Takip et

Althusser’de Bilginin Nesnesi ve Gerçek Nesne Ayrımı Üzerine

YazarBaver Yeşilyurt

23 Temmuz, 2026
🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.21454202 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Bu yazımızda bir yandan Marksist politik ekonomi geleneği içinden düşünen okulların haritalanmasına yardımcı olacak bir teorik çerçeve diğer yandan araştırmacılar için uygulanabilir bir metodoloji öneren bir zemin kurmaya çalışıyoruz

Bu ve takip edecek yazıda iki işlevi yerine getireceğini iddia ettiğim bir yöntem çerçevesi çiziyorum. Çerçevemin ilk işlevi, modelleme ya da ampirik çalışma olsun Marksist politik ekonomi içinden üretilmiş okulların veya eserlerin haritalanmasını sağlamaktır.[1] Bu yönüyle Marksist iktisadi analiz tarihçisinin ilgisini çekebilir. İkinci işlev, ister kapitalist üretim tarzının belirlenimleriyle ilgilensin ister belirli bir toplumsal formasyonla ilgilensin, Marksist politik ekonomiyi rehber edinmiş bir araştırmacı için uygulanabilir bir araç seti sunmaktır.

Bu yazım, büyük ölçüde Althusser’e odaklanıyor. Onun katkı ve çelişkilerinden yola çıkarak olanakları ve sınırları aktarıyorum. Bu yazı, Althusser’deki bilginin nesnesi-gerçek nesne ayrımının, teorik olarak üretilen kapitalist üretim tarzının mekanizmalarına yönelen teori uğraşıyla tarihsel-toplumsal formasyonlara yönelen teori uğraşının özdeşliğini ve/ya birbirlerine indirgenmesini reddetmesini olanak olarak; bu olanak içinde Althusser’in erken dönem ve geç dönem ajandaları arasındaki kırılım-süreklilik gerilimini sınırlılıklar olarak kavrıyor. Sonraki yazım Eleştirel Realist bir müdahale ve ajan temelli model (Agent Based Model-ABM) önerisiyle bu çerçeveyi uygulanabilir hale getirmeyi hedefleyecek. Bu noktada çerçevemin ilk işlevini aşıp ikinci işleve katkı veren yönler kendini gösterecektir.[2]

Bilginin nesnesi

Althusser (Althusser & Balibar, 1970), Marksizm içinde soyut tahlil ve somut durumun somut tahlili olarak bilinen analiz yöntemleri arasındaki farkın bu analiz yöntemlerinin nesnelerinin farklı olmasından kaynaklandığını öne sürmektedir. Fark, bilginin nesnesi ile gerçek nesne arasındaki farktır. Bu farkı açıklamak, herhangi bir bilime ilişkin mekanizmaların bilgisini edinmekle somut durumda bu mekanizmaların belirlenim ilişkilerinin bilgisini kullanarak somut durumu açıklamak arasındaki farka işaret edebilmek açısından hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda, yapı ile failin arasındaki bilginin nesnesinde ve gerçek nesnede farklılaşan ilişkiyi kurgulamak açısından da önemlidir.

