Takip et

İmam Hatip Lisesi Mezunları ve İstihdam

YazarHasan Tekgüç

31 Ağustos, 2026
🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.22043666 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

4+4+4 reformunun başlıca amacı dini eğitimi yaygınlaştırarak muhafazakar bir gençlik yetiştirmekti. Ancak İHL’liler, artan sayılarına rağmen, diğer akademik liselilere yakınsadılar.

Gelecek nesillerin dizaynı: İmam Hatip Lisesi Mezunları

4+4+4 reformunun başlıca amacı dini eğitimi yaygınlaştırarak muhafazakar bir gençlik yetiştirmekti. Ancak İHL’liler, artan sayılarına rağmen, diğer akademik liselilere yakınsadılar.

YKS açıklandıktan sonra düzenlenen tanıtım günlerinin (Temmuz sonu – Ağustos başı) tek sevdiğim yanı aday öğrencilerle sohbet etmek. Kadir Has Üniversitesi Anadolu İmam Hatip Liseleri (İHL[1]) mezunlarının hedeflediği üniversitelerden değil. Ama arada %100 burslu programlar için bilgi almaya gelen İHL mezunları olur. İHL mezunlarının Kadir Has’ta en çok ilgilendikleri bölüm Hukuk. Ama gelmişken Ekonomi Bölümü’ne de uğrayanlar olur (nasıl olsa hem Hukuk hem de Ekonomi Eşit Ağırlık puanıyla öğrenci alıyor). %100 burslu olarak hukuk veya ekonomi okumak isteyen öğrenciler genelde Eşit Ağırlık puanında ilk 10 bindeler. Eşit Ağırlık’ta ilk 10 bine girmek için matematik sorularının çoğunu doğru yapmaları gerekir, ama İHL’lerde 11 ve 12. sınıflarda zorunlu matematik dersi yok.[2] Yani sınavın ikinci ayağındaki (AYT) matematik konuları İHL’lerin zorunlu müfredatında yok. İHL mezunu adaylara nasıl yüksek matematik neti yaptıklarını sorduğumda ise aldığım cevap okullarında verilen ekstra matematik dersleri oluyor. Ekstra dersten kastettikleri sadece seçmeli matematik dersleri değil, aynı zamanda seçmeli olarak açılan bazı İslam Bilimleri dersleri, matematik hocasının üstüne açılıyor ve derste de matematik işleniyor. Öğrenciler okullarını “Kartal İmam Hatip de aynısını yapıyor” diye savunuyorlar. Bu olgu içinde o kadar çok soru barındırıyor ki.

Soru 1: Hukuk okumak isteyen, ilk 10 bine girebilecek öğrenciler neden İHL’leri tercih eder?

Tabii ki dini eğitim almak isteyen öğrenciler var; hem dini nedenlerle hem de daha disiplinli olduklari için İHL’leri tercih eden aileler var. Ancak bu olgunun son 15 yıldaki esas nedeni MEB’in uygulamalarıdır. MEB’in politikası okul arzını manipüle ederek İHL’leri pek çok öğrenci için en cazip, hatta tek opsiyon haline getirmek. Bu manipülasyon normal şartlarda meslek lisesine veya yaşadığı semtteki düz liseye gidecek öğrencileri etkiler.[3] Aşağıdaki grafik yüksek lisans öğrencim Başak Yılmaz’ın tezinden. Okul arzı manipüle edilip öğrencilerin İHL’lere yönlendirilmesinde kırılma noktası, 4+4+4’ün hayata geçmesinden önceki yıl olan 2011. Planlanan değişiklik muhtemelen o yıl uygulanmaya başlanmış. İHL’leri aile ve öğrenciler için çekici bir opsiyon yapma çabasının bir başka göstergesi de her bir öğretmene düşen öğrenci sayıları. Milli Eğitim Bakanlığı 2024/2025 örgün eğitim istatistiklerine göre İHL’lerde bir öğretmene ortalama 7,5 öğrenci düşerken bu oran Meslek ve Teknik ortaöğretim için 10,7; Genel ortaöğretim için ise 14 (Tablo 1). Kamudaki en elit akademik lise tipi olan Fen ve Sosyal Bilimler liselerinde bile oranlar 12,4 ve 11,8. Özel genel ortaöğretim okulları için ise oran 6,5’tir. Yani İHL’lere ayrılan kaynaklar diğer kamu okullarından ziyade özel okullar düzeyindedir.

