Takip et

En Zengin Yüzde 20, En Alttaki Yüzde 60’tan Fazla İthalat İhtiyacı Yaratıyor

🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.22173618 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Raflardaki her ürün, yerli üretim bile olsa, gömülü bir ithalat bileşeni taşıyor. Bu durum dikkate alındığında; en zengin yüzde 20’lik kesim, en alttaki yüzde 60 nüfustan fazla ithal ürün tüketiyor ve en alttaki yüzde 20’den 5.6 kat fazla ithal ürün kullanıp, toplamda 5 kat fazla tüketiyor.

İthalat talebini kim yaratıyor?

Türkiye’de hanehalkı tüketiminden kaynaklanan ithalat talebinin %39,4’ünü tek başına en zengin %20’lik gelir dilimi yaratıyor. Bu, en alttaki üç dilimin (yani nüfusun en yoksul %60’ının) toplamından (%36,3) fazla. En zengin dilimin ithalat talebi en yoksul diliminkinin 5,6 katı.

Bu sonuca ulaşmak için her gelir diliminin tüketim sepetindeki ithal mal içeriğini hesapladık. Hesap iki resmi veri setinin notlarda bahsedilen yöntem ile birleştirilmesine dayanıyor: TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi 2024 (eski adıyla Hanehalkı Bütçe Anketi; HBA) ve TÜİK İthalat Girdi-Çıktı Tablosu 2023. Her tüketim kaleminin ithalat içeriğini hesaplarken yalnızca doğrudan ithal edilen malları değil, yerli malların üretiminde kullanılan ithal girdileri de saydık; bir başka deyişle malların içindeki gömülü ithalat bileşenini de hesaba kattık. Çünkü Türkiye’de rafine edilen ithal ham petrol, yerli üretim buzdolabındaki ithal çelik, yerli üretim ilaçtaki ithal kimyasal da bu ülkenin ithalatıdır; tüketicinin rafta görmediği ithalat da ithalattır.

İlk bulgu şaşırtıcı: Tüketimin ithalat içerik oranı gelir dilimleri arasında neredeyse hiç değişmiyor (Şekil 1).

Şekil 1: Yüzde 20’lik gelir dilimlerine göre tüketimdeki ithal mal içerik oranı, kategori ayrışımlı, 2024.

/home/memo/projects/anares/other/SFC-ML/sfcModelTRPaper/short-paper-imports/katman-version/figures/figures-my-katman/sekil1_dilim_ithalat_icerigi.pngsekil1_dilim_ithalat_icerigi

Yani en yoksul dilimde harcanan her 100 liranın yaklaşık 23 lirası, en zengin dilimde ise yaklaşık 25 lirası ithalat yaratıyor. İthal otomobiller ve dayanıklı tüketim mallarıyla zenginin sepetinin çok daha ithalat yoğun olması beklenebilirdi. Fark sanıldığı kadar büyük değil. Nedeni öğretici: Sepetlerin bileşimi çok farklı ama taşıdıkları ithalat yükü birbirine yakın. Gıda, en yoksul dilimin harcamasının %30’unu, en zengininkinin %13’ünü oluşturuyor. Ulaştırma ise en yoksulda %10 iken en zenginde %27’ye çıkıyor. Buna karşılık yoksulun ağırlıklı kalemleri de ithalattan azade değil: gıdanın ithalat yoğunluğu %24,3; zenginin ağırlıklı kalemlerinden ulaştırmanınki %35,7, mobilya ve dayanıklı tüketiminki ise %44,0. Konut (barınma-kira) ise %11,4 ile en düşük yoğunluklu büyük kalem. İthal enerji, ithal kimyasallar ve ithal ara malları geçim sepetine de lüks sepetine de aynı yollardan giriyor.

Şekil 2: Hanehalkı ithalat talebinin %20’lik gelir dilimlerine göre dağılımı, 2024.

Kaynak: TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi 2024, İthalat Girdi-Çıktı Tablosu 2023; yazarın hesaplaması.

İkinci bulgu ise çok çarpıcı: Türkiye’de tüketim miktarı son derece eşitsiz dağılıyor. Şekil 2’de görüldüğü gibi en üst dilimin doğrudan ve gömülü ithal mal tüketimi çok büyük. Sonuç, başlıktaki olgudur: İthalat talebinin asıl kaynağı dağılımın tepesidir; en zengin %20’nin yarattığı ithalat talebi, en alttaki %60’ın toplamından fazladır. En çok tüketen en üstteki gelir dilimi, en alttakinin 5 katı tüketiyor, 5,6 katı ithalat talebi yaratıyor.

Daha dikkatli bakıldığında, en keskin yoğunlaşma en isteğe bağlı harcama kalemlerinde görülüyor: hanehalklarının toplam ulaştırma harcamasının %47,4’ü tek başına en üst dilimden geliyor. Ulaştırma aynı zamanda en ithalat yoğun büyük tüketim kategorisi.

Türkiye’nin 2023 toplam ithalatı içindeki paylara bakıldığında tablo daha net ortaya çıkıyor.  Şekil 3 ’te görüldüğü gibi, hanehalkı tüketimi toplam ithalatın en büyük bileşeni ve toplam ithalatın %36,6’sını oluşturuyor. En zengin %20’lik kesimin tüketimi toplam ithalatın %14,4’üne, en alttaki %60’lık kesimin tüketimi ise %13,3’üne karşılık geliyor.

İthalatın ikinci büyük bileşeni ise %33,3’lük payla yatırım malları. Bu ithalatın uzun vadede tüketim ve ihracata yönelik üretimi desteklediği düşünüldüğünde, yatırım ithalatını da hesaba katan daha gerçekçi bir yaklaşım gerekiyor. Bunun için yatırım ithalatının, tüketim ve ihracatın toplam talep içindeki payları oranında dağıtıldığı basit bir sermaye içselleştirmesi (endogenization) yaklaşımıyla genişletilmiş bir hesap yapıyoruz.

