Takip et

Çığır Açan Bir Külliyatın Peşinden: Anwar Shaikh’in İzinde

🎧 Dinle ✕
DOI:10.5281/zenodo.23271200 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Bir araştırmacıyı etkileyen, ona ilham veren onlarca, belki yüzlerce yazar, düşünür vardır. Fakat bunlardan birkaçı, yalnızca ortaya koydukları çalışmalarla değil, yüzyılların bilgisini süzme becerileri ve düşüncenin sınırlarını zorlama cesaretleriyle de yaşadıkları çağa damgalarını vurur. Yerleşik kabulleri sorgulamak, hâkim fikirlerin karşısında kendi sorularını ısrarla sormak ve dünyanın başka türlü anlaşılabileceği ihtimalinden vazgeçmemek… Onların düşünsel mirasını kalıcı kılan, yalnızca verdikleri yanıtlar değil, çoğunluğun veri kabul ettiğini soruya dönüştürmeleri ve yepyeni yollar açmalarıdır. Bu gibi insanlar aramızdan ayrıldığında, geride bıraktıkları yalnızca bir eserler bütünü değil, düşünmeye, sorgulamaya ve hakikatin peşinden, tüm içerimlerini gözeterek, gitmeye yönelik bir çağrıdır.

Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan Anwar Shaikh (1945-2026), tam da bu tanımın tarif ettiği türden bir düşünürdü. Onun yokluğu derin bir boşluk yaratırken, düşünceleri bu boşluğun içinden bizimle konuşmaya devam ediyor. Fikirleri, kendi ömrünü fersah fersah aşıp, gelecekte yaşamaya, şekillenmeye ve şekillendirmeye devam edecek. İki öğrencisi ve arkadaşı olarak Nisan 2026’da Jacobin’de yayımladığımız bu yazıyı, ufak değişikliklerle Türkçe okura sunuyoruz. Minnet ve özlemle…

Çığır Açan Bir Külliyatın Peşinden: Anwar Shaikh’in İzinde

“Tanrıtanımazlar daima kiliseye bağlı kalırlar. Bundan kurtulmak için yapmanız gereken şey, tezlerinizi kilisenin kapısına asmak ve işinize dönüp kendi alternatif çerçevenizi geliştirmektir.” Bu yazının yazarları da dahil olmak üzere Anwar Shaikh’in çoğu öğrencisi, derslerinde bu sıradışı ifadeyi duymuştur.

Yaşadığı ve ürettiği dönemin en radikal iktisatçılarından biri olan Shaikh’i çoğu çağdaşından ayıran temel özellik, ana akım iktisat teorisinin dogmalarına yönelik sert eleştirilerde bulunmakla kalmayıp, kapitalizmin bütünsel bir analizi için klasik politik iktisada ve özellikle Karl Marx’ın eserlerine yaslanan kapsamlı bir çerçeve geliştirmiş olmasıdır

Shaikh’in 2016 yılında yayımlanan Kapitalizm: Rekabet, Çatışma, Bunalımlar adlı kitabı, yaklaşık kırk yıl boyunca üzerinde çalıştığı eleştirel, kuramsal ve ampirik çalışmaları bütüncül ve tutarlı bir çerçevede okuyucuya sunuyor. Kitabın odak noktası, kapitalizmin ahenkten ziyade çatışma ve çalkantılarla kendini var ettiği iddiasıdır. Shaikh ise bunu, Marx’ın yazılarından yola çıkarak özgün bir biçimde kavramlaştırdığı gerçek rekabet çerçevesiyle kurgular. Bilimsel yaklaşımının bir diğer ayırt edici özelliğiyse, kuram ile ampirik yönelimin birbirine yakınlığıdır.

Düşünsel Serüvenin Dört Aşaması

Shaikh’in düşünsel yolculuğu, son elli yılın politik mücadeleleriyle birlikte harman olmuştur. İmzasını taşıyan yaklaşık yüz akademik makale ve çeşitli mecra ve biçimlerde yayımlanmış çok daha fazla yazı gözetildiğinde, bu devasa külliyatı tasnif etmenin ne denli zor olduğu anlaşılır. Yine de bu yazıda, Shaikh’in eserlerini—bu bölümlendirmenin noksanlarını unutmamak kaydıyla—dört ana dönemde inceleyeceğiz.

