Takip et

Gelir Gruplarına Göre Yaşanan Enflasyon ve “Bozulan Beklentiler”

🎧 Dinle ✕
DOI:10.5281/zenodo.23093526 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Türkiye’de yaşanan enflasyon son bir yılda düzeyinde direnç göstermektedir. Resmi açıklamalar söz konusu direnci “beklentilerin bozulmasına” bağlamaktadır. Bu çalışma, beklentilerin bozulmasının ardında yatan gerçeğin, gelir gruplarına göre yaşanan enflasyon düzeyinin resmi enflasyon verilerinden çok farklı olmasına bağlamaktadır.

Enflasyon oranı 2025 başında %42,1 idi. İstatistik standartlarıyla diyelim, 2025 boyunca oldukça hızlı biçimde geriledi; ta ki Eylül ayına kadar. Sonrasında %31-32 bandında yapışıp kaldı. İktisatçıların deyimiyle yapışkan enflasyon (inertial inflation) biçimine büründü.

1 No’lu Şekil bu tarihçe üzerine resmi verileri sergiliyor:

Şekil 1. Türkiye’de Enflasyon

Kaynak: TÜİK, Fiyat İstatistikleri

Bu yapışkanlığı açıklayan iki temel kavram kullanılmakta: fiyat davranışlarının bozulması ve beklentilerin bozulması.

“Fiyat davranışlarının bozulması” ifadesiyle aslında, piyasada fiyat belirleme gücüne sahip olan tekelci/oligopolcü işletmelerin yönlendirdiği ve sınıf çatışmasına dayalı fiyat hareketlerinin kastedildiğini biliyoruz. Boratav, Köse ve Yeldan (2023), örneğin, İktisat ve Toplum Dergisi’ndeki çalışmalarında Türkiye’de özellikle 2020 sonrasında alevlenen enflasyon dinamiklerinin ardında yatan ana etkenin ücret artışları değil, doğrudan doğruya kâr marjlarındaki ivmelenme olduğunu; bu olgunun da özellikle sanayi ve hizmetler sektörlerindeki tekelci yoğunlaşmanın eseri olduğunu vurgulamışlardı.

Peki mistik bir biçimde merkez bankalarını neredeyse birer Jedi Şövalyesine dönüştüren şu “beklentilerin idaresi” sorunu nedir? Niye engellenememekte? Önce, ekonomi bürokrasisi tarafından son bir yılda paylaşılan resmî belge ve hedefleri anımsatalım:

Tablo 1. Resmî Belgelerde 2026 ve 2027 için Enflasyon Öngörüleri

2026 Sonu Enflasyon (%) 2027 Sonu Enflasyon (%)
Orta Vadeli Program, 8 Eylül 2025 16 9
TCMB, 12 Şubat 2026,

I. Enflasyon Raporu

18 15
14 Mayıs 2026,

II. Enflasyon Raporu

26 15
13 Ağustos 2026,

III. Enflasyon Raporu

28 15
Orta Vadeli Program, 6 Eylül 2026 28 21

Tabloda, son bir sene içerisinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 2 adet Orta Vadeli Program (OVP) ve T.C. Merkez Bankası’nca 2026 yılı içinde yayımlanan 3 adet Enflasyon Raporu yer alıyor. Bu metinlerde 2026 için –giderek artan– 4 farklı rakam; 2027 için de 3 farklı rakam göze çarpıyor. Neyin ne zaman duyurulduğu üzerine bir tarihçeyle vakit kaybetmeyeceğiz. Sorunun özü açık: kamuoyuna sürekli olarak yükseltilerek revize edilen bir enflasyon karmaşası var ve “piyasa oyuncuları” bu tür sinyaller karşısında beklentilerini de “bozmakta”.