Bu hesapta hanehalkı tüketiminin toplam ithalat içindeki payı %57’ye yükseliyor ve ithalattaki temel bileşen olduğu görülüyor. En zengin %20’lik kesimin ithalat talebindeki payı %22,5’e, en alttaki %60’lık kesimin payı ise %20,7’ye çıkıyor (bkz. Şekil 3 ve ekteki Tablo 3).

Tüketimdeki bu yoğunlaşmanın sayısal politika çıkarımı önemli sonuçlar vermektedir. En üst dilimin tüketimini sıkıştırmanın ithalat üzerindeki kritik etkisi Bölüm 4’te hesaplanmıştır.

Şekil 3: 2023 ithalatının nihai kullanım bileşenlerine dağılımı (%).

Kaynak: TÜİK İthalat ve Yurtiçi Üretim Girdi-Çıktı Tabloları 2023; yazarın hesaplaması.

Üretim zinciri üzerine gözlemler

Tüketim sepetinde görünmeyen ithalatın nereden geldiğini girdi-çıktı tablosu gösteriyor. Bir sektörün toplam ithal girdi gereksinimi iki ayrı parçadan oluşur: sektörün doğrudan satın aldığı ithal girdiler ve yerli tedarikçilerinin üretimine gömülmüş ithalat. Bu iki parça birbirine eklenerek toplam ithalat katsayısını verir. Şekil 4’te ayrı eksenlerde doğrudan ve gömülü ithalat katsayıları gösterilmiştir.

Şekil 4: Sektörel ithalat gereksiniminin doğrudan ve yerli tedarik zincirine gömülü bileşenleri, 2023.

/home/memo/projects/anares/other/SFC-ML/sfcModelTRPaper/short-paper-imports/katman-version/figures/figures-my-katman/sekil4_dogrudan_gomulu_ithalat.pngsekil4_dogrudan_gomulu_ithalat

Not: Eğik çizgiler aynı toplam ithalat katsayısına sahip bileşimleri; balon alanı toplam ithalat çekişini (toplam katsayı × üretim hacmi) gösteriyor; yazarın hesaplaması.

Şekil 4, aynı toplam katsayının farklı sorunları saklayabileceğini ortaya koyuyor: kok ve rafine petrolde yük neredeyse tümüyle doğrudan ithal edilen girdiden, ithal ham petrolden geliyor. Elektrik-gazda ise yükün yarısından fazlası geri bağlantılara, yani üst tedarik halkalarına gömülü (ithal doğal gaz ve kömür). Ana metaller ise iki oranın da yüksek olduğu tek büyük sanayi düğümü. İnşaatın ithalat talebi (toplam ithalat çekişi) katsayı büyüklüğünden değil, asıl olarak üretim hacminden geliyor (bkz. Tablo 1).

Doğrudan ve gömülü ithalatın düzeyi tek başına yeterli bir ölçüt değildir; bir girdinin kaç üretim koluna yayıldığını da ölçmek gerekir. Şekil 5 üç ölçütü birlikte gösteriyor: yatay eksende sektör çıktısının başka sektörlere girdi olarak satılan payı (ileri bağlantı), dikey eksende toplam ithal girdi gereksinimi; renk ise ileri bağlantının sektörler arasında ne kadar eşit yayıldığını (yayılım) gösteriyor. Eksenlerdeki iki ölçüt 64 sektörün basit ortalamasına bölünmüştür. 1’in üzerindeki değer, ortalama üstü bağlantı ya da gereksinim demektir.

Şekil 5: Üretim ağında ithalat azaltma açısından sektörel öncelikler, 2023.

/home/memo/projects/anares/other/SFC-ML/sfcModelTRPaper/short-paper-imports/katman-version/figures/figures-my-katman/sekil5_ithalat_ag_oncelikleri.pngsekil5_ithalat_ag_oncelikleri

Not: Kesikli çizgiler 64 sektör ortalamasını gösterir. Sağ üst bölgedeki sektörler hem ortalamanın üzerinde toplam ithal girdi gereksinimine hem ortalamanın üzerinde ileri bağlantıya sahiptir. Koyu renk, bağlantının daha geniş bir sektör kümesine yayıldığını; balon alanı toplam ithalat çekişini gösterir. Bu bir öncelik taramasıdır, nedensel bir arz şoku tahmini değildir.

Kaynak: TÜİK İthalat ve Yurtiçi Üretim Girdi-Çıktı Tabloları 2023; yazarın hesaplaması.

Bu ölçümler ayrımı keskinleştiriyor. Elektrik-gazın toplam ithalat katsayısı ana metallerden düşük olsa da ileri bağlantı endeksi 2,05’tir (sektör ortalamasının iki katından fazla). İthal gaza dayalı üretimin yenilenebilir enerjiyle ikamesi, elektriği girdi olarak kullanan çok sayıda sektörün gömülü ithalatını birden azaltır.

Tablo 1: İthalat azaltma açısından başlıca üretim ağı öncelikleri ve yüksek hacimli alıcı inşaat.