Althusser’in sorgulaması Kapital’in nesnesinin ne olduğu sorusu etrafında şekillenmektedir. Althusser’e göre Kapital zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş herhangi bir toplumsal formasyonu nesnesi olarak incelemez.[3] Ona göre, Kapital’in nesnesi, belirli bir ülkenin veya dönemin ampirik kapitalizmi değil, kapitalist üretim tarzı kavramsallaştırmasıdır; başka bir ifadeyle kapitalist üretim tarzının çekirdek yapısı ve özgül belirlenimleridir. (Althusser, 1971). Bu nesne soyuttur, yani çıplak gözle görülebilecek bir nesne değildir.[4] Dolayısıyla, kapitalist üretim tarzının mekanizmalarını anlamak için ampirik olan nesne veya özneden başlamak mümkün değildir. Althusser’in yapı olarak işaretlediği nesne de kapitalist üretim tarzıdır. Bu yapı, elementler olarak adlandırılan emek, üretim araçları ve hammaddenin belirli bir kombinasyonunun ürünüdür.[5] Her ne kadar zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş toplumsal formasyonlarda bu kombinasyonda çeşitlenmeler meydana gelse de bu yapının bilginin nesnesi olarak incelenmesi ve mekanizmalarının bilimsel bilgi olarak tespit edilmesi mümkündür. Kapital’de iş gününün kısaltılması üzerine verilen mücadelelerin aktarıldığı, dolayısıyla zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş bir nesnenin de sorunsallaştırıldığı iddia edilebilir. Ancak, Althusser’e göre bu tipteki bölümler soyut olan bilginin nesnesinin ampirik olanla kurduğu ilişkiyi anlamak açısından önemlidir. Buna göre, ampirik olan hem gerçek nesne ile hem de bilginin nesnesi ile ilişkilendirilebilir; ancak ampirik olanın bilginin nesnesi ile olan ilişkisi, kurulan modelin düzeninde tuttuğu spesifik yerle ilgilidir. Örneğin, bilginin nesnesi düzeyinde üretilmiş artık değer kavramı olmaksızın, işgününün kısaltılması üzerine verilen mücadelelerin gerçek nesne düzeyinde anlaşılması da mümkün olmayacaktır. Bu durum, Marx’ın her iki nesneyi birbiriyle karıştırdığı anlamına gelmemektedir.

Yapı olarak kapitalist üretim tarzının elementler olarak emek, üretim araçları ve hammaddenin belirli bir kombinasyonuyla ortaya çıktığını ifade etmiştik. Ancak ortaya çıktığı andan itibaren yapı, bu elementlere işlevini ve anlamını atfetmektedir. Bu önermenin kabulü ve bilginin nesnesinin incelenmesinde soyuttan somuta yöntemi kabul edildiğinde Kapital’in planı ortaya çıkmaktadır. Eğilimsel yasalar, bu kombinasyonun incelenmesiyle ortaya çıkarılmaktadır.

Kapitalist üretim tarzının, yani yapının analizi Özne sorunsalını reddetmektedir. Özneler, tıpkı üretim araçları ve hammaddeler gibi üretim tarzı içinde “bölüştürülmektedir”. Dolayısıyla, asıl özne ilişkilerin kendisidir. Özneler olarak failler, bu ilişkileri, dolayısıyla yapının elementlere atfettiği işlevler aracılığıyla türeyen eğilimsel yasaları “taşırlar”. Özetle, Althusser yapıyı bireysel öznelerin yerine geçen yeni bir özne olarak kavramaz. Bunun yerine, öznelerin içinde konumlandığı, pratiklerinin koşullarını oluşturan ve faillik imkânlarını yapılandıran toplumsal ilişkiler bütününe analitik öncelik tanır.

Gerçek nesne

Althusser’e göre gerçek nesne ile bilginin nesnesi arasındaki ilişkiyi indirgeme ilişkisi olarak kurmamak gerekmektedir. Gerçek nesnenin bilginin nesnesine indirgenmesi felsefi idealizm hatasına sebep olmaktadır. Bu indirgemenin mantıksal sonucu, gerçek nesne dünyasındaki elementleri, yapıları ve süreçleri bilginin nesnesinin fenomenleri olarak kavramaktır. Bu indirgeme mantığında bilginin nesnesini kavramaktaki mantıksal düzen, yani soyuttan somuta yöntemi gerçek nesneye olduğu gibi projekte edilir. Bu bakımdan, Kapital de geçmiş ve gelecek bütün zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş tüm toplumların bilgisinin içinde bulunduğu mutlak bir metin olarak konumlanır (Althusser, 2020c). Dolayısıyla, gerçek nesne, Kapital’de belirtilen hareket yasalarının patikalarına zorunlu olarak uymak durumunda olan nesne olarak görünür. Althusser, bu perspektifi öz-görüngü sorunsalına yol açtığı gerekçesiyle felsefi idealizm olarak nitelendirir ve reddeder. Tam tersi perspektif ise bilginin nesnesinin gerçek nesneye indirgenmesidir. Bu perspektife göre, bilginin nesnesi olarak soyut nesne olan kapitalist üretim tarzının belirlenimleri zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş toplumsal formasyonların ampirik analizinden başlanarak kavranabilir. Bu perspektif ise Althusser tarafından ampirizm olarak ifade edilir ve reddedilir. Dolayısıyla, yapılması gereken, her iki nesnenin birbirinden özerk işlediğini kabul etmek ve bağlantılarını bu kabul çerçevesinde kurmaktır. Althusser, gerçek nesneyi sorunsallaştırırken de özne, teleoloji, ampirizm, tarihsicilik sorunsallarına karşı bir pozisyon üretmeye çalışır.[6]