1970’leri ve 80’leri kapsayan ilk dönem, ana akım iktisadın acımasız bir eleştirisi, polemikler ve Marksist kavramların bu bağlamda yeniden yorumlanmasıyla geçer. 80’lerde başlayan ve 90’ları içeren ikinci dönemdeyse, Shaikh’in kapitalizmin makro dinamiklerine ve uluslararası ticarete yönelik tutarlı bir yaklaşım geliştirmeye odaklandığını görürüz.

90’lı yıllarda başlayan ve 2016’da Kapitalizm eserinin yayımlanmasıyla taçlanan üçüncü dönemde, Shaikh’in, kendi bütüncül çerçevesi içerisinde durmaksızın hipotezler öne sürdüğünü, bunları test ettiğini ve güncelleyip, geliştirdiğini söyleyebiliriz. Bu dönemin bir kritik özelliği, ana akım iktisadın veri kategorileri ve ampirik araştırma yöntemlerinin sorgulanması, yerine alternatifler önerilmesidir. Kapitalizm’in yayınlanmasından bu yana geçen on yıllık dördüncü dönem ise, gerçek rekabet ve çalkantılı dinamikler zemininde eşitsizlik, ekonofizik, uluslararası ticaret ve bir dizi diğer makroekonomik soruna dair çalışmaları kapsar.

Zırva İktisadı

Shaikh, Columbia Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sadece bir yıl sonra, 1974’te “Zırva Üretim Fonksiyonu” başlıklı makalesinde Robert Solow’un kapitalist kalkınma alanındaki yerleşik modelini eleştirerek akademiye görkemli bir giriş yaptı. Sermaye ve emeğin, toplam üretimden marjinal verimliliklerine göre pay aldığını varsayan Solow modeli, yalnızca o dönem ana akım iktisadın belkemiği olmakla kalmayacak, takip eden on yıllar boyunca ders kitaplarındaki referans model olacaktı.

Bu çerçeve, yoksul ülkelerin neden yoksul olduklarını, zengin ülkelerin neden daha da zenginleştiğini açıklama iddiasını taşırken, küresel kapitalizmin emperyalist niteliğini görünmez kılıyor (hatta kimi zaman meşrulaştırıyor). Shaikh’in alaycı bir başlıkla yayımladığı makalesi, modelin ampirik verilerle görünürdeki uyumunun altında bir muhasebe özdeşliği yattığını, bu üretim fonksiyonunun koordinat sisteminde “zırva” sözcüğüne denk düşecek verilerle de aynı derecede uyumlu olduğunu ortaya koydu.

Shaikh, 1972 yılında, zamanın radikal ve Marksist iktisadı açısından merkez kabul edilebilecek New School for Social Research’te çalışmaya başladı. Bu dönemdeki yayınları, temel klasik politik ekonomi yaklaşımlarını yeniden tedavüle sürmekle kalmayıp, yeni sentezler de oluşturdu. Yalnızca ana akım iktisatçılarla değil, Marksistlerle ve neo-Rikardocularla da çeşitli polemikler yürüten Shaikh, gerek kapitalizmi idealize edilmiş, ahenkli bir toplumsal düzen olarak sunan yerleşik iktisat anlayışından, gerekse bundan kısmi sapmalar varsayan eksik/aksak rekabet kavramlarından ayrışarak, kapitalizmin fiili işleyişine odaklanan gerçek rekabet çerçevesinin temellerini attı.

Yine aynı dönemde, Marksist kuramda emek değerleri ile üretim fiyatları arasındaki ilişkiye dair bir açmaz olarak görülen dönüşüm sorununa bir çözüm sundu. Bunu yaparken, Marx’ın rekabet, değer ve fiyat kuramlarını ve kriz teorisini ayrıntılı olarak inceledi. Tüm bu birikim, kuşaklarca öğrencinin bir efsane olarak tanımladığı “politik iktisat” seminerlerinde vücut buldu.