Sektör İthalat Kats.

doğrudan

İthalat Kats.

gömülü

İthalat

Kats.

toplam

İleri bağlantı Yayılım Üretim ağındaki rol
Elektrik, gaz, buhar 0,18 0,22 0,40 2,05 0,89 En geniş enerji girdisi; yenilenebilir ikamesi ileri bağlantılara yayılır
Ana metaller 0,35 0,16 0,51 1,47 0,89 Yüksek doğrudan ve gömülü ithalat; sanayinin temel ara girdisi
Kok ve rafine petrol 0,60 0,03 0,64 1,26 0,78 Doğrudan enerji darboğazı; çözüm kullanım ve enerji bileşiminin dönüşümüdür
Kimyasallar 0,34 0,12 0,46 1,17 0,92 Plastik, eczacılık ve tekstile yayılan temel ara girdi
İşlenmiş metal ürünler 0,22 0,15 0,37 1,19 0,91 Makine, teçhizat ve inşaat zincirlerine aktarılan ara girdi
Kauçuk-plastik 0,22 0,13 0,35 1,38 0,83 Ambalajdan otomotive geniş kullanım alanı olan ara girdi
İnşaat 0,12 0,15 0,27 0,39 1,39 En büyük hacimli alıcı; geri bağlantı düğümü değil, metal ve enerji emicisidir

Not: İleri bağlantı ve yayılım endekslerinde 1, 64 sektör ortalamasıdır; yayılımın 1’in altında olması etkinin daha geniş bir sektör kümesine dağıldığını gösterir.

Tablo 1’in ilk altı satırı bu nedenle aynı anlama gelmez: ana metaller, kimyasallar, işlenmiş metal ve kauçuk-plastikte yerli üretim kapasitesi doğrudan ithal ikamesi alanıdır. Elektrik-gazda öncelik ithal yakıta dayalı üretim bileşimini dönüştürmek; rafine petrolde ise “yerlileştirme” mümkün olmadığından enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve ulaşımın alternatif biçimlere kaydırılması, bölgesel ve yerel üretim-tüketim gibi alternatifler gerekli görünüyor. İnşaat son satırda özellikle ayrı tutuldu: toplam ithalat çekişi en yüksek sektör olsa da başka sektörlere girdi sağlayan bir kaynak değil, metal ve enerjiyi büyük hacimde tüketen nihai talep alanıdır.

Üretim ağındaki bu yapı, tüketim sepetini de doğrudan şekillendiriyor. Ulaştırma sepetinin ithalat içeriği ithal taşıtlar, rafine petrol, ana metal ve elektrik zincirinden; konutun (barınma-kira) elektrik-gaz ve inşaattan; gıdanınki kimyasal, gübre, enerji ve ulaştırmadan geliyor. Dolayısıyla halkın rafta gördüğü malın “yerlisini” seçmeye çalışması yeterli değil.

İstikrarsızlığın Yükü Kime Yükleniyor?

Şimdi bu olguları Türkiye’nin “istikrar” politikalarının yanına koyalım. Dış açık söz konusu olduğunda iki kanal var kabul ediliyor: fiyatlar kanalı (kur artışı ithalatı pahalılaştırır, talep yerli mala kayar) ve gelirler kanalı (talep kısılır, ithalat daralır). Birinci kanal 2018 sonrasında tükendi; geriye elde gelirleri kısmak kalıyor ve bu bir bölüşüm kararıdır.

2021’den bugüne yaşanan dört evre Tablo 2’de özetleniyor. Özeti şu: keskin devalüasyona ve yüksek fiyatlara karşın ithalat caydırılamadı; “uyum” reel ücretlerin baskılanmasıyla oldu: emeğin millî gelirden aldığı pay 2021’deki %26,5’ten 2022’de %23,4’e, tarihî düşük düzeye indi. Dış açık ancak 2023 sonunda, genel talep daralmasının üretime yansıdığı evrede kapanmaya başladı. İthalatı gerileten ithal malların fiyat sinyali değil, daralan talep oldu; bu örüntü 2001’de de geçerliydi. Dört evre, araçları ne olursa olsun, tek bir seçimi tekrarlamaktadır: dış uyum yükünü emek gelirine yüklemek (Orhangazi, 2025; Orhangazi ve Yeldan, 2023).

Tablo 2: Makroekonomik istikrar evreleri ve bölüşüm dinamikleri: Türkiye 2021 ve sonrası.

Reel ücret / emek payı Belirleyici dinamik
  • 2021–2022 (negatif reel faiz, cari açık yüksek)
Reel ücretler geriledi; emek payı %26,5’ten (2021) %23,4’e (2022) indi Ara malı ithalatı üretim sürdükçe kesilmedi; kredi genişlemesi altında sermaye ve tüketim malı ithalatı da arttı
  • 2023 (nominal telafi, cari açık yüksek)
Asgari ücret artışları; kazanımlar sonra kâr-fiyat spiraliyle geri emildi Tekelci piyasalarda firmalar maliyet artışlarını marj genişletmesiyle karşıladı: 2020–2023 döneminde birim kârların enflasyona katkısı %64,0, birim işgücü maliyetinin katkısı %25,6 (Duvan, 2024)
  • 2023 sonu–2024 (ortodoks sıkılaştırma, cari açık azaldı)
Ücret baskısı; nominal artışlar ileriye dönük hedefe bağlandı Faiz artışı ve iç talep daralması: ithalat fiyat mekanizmasıyla değil, üretim ile tüketimin yavaşlamasıyla geriledi
  • 2025 ve sonrası (değerli TL, sıcak para rantı, cari açıkta artma)
Ücret baskısının ardından kısmi nominal toparlanma; ancak reel kur 2022’deki tarihî düşük 80,1’den 2024’te 93,0’a yükseldi TL istikrarı enflasyonla mücadelenin birincil aracı olarak benimsendi. Reel kur değerlenmesi ithal girdi maliyetlerini dizginledi ama yapısal ikame etkisini azaltarak (ithal girdiyi ucuzlatarak) Leontief bağımlılığını pekiştirdi.
Yüksek faizin yarattığı kamu faiz harcamaları rantiyeye ve yabancı portföy yatırımcılarına aktı; yapısal sorun korunduğundan büyümenin her canlanması cari açığı genişletme eğilimi gösteriyor (Şengül ve Türel, 2026; Cömert ve Oyvat, 2026b; yazarın tahminleri)

Kaynak: TCMB EVDS; TÜİK gelir yöntemiyle GSYH; Duvan (2024); Şengül ve Türel (2026). Hesaplama: 2021–2022 ithalat bileşimi (TCMB EVDS, BEC sınıflaması; 2019=100 ise): ara malı 180, sermaye malı 156, tüketim malı 144, dayanıklı tüketim 115.