Althusser’e göre (Althusser, 1976, 2020b) ister Tanrı veya Burjuvazi ister Proletarya densin, tarihin Öznesi yoktur. Ancak, tarihteki öznelerden bahsetmek mümkündür. Althusser, bu genel tezi geliştirmek için bazı özel tezler öne sürer. Althusser’e göre tarihin öznesi yoktur; tarihin motoru sınıf mücadelesidir. Sınıf mücadelesinin sınıflara, çelişkinin de çelişenlere önceliği bulunmaktadır. Bu durumda bir yanda proletarya, diğer yanda burjuvazi yoktur. Bu sınıflar çelişkinin ve mücadelenin içinde var olmaktadır. Dolayısıyla, çelişki ve mücadelenin öncelendiği bir teorik perspektif açısından tarihin öznesinden analize başlamak mümkün değildir. Çelişkideki ve tarihteki öznelerden başlamak mümkündür. Teleoloji sorunsalının reddi Özne sorunsalının reddinin mantıksal sonucudur. Gerçek nesnenin oluşumu ve dönüşümü belli bir Özne’nin tek başına belirlediği bir entite olarak değil, süreç içindeki sınıf mücadelelerinin karmaşık sonuçları olarak kavranır. Dolayısıyla, bilinçli olarak sürece yön veren bir özne yoktur; yani süreçler önceden belirlenmiş ereklere yönlenmezler. Dolayısıyla sorun, gerçek nesnenin nasıl oluştuğuna ve bilginin nesnesiyle arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağına dair bir tezin geliştirilmesine dönüşmektedir. Böyle bir tez, bilginin nesnesindeki yapı-fail ikiliği ile gerçek nesnedeki yapı-fail ikiliğinin indirgemeci olmayan bir ilişkisini kurmaya katkı verecektir.

Althusser (Althusser, 1999) bilginin nesnesinin yer aldığı teorik alan ile gerçek nesnenin yer aldığı politik alan ayrımını yapmaktadır.[7] Teorik alandan politik alana yapılan geçişte bir yandan teorik alanda yerleri tayin edilen elementlerin “düzeni” farklılaşır, diğer yandan faillerin pratiklerine yer açılır.[8] Politik alandaki gerçek nesnenin oluşumunu açıklamak için Althusser karşılaşma materyalizmi felsefesini geliştirmektedir (Althusser, 2006c).[9] Epiküros’a göre dünyayı oluşturması olası olan atomlar boşlukta paralel olarak yağmur gibi yağmaktadır. Herhangi bir atomda herhangi bir anda nerede, ne zaman, hangi gerekçeyle gerçekleştiği belirsiz bir sapma birtakım elementlerin birbirleriyle karşılaşmasına sebep olmaktadır. Bu karşılaşmanın sürüp sürmeyeceği belirsizdir. Eğer karşılaşan atomlar tutunurlarsa o anda olası dünyalardan biri var olmaktadır. Ancak ne sapma anını ne de sonrasındaki tutunma anını belirleyen bir zorunluluk veya yasa yoktur.