1983 yılında yayımlanan Marksist Düşünce Sözlüğü için sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesi, ekonomik kriz, kâr oranının düşme eğilimi, yoksullaşma ve yedek işgücü ordusu başlıklı maddeleri kaleme aldı. “Zırva Üretim Fonksiyonu” makalesinin devamı niteliğindeki bir çalışmanın ardından, Maurice Dobb ile rekabet teorisi üzerine, Piero Sraffa’nın neo-Rikardocu takipçileriyle de rekabet, değer kuramı, ve kâr oranları gibi çeşitli konularda tartışmalar yürüttü.

Tüm bu çalışmalar, kapitalizmin insan emeğinin sömürüsüyle var olan ve palazlanan bir toplumsal düzen olarak anlaşılması açısından merkezi bir öneme sahiptir. Zira bu temel, Marx’ın kavram ve kategorilerini bütüncül bir çerçeveye yerleştirerek, bizzat içinde yaşadığımız dünyadaki ana iktisadi ve toplumsal eğilimleri anlamak için oluşturulmuştur. Shaikh, kapitalizmi, bir başlangıcı ve muhtemel bir sonu olan, tarihsel olarak belirli bir toplumsal düzen olarak ele alır. Tam da bu nedenle, Shakik için kapitalizmi aşmak için, titiz bir analiz olmazsa olmazdır.

İlk bakışta, bu dönemdeki yazıların mahiyetinin ana akım iktisadın temellerine bir saldırı ve Marx’ın savunusuyla sınırlı olduğu düşünülebilir. Marksizm ve sosyalist örgütlenmenin günümüze kıyasla çok daha cazip olduğu bu dönemdeki yazılar, öncelikli olarak akademisyenlere ve öğrencilere hitap ediyordu. Ancak bu dönemi sonraki on yılların bağlamında ele alırsak, kapitalizmin işleyişini, onu devindiren unsurları ve hareket halindeki çelişkileri anlamak için zemin hazırladığını söyleyebiliriz. Bu kavrayış olmaksızın sosyalistler kapitalizmin doğal ve ebedi bir işleyişi olduğunu ve yalnızca daha iyi düzenlenmeye ihtiyaç duyduğunu tarif eden iddialara karşı savunmasız kalır.

Gerçek Rekabet

“Zırva Üretim Fonksiyonu” ve devamındaki çalışmaların kapitalist büyümenin yakıtının kâr olduğunu ortaya koymasının ardından, Shaikh’in 1978-80 dönemindeki makaleleri gerçek rekabetin bu motorun iç mekanizması olduğunu ortaya koymuştur. Buradaki temel argüman, gerçek kapitalist rekabetin, neoklasik iktisattaki tam rekabetle adeta taban tabana zıt olduğudur.

Tam rekabet piyasasındaki pasif fiyat alıcı firmaların aksine, verili bir sektördeki gerçek firmalar rakiplerini pazar dışına itmek amacıyla kıyasıya bir fiyat kırma stratejisini seçerler. Öte yandan, sektörler arasındaki ilişki bakımından yaklaşırsak, yatırımlar yeni sermayeye getiri beklentisinin en yüksek olduğu sektörlere yönelir. Yeni yatırımın talebe kıyasla artmasıyla beraber bu sektörlerde yoğunlaşan rekabet, piyasa fiyatlarını aşağı çeker ve (başlangıçta ortalamanın üzerinde seyreden) sektörel kâr oranlarını normal düzeye, hatta olasılıkla bunun altına iter.