Ancak beklentileri bozan ana neden bu kadar basit değil. Yoksa Jedi Merkez Bankaları ne yapar ne eder, “tutarlı” bir dizi enflasyon öngörüsünü kamuoyuna dikte eder, beklentileri hizaya getirirdi. Dolayısıyla, geriye başka unsurlar, bölüşüm ve sınıfsal çıkar çatışması olarak niteleyebileceğimiz olgular kalıyor. Nitekim, bu aşamada şu gözlemi paylaşmak ve çıkarımlarını irdelemek zorundayız: enflasyon algısı toplumun farklı gelir grupları arasında farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Böylesi bir yapısal kırılma altında, enflasyonla mücadelede izlenmekte olan gelirler politikası belirleyici niteliktedir.

Gelir gruplarına göre yaşanan enflasyon farklıdır

Türkiye’nin 2020 sonrasında içine sürüklendiği enflasyonist ortamın en olumsuz sonuçlarından birinin doğrudan doğruya gelir dağılımında yarattığı tahribat olduğu yakından bilinmektedir. Yoksul ve zengin gelir gruplarının harcama ve tasarruf eğilimleri arasında derinleşmekte olan ayrışma, her kesim için gerçekleşmekte olan enflasyon oranlarında da farklılıklar doğurmaktadır. Her gelir grubu kendi yaşamakta olduğu enflasyonun Türkiye ortalamasından sapmasını hüsranla izlemekte ve enflasyonla mücadelede yalnızlığa itilmektedir.

Bu savdan hareketle, buradaki çalışmamızın temel çıkış noktası farklı gelir gruplarının tüketim harcamalarının homojen olmaması ve gelir düzeyine bağlı olarak hanehalklarının harcama kalıplarının değişiklik göstermesi gözlemine dayanmaktadır. Bu savı daha önce İktisat ve Toplum Dergisi’nde de dile getirmiş ve 2024 bazlı bir ön çalışma sunmuştuk (Satıoğlu & Yeldan, 2025).

Gelir düzeyi değiştikçe hanehalklarının zorunlu ihtiyaçlar ile lüks tüketim arasındaki harcama dağılımı farklılaşmaktadır. Özellikle düşük gelirli haneler gelirlerinin önemli bir kısmını gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ayırırken yüksek gelirli haneler gelirlerini daha geniş bir harcama yelpazesine yaymaktadır. Dolayısıyla belirli mal ve hizmet gruplarında yaşanan fiyat artışları, farklı gelir gruplarını aynı şekilde etkilememektedir. Bu nedenle toplamda tüm Türkiye ortalaması üzerinden hesaplanan toplam TÜFE, enflasyonun toplumun farklı kesimler üzerindeki etkisini tam olarak yansıtmamaktadır.

Katman portaldaki son yazısında Ceyhun Elgin hoca da bu tespitleri vurguluyor ve şu uyarıları bizimle paylaşıyordu:

“Öncelikle resmi enflasyon ile kişisel enflasyon deneyimi arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. TÜİK’in açıkladığı yüzde 31,51, Türkiye’de yaşayan her bireyin kişisel enflasyon oranı değildir. Belirli mal ve hizmetlerden oluşan, ağırlıkları hanehalklarının ortalama tüketim davranışına göre belirlenen toplulaştırılmış bir fiyat endeksinin yıllık değişimidir. Zaten başka türlü bir tüketici fiyat endeksi hesaplamak da mümkün değildir. Ancak hiçbir hane bu ortalama sepeti bire bir tüketmez. Gelirinin büyük bölümünü kiraya, gıdaya ve ulaşıma ayıran düşük veya orta gelirli bir aile ile gelirinin daha küçük bölümünü bu kalemlere harcayan yüksek gelirli bir hanenin yaşadığı enflasyon deneyimi aynı değildir.”