Şekil 1. İmam Hatip Liselerindeki Toplam Öğrenci Sayısı ve İmam Hatip Lisesi Sayısı (1990-2023)

Kaynak: Yılmaz (2025: Şekil 2.2).[4]

Tablo 1. Okul Tipleri ve Öğrenci/Öğretmen Oranları, 2024/2025

Okul tipi okul öğrenci öğretmen öğretmen başına öğrenci
Genel Ortaöğretim (Kamu), Açıköğretim hariç 3.657 1.958.346 140.200 14,0
Genel Ortaöğretim (Özel) 2.774 364.176 56.457 6,5
Meslekî ve Teknik Ortaöğretim (Resmi) 3.954 1.536.242 143.020 10,7
Anadolu İmam Hatip Lisesi 1.713 404.095 53.775 7,5

Not: Kaynakça MEB İstatisitkleri (2025).

Soru 2: İmam Hatip Liseleri meslek lisesi değil miydi?

Evet, gerçekten de TÜİK işgücü istatistiklerinde İHL mezunları meslek lisesi mezunu olarak sınıflanır. Bu okulların ismi zaten idealde mezuniyetten sonra yapılacak mesleğe işaret eder. Ancak gerçek, idealden çok farklıdır.[5] İHL’lerden her yıl mezun olan öğrenci sayısı neredeyse Diyanet İşleri Başkanlığı’nın toplam personeli kadardır. Üstüne üstlük İHL mezunlarının yarısından fazlası kadınken, Diyanet İşleri Başkanlığı çok az kadın çalıştırır. MEB örgün eğitim istatistikleri bile artık İHL’leri meslek liseleri kategorisinde değil, Din Öğretimi kategorisinde raporlar. İHL’lerin resmi müfredatı öğrencilerinin büyük çoğunluğuna ne liseden sonra yapabileceği bir meslek öğretir ne de doğrudan üniversiteye hazırlar. Müfredatı yapanların “bu öğrenciler mezuniyetten sonra ne yapacak” diye pek bir dertleri olmadığı açık, ancak İHL mezunlarının böyle bir lüksü yok. Haliyle liselerinden beklentileri de MEB üst yönetiminden farklıdır.

Soru 3: İHL idarecileri neden matematik seçmeli dersi açmak için kuralları eğip büker?

Çünkü MEB’in hazırladığı müfredatı okullarında harfiyen uygulasalar, hem velilerle hem de öğrencilerle çatışacaklar ve öğrenci çekmeleri çok zorlaşacaktır. Diğer bir deyişle, İHL müdürlerinin hem tepedeki ideologları memnun etmek hem de öğrenci çekebilmek için ideal tasarımın dışına çıkmaları, kuralları eğip bükmeleri gerekir. Dolayısıyla bu liselerin Din Kültürü dersinde matematik işlemek gibi kural tanımazlıkları bilinir ve görmezden gelinir. Kendilerini ve ideolojilerini herkesten üstün görenlerin rejimlerinde bu tip gündelik kural tanımazlıklar Türkiye’ye özgü değildir, totaliter yönetimlerin alameti farikasıdır.[6]

Soru 4: Bu vakalar İstanbul’daki birkaç okulla mı sınırlı, yoksa genellenebilir mi?

MEB’i yöneten İslamcı ideologların hayallerindeki gibi bir muhafazakar nesil yetiştirip yetiştiremediklerini ampirik olarak doğrudan ölçmek herhalde mümkün değil. Bu konular da zaten biz iktisatçıların uzmanlık alanının dışında. Ancak eğer İHL mezunlarının seçmeli dersler konusunda anlattıkları doğruysa, üniversiteye girmek, istihdam ve evlenme davranışlarında zaman içinde bir değişim görme ihtimalimiz var. Yılmaz (2025) yüksek lisans tezinde tam da bu konuya odaklandı. 4+4+4 reformundan sonra, MEB lise arzını ve farklı tip liselere ayrılan kaynakları ideolojik nedenlerle manipüle ettiyse, pek çok öğrenci aslında okumak istemedikleri İHL’lere mecbur kaldı demektir. Dolayısıyla İHL’lere gelen öğrenci profili değişmiş olabilir. Bu değişen profil, İHL’nin dini müfredatının hepsine değil de daha seküler bir müfredata tabii olduysa, mezuniyet sonrası davranışları da değişmiş olabilir. Yılmaz (2025) de İHL’lere 4+4+4 reformundan önce (1996 ve 1997 doğumlular) ve sonra (1998 ve 1999 doğumlular) giren kuşakları Hanehalkı İşgücü Anketini kullanarak 2022 itibariyle karşılaştırdı ve şu soruların cevabını aradı: 4+4+4 sonrası İHL’lere girip mezun olan kuşağın evlenme, üniversiteye devam, ücretli istihdam ve ne eğitimde ne istihdamda olma oranları önceki kuşağa göre değişti mi?