Althusser, Machiavelli’nin de benzer bir felsefeyi İtalyan ulusal birliğinin sağlanması aşamasında Prens eserinde kurduğunu öne sürmektedir (Althusser, 1999). Althusser’e göre Machiavelli birtakım nesnel koşulları içinde barındıran elementleri ve birtakım öznel koşulları içinde barındıran elementleri tartışmaktadır. Nesnel koşulları barındıran Fortuna ve öznel koşulları barındıran Virtù’nun karşılaşması ve tutunması İtalyan ulusal birliğini sağlayacak ulus-devletin kurulmasında merkezi öneme sahiptir. Fortuna’yı nesnel koşulları oluşturan elementlerin kombinasyonu olarak kavramak mümkündür ancak bu koşullar özne olan Prens’e bir ölçüde şansa bağlı olarak denk gelmektedir. Bu kombinasyon istisnai olarak gerçekleşir ve o anda değerlendirilmek durumundadır. Diğer yandan, Prens’te somutlaşan Virtù ise Karşılaşma Materyalizmi’nin faile açtığı alana işaret etmektedir. Virtù, nesnel koşulları kavrayabilme ve bunları belirli hedeflere yönlendirebilme becerisine işaret etmektedir (Althusser, 2020c). Althusser’e göre gerçek nesnenin oluşumu durumunda Fortuna veya Virtù’dan biri eksik olabilir; her ikisi de var olabilir ancak karşılaşmayabilir; bunlar karşılaşabilirler fakat bu karşılaşma istisnai olabilir ve tutunamadıkları için istikrarlı bir gerçek nesne oluşmayabilir.

Karşılaşma Materyalizmi’nin gerçek nesnede faile açtığı alanı ve bilginin nesnesindeki yapı-fail ikiliğini nasıl modifiye ettiğini zorunlulukolumsallık (necessity-contingency) ikiliği içinde anlamak mümkündür (Althusser, 2006c).[10] Bilginin nesnesi incelenirken vurgu yapının elementlere önceliği tezine verilmiş ve yapının elementlere işlevini tayin ettiği tezi kabul edilmişti. Ancak bu kabuller sayesinde kapitalist üretim tarzının mekanizmaları ve eğilimleri türetilebilmişti. Bu mekanizmaların ve eğilimlerin yerleri de soyuttan somuta yöntemiyle kurgulanmıştı. Bu açıdan, mekanizmaların ve eğilimlerin yerlerinin belirli bir zorunluluk ilişkisi taşıdığı ifade edilebilir. Faillerin konumu ise bu mekanizmaları taşımakla sınırlanmıştı. Kapital’de yer bulan zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş nesnelere ilişkin bölümler de ancak bu teorik kurgunun ampirik destekleri olarak konumlanmıştı. Gerçek nesnede ise çelişki ve sınıf mücadeleleri kavramları öne çıkmaktadır; mekanizmaların ve eğilimlerin bilginin nesnesindeki düzeni sarsılmıştır. Yapının elementlere işlevini tayin etme tezi kabul edilmeye devam edilmektedir. Ancak gerçek nesnenin yapısının oluşmasında öncelik elementlerin karşılaşmasına verilmiştir. Elementlerin bilginin nesnesindeki zorunlu düzeni yerini gerçek nesnedeki olumsal düzene bırakmıştır. Zorunluluk, olumsallık içindeki zorunda olma haline gelme olarak tanımlanmaktadır (Althusser, 2006c, 2006b). Hangi elementlerin olumsal olarak hangi biçimde karşılaştığı ve tutunduğu yapının oluşmasında belirleyicidir. Ancak bu sürecin ardından hangi mekanizmaların ve hangi eğilimlerin ne derecede devreye girdiği yapının analiziyle bilinebilir olmaktadır. Failler de bu elementler arasında bulunmakta ve karşılaşma ve tutunmaya tabi olmaktadır. Virtù aracılığıyla stratejilere ve mücadelelere alan açılmaktadır. Ancak bu zorunluluk-olumsallık ilişkisinde ihmal edilmemesi gereken bir nokta vardır. Her farklı karşılaşma bir dönüşüme işaret etmektedir; ancak Althusser gerçek nesnedeki tarihsici hataya dikkat çekmektedir (Althusser, 2020c). Althusser’e göre kapitalist üretim tarzının yapısı değişmez kalmaktadır. Dolayısıyla mekanizmalar ve eğilimler değişmezdir. Gerçek nesnenin analizinde dönüşümlere yapılan vurgunun her karşılaşmanın kendi yasalarını türettiğine ilişkin hatalı bir teze yol açmaması gerekmektedir. Karşılaşmalar kapitalist üretim tarzının eğilimsel yasalarını modifiye etmezler. Karşılaşma Materyalizmi’nin temel çıkış noktası hareket yasalarının zorunlu olarak toplumsal formasyonları yönettiği tezine karşı çıkmaktır, her karşılaşmanın kendi hareket yasalarını oluşturduğunu öne sürmek değil.