Alternatifler üzerine ne söylenebilir?

Orhangazi’nin (2025) belgelediği gibi, Türkiye’de dış açık on yıllardır çözülecek bir sorun olarak değil, finanse edilecek yapısal bir özellik olarak ele alındı; çözüm yerine finansman öncelendi, fakat her giriş dalgası ileride yapılacak faiz ve kâr transferlerini büyütür. Bu kısır döngüden çıkış, birbirini tamamlayan alternatifler bütününü gerektirir. Üretim ekseninde temel hedef, yüksek toplam ithalat çarpanı ve geniş ileri bağlantıya sahip sektörlere (kok ve rafine petrol, ana metaller, kimyasallar, elektrik-gaz) odaklanan toplumsal olarak planlanmış, kamulaştırmayı ve kooperatifleşmeyi gündemine alan uzun vadeli bir programdır (bkz. Tablo 1). Girdi matrisi değişmeden ihracat büyümesi net açığı kapatmaz; kapsamlı kamu yatırımı olmadan bir dönüşüm ve girdi maliyet yönetimi gerçekleşmez. Buna dağılım boyutu eklenmeden program tamamlanmaz: ücret baskısı hanehalkı ithalat talebinin yalnızca üçte birini yaratan alt %60’ın tüketimini kısar; oysa talebin fiilen yoğunlaştığı yere (lüks ithal kalemlere seçici kota ve lisanslar, yüksek gelir ve aşırı kârların vergilendirilmesi) müdahale eden araçlar bunun yerine geçebilir (Şekil 2). “Ücretleri artırırsan ithalat patlar” itirazı iki bulguyla çürütülür. Birincisi, ithalat yoğunluğu dilimler arasında neredeyse eşit olduğundan yeniden dağıtımın net ithalat etkisi sıfıra yakındır. İkincisi, nominal ücret artışı kâr marjları denetimsiz bırakıldığında fiyatlarla geri emilir; kâr marjı denetimi ve kamusal temel hizmetler bu yüzden aynı paketin bileşenleridir (Duvan, 2024; Elgin, 2025; Yusufoglu, 2026).

Bu araçların kısa dönem etkisi şöyle bir senaryoyla hesaplanabilir: en tepedeki %20’lik kesimin tüketimini 4. dilim düzeyine sıkıştıran bir lüks tüketim vergisi yılda yaklaşık 536 milyar liralık ithalat azalması sağlar. Bu toplam yıllık ithalatın %5,8’idir. Bu tasarruf miktarının tamamına yakını yalnızca en üst %10’luk dilim (10. dilim) hedeflenerek de elde edilebilir, zira 10. dilimin 9. dilimi aşan harcaması, 5’lik dilimlemede 5. dilimin 4. dilimi aşan harcamasına yakındır. Bu senaryolar Şekil 6’da gösterilmektedir. İthalat yoğunluğunun dilimlere göre neredeyse düz seyretmesi bu kazancın yeniden dağıtımdan değil, yalnızca hacim baskısından geldiğini gösterir. Asıl etki orta vadede devreye girer: bu maliye alanı yüksek ileri bağlantılı sektörlere (yenilenebilir enerji, ana metaller, kimyasallar) yönelik kamu yatırımına tahsis edilirse girdi matrisi değişir, gömülü ithalat yoğunluğu tüm dilimlerde birlikte düşer ve kümülatif etkinin çok daha büyük olması beklenir (bkz. Şekil 5).

Şekil 6: Tüketim yönlendirme senaryoları, 2023.

Panel (a): 5. dilim harcamasının 4. dilim düzeyine indirilmesiyle ithalat tasarrufu (tam senaryoda 536 milyar TL, toplam ithalatın %5,8’i; farkın yarısı kapatıldığında 268 milyar TL). Panel (b): yalnızca en üst %10 hedeflendiğinde 10. dilim harcamasının 9. dilim düzeyine indirilmesi (539 milyar TL tasarruf, %5,9). Kaynak: yazarın hesaplaması.

Reel dönüşüm için gereken zaman ancak finansal alanın yönetilmesiyle kazanılabilir. Cömert ve Öncü’nün (2023) ortaya koyduğu gibi, serbest sermaye hareketleri altında Türkiye gibi çevre ekonomiler parasal bir İkili Açmaz’la karşı karşıyadır. Dalgalı kur altında bile merkez bankası finansal akımlar nedeniyle faizi bağımsız belirleyemiyor; dövizi savunmak için yüksek faize mahkûm kalıyor. Sermaye hareketlerinin yönetimi borçla finanse edilen ithalat taşmalarını frenler, reel değerlenmenin rekabet gücünü aşındırmasını önler ve dış açığın ticaret dışı kalemlerini, faiz ve kâr transferleri ile sermaye kaçışını kontrol altına alır. Mayıs 2023 sonrası program bu araçların bir bölümünü zaten kullanıyor; ama ters yönde ve gerçek ithalat talebini hedeflemeden: ilan edilmemiş, örtük ve yükü emekçilere yıkan bir gelir ve miktar politikası söz konusu (Şengül ve Türel, 2026). İlk sorulması gereken, bu araçların açık, tutarlı ve adil biçimde de kullanılıp kullanılmayacağıdır.