Yılmaz (2025) çalışmasında İHL mezunlarını hem meslek liselilerle hem genel ortaöğretim mezunlarıyla karşılaştırdı. Çalışmanın bulgularına göre, 1996-1997 kuşağında İHL mezunları 2022 itibarıyla evlenme ihtimali en yüksek liseli gruptu. Ancak 1998-1999 kuşağında İHL mezunları ile diğer lise tipleri mezunları arasında bir fark kalmadı. Yani 1998-1999 doğumlu İHL mezunlarının hiç evlenmemiş olma ihtimali 1996-1997 doğumlu İHL mezunlarına göre %5 daha fazla. İHL mezunları için en bariz değişim üniversiteye devamda. 1996-1997 kuşağında İHL mezunları üniversiteye devam konusunda meslek ve teknik lise mezunları gibi davranıyordu. Bu iki grubun da üniversiteye devam etme oranı genel ortaöğretim mezunlarından düşüktü. Ancak 1998-1999 kuşağında, İHL mezunlarının üniversiteye devam oranı arttı (%15 kadar) ve artık genel ortaöğretim mezunları gibi davranmaya başladılar. Meslek ve teknik lise mezunları içinse üniversiteye devam konusunda 1996-1997 doğumlularla 1998-1999 doğumlular arasında bir fark yok. Yılmaz (2025) 1998-1999 kuşağında İHL mezunlarının ücretli istihdamında da pozitif bir artış buluyor ama bu artış istatistiksel olarak anlamlı değil. Üniversiteye devamdaki güçlü artışın karşıtı olarak da ne eğitimde ne istihdamda olmayan İHL mezunlarının oranında düşüş var.

Soru 5: MEB’deki hesap çarşıya uydu mu?

MEB 2011’den beri lise arzını ve ayrılan kaynakları manipüle ederek yüz binlerce öğrenciyi İHL’lere yönlendirdi. Ancak Diyanet’in böyle büyük bir insan gücünü istihdam edebilecek bir ihtiyacı yok. Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) yine de kendi görev tanımını genişleterek personel sayısını artırmaya çalışır. DİB, Adalet Bakanlığı ile protokol yapmış ve hapishanelerde manevi rehberlik hizmeti vermeye başlamıştır. Benzer bir protokol hastanelerde de manevi rehberlik hizmeti vermek için Sağlık Bakanlığı ile yapılmıştır.[7] Ayrıca MEB bünyesindeki Din Öğretim Genel Müdürlüğü de pek çok ilahiyat mezunu istihdam etmektedir. Nitekim, Cem Oyvat ve Alper Yağcı ile birlikte yazdığımız makalemizde AKP iktidarı boyunca kamuda Sünni muhafazakar istihdamının seküler kadınların aleyhine arttığını gösterdik (Oyvat, Tekgüç ve Yağcı, 2025). Yine de kamuda yaratılan toplam istihdam, İHL mezunlarına yeterince istihdam sağlamaktan çok uzaktır. İHL mezunları da, kadınlar dahil, daha iyi bir hayat için çalışmak istemektedir. Bu talepleri onları üniversiteye yöneltmekte, çünkü lisede aldıkları eğitim istihdam açığı olan bir meslek eğitimi değildir. Hatta DİB’deki muhtemel işler bile artık pratikte İlahiyat Fakültesi diploması gerektirmektedir. Üniversiteye gitmek ve formel ücretli istihdama katılmak evlenme yaşından, çocuk sayısına kadar pek çok kararı MEB’deki İslamcı ideologların istemediği yönde etkiler. Sonuç olarak, toplumu dizayn etmek elinde her türlü gücü toplayan bir iktidar için bile sanılandan çok daha zordur.

