Emek Üretkenliği ve Ücretler, Tarihsel Dönemeçler

Ülkemizde ne yazık ki reel ücret verisi son derece yetersiz, süreklilikten uzak ve parçalanmış biçimde mevcut. Konuya ilişkin bağımsız çalışmalar sınırlı ve gene parçalı dönemleri kapsıyor. Son dönemde ücretler ve gelirin bölüşümü üzerine en yeni ve çok kapsamlı bir analiz Hasan Cömert ve Cem Oyvat’a ait: Türkiye’de Döviz Kuru, Enflasyon ve Bölüşüm Arasındaki Dinamik İlişki. Orhangazi & Yeldan (2023) içinde de AKP dönemi Türkiyesinde makroekonomik dönemler açısından bir analiz sergilenmekte. Katman portal’da Cem Dişbudak hocanın 16 Mart 2026 tarihli analizinde de 1970 sonrası gelişmeler, pwt veri seti kullanılarak çalışılmıştı (Dişbudak, 2026).

Dolayısıyla, reel ücret verisinde tüm Türkiye değil, daha dar, ancak daha güvenilir bir zaman serisine sahip olan imalat sanayindeki verilerden hareket etmek durumundayız. Verilerimiz Devlet İstatistik Enstitüsü (TÜİK’in DİE olduğu zamanlar) tarafından yayımlanan İmalat Sanayi yıllık Anketleri verilerinden başlıyor (1961-1997 arası); daha sonra Groningen Üniversitesi’nce yayımlanan (genişletilmiş) Penn World Tables, PWT verileri için 1998-2005; 2005 sonrasında da Boratav, Köse ve Yeldan (2023) tarafından derlenen verilerdeki ücret ve üretkenlik büyüme hızlarını kullandım. Sonuç Şekil 3’te sergilenmekte.

Şekil 3. Türk İmalat Sanayiinde Emek Üretkenliği ve Reel Ücretler

(Endeks, 1961 = 100)

Kaynak: DİE, U of Groningen PWT.11, Boratav vd. (2023). Açıklamalar için metne bakınız.

Hesaplamalarımız, İthal İkameci Sanayileşme stratejisi altında (1961-79), reel ücret oranları ile emek verimliliğinin birlikte hareket ettiğini ortaya koymaktadır. 1961-1979 döneminde imalat sanayinde ücret oranlarının yıllık reel büyüme oranı ortalama %3.96 olarak gerçekleşmiş; bu oran, %4.01 olarak hesaplanan verimlilik artış oranının biraz altında kalmıştır. 1980 askeri darbesi ve neoliberal projenin hayata geçirilmesi için kurumsal zemini hazırlayan, Özal On Yılı olarak adlandırılan dönemin başlaması (Boratav & Türel, 1993), ücretli emek aleyhine bu birlikte hareketliliği kırmıştır. Bu kırılma, 1980 eşiğinin ardından Şekil 3’te açıkça görülmektedir. Nitekim imalat sanayinde reel ücret oranının yıllık büyümesi 1980-2000 döneminde %1.34’e gerilerken, aynı dönemde emek verimliliğinin büyüme oranı %3.29 olarak gerçekleşmiştir.

Erdoğan döneminde ise (2003-2023) Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) sağ popülizmi yeniden tesis etmesi, reel ücretlerde yıllık %5.05’lik bir büyüme oranına karşılık emek verimliliğinde %4.60’lık bir artış ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bu gelişme, sendikalı emeğe yönelik neoliberal karşı saldırıların ve genel olarak spekülasyon öncülüğünde, (ithalata dayalı) sermaye yoğun bir büyüme stratejisinin uygulanmasının açtığı yaraları telafi etmekte yetersiz kalmıştır (Orhangazi & Yeldan, 2023).

Dolayısıyla, neoliberal dönem boyunca, piyasa güçlerinin ekonomik mantığı ile politika oluşturma sürecinin siyasal gerçeklikleri arasında uyum sağlamak amacıyla devlet aygıtının yeniden örgütlenmesine yönelik önemli bir ihtiyacın da ortaya çıkmış olduğu görülmektedir. Gerçekten de, 1980 sonrası Türkiye’nin makroekonomik kalkınma deneyimi, devletin ekonomik işlere müdahalesinin azaltılmasına yönelik yapısal uyum programlarının öne sürdüğü amaçların, hem piyasanın ekonomik ve siyasal gerçekleriyle hem de iktidarı elinde bulunduran ve artı-değeri/artığı çıkaran grupların—özellikle de uluslararası ve yerel finansal sermayenin—çıkarlarıyla nasıl çelişebileceğinin çarpıcı bir örneğini sunmaktadır.

Bu önermeler altında yazımızın başındaki gözlemlerimize dönersek, Türkiye’nin 2023 sonrasındaki istihdam tahribatını da bu çarpık ve eşitsiz büyüme stratejisinin doğal bir tezahürü olarak değerlendirmemiz gerekmektedir.

Kaynakça

Boratav, Korkut (1983) “Türkiye’de Popülizm, 1962-76” Yapıt, 46(1): 7-18.

Boratav, Korkut & Oktar Türel (1993) “Turkey” Lance Taylor (ed.) The Rocky Road to Reform içinde. Cambridge, Mass. & London: MIT Press.

Boratav, Korkut, Ahmet H. Köse & A. Erinç Yeldan (2023) “Türkiye’de Derinleşen Yapısal Kriz Eğilimi ve Kar İtilimli Enflasyon Dinamikleri” İktisat ve Toplum, No 158: 31-53.

Cömert, Hasan & Cem Oyvat (2026). Türkiye’de Döviz Kuru, Enflasyon ve Bölüşüm Arasındaki Dinamik İlişki (I). Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21364921

Dişbudak, Cem (2026) “Emek Verimliliği ve Ücretler Arasındaki Dinamik Kopuş (II): Türkiye” Katman portal: https://katmanportal.com/emek-verimliligi-ve-ucretler-arasindaki-dinamik-kopus-turkiye-ii/

Orhangazi, Özgür & A. Erinç Yeldan (2023) “Turkey in Turbulence: Heterodoxy or a New Chapter in Neoliberal Peripheral Development?” Development and Change, 54(5): 1197-1225. https://doi.org/10.1111/dech.12792

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
A. Erinç Yeldan (2026). Türkiye Ekonomisinde Üretkenlik, Ücret Çevrimleri ve İstihdam Yoğunluğundaki Onarılamaz Düşüş. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.22085088

  • Alp Erinç Yeldan, 1960 yılında İzmit’te doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. İktisat Doktorası derecesini 1988 yılında Minnesota Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra Bilkent Üniversitesi’ne katıldı. Aynı Üniversite’de 1990’da Doçent; 1998’de Profesör unvanını aldı. Profesör Yeldan halen Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümünde görev yapmakta ve uluslararası ekonomi, kalkınma ekonomisi ve makroekonomik modeller üzerine çalışmaktadır. Merkezi, Yeni Delhi’de olan Uluslararası Kalkınma İktisatçıları Birliği (IDEAs) kurucu-direktörlerinden olan Profesör Yeldan, Bilim Akademisi ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Uluslararası Kaynaklar Paneli (IRP) seçilmiş üyesidir.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.