Şimdi konumuzun teknik detaylarına geçelim. Gelir gruplarına göre harcama deseni Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yıllık olarak yayımlanan Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) serisinden elde edilmektedir. HBA, hanelerin tüketim yapısı ve kalıplarının detaylı bir şekilde analiz edilmesini sağlamakta; buna ek olarak da TÜFE endekslerinde yer alan maddelerin belirlenmesi, ağırlıklarının hesaplanması ve güncellenmesinde de kullanılan temel veri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Ankette hanehalklarının belirli bir dönem içerisinde gerçekleştirdiği tüm mal ve hizmet harcamaları, tüketici harcamalarını amaçlarına göre sınıflandıran uluslararası COICOP (v. 2011) sistemine göre 282 harcama kategorisinde detaylı olarak sunulmaktadır. Bu harcama kategorileri TÜİK’in fiyat istatistikleri serisinde yayımladığı toplam 12 ana harcama grubu altında toplanmaktadır.[1]

Çalışmada gelir dilimleri bazında enflasyon hesaplamaları 2019 sonrası yıl sonu (Aralık ayı) verileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan metodoloji ve verilerin derlenmesine ilişkin bilgiler yazının sonuna EK bölümü altında sunulmaktadır.

Burada öncelikle vurgulamamız gereken bir diğer husus, bu çalışmada elde edilen bulguların yeni bir enflasyon hesabı anlamına gelmediğidir. Bu çalışmanın amacı alternatif bir resmî enflasyon göstergesi üretmek veya TÜİK tarafından hesaplanan TÜFE’nin yerine geçebilecek yeni bir fiyat endeksi oluşturmak değil; TÜİK tarafından yayımlanan fiyat değişimlerinden hareketle, farklı gelir gruplarının tüketim yapılarındaki farklılıkların hanelerin maruz kaldığı enflasyon oranları üzerindeki olası etkisinin ortaya konulmasıdır. Burada yapılan çalışma, TÜİK’in resmî enflasyon tahmini ve gene resmi Hanehalkı Bütçe Anketi verilerini kullanarak, ilan edilen enflasyonun gelir gruplarına göre ayrıştırılmasını sağlamaktadır. Bu doğrultuda gelir gruplarına özgü harcama ağırlıkları HBA mikro verilerinden türetilmekte, fiyat değişimleri için ise TÜİK tarafından yayımlanan TÜFE verileri kullanılmaktadır.

Tablo 2. Gelir & Mal Gruplarına Göre Yaşanmış Olan Enflasyon

Kaynak: TÜİK Fiyat İstatistikleri ve HBA mikro verilerinden kendi hesaplamalarımız.

Bulgularımız 2 No’lu tabloda özetlenmektedir. Burada 2026 Ağustos ayı itibarıyla, gelire göre sıralı yüzde 10’luk dilimler altında farklılaştırılmış on gelir grubunun 12 mal ve hizmet grubuna ilişkin harcamalarında karşılaştıkları yıllık enflasyon oranları sergilenmektedir. Sonuçlar son derece farklı enflasyon oranlarına işaret ediyor. En çarpıcı tespitlerden başlarsak, en yoksul %10’luk gelir grubunun “gıda ve alkolsüz içecekler” mal grubunda 2026 Ağustos ayı itibarıyla yaşanan enflasyon %60,67’dir. Bunu en zengin %10’luk grubun gıda enflasyonu ile karşılaştırırsak, muazzam bir ayrışma izliyoruz: %21,16! Buna karşılık gelen bir de asimetri var: Lokanta ve Oteller ile Eğlence ve Kültür sektörleri. Burada en yoksul gelir grubunun yaşadığı enflasyon, sırasıyla, %14,77 ve %7,87 ile en zengin gelir grubunun karşılaştığı enflasyonun belirgin olarak altında: en zengin gelir grubu “Lokanta ve Oteller” için %38,43, “Eğlence” ve Kültür hizmetlerinde ise %32,32 enflasyona tabi olmuş.

“Eğitim hizmetleri” ise bir diğer çarpıcı ayrışmanın yaşandığı harcama kalemi.