Althusser’in olanakları ve sınırları

Kapital’i Okumak’ta yapılan bilginin nesnesi-gerçek nesne ayrımı özellikle bilginin nesnesindeki failin konumunu sorunsallaştırmak için olanaklar sağlamaktadır. Karşılaşma Materyalizmi’nin öne sürdüğü tezler de bilginin nesnesinin analiziyle bilgisine eriştiğimiz mekanizmaların ve eğilimlerin gerçek nesnedeki konumlarını tariflemesi açısından olanaklar sağlamaktadır. Aynı zamanda, Özne sorunsalını reddetmeye devam ederek faillerin stratejisine açtığı alan da takdir edilmelidir.

Althusser’in hem bilginin nesnesi hem de gerçek nesne düzeyinde yaptığı yapı-fail analizi sınırlara da sahiptir. Geç dönem yazılarında Althusser Marx’ın bilginin nesnesinin incelenmesinde benimsediği soyuttan somuta metodolojisini eleştirmektedir (Althusser, 1990, 2006a). Althusser’e göre bu yöntemle kurgulanmış Kapital bir kurgudur (fiction) ve bilginin nesnesinin her yönüyle bilinmesinin önüne geçer. Althusser’e göre (Althusser, 2006a), Marx’ın daha somut olduğu gerekçesiyle incelemeyi ertelediği “devlet aygıtı” gibi elementler aslında Kapital’in çok daha erken bölümlerinde incelenmeli ve bu inceleme aynı zamanda zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş somut nesneyi de yani gerçek nesneyi de barındırmalıdır. Althusser önceki pozisyonunu açıkça reddederek Kapital’in nesnesinin ne olduğunu sorar; bu nesne bilginin nesnesi mi yoksa gerçek nesne midir? Althusser, Kapital’in ampirik destekleri olan bölümler olarak ifade ettiğimiz bölümlerin aslında Kapital’in soyuttan somuta metodolojisinden sapmalar olduğunu belirtir. Öyle ki, bu sapmaların olduğu bölümler Kapital’i gerçekten devrimci bir teori yapan bölümlerdir. Geç dönem yazılarında soyuttan somuta metodolojisinin Hegelci olduğu ifade edilir ve zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş somut-gerçek nesneye ilişkin bilginin göz ardı edildiği ifade edilir. Buradaki temel argüman tamamen kurgusal olan soyuttan somuta yönteminin aslında can alıcı olan devlet aygıtı gibi belli başlı elementlerin bu metodoloji tarafından ertelenmesinin bir sorun teşkil ettiğidir. Althusser daha ileri giderek değerlerden üretim fiyatlarına geçişe ilişkin dönüşüm sorununun da aynı soyuttan somuta metodolojisinin bir ürünü olduğunu ifade eder.