Rekabetin her iki boyutu da —sektör içinde ve sektörler arasında— çalkantılı ve dinamiktir. Shaikh’in ifadesiyle rekabet, zarif bir bale gösterisinden çok acımasız bir savaşı andırır. Bu durum, tam rekabet piyasasıyla pazarlanan serbest piyasa masalının zıttıdır. Başarı kadar fiyaskonun, birikim kadar iflasların, istihdam kadar işsizliğin, bilgi kadar spekülasyonun da bir parçası olduğu “gerçek rekabet”, Shaikh’in çalışmalarının temellerinden birini, belki de en önemlisini teşkil eder.

Bu aynı zamanda onun düşünsel yolculuğunda ikinci döneme geçişi de ima eder. Bu dönemde Shaikh, metodolojik tartışmalar, ana akım, post-Keynesyen ve kimi Marksist yazarlarla süregiden yoğun tartışmalarla meşgul olduğu kadar, kendi bütüncül çerçevesini geliştirmeye, özellikle de makroekonomik dinamikleri bu zemin üzerinde incelemeye gayret etmiştir.

1980’ler ve 90’lar, bugünden bakınca sonuçları netlikle görülebilen bir küreselleşmeye tanıklık etti: büyüme ve uluslararası ticarette önemli dengesizlikler ve ayrışmalar, giderek artan eşitsizlik düzeyleri, finansal piyasaların artan önemi ve elbette bunların yanı sıra çalkantılar ve bunalımlar. Serbest ticaretin koşulsuzca kutsandığı bu yıllarda Shaikh, özellikle uluslararası ticaret kuramına eğilerek küresel piyasalara entegrasyonun yeni sömürge çevre ülkelerinin aleyhine, emperyalist merkez için sağladığı faydaları ortaya koydu.

Bu dönemde kaleme aldığı çığır açıcı makalelerinde borsa ve finans piyasalarının rolü, efektif talep, döviz kurları ve uluslararası rekabet konularını ele aldı. Gerçek rekabet kuramını uluslararası ölçeğe uyarlayarak döviz kuru dalgalanmalarını ve uluslararası değer aktarımlarını inceledi. Küresel iş bölümünün ülkeler arasındaki karşılaştırmalı üstünlükler neticesinde gelişmediğini, dolayısıyla bu bağlamda beklenen ahenge yol açmadığını; tersine, sermayeler arasındaki amansız rekabette güçlü olanların giderek güçlendiğini, zayıf sermayelerin yoğunlaştığı ülkelerin ise bir borç sarmalına kapıldığını ortaya koydu. Böylelikle uluslararası eşitsizliklerin kapitalizm öncesi dönemin kalıntıları olmadığını, aksine küresel kapitalizmin işleyişinin sonucu olarak derinleştiğini öne süren Shaikh, ana akım iktisat açısından paradoks olarak görülen birçok olgunun gerçek rekabet temelinde açıklanabileceğini gösterdi. Tüm bunları yaparken bunalımları kuramsallaştırmaya olan ilgisini hiçbir zaman kaybetmedi ve kâr oranı eğilimlerini küresel ekonomideki durgunluklarla ilişkilendiren çalışmalar yayımladı.

Veri ve Ampirik Kategoriler

Shaikh, ana akım iktisadın kapitalizmi yalnızca kuramsal olarak ıskalamakla kalmayıp, ölçümlerini de yanlış veri ve kategorilerle yaptığını öne sürmüştür. Küresel makroekonomik dinamiklere ilişkin yayınlarını takiben, 2000’lerin başında ampirik analize ve buna uygun veri ve kategorilerin bulunmasına yöneldi. Çoğu ana akım ve heterodoks iktisatçının aksine, Shaikh kuramsal ve ampirik analizin her zaman el ele gitmesi gerektiğini savundu. Öğrencilerine, özünde Marksist bir yöntem olarak tarif ettiği anlayışı salık verirdi: önce verilerin incelenmesi ve bunlara dayanan temel ekonomik kategorilerin belirlenmesi; sonra bunların birbiriyle ilişkilendirilmesi, birbirleriyle ve bütünle ilişkilerinin, dinamiklerinin incelenmesi; devamında bu ilişkileri açıklayan bir teorinin oluşturulması; son olarak da sonuçların verilerle uyumunun kontrol edilmesi ve açıklamanın eleştirel bir gözle değerlendirilmesi. Shaikh, ne nihilist bir ampirist ne de ruhsuz bir teorisyendi. Şu uyarısı, öğrencilerinin kulaklarına küpe olmuştur: “Veriler teorinizle uyuşmuyorsa, hata genellikle verilerde değildir.”