Eğitim sektöründe gerçekte yaşanmış olan enflasyon en zengin %10’luk kesimde %100! Bunu %61,52 ile ikinci en zengin %10’luk grup izliyor. Eğitimde yaşanan “ortalamanın üzerinde” yüksek enflasyon deneyimi en alt üç gelir grubuna kadar sürüyor. En yoksul grup için ise “eğitimdeki enflasyon” sadece %1,83.

“Konut” sektörü iktisat medyasında en çok dile getirilen harcama gruplarından birisi. Yoksul kesimde konut enflasyonu %51,41; sonra gelir gruplarının gelir düzeyine göre azalma eğilimi sergiliyor. Gene de en zengin grubun konut enflasyonu %33,87 ile ortalama enflasyonun hâlâ üstünde.

TÜİK tarafından 2026 Ağustos ayı için hesaplanan yıl sonu ortalama enflasyon tahmini bilindiği üzere %31,51 idi. Gelir dilimlerine bağlı enflasyonlara baktığımızda ise hiçbirinin gerçekte yaşadığı enflasyonun bu orana denk düşmediğini görüyoruz. 12 mal ve hizmet grubunun ortalamasını gelir grupları için tek tek hesapladığımızda, 2026 Ağustos itibarıyla yaşanan enflasyon en yoksul %10’luk kesim için %44,40, sonraki grupta %41,58; en zengin gelir grubunda ise %36,15 olarak hesaplanmakta.

Her gelir grubu farklı bir enflasyona tâbi olunca da kuşkusuz hiç kimse “ortalama” enflasyon rakamına itibar etmemekte. Çözüm? Beklentileri idare etmeye çalışıp insanları enflasyonun düşeceğine inandırmaktan ziyade, öncelikle insanların gelirlerini korumaktan geçiyor. Bunun da bağış, ikramiye yoluyla değil, iş, istihdam, sosyal hizmet üzerinden sağlanmasının önemi açık.

Enflasyonun ivmelendiği 2022 sonrasında gelir gruplarındaki farklılık Şekil 2’de çizilmekte. 2022 Ocak ayından 2026 Ağustos ayına kadar olan dönemde en yoksul %10’luk kesimin yaşadığı enflasyon, ortalama enflasyonun çok üstünde seyrederken; en zengin %10’luk kesimin yaşadığı enflasyon ile ortalama enflasyonun birbirine yakın, ancak yine de farklı düzeylerde olduğunu hesaplıyoruz.

Şekil 3. Gelir Gruplarının Yaşadığı Enflasyon

Kaynak: TÜİK Fiyat İstatistikleri ve HBA mikro verilerinden kendi hesaplamalarımız.

Enflasyon tarihçesindeki bu eşitsizlik, gelirler çatışmasının ve sosyal şiddetin de çok önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Yoksul kesimler enflasyonla mücadelenin kendileri için ne denli yetersiz ve anlamsız olduğunu gördükçe “beklentileri” de keskinleşiyor, dirençli hale dönüşüyor.

Bu kesimi enflasyona karşı kazanabilmenin yolu onları mistik söz oyunlarıyla inandırmaktan değil, gelir kayıplarını telafi etmekten geçiyor.

EK: Veri Seti ve Metodoloji

Çalışmada kullanılan temel veri kaynağı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) mikro verileridir. HBA, hanehalklarının tüketim yapısı ve harcama kalıplarının ayrıntılı biçimde incelenmesine olanak sağlamakta; hanelerin çeşitli mal ve hizmet gruplarına yaptıkları harcamalara ilişkin kapsamlı bilgiler sunmaktadır. Ankette hanehalkı tüketim harcamaları, Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması (Classification of Individual Consumption According to Purpose – COICOP) temelinde sınıflandırılmaktadır.