Kaynakça

MEB İstatistikleri (2025). Milli Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim 2024/2025. https://sgb.meb.gov.tr/www/milli-egitim-istatistikleri-orgun-egitim-2024-2025/icerik/768

Milanovic, B. (2023). Governments of Limited Vice. https://branko2f7.substack.com/p/governments-of-limited-vice

Oyvat, C., Tekgüç, H., & Yagci, A. H. (2025). Pious people, patronage jobs, and the labor market: Turkey under Erdoğan’s AKP. Public Choice203(3), 465-491.

Yılmaz, F.B. (2025). 4+4+4 Compulsory Schooling Law and Its Effects On Schooling and Employment. YÖK Tez No: 962680.

Notlar

  1. Bu liselerin adı artık Anadolu İmam Hatip Lisesi ama eski alışkanlıkla ve lafı uzatmamak için İmam Hatip Lisesi diyeceğim.
  2. MEB Anadolu İmam Hatip Liseleri Haftalık Ders Çizelgesi. https://dogm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2025_07/30121617_İHL_hdc_202526.pdf
  3. LGS (ortaokulun sonundaki sınav)’de yüksek not alan öğrenciler sınavla yerleşilen okullara giderler ve oturdukları semtteki lise seçeneği ile sınırlı değildirler. Dolayısıyla 4+4+4 reformunun öncesinde de sonrasında da LGS’de yüksek not alan öğrenciler Fen, Sosyal Bilimler veya köklü Anadolu liselerine gidecektir. Diğer bir deyişle 4+4+4 reformunun sınav başarısı yüksek öğrencilerin davranışını etkilemesi beklenmez. Benzer şekilde, 4+4+4 reformunun seçici özel okul öğrencilerinin durumunu da etkilemesi beklenmez.
  4. Şekil 1’i Türkçeleştirerek bana yardımcı olan Başak Yılmaz’a teşekkür ederim. Yazıdaki tüm yorumlar bana aittir.
  5. TÜİK İHL mezunlarını meslek lisesi mezunu olarak sınıfladığı için genç istihdamı istatistikleri yanıltıcıdır. TÜİK’e göre meslek lisesi mezunu olup ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı lise mezunlarından biraz yüksektir. Halbuki meslek liseliler için bu oranı yukarı çeken grup İHL mezunlarıdır. Konvansiyonel meslek lisesi mezunlarının ne eğitimde ne istihdamda olma oranı daha düşüktür.
  6. Branko Milanovic’in Governments of Limited Vice (Eser Miktarda Ahlaksız Hükümetler) blog yazısı da ikiyüzlülüğün kamu idaresindeki rolü açısından ufuk açıcı, kısa, bir başlangıç yazısıdır. Milanovic’e göre genel refahı en fazla artırabilen devletler Norveç, Singapur ve İsviçre gibi eser miktarda ahlaksız devlet ve toplumlardır. İran İslam Cumhuriyeti gibi “ahlaklı hükümetler” genel refahı artırmada başarısızdır çünkü ahlaklı hükümetler rejimlerinde ahlak kisvesi altında ikiyüzlülük ve yolsuzluk her yerdedir. Öbür yandan eser miktarda ahlaksız hükümetler olan Singapur ve İsviçre’de yabancı hırsızların para aklaması teşvik edilen bir endüstri olmasına rağmen düz vatandaş günlük hayatında yolsuzlukla muhatap olmaz. Memurlar kurallara uyar ve işlerini iyi yapar; trenler tam zamanında kalkar; doktorlar, öğretmenler, mühendislerin işten kaytarmalarına göz yumulmaz.
  7. Türk Psikologlar Derneği başta olmak üzere pek çok dernek bu uygulamalara karşı çıkmıştır. https://psikolog.org.tr/belgeler/manevi-danismanlik-meslek-standardi-taslagi-hk-27-02-2019-9kbbd.pdf
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Hasan Tekgüç (2026). İmam Hatip Lisesi Mezunları ve İstihdam. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.22043666
  • Prof. Dr. Tekgüç lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nde, doktora derecesini de Massachusetts Amherst Üniversitesi'nde tamamladı. Başlıca ilgi alanları kalkınma ve çalışma ekonomisidir. Kalkınma alanındaki çalışmaları yoksulluk ve eşitsizlik konularına odaklanmıştır. Çalışma ekonomisi alanında yaptığı araştırmalar, Türkiye'de cinsiyetler arası ücret eşitsizliği, asgari ücret ve göç konularına odaklanmıştır. Haziran 2022’den itibaren Feminist Economics dergisinde yardımcı editör olarak görev almaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.