Sonuç

Türkiye’nin ithalat bağımlılığı temelde yapısal bir üretim ve bölüşüm sorunudur. İthalatın üçte ikisi üretimin zorunlu girdilerinden kaynaklanırken, tüketime bağlı ithalatın da üçte ikisi yerli malların üretimine gömülüdür.

Fakat meseleyi böyle ifade etmek yeterli değil. Türkiye’de hanehalkı tüketimi, toplam ithalat içinde %36,6 ile en büyük paya sahip kalemdir. Bu değer yatırım için gereken ithalatın ve ihracata yönelik üretimde kullanılan ithalattan büyüktür. Daha dikkatli bir analiz yaptığımızda ise tablo daha da netleşiyor: Yatırım kaynaklı ithalat basit bir sermaye içselleştirmesiyle diğer iki bileşene dağıtıldığında, tüketim yalnızca en büyük ithalat kalemi değil, toplam ithalatın %57’sini çeken temel bileşen haline geliyor.

Başlıkta değindiğimiz gibi, tüketimin dağılımında ise çok büyük eşitsizlikler var. En zengin %20’lik dilimin tüketiminden kaynaklanan ithalat talebi, alttaki %60’lık kesimin toplamından daha fazla. Bu durumda dış açık sorununu anlamak için ithalat bağımlılığının yoğunlaştığı iki noktaya bakmak gerekiyor: üretim zincirinin yapısına ve tüketim zincirinin tepesine. Bu tablo, “yerli ve millî” söylemiyle görünmez kılınan ilişkileri ortaya koyuyor. Temel tüketim mallarının içine gömülü ithalat, tüketici çoğunluğunun tercihi değil, üretim yapısının dayattığı bir bağımlılıktır. Üstelik bu ithalat talebinin hacmi, asıl olarak üst gelir gruplarının tüketiminde yoğunlaşmaktadır. “Bu yatırım ülkeye döviz getirecek” veya “bunun alternatifi ithalat” denerek övülen maden ve enerji şirketlerine, turizm şirketlerinin talanına karşı toprağını ve ağacını savunan insanlar, ithalat talebinin nedeni değildir.

Her makroekonomik sıkılaştırma girişimi (hedef dış ticaret açığı olsun, enflasyon olsun ya da ikisi birden) adı konsa da konmasa da bir gelir politikasıdır; araç seçimi de bir bölüşüm seçimidir. Bugünkü politika bu seçimi örtük yapıyor ve yük, kendiliğinden, emekçilere ve dar gelirli kesimlere kalıyor.

Bölüm 4’teki nicel analiz, somut bir alternatife dairdir. En zengin %20’nin tüketimini ya da tüketimindeki ithalat payını dördüncü dilim düzeyine indirebilen bir araç bileşimi (lüks ithal kalemlere seçici kota, üst gelir ve servetin vergilendirilmesi) yılda 2023 rakamlarıyla 22,6 milyar dolarlık ithalat azalması (toplam ithalatın %5,8’i) sağlar; farkın yalnızca yarısını kapatan daha sınırlı bir sıkıştırma dahi yaklaşık 11 milyar dolarlık azalma (%2,9) demektir. Aynı tutarın alt dilimlere dağıtılması ise tüm dilimlerin ithalat yoğunluğu yaklaşık olduğundan az bir etki yaratır; asıl kazanç bu maliye alanının üretim ağının kritik düğümlerine yönelik kamu yatırımına ve politika alternatiflerine dönüştürülmesinden gelir.

Bir cümleyle özetlersek, bu konuda tüm “milleti” sorumlu tutan önerilere değil; talebin fiilen bulunduğu yere ve üretim ağının kritik noktalarına odaklanılmalıdır.

Notlar

1. Nihai talebe göre (doğrudan + gömülü) ithalat oranları. Nihai talepten geriye doğru gidildiğinde görünen şudur: Hanehalkı tüketimi bileşeni Türkiye’nin 2023 toplam ithalatının %36,6’sıdır (devlet ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar — KAGK — dâhil edildiğinde nihai tüketim %40,7’ye çıkar). Kalan %36,0’lık bölüm yatırıma, %23,2’lik bölüm ise ihraç edilecek malların üretimine ve yeniden ihracata bağlanır. Şekil 3 bu hesabı ifade eder.

2. Tüketim kategorilerinin toplam ithalat yoğunlukları. Sektörlere göre ithalat içeriği bulguları şöyledir: Bilişim %51,9; mobilya ve ev eşyası %44,0; ulaştırma %35,7; giyim %32,9; eğlence %29,0; tütün %26,3; sağlık %25,0; gıda %24,3; kişisel bakım %15,6; lokanta %12,7; konut (barınma-kira) %11,4; sigorta %8,9; eğitim %4,2. Sepet payları: gıda ilk dilimde %30,4’ten beşinci dilimde %12,8’e iner; ulaştırma %10,1’den %26,6’ya çıkar.

3. Gelir dilimlerinin ithalat içerik oranı. Her ürünün ithalat içeriği, doğrudan ithal edilen payıyla yerli üretimin zincir yoluyla taşıdığı gömülü payın toplamıdır; gelir dilimine göre ithalat oranları bu içeriklerin anket (HBA) sepetleriyle ağırlıklı ortalamasıdır. 2023’te hanehalkı tüketiminin ithalat içeriği %23,1 (burada %8,4 doğrudan ithal nihai mal + %14,7 gömülü).