Bir sonraki yazımız burada çizdiğimiz genel hatların Eleştirel Realist ontoloji ve epistemoloji ve ajan temelli modellerin metodolojisiyle geliştirilecektir. Eleştirel Realist epistemoloji bilginin nesnesine konu mekanizmaların belirlenim ilişkisine işaret edecektir. Buradan çıkacak sonuç, soyuttan somuta yönteminin basitçe Hegelcilik olmadığı, sosyal bilimlere konu mekanizmaların derinlik-sığlık ilişkisinin sergilenmesine katkı verdiğidir. Eleştirel Realist ontoloji ise yapı-fail ikiliğinde faili yerli yerine oturtacaktır. Ontolojiye yönelik bu ön hazırlık, ajan temelli modelleri metodolojik bireycilikten sıyırarak araçsallaştırmak için kritik olacaktır.

Kaynakça

Althusser, L. (1971). Preface to Capital Volume One. In Lenin and Philosophy and Other Essays (pp. 71–106). Monthly Review Press.

Althusser, L. (1976). Reply to John Lewis. In Essays in Self-Criticism (pp. 33–100). NLB.

Althusser, L. (1990). Marxism Today. In G. Elliot (Ed.), Philosophy and the Spontaneous Philosophy of the Scientists & Other Essays (pp. 267–280). Verso.

Althusser, L. (1999). Machiavelli and Us (F. Matheron, Ed.). Verso.

Althusser, L. (2006a). Marx in His Limits. In F. Matheron & O. Corpet (Eds.), Philosophy of the Encounter Later Writings, 1978-87 (pp. 7–162). Verso.

Althusser, L. (2006b). Philosophy and Marxism. In F. Matheron & O. Corpet (Eds.), Philosophy of the Encounter Later Writings, 1978-87 (pp. 251–289). Verso.

Althusser, L. (2006c). The Underground Current of the Materialism of the Encounter. In F. Matheron & O. Corpet (Eds.), Philosophy of the Encounter Later Writings, 1978-87 (pp. 163–207). Verso.

Althusser, L. (2020a). Marx and History (1975) . In G. M. Goshgarian (Ed.), History and Imperialism Writings, 1963–1986 (pp. 144–155). Polity Press.

Althusser, L. (2020b). What Is To Be Done? (G. M. Goshgarian, Ed.). Polity Press.

Althusser, L., & Balibar, E. (1970). Reading Capital. NLB.

Notlar

  1. Teorik çalışma-ampirik çalışma ayrımı hatalı ikiliktir. Bilimsel bilginin konusu olan mekanizmaların tespitinde ampirik çalışma da tıpkı model kurmak gibi aynı “teorik pratiğin” bileşenidir. Ayrımı teorik-ampirik olarak kurgulamak yalnızca “zihinsel” bir kurgu hatası değildir. Emperyalist gelişmenin üzerinde hakimiyet kurduğu devasa uluslararası üniversiter sistemin merkez-çevre ilişkisi, teorinin göreli olarak emperyalist merkeze, ampirik uygulamaların da çevreye yığıldığı bir tabloyu zorlamaktadır.

    Yüzeyde çok masum görünen teorik-ampirik ikiliği yerine bütünsel bir teorik pratiğin iki yönü olan modelleme-ampirik ikiliğini koymak, bilimsel bilgi üretiminde kemikleşmiş uluslararası iş bölümünü sorunsallaştırmanın bir yönü olacaktır.

  2. Kanımca olması gereken çeviri fail temelli modeldir. Çünkü bu modellemenin epistemolojik zemini Türkçeye yapı-fail ikiliği olarak çevrilen “structure-agency” ikiliğidir. Ancak bir şekilde “agent” fail olarak değil ajan olarak bu modellemenin literatürüne kazandırılmış. Buna sadık kalıyorum.