Fakat bu, Shaikh için, verinin kendinden menkul bir olgu olduğu anlamına gelmiyordu. Verinin kendisi ölçüm kategorisini varsayar, yani, inşa edilmesi gerekir. Mevcut iktisadi veriler ise genellikle resmî kurum ve merkez bankalarında hâkim olan neoklasik modellere uyacak şekilde kurgulanır. Kâr, piyasa fiyatı ile toplam maliyet arasındaki farktan ziyade, sermaye üzerinden elde edilen faktör geliri olarak kavramsallaştırılır; sermaye stoku ve çalışma saatleri, Shaikh’in tam da ilk makalesinde zırva olarak nitelediği üretim fonksiyonuna uyacak şekilde kurgulanır.

Veri ve ampirik analize dair bu hassasiyetin ilk meyvesi, Ahmet Tonak ile birlikte 1994 yılında yayımladıkları Milletlerin Zenginliğinin Ölçülmesi: Ulusal Hesapların Ekonomi Politiği kitabı oldu. Günümüzde hâlâ temel bir referans olan bu çığır açıcı kitapta yazarlar, verinin oluşturulma sürecinin teoriyle nasıl iç içe geçtiğini tartışır ve Marksist teoriye denk düşen ampirik kategorilerin yerleşik ulusal hesaplardan nasıl ve ne ölçüde elde edilebileceğini inceler. Bu kitap, izleyen yıllarda veri, modelleme ve ampirik uygulamalar konusunda çok sayıda makale ve çalışmaya esin kaynağı olurken sağlam bir zemin oluşturmuştur.

Shaikh’in düşünsel serüvenindeki bu dönem, aynı zamanda, küreselleşme karşıtı hareketin ortaya çıkışı ve milenyumun başında uluslararası kapitalizmin yaşadığı krizlerle çakışmaktadır. Neoliberal politikaların küresel ölçekteki sonuçları görünürleştikçe, alternatif arayışları da yoğunlaştı. Somut cevaplar bulmak için farklı çıkış noktaları ve metodolojik yaklaşımlar içeren bir çerçeve ihtiyacına Shaikh’in sektörler arası ve uluslararası rekabet alanındaki çalışmaları bir cevap oldu ve bu zemine yaslanan canlı bir yazın ortaya çıktı.

Kapitalizm: Rekabet, Çatışma, Bunalımlar

Shaikh’in başyapıtı Kapitalizm, 2016 yılında Oxford Üniversitesi Yayınları’nca yayımlandı. Yaklaşık bin sayfa uzunluğundaki bu eser, ana akım iktisat paradigmasına ve ondan yalnızca kısmî olarak ve birbirinden yalıtık gerekçelerle ayrışan yan akımlara karşı bütüncül ve tutarlı bir çerçeve sunar.

Bu çerçeve, kapitalist toplumu kusursuz bir ahenk durumu olarak idealize etmeden, karşımıza çıkan istikrarlı örüntüleri hiperrasyonel bireyler, rasyonel beklenti, fayda en çoklaştırma, temsili piyasa oyuncusu gibi araçlara başvurmadan, türetebilmektedir. Bu, detaylara dair bir akademik tartışma değildir: ücretlerin bastırılmasını, deregülasyonu ve kamu hizmetlerinin içinin boşaltılmasını meşrulaştıran iktisat dogmalarına doğrudan bir meydan okumadır. Bir diğer kritik içerimi de şudur: kapitalizmin krizleri rastlantısal ya da politika kaynaklı değil yapısalsa, (faizlere, kamu harcamalarına, rekabet politikası ve benzerine dair) politika değişiklikleri ve onu reforme çabaları nafiledir.