Bu hesap şu varsayıma dayanır: anket, harcamaları yalnızca on üç kategori düzeyinde verdiği için, her kategorinin içindeki ürün bileşimi bütün dilimlerde aynı alınmıştır. Bu varsayımın sonuçları hangi yönde etkilediği açıktır. Gelir olarak üst dilimler kategori içinde de daha ithalat yoğun ürün çeşitlerini (örneğin ithal otomobil, ithal gıda ve ithal giyim) seçtiği ölçüde, dilimler arasındaki gerçek oran farkı burada hesaplanandan büyüktür. Bu yüzden Şekil 1 ve Şekil 2’deki bulgular, üst gelir dilimin payına ilişkin alt sınır tahminleridir.

Şekil 3‘te ithalatın genel dağılımının hesabının sonuçlarını göstermiştik. Bunun %36,6‘sı hanehalkı idi. Tablo 3, bu %36,6 içinde her gelir diliminin 2023 ithalatındaki payını verir. Burada statik hesap yalnızca hanehalkı tüketim kanalını (%36,6) içerir; genişletilmiş hesap yatırıma giden ithalatı (%33,3) tüketim ile ihracat arasında talep orantısıyla paylaştırır (genişletilmiş taban %57,0, hanehalkı payı %61,2).

Sermayenin içselleştirilmesi: Yatırıma giden ithalatın orantılı olarak dağıtımı (hanehalkı talebine ve ihracata harcanacak şekilde), ayak izi (footprint) yazınında “sermayenin içselleştirilmesi” olarak bilinen yaklaşımın basitleştirilmiş bir biçimidir: Södersten, Wood ve Hertwich (2018) küresel girdi-çıktı sisteminde sermaye oluşumunu nihai talep kategorisi olmaktan çıkarıp üretimin bir girdisi yapar. Burada yaptığımız hesap da sermayenin içerdiği ithalatı, üretim zinciri üzerinden yeniden nihai talebe bağlar. Durağan durumda (steady state) bir yıldaki yatırım aynı yıl amorti olana yaklaştığından, brüt yatırımın orantılı dağıtımı onların yöntemine yakınsar. Bugünkü yatırımın esas olarak gelecekteki talebe hizmet ettiği, bu dağıtımın bir yaklaşıklık olduğu not edilmelidir.

Tablo 3: Gelir dilimlerinin Türkiye 2023 toplam ithalatındaki payı (%)

Gelir Dilimi Statik Leontief yöntemiyle ithalat Genişletilmiş ith.

(yatırım dahil)

1. Dilim (en yoksul %20) 2,6 4,0
2. Dilim 4,4 6,9
3. Dilim 6,3 9,7
4. Dilim 8,9 13,9
5. Dilim (en zengin %20) 14,4 22,5
TOPLAM 36,6 57,0

4. Doğrudan ve gömülü ithalat katsayılarının ayrıştırılmasında yöntem. İthal girdi katsayılarının Leontief ters matrisiyle doğrudan ve dolaylı bileşenlere ayrılması Türkiye için Günlük-Şenesen ve Şenesen’in (2001) kullandığı ithalat bağımlılığı matrisi yaklaşımına dayanır. Hesaplamalar TÜİK İthalat ve Yurtiçi Üretim Girdi-Çıktı Tabloları 2023 kullanılarak yazar tarafından yapılmıştır.

Tüketimde gömülü ithalatın hesabı (Leontief yöntemi; Miller ve Blair, 2009). Burada \( m \) , sektörlerin doğrudan ithalat katsayıları vektörü, \( A \) teknik katsayılar matrisi ve \( f \) nihai talep vektörü olmak üzere:

\[ M_{I} = m'(I – A)^{- 1}f \]

Bu yöntemle, 2023 ithalatının %40,7’si nihai tüketime, %36,0’ı yatırıma, %23,2’si ihracata bağlanır; tüketime giden payın %66’sı gömülü ithalattır. Dağılım analizi %36,6’lık hanehalkı tüketimi payına odaklanır.

5. Üretim ağı endeksleri. Bölüm 2’deki sektör analizinde üç ölçüt kullanılıyor; üçü de miktar değil orandır. İleri bağlantı: bir sektörün üretiminin diğer sektörlere girdi olarak satılan payı; yüksekse o sektör ekonominin tedarik omurgasındadır. Toplam ithal girdi katsayısı: bir sektörün birim üretimi başına, üretimin bütün aşamalarıyla birlikte gereken ithal girdi oranıdır. Yayılım: sektörün etkisinin birkaç alıcıda mı yoğunlaştığı, yoksa ekonomi geneline mi yayıldığını gösterir. İlk iki ölçü 64 sektörün ortalamasına bölünerek normalleştirilir; 1 değeri ekonomi geneli ortalamayı gösterir. Balon büyüklüğü ise orana değil miktara dayanır: sektörün toplam ithalat çekişidir (katsayı × üretim, TL). Yöntem Rasmussen–Hirschman normalleştirmesini ve Valadkhani’nin (2003) yayılım ölçüsünü kullanır (Miller ve Blair, 2009). Yayılım göstergesi betimleyicidir, nedensel bir arz şoku varsaymaz.

6. Uzun dönem ithalat talebi denklemi. İthalatın reel gelir ve reel kurla ilişkisini veren standart uzun dönem denklem 2000–2026 dönemindeki çeyreklik veriyle tahmin edildi. Kırılma tarihleri (2004 ve 2018) veriden Bai–Perron yöntemiyle bulundu. Sonuç: iki rejimde de gelir esnekliği yaklaşık 1; reel kur esnekliği 2004–2018’de 0,36, 2018 sonrasında istatistiksel olarak sıfırdan ayrışamıyor.

\[ \log M_{t} = a + \eta_{M,Y}\log Y_{t} + \eta_{M,p}\log Q_{t} + v_{t} \]

Burada \( M \) reel ithalat, \( Y \) reel gelir, \( Q \) reel efektif döviz kuru; \( \eta_{M,Y} \) gelir esnekliği, \( \eta_{M,p} \) reel kur esnekliğidir ( \( a \) sabit, \( v_{t} \) hata terimi).