  3. Tarihsel yerine zamansal-uzamsal ifadesini kullanıyorum. Hem bilginin nesnesi olan kapitalist üretim tarzı hem de gerçek nesne olan toplumsal formasyonlar tarihseldir. Fakat ileride görüleceği üzere belli bir zaman ve uzama sahip bir toplumsal bütün hem gerçek nesnenin de bilginin nesnesinin de konusu olabilir. Bu bağlam farklarını netleştirmek için toplumsal formasyon eğer bilginin nesnesine ampirik destek oluyorsa zamansal-uzamsal olarak sabitlenmiş; gerçek nesneye konu oluyorsa zamansal-uzamsal olarak belirlenmiş kavramını kullanacağım.

  4. Bilgi nesnesinin soyutluğu, onun yalnızca gözle görülememesi anlamına gelmez. Bilgi nesnesi, kavramların belirli bir teorik düzen içinde işlenmesiyle üretilir. Gerçek nesne ise bu bilgi sürecinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Ampirik malzeme, gerçek nesnenin kendisi değil, ona ilişkin bilgi üretiminde kullanılan ve yine teorik olarak işlenen malzemedir.

  5. Buradaki kombinasyonu teknik bir ilişki olarak aktarmak için Althusser’den bir alıntı yapmak yerinde olacaktır. Althusser’e göre “O, bunu [kapitalist üretim tarzı] tek ve yegâne bir ilişkiyle, üretim ilişkisiyle, üretime özgü bir ilişkiyle, dolayısıyla altyapıya içsel bir ilişkiyle tanımladı. Ve Marx, üretim ilişkisini hiçbir zaman üretim araçlarının (bireysel veya kolektif) mülkiyetine ilişkin bir ilişki olarak tanımlamadı; onu, üretim araçlarına sahip olma [possession] ve sahip olmama [non-possession] arasındaki zıt ve dolayısıyla çifte bir ilişki olarak tanımladı.” (Althusser, 2020a, p. 65) Dolayısıyla, bu kombinasyon, üretim ilişkilerinde içerilen toplumsal sınıfların altyapıda birbirleriyle girdikleri toplumsal ilişkilere gönderme yapar.

  6. Althusser’de özne, teleoloji, ampirizm, tarihsicilik (historicism) sorunsallarına ilişkin tezler bilginin nesnesine ilişkin tezlerde ayrı, gerçek nesneye ilişkin tezlerde ayrı olarak ileri sürülmüştür. Özlü ve kompakt olmak adına seçici davranarak tartışmayı sınırlıyorum. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu teorik tartışmaların temel belirleyeni teorinin kendisi değil siyasettir. Bu kavramların etrafında şekillenen tartışmalar kronolojik olarak “Stalinizmin krizini” öncelese de bu andan itibaren özellikle de Avrupa’daki komünist partilerin teorik tartışmalarını belirleyen bu kriz olmuştur. Örneğin, Althusser, Stalin’in şahsından kaynağını alan lider kültü tezlerini redderek yapısal nedenleri sergileyecek bir teori arayışına girmiştir. Bir diğer örnek olarak, İngiltere Komünist Partisi’nde özne sorunsalını öne çıkaran teorik hümanist bakış açısına itiraz olarak yapı kavramsallaştırmasından destek almıştır. Kapital’i Okumak’ın kendisinin, Fransız Komünist Partisi içindeki Stalinist eğilimlere itiraz olarak bir alternatif sunduğu da ifade edilebilir. Bu tartışmalardaki odak siyasal alana teorik pratikle müdahalede bulunmaktır.

  7. Bu alanların sayısı artırılabilir. Althusser siyasi pratiği kavramaya çalıştığı için bu ayrımları sınırlı tutmaktadır.