COICOP, Birleşmiş Milletler tarafından geliştirilen ve hanehalklarının tükettiği mal ve hizmetleri kullanım amaçlarına göre sınıflandıran uluslararası bir sistemdir. Gıda, giyim, konut, sağlık, ulaştırma, haberleşme ve eğitim gibi tüketim harcamalarının ortak bir sınıflama çerçevesinde ele alınmasını sağlayarak hem zaman içerisindeki analizlerin hem de ülkeler arası karşılaştırmaların daha tutarlı biçimde yapılmasına imkân vermektedir. Türkiye’de gerek Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) gerekse hanehalkı tüketim harcamaları istatistiklerinde COICOP sınıflaması kullanılmaktadır.

TÜİK, uluslararası standartlara uyum sağlanması, endeksin temsil gücünün korunması ve değişen tüketim kalıplarının TÜFE’ye daha etkin biçimde yansıtılabilmesi amacıyla TÜFE’nin baz yılını güncellemiş ve 2025 yılını yeni baz yıl olarak belirlemiştir. Yeni baz yılı serisiyle birlikte, 2026 yılına kadar kullanılan COICOP-1999 sınıflamasının yerine güncel tüketim davranışlarını daha ayrıntılı biçimde yansıtan COICOP-2018 sınıflamasına geçilmiştir. COICOP-1999 dört düzeyli bir hiyerarşik yapıya sahipken COICOP-2018 beş düzeyli bir sınıflama yapısına sahiptir. Bunun yanı sıra dijital ürün ve hizmetler, finansal ve sigortacılık hizmetleri gibi değişen tüketim biçimlerinin daha ayrıntılı olarak sınıflandırılması mümkün hale gelmiş ve ana harcama grubu sayısı 12’den 13’e yükselmiştir.

Yeni baz yılı serisiyle birlikte TÜFE’de kullanılan resmî harcama ağırlıklarının veri kaynağında da değişiklik yapılmıştır. Eurostat önerileri doğrultusunda yeni serideki harcama ağırlıkları, ülke genelindeki hanehalkı tüketimini kapsayan Ulusal Hesaplar Hanehalkı Tüketim Harcamaları verileri kullanılarak hesaplanmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada HBA verilerinden elde edilen harcama paylarının, TÜİK tarafından yayımlanan resmî TÜFE harcama ağırlıklarıyla birebir aynı olması beklenmemektedir. Çalışmada HBA, resmî TÜFE ağırlıklarını yeniden üretmek amacıyla değil, farklı gelir gruplarının tüketim kompozisyonlarını ve bu kompozisyonlar arasındaki farklılıkları belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.

Bu çalışmanın amacı alternatif bir resmî enflasyon göstergesi üretmek veya TÜİK tarafından hesaplanan TÜFE’nin yerine geçebilecek yeni bir fiyat endeksi oluşturmak değildir. Çalışmada, TÜİK tarafından yayımlanan fiyat değişimlerinden hareketle, farklı gelir gruplarının tüketim yapılarındaki farklılıkların hanelerin maruz kaldığı enflasyon oranları üzerindeki olası etkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda gelir gruplarına özgü harcama ağırlıkları HBA mikro verilerinden türetilmekte, fiyat değişimleri için ise TÜİK tarafından yayımlanan TÜFE verileri kullanılmaktadır.

Analizde kullanılan mikro veri seti 2023 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi verilerinden oluşmaktadır. Enflasyon verileri ise TÜİK tarafından yayımlanan ana harcama grupları bazındaki yıllık TÜFE değişim oranlarından elde edilmiştir. Çalışmanın farklı yıllara ait TÜFE verileriyle karşılaştırılabilirliğini artırmak amacıyla HBA’daki harcama grupları 12 ana kategori altında yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda COICOP-2018 ile ayrı ana harcama grupları haline gelen “Sigorta ve finansal hizmetler” ile “Kişisel bakım, sosyal koruma ve çeşitli mal ve hizmetler” kategorileri bir araya getirilmiştir.