Nitekim büyüme ve ani krizler, birikim ve sömürü, düzen ve düzensizlik, kapitalizmi tanımlayan antagonistik toplumsal ilişkiler zemininde birbirine sarmaşık biçimde geçer; aynı madalyonun iki yüzü olarak birlikte var olurlar. Gerçek rekabet, mikroekonomik yapıların ve makro eğilimlerin tutarlılığını kuran ve düzenleyen dinamik, çatışmalı bir süreçtir; yinelenen krizler ise altta yatan çelişkilerin ifadesidir.

Shaikh’ın başyapıtı, gerçek rekabet üzerine beş kapsamlı bölüm (teori, tartışmalar, fiyatlar, finans ve uluslararası pazarlar) içeriyor. Kitaptaki on yedi bölümün her biri, mevcut düşünce akımlarına yönelik (son derece) eleştirel bir inceleme sunmaktadır. Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri, teorik tutarlılığın titizlikle kurgulanmış olması. Her bölüm yeni temel yapılar ortaya koyarken, aynı zamanda bunları, ait oldukları bütüncül çerçeve içinde konumlandırıyor.

Bu kitabın yayımlanmasından kısa bir süre önce Shaikh’in düşünsel serüveninin dördüncü döneminin başladığını söyleyebiliriz. Küresel krizin ardından Shaikh, gerçek rekabet teorisini daha geniş bir yelpazede yer alan sorulara uygulama çabasına girdi. Ekonomik eşitsizlik, işgücü piyasaları ve işsizlik, döviz kurları, dış ticaret dengesizlikleri ve kalkınma gibi birçok başlıkta makaleler yayımladı. Gerçek rekabetin yarattığı çalkantılı dinamiklerle düzenli derneşik eğilimler arasındaki ilişkiye dair düşünceleri ekonofizik modellerinde karşılık buldu. Kapitalizmin yapısal özelliklerine ilişkin araştırmaları ise büyük ölçekli girdi-çıktı tablolarının ve matrislerinin istatistiksel yapısını inceleyen yeni çalışmalara zemin hazırladı.

Kapitalizm’den Sonra

Bu dördüncü dönem bir yandan öncekiler kadar tutarlı, diğer yandan da içerik çeşitliliği açısından onlar kadar dağınık bir yapıya sahiptir. Kapitalizm’de bütüncül bir ekonomik analizin çerçeve ve araçlarını geliştirmesinin ardından Shaikh, çalışmalarını bu dönemin acil sorunlarına yoğunlaştırmış, bu konularla ilgili mevcut yazınla ilgilenmiştir.

Daha önce olduğu gibi, bütüncül bir çerçeve kullanarak tutarlı bir analiz yapma çabası, bu yıllardaki siyasi tartışmalarla paralel olarak ilerlemiştir. Dünya çapında kemer sıkma politikalarına karşı gelişen mücadeleler, Shaikh’in 2008’de yayımladığı “21. Yüzyılın İlk Büyük Buhranı” başlıklı makalesiyle çakışır. İşgücü piyasasının ‘esnekleştirilmesi’ne karşı direniş, Shaikh’in ücretin sosyal niteliği ve yapısı üzerine yaptığı çalışmaların arka planını oluştururken, “yüzde 1”e karşı protestolar, eşitsizliği sınıfsal bir olgu olarak ele aldığı tartışmasına ışık tuttu.

Külliyatının kapsamı, derinliği ve tutarlılığı büyük övgü kaynağı olsa da, Shaikh bazı diğer konuları açıkça ele almadığı için dostane eleştiriler de aldı. Örneğin, 2020’de düzenlenen bir panelde Prabhat Patnaik, emperyalizmle ilgili gerçek bir rekabet teorisinin eksikliğinden dem vurdu. New School’daki öğrencileri, kripto ve dijital para birimlerinin gelişimi ve çelişkileri, yapay zekâ balonu ya da küresel ticarette artan gerilimler kadar ekolojik yıkıma dair bir analiz de talep ediyorlardı.