  8. Bilginin nesnesi-gerçek nesne ayrımını daha fazla işlemeden önce okuru bir noktada uyarmam gerekiyor. Bu metnin nihai amacının Althusser’in külliyatını yerli yerine oturmak ya da Althusser’in düşüncesinin gidişatını sergilemek değil. Nihai amacım yazının başında verilmişti. Bu amaca giden yolda Althusser’in külliyatı içinde seçici bir okuma yapıyor ve unsurlarını buna göre birbirleriyle yeniden ilişkilendiriyorum. Bu bağlamda, “erken dönem” ve “geç dönem” arasındaki ayrımı, Althusser’in felsefe ve bilim arasındaki ilişkiyi tanımlama tarzına göre belirliyorum. Bilginin nesnesi-gerçek nesne ayrımı, Althusser’in felsefeyi “teorik pratiğin teorisi” olarak tanımladığı dönemin kavramsal ikiliğidir. Bu dönemde Althusser’e göre Marksist felsefe vardır ve bilimin nasıl yapılacağının bilgisini de tayin eder; bu nedenle de “teorik pratik” olan bilimsel pratiğin “teorisi”dir. Karşılaşma materyalizmini de içine alan “geç dönem” ise Marksist felsefenin mümkün olmadığı, ancak felsefede Marksist, yani güncel olarak materyalist, pozisyonun tutulabileceği tezinin öne sürüldüğü dönemdir. Bu dönemde felsefe, son tahlilde teoride sınıf mücadelesi olarak tanımlanmıştır. Felsefenin üzerine düşen, bilime konu unsurların yerlerini tayin etmektir; bilimin nasıl yapılacağını tayin eden bir felsefe yoktur. Dolayısıyla, bizim gerçek nesne altbaşlığında incelediğimiz Karşılaşma materyalizmi “erken dönem” Althusser’in bilginin nesnesi-gerçek nesne ikiliğin belirlenimlerini geliştirmek üzere öne sürülmemiştir. Bu böyle olsaydı, 7 numaralı dipnotta kendisi doğrudan bilginin nesnesinden gerçek nesneye geçişi ifade edebilirdi; bunun yerine, teorik, siyasi gibi alanların ve pratiklerin kavramlarını kullanıyor. Ancak, benim yapı-fail ikiliğini hem bilginin nesnesi hem de gerçek nesne düzeyinde kavrama girişimim, Althusser’in külliyatının unsurlarını yeniden konumlandırmamı gerektiriyor. Bu açıdan, Althusser’in “geç dönem”inde reddettiği soyuttan somuta metodolojisini ve bilginin nesnesi-gerçek nesne ikiliğini kabul ediyor “erken dönem”indeki gibi kabul ediyor, yeni ve farklı bir felsefe olan karşılaşma materyalizminin geçerliğini gerçek nesne düzeyinde uyguluyorum.

  9. Bu felsefenin geliştirilmesinde Epiküros, Spinoza, Machiavelli, Rousseau, Heidegger ve Wittgenstein’a atıflar vardır. Ancak, bu felsefenin özünü aktarmak ve failin konumunu kavramsallaştırmak için Althusser’in Epiküros ve Machiavelli anlatılarına yer vermek yeterlidir.

  10. Dikkat edileceği üzere zorunluluk-özgür irade değil, zorunluluk-olumsallık ikiliğini odağıma alıyorum. Epiküros’un atomlarındaki sapmaların zorunluluklar dünyasında özgür iradeye açılan mütevazı bir alan olduğu yönündeki okumayı kabul etmiyorum. Atomlar sapmıştır ve şimdi buradayız.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Baver Yeşilyurt (2026). Althusser’de Bilginin Nesnesi ve Gerçek Nesne Ayrımı Üzerine. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21454202

  • Baver Yeşilyurt 2017 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisat (İng) programından mezun oldu. ODTÜ’de 2022 yılında tamamladığı yüksek lisans tezinde devlet teorisi, iktisat metodolojisi ve politik ekonomi ile ilgilendi. ODTÜ’de devam eden doktora eğitiminde firma düzeyinde teknik seçim, kâr oranları ve birim maliyetler arasındaki ilişkiyi klasik politik ekonomi geleneği ve eleştirel realist bilim felsefesine dayanarak anlamaya çalışmaktadır. Baver Yeşilyurt, Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Üniversiteler Şubesi’nde Örgütlenme Sekreteri görevini üstlenmekte ve Hacettepe Üniversitesi İktisat bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Görsel oluşturma

Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.