Bununla birlikte, söz konusu dönüşümün COICOP-1999 ile COICOP-2018 arasında birebir bir eşleştirme sağladığı varsayılmamaktadır. COICOP-2018’e geçişle birlikte yalnızca ana harcama gruplarının sayısı değişmemiş; bazı mal ve hizmetlerin sınıflandırıldığı kategoriler ile kategorilerin kapsamları da yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca TÜFE madde sepeti, hanehalklarının değişen tüketim tercihlerinin temsil edilebilmesi amacıyla düzenli olarak güncellenmekte ve belirli maddeler sepete eklenebilmekte veya sepetten çıkarılabilmektedir. Bu nedenle özellikle 2026 öncesi ve sonrası dönemlerin karşılaştırılmasında sınıflama ve kapsam değişikliklerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Gelir gruplarının oluşturulması aşamasında, HBA mikro veri setinde yer alan haneler yıllık kullanılabilir hanehalkı gelirlerine göre küçükten büyüğe sıralanmış ve eşit büyüklükte on gelir grubuna, diğer bir ifadeyle gelir desillerine, ayrılmıştır. Böylece her bir desil toplam hanelerin yaklaşık %10’unu temsil etmektedir. Ardından her gelir diliminin 12 ana harcama grubuna yaptığı toplam harcama hesaplanmış ve söz konusu harcamaların ilgili gelir grubunun toplam tüketim harcamaları içerisindeki payları belirlenmiştir. Bu paylar, çalışmada gelir gruplarına özgü harcama ağırlıkları olarak kullanılmıştır.

HBA verilerinden elde edilen sonuçlar, gelir gruplarının tüketim kompozisyonları arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Örneğin 2023 yılı verilerine göre en düşük gelir grubundaki hanelerin toplam harcamaları içerisinde konut ve kira harcamalarının payı yaklaşık %31, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı ise yaklaşık %38 düzeyindedir. En yüksek gelir grubunda aynı harcama gruplarının payları sırasıyla yaklaşık %21 ve %13’tür. Buna karşılık lokanta ve oteller grubunun toplam harcamalar içerisindeki payı en yüksek gelir grubunda yaklaşık %8 iken en düşük gelir grubunda yaklaşık %2 düzeyindedir. Bu farklılıklar, gelir düzeyine bağlı olarak hanelerin tüketim kompozisyonlarının önemli ölçüde değişebildiğini göstermektedir. Bu nedenle her gelir dilimi için ayrı ayrı hesaplanan harcama payları, ilgili gelir grubunun enflasyon hesaplamasında kullanılan ağırlıklar olarak belirlenmiştir.

Çalışmanın karşılaştırma ve tutarlılık kontrolleri kapsamında, ana harcama gruplarının genel ağırlıkları HBA mikro verileri kullanılarak ayrıca hesaplanmıştır. Ancak HBA’dan türetilen bu ağırlıkların TÜİK tarafından ilgili dönemler için yayımlanan resmî TÜFE ağırlıklarıyla birebir örtüşmemesi beklenen bir durumdur. Bunun temel nedenlerinden biri, çalışmada kullanılan ağırlıkların HBA mikro verilerine dayanmasına karşılık yeni baz yılı TÜFE serisindeki resmî ağırlıkların Ulusal Hesaplar Hanehalkı Tüketim Harcamaları verileri kullanılarak oluşturulmasıdır. Ayrıca kapsam, sınıflama, fiyat endeksinin oluşturulma amacı ve kullanılan veri kaynaklarındaki farklılıklar da iki ağırlık seti arasında farklılıklara yol açabilmektedir.