Tüm bu konuları tek bir kişinin ele almasını beklemek elbette haksızlık olur. Öte yandan birçok politik iktisatçının görünüşte birbirinden farklı soruları ele almak için Shaikh’in yazılarından yola çıkması da hiç şaşırtıcı değildir. Shaikh’in titiz kuramsal çerçevesi, kapsamlı ampirik araştırmalarla birleştiğinde, hem akademisyenlere hem de aktivistlere birçok başlığı inceleme imkânı sunmuştur, üstelik eklektizme kapılmadan, ya da finans piyasalarının artan rolü ya da dijital ekonomi gibi her yeni durum için kapitalizmin başına farklı bir sıfat ekleme dürtüsüne kapılmadan!

Nitekim, Shaikh’in analitik araçlarını temel alarak çalışan çok sayıda politik iktisatçı, kalkınma ve emperyalizm, ücret eşitsizliği ve işgücü piyasasındaki ayrımcılık, endüstri iktisadı, büyüme ve dijital ekonomi, refah devleti ve özelleştirmeler gibi alanlara önemli katkılarda bulunmuştur. Bu metnin yazarları da geçtiğimiz yıl yayımlanan Sinir Uçlarında Marx’ın Değer Kuramı: Klasik Politik İktisat, Emperyalizm ve Ekolojik Yıkım kitabında gerçek rekabet çerçevesini temel alarak ve yine Shaikh’in emek değerleri, üretim ve piyasa fiyatları arasındaki sapmalara ilişkin çalışmalarından yola çıkarak uluslararası rekabet, emperyalizm ve ekolojik yıkım konularına eğilmiştir.

Shaikh’in külliyatına yönelik bu yazı, yaklaşık 80 akademik makale ve kitap bölümünden yararlanırken pek çok diğer kaynağı dışarıda bırakmıştır. Biyografisi çok sayıda röportajda ele alınmış, fikirleri ise özel sayılarda tartışılmış ve eleştirilmiştir — bu bile, başlı başına ilgi çekici bir ikincil yazın teşkil eder.

Kendi küçük bahçelerini ekip biçen, bunun dışındaki konulara dair ise kayıtsızlık ve/ya (b)ilgisizlik tutumu kuşanan uzmanların egemen olduğu günümüz akademisinde Anwar Shaikh’in cesareti, kararlılığı ve tutkusu bize ışık tutuyor. Bu görkemli külliyatın alametifarikası ise eklektizme taviz vermeyen tutarlı teorik çerçevesi, ampirik sınamanın hiçbir zaman savsaklanmaması, kâr ve sermaye birikiminin bütün ölçek ve parçalarda itici güç olarak ele alınması, ve gerçek rekabetin bütün bu yapının düzenleyici mekanizması olarak görülmesidir. Bu ilkeler ışığında kapitalizm araştırmalarını ilerletmek, Shaikh’in bilimsel mirasçılarının ve kapitalizmi aşmak isteyenlerin görevidir.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Güney Işıkara, Patrick Mokre (2026). Çığır Açan Bir Külliyatın Peşinden: Anwar Shaikh’in İzinde. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.23271200
  • New York Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. İktisat doktorasını New School for Social Research’te 2019’da tamamlamıştır. Sömürü, uluslararası ticaret, değer aktarımları, emperyalizm ve ekolojik yıkım gibi bir dizi konuyu Marksist değer kuramı zemininde incelemektedir. Sosyalizm teorisi ve deneyimlerine, buna bağlı olarak da karşılaştırmalı üretim tarzları çalışmalarına ilgi duymaktadır.

    Diğer Yazıları
  • Patrick Mokre, Avusturya Federal Çalışma Odası’nda (Bundesarbeitskammer) iktisatçı ve Viyana Ekonomi ve İşletme Üniversitesi’nde (WU Wien) dış öğretim görevlisidir. Doktorasını New School for Social Research’te tamamlamıştır. Araştırmaları emek, eşitsizlik ve kapitalizmin ekonomi politiği üzerine yoğunlaşmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Tercüme

Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.