7. Kur artışının ithalatı düşürme gücünün üst sınırı: Bölüm 3‘te tartışılan bu mesele üzerine şu eklenebilir.Ara malı ithalatı kısa dönemde sabit teknik oranlarla üretime girer; fiyat kanalı yalnızca ikame edilebilen nihai mal payı üzerinden işleyebilir. Bu pay TÜİK 2023 tablosunda tüketim için %14, tüketim + yatırım için %31’dir; kur esnekliği en güçlü ikamede bile bu payı aşamaz, krizde nihai mal ikamesi de baskılanınca sıfıra iner. Üstelik devalüasyon, ithal ara girdi maliyeti üzerinden yerli ürün fiyatını da yükselttiğinden göreli fiyat avantajı silinir (Duvan, 2024; Cömert ve Oyvat, 2026a). Geriye reel ücret erimesiyle işleyen gelir kanalı kalır (Bölüm 2). Sınır kısa dönem içindir; uzun dönemde ara malı ikamesi ancak yerli kapasite yatırımıyla mümkündür. 2004–2018 uzun dönem tahmini (0,36) bu sınırla istatistiksel olarak uyumludur.

8. Milli gelirde emek payı. Bölüm 3‘teki emek payı hesaplamaları (TÜİK, gelir yöntemiyle GSYH içinde işgücü ödemeleri): Yusufoglu (2026). 1980–2025 tarihsel serisi ve kur krizlerinin emeğin payı üzerindeki dönemsel etkisi: Oyvat (2026). 2019–2022 Shapley ayrıştırması: Cömert ve Oyvat (2026b). Asgari ücret yoğunlaşması konusunda Oyvat, Elgin ve Elveren (2025): işgücünün yaklaşık dörtte üçü asgari ücretin %50 altı-üstü bandında.

9. Bölüm 4’teki tüketim yönlendirme senaryosunun hesabı. Bu not, Bölüm 4’teki politika önerisinin sayısal karşılığını verir: en zengin %20’nin tüketimi 4. dilim düzeyine inerse ithalat ne kadar azalır? Hesap tamamen resmi 2023 tablolarına dayanır: toplam hane tüketimi 14.568 milyar TL (toplam girdi-çıktı tablosu, hanehalkı sütunu); toplam ithalat 9.203 milyar TL (İthalat Girdi-Çıktı Tablosu, P.7). Dilim harcamaları, bu toplamın HBA 2024‘teki gelir dilimi paylarıyla dağıtımıdır: 4. dilim 3.480, 5. dilim 5.599 milyar TL (5.dilim/4.dilim = 1,61). Aradaki 2.118 milyar TL’lik fazla, 5. dilimin ithalat yoğunluğuyla (%25,3) çarpıldığında 536 milyar TL ithalat azalması verir: toplam ithalatın %5,8’i; TCMB EVDS 2023 yıllık ortalama alış kuruyla (23,69 TL/$) 22,6 milyar dolar (Şekil 6, panel a).

Yalnızca en üst %10’u (10. dilimi) hedef alan varyant: TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2024 gelir payları 10. dilim %33,2, 9. dilim %14,9’dur. On dilimlik bölümlemede 10. dilim harcaması yaklaşık 3.864 milyar TL, 9. dilim ise 1.734 milyar TL’dir; 2.130 milyar TL’lik fazla %25,3 ithalat yoğunluğuyla çarpıldığında yine yaklaşık 539 milyar TL tasarruf verir (Şekil 6, panel b). Bu hesap beş dilimlik bölümlemede 5. dilim içinde tüketim harcamasının gelirle orantılı dağıldığı varsayımı altında gerçekleştirilmiştir. HBA kategori düzeyinde yalnızca %20’lik dilim verisi sunduğundan, bu tahmin gelir–tüketim orantısallığı varsayımına dayanır ve ihtiyatla yorumlanmalıdır.

Kaynakça

Cömert, H. ve Oyvat, C. (2026a). “Türkiye’de Döviz Kuru, Enflasyon ve Bölüşüm Arasındaki Dinamik İlişki (I).” Katman Portal. DOI: 10.5281/zenodo.21364921.

Cömert, H. ve Oyvat, C. (2026b). “2019 Sonrası Emeğin Payındaki Dalgalanmaları Nasıl Açıklayabiliriz? (Türkiye’de Döviz Kuru, Enflasyon ve Bölüşüm Arasındaki Dinamik İlişki (II)).” Katman Portal. DOI: 10.5281/zenodo.21740319.

Cömert, H. ve Öncü, T. S. (2023). “İkili Açmaz çerçevesinden Türkiye’de yakın dönem merkez bankacılığı ve kur krizlerini anlamak.” ODTÜ Gelişme Dergisi, 50(2), ss. 115–170.

Dineri, E. ve Işık, N. (2021). “İthalat Bağımlılığı ve Türkiye Ekonomisinde İmalat Sanayi: Hatemi-J Asimetrik Nedensellik Testi” Gazi İktisat ve İşletme Dergisi, 7(1), ss. 68–82. DOI: 10.30855/gjeb.2021.7.1.005.

Duvan, O. B. (2024). “Türkiye’de Şirket Kârları ve Enflasyon: Adam Smith Haklı mı?” Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, Sayı 45, ss. 167–182.