Gelir dilimlerinin ana harcama gruplarına ilişkin ağırlıkları belirlendikten sonra her bir gelir grubu için harcama grubu bazında enflasyon oranları hesaplanmıştır. Bu aşamada, i gelir diliminin k harcama grubuna ayırdığı harcama payı \( s_{ik} \) , söz konusu harcama grubunun tüm haneler içerisindeki ortalama harcama payı \( s_{k} \) ile karşılaştırılmıştır. Buna göre gelir grubunun ilgili harcama kategorisine yönelik göreli harcama yoğunluğu aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

\[ r_{ik} = \frac{s_{ik}}{s_{k}} \]

Elde edilen göreli harcama yoğunluğu, ilgili ana harcama grubunun TÜFE kapsamında gerçekleşen yıllık fiyat değişimi \( \pi_{k} \) ile ilişkilendirilerek gelir dilimine özgü harcama grubu enflasyon göstergesi oluşturulmuştur:

\[ \pi_{ik} = r_{ik} \times \pi_{k} \]

Böylece bir gelir grubunun belirli bir harcama kategorisine genel hanehalkı ortalamasından daha fazla veya daha az pay ayırmasının, söz konusu kategoride gerçekleşen fiyat artışına maruziyeti üzerindeki etkisinin yansıtılması amaçlanmıştır.

Son aşamada ise ana harcama grupları bazında elde edilen değerlerden hareketle her gelir dilimi için ortalama enflasyon oranı hesaplanmıştır. Bu kapsamda gelir dilimine özgü harcama grubu enflasyon oranı \( \pi_{ik} \) , ilgili gelir grubunun söz konusu harcama grubuna ayırdığı harcama payı \( s_{ik} \) ile ağırlıklandırılmış ve tüm harcama grupları üzerinden toplulaştırılmıştır:

\[ \Pi_{i} = \sum_{k = 1}^{K}s_{ik}\pi_{ik} \]

Burada \( \Pi_{i} \) , i gelir dilimi için hesaplanan ortalama enflasyon göstergesini ifade etmektedir. Böylece %10’luk gelir dilimlerinin birbirinden farklı tüketim kalıpları dikkate alınarak her gelir grubunun karşı karşıya kaldığı fiyat değişimlerindeki farklılaşmanın ortaya konulması amaçlanmıştır.

Kaynakça

Boratav, Korkut, Ahmet H. Köse & A. Erinç Yeldan (2023) “Türkiye’de Derinleşen Yapısal Kriz Eğilimi ve Kar İtilimli Enflasyon Dinamikleri” İktisat ve Toplum, No 158: 31-53.

Satıoğlu, Bingül & Yeldan, A. Erinç (2025) “2025: “Enflasyon Gerçekleri ve Jedi Merkez Bankacılığı” İktisat ve Toplum, No 174: Nisan, sf. 8-12

  1. TÜİK, 2023 yılı itibarıyla COICOP-2018 sınıflamasını kullanmaya başlamıştır. Bu kapsamda ilgili yıldaki tüketim verileri 298 madde ve 13 ana harcama kategorisinden oluşmaktadır. Ancak TÜFE ana harcama gruplarının 12 kategoriye dayalı olarak hesaplanması nedeniyle 2023 yılı veri seti önceki yıllarla da karşılaştırılabilmek adına uyumlaştırılmış ve analiz 12 ana harcama grubu üzerinden gerçekleştirilmiştir. ↑
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Bingül Satıoğlu, A. Erinç Yeldan (2026). Gelir Gruplarına Göre Yaşanan Enflasyon ve “Bozulan Beklentiler”. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.23093526
  • Alp Erinç Yeldan, 1960 yılında İzmit’te doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. İktisat Doktorası derecesini 1988 yılında Minnesota Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra Bilkent Üniversitesi’ne katıldı. Aynı Üniversite’de 1990’da Doçent; 1998’de Profesör unvanını aldı. Profesör Yeldan halen Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümünde görev yapmakta ve uluslararası ekonomi, kalkınma ekonomisi ve makroekonomik modeller üzerine çalışmaktadır. Merkezi, Yeni Delhi’de olan Uluslararası Kalkınma İktisatçıları Birliği (IDEAs) kurucu-direktörlerinden olan Profesör Yeldan, Bilim Akademisi ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Uluslararası Kaynaklar Paneli (IRP) seçilmiş üyesidir.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.