Ercan, F. (2023). “Janus’a Karşı Emek-Doğa Değer Teorisinin Çağrısı: Esnek ama Merkezileşmiş Çapraz Dayanışma Ağları – I.” TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi.

Elgin, C. (2025). “Maliye Politikası: Adil Vergilendirme, Sosyal Yatırım ve Yeşil Dönüşüm.” Prof. Dr. Ömer Faruk Çolak Anısına — Türkiye’nin Yeniden İnşası içinde, Efil Yayınları, ss. 115–146.

Erduman, Y., Eren, O. ve Gül, S. (2020). “Import Content of Turkish Production and Exports: A Sectoral Analysis.” Central Bank Review, 20(4), ss. 155–168. DOI: 10.1016/j.cbrev.2020.07.001.

Günlük-Şenesen, G. ve Şenesen, Ü. (2001). “Reconsidering Import Dependency in Turkey: The Breakdown of Sectoral Demands with Respect to Suppliers.” Economic Systems Research, 13(4), ss. 417–428. DOI: 10.1080/09535310120089798.

Kaya, A. İ. ve Çiçekçi, C. (2023). “Structural Transformation and Sources of Growth in Turkey.” UNU-WIDER Working Paper 2023/71. DOI: 10.35188/UNU-WIDER/2023/379-6.

Miller, R. E. ve Blair, P. D. (2009). “Input–Output Analysis: Foundations and Extensions.” 2. baskı. Cambridge University Press.

Orhangazi, Ö. (2025). “Türkiye Ekonomisi için (Alternatif) Bir Yapısal Reform Çerçevesi.” Prof. Dr. Ömer Faruk Çolak Anısına — Türkiye’nin Yeniden İnşası içinde, Efil Yayınları, ss. 297–321.Orhangazi, Ö. ve Yeldan, A. E. (2023). “Turkey in Turbulence: Heterodoxy or a New Chapter in Neoliberal Peripheral Development?” Development and Change, 54(5), ss. 1197–1225.

Oyvat, C. (2026). “Emeğin Bölüşüm İçindeki Payının 45 Yılı.” Katman Portal. DOI: 10.5281/zenodo.20029667.

Oyvat, C., Elgin, C. ve Elveren, A. Y. (2025). “Minimum Wages in a High-Inflation Economy: The Case of Türkiye.” Greenwich Papers in Political Economy, University of Greenwich.

Södersten, C.-J. H., Wood, R. ve Hertwich, E. G. (2018). “Endogenizing Capital in MRIO Models: The Implications for Consumption-Based Accounting.” Environmental Science & Technology, 52(22), ss. 13250–13259. DOI: 10.1021/acs.est.8b02791

Şengül, Z. O. ve Türel, O. (2026). “Türkiye’nin Ödemeler Dengesi Üzerine Gözlem ve Değerlendirmeler.” Katman Portal. DOI: 10.5281/zenodo.20580094

TÜİK (2023). Arz ve Kullanım, İthalat ve Yurtiçi Üretim Girdi-Çıktı Tabloları 2023.

TÜİK (2024). Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi 2024.

TÜİK (2024). Kurumsal Sektör Hesapları 2023.

Valadkhani, A. (2003). “How Many Jobs Were Lost with the Collapse of Ansett?” Queensland University of Technology, School of Economics and Finance Discussion Paper No. 137.

Yusufoglu, M. (2026). “Exchange Rate Pass-Through vs. Unit Labour Costs in Turkish Inflation: Empirical Evidence from a Post-Keynesian Structural Framework.” 28th Annual Conference of the Association for Heterodox Economics, Coimbra, 1-3 Temmuz 2026. SSRN. DOI: 10.2139/ssrn.7196959.

Veri ve yöntem notu

Yüzde 20’lik dilim rakamları iki resmi veri setinin birleştirilmesiyle elde edilmiştir: TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi 2024 (on üç tüketim kategorisinde, %20’lik gelir dilimlerine göre harcama) ve TÜİK Girdi-Çıktı tabloları 2023 (toplam ve ithalat tabloları, 64 ürün). Her ürün için lira başına ithalat içeriği iki bileşenden oluşur: hanehalkının doğrudan ithal ettiği nihai mallar (ithalat tablosunun hanehalkı sütunu) ve yerli üretimin içine üretim zinciri yoluyla giren gömülü ithalat (Leontief ters matrisi). Ürün düzeyindeki bu hesap, resmi toplamı birebir verir: 2023’te hanehalkı tüketiminin ithalat içeriği %23,1 (%8,4 doğrudan + %14,7 gömülü). On üç kategorinin yoğunlukları ürünlerden gerçek harcama ağırlıklarıyla toplulaştırılmış; her dilimin oranı, o dilimin anket sepet ağırlıklarıyla ortalama olarak bulunmuştur.


  1. İthalatın sektörel bileşimi yaklaşık yirmi yıldır kabaca istikrarlı olduğundan (Erduman vd., 2020; Dineri ve Işık, 2021), 2023 tablosu 2024 sepetlerine yapısal bir referans olarak uygulanmıştır.
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Mehmet Yusufoğlu (2026). En Zengin Yüzde 20, En Alttaki Yüzde 60’tan Fazla İthalat İhtiyacı Yaratıyor. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.22173618
  • Lisans ve yüksek lisans öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünde yaptı. Simülasyon ve sistem modelleme yazılımları alanında yurtdışında çalışıyor. Doktora tezini Marmara Üniversitesi’nde Kalkınma Iktisadi bölümünde Türkiye’deki enerji sektörü’ndeki dönüşüm üzerine 2017’de yazdı.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Kod yazımı Dil bilgisi, anlam bozukluğu ve noktalama kontrolü

Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.