Bu yazıda, yaşlı ve/veya çocuk bakımı vermenin kadınların zaman kullanımı, işgücüne katılımı ve çalışma saatleri üzerindeki etkileri, kuşaklar arası bakım ilişkileri ve bakım politikalarının rolü ele alınacaktır.
Katman Portal’ın yazar ve editörlerinden değerli meslektaşım Doç. Dr. Emel Memiş’in aramıza ve çalışmalarına geri dönmesinin mutluluğuyla Emel Memiş’e…
Bir önceki yazıda, demografik dönüşümün iki temel boyutu olan yaşam süresinin uzaması ve doğurganlık eğilimlerindeki değişimin, çocuklarına ve yaşlanan ebeveynlerine aynı anda bakım vermek durumunda kalan sandviç kuşak açısından ne anlama geldiğini ele almıştım (İzdeş, 2026). Ayrıca bu dönüşümün ekonomik koşullar, sosyal politika ve bakım politikasıyla ilişkisini, sandviç kuşağın seçeneklerini ve yaşam koşullarını nasıl şekillendirdiği üzerinden tartışmaya başlamıştık. Bu yazıda yine Türkiye’de yaşlı bakımına ilişkin veri sunan TÜİK Zaman Kullanım Araştırması’ndan (ZKA) yararlanarak bu tartışmayı sürdüreceğiz. Yaklaşık on yılda bir yayımlanan ZKA verileri, kendi ebeveynleriyle bakım sorumluluğu devam eden çocukları arasında zamanını, emeğini ve diğer kaynaklarını paylaşmak zorunda kalan bu kuşağın deneyimlerini anlamamıza önemli katkı sağlıyor. Bir önceki yazıda betimleyici istatistiklerle giriş yaptığımız bu tartışmayı, sevgili meslektaşım Doç. Dr. Emel Memiş ile yürüttüğümüz araştırmanın (İzdeş & Memiş, 2022) bulgularından hareketle derinleştirmek istiyorum. Bu yazıda, yaşlı ve/veya çocuk bakımının kadınların zaman kullanımı, işgücüne katılımı ve çalışma saatleri üzerindeki etkilerini; kuşaklar arası bakım ilişkilerini ve bakım politikalarının bu süreçteki rolünü ele alacağım.
Türkiye’de cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesinde kilit rol oynayan gelire erişimde eşitsizlik ve bu anlamda en kritik gösterge olan kadınların işgücüne katılımının son derece düşük olması, Katman’da daha öncesinde ele alındığı üzere (Dildar, 2026) büyük oranda kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği ve hane içinde bakım sorumluluğunun eşitsiz dağılımının sonucu. Erkekler için işgücüne katılmama nedenlerinden biri dahi olmayan ev işleri olarak ifade edilen bakım sorumluluğu, işgücüne dahil ol(a)mayan kadınların öncelikli nedeni (TÜİK, 2026a) olmaya devam ediyor. İstihdamda olan kadınlar da öncelikli bakım veren olmayı sürdürüyor (Tablo 1). Kaçınılmaz olarak, bakım sorumluluğu kadınların çalışma koşullarını da işin evden uzaklığından, çalışma saatlerine dek şekillendiriyor.
Tablo 1. İstihdamda ve İşgücüne Dahil Olmayan ve Bakım Sorumluluğu Olan Kadınların Bakım Hizmeti Kullanma Oranları (%)
|
Bakım Sorumluluğu-Bakım hizmeti Kullanma |
İstihdam |
İşgücüne Dahil Olmayanlar |
|
Çocuk Bakım Sorumluluğu Olan |
100 |
100 |
|
Bakım hizmeti kullanan |
20,8 |
10,3 |
|
Evde ücretli bakım |
2,6 |
0,4 |
|
Kurumsal bakım merkezleri |
16,5 |
8,9 |
|
Her ikisi birlikte |
1,7 |
1 |
|
Bakım hizmeti kullanmayan |
79,2 |
89,7 |
|
Yetişkin bakım sorumluluğu olan |
100 |
100 |
|
Bakım hizmeti kullanan |
32,8 |
4,2 |
|
Evde ücretli bakım |
29,4 |
2,5 |
|
Kurumsal bakım merkezleri |
3,4 |
1,7 |
|
Bakım hizmeti kullanmayan |
67,2 |
95,8 |
Kaynak: TÜİK (2026b), İş-Aile Yaşamının Uyumu, 2025.
Bir önceki yazıda bahsedildiği üzere, ZKA kişinin 24 saat içindeki zaman kullanımını faaliyet bazında izlememize olanak sağladığı için bakıma, ücretli çalışmaya ve diğer faaliyetlere ayrılan zamanı ve bunların arasındaki ilişkiyi görebiliyor, bütüncül bir analiz yapabiliyoruz. Sandviç kuşak üzerinden yapılan analiz ise hem çocuk hem de yaşlı bakımı üstlenenlerin zaman kullanımını görünür kılıyor; ailelerin kuşaklar arasında bakım ihtiyacını ve kaynaklarını nasıl dengelemeye çalıştığını ortaya koyarken, bu baş etme stratejilerinin maliyetlerini ve sürdürülebilirliğinin sınırlarını anlamamızı sağlıyor. Bir önceki yazıda ele alındığı üzere zaman kullanımındaki farklılıkların en belirgin olduğu 30-49 yaş grubundaki kadınlar, ev içindeki sorumluluklar nedeniyle işgücüne katıl(a)mamanın en çok görüldüğü ve yarı-zamanlı çalışmaya daha çok yönelmek zorunda kalan yaş grubunu oluşturuyorlar. Bu yaş grubundaki kadınların içinde çifte bakım veren sandviç kuşak kadınların yoğunluğu ve bakım verme saatleri belirgin bir oranda daha yüksek (İzdeş & Memiş, 2022).
Bakım vermenin işgücü piyasasıyla ilişkisine betimleyici istatistikler üzerinden baktığımızda, sandviç jenerasyon olarak tanımladığımız kadınların işgücü piyasasıyla ilişkilerinin kendi yaş grubu ortalamalarının da gerisinde olduğunu görüyoruz. İşgücüne katılmayanların oranı sandviç kuşakta %68 ile aynı yaş grubunun ortalaması olan %61’in üzerindeyken, istihdam oranı %26 ile yaş grubu ortalaması olan %36’nın gerisinde kalmakta. Çifte bakım vermenin yarı zamanlı çalışma eğilimi üzerinde de belirgin bir etkisi var. Sandviç kuşak için yarı zamanlı çalışma oranı %24 iken, 30-49 yaş ortalaması %13 (İzdeş & Memiş, 2022)
Veri setine ilişkin betimleyici istatistiklerin ötesinde, bakım vermenin çalışma kararı ve çalışma süresi üzerindeki etkileri, farklı hanehalkı ve bireysel özellikler kontrol edilerek ekonometrik analizlerle tahmin edildiğinde sonuçlar bakım sorumluluğunun etkilerini yansıtıyor. Bulgular, çocuk bakımı vermenin hem işgücüne katılımı hem de çalışma saatlerini olumsuz etkilediğini göstermekte. Yaşlı bakımı ise işgücüne katılımını azaltırken, çalışma saatlerini yalnızca sandviç kuşağın yoğunlaştığı 30–49 yaş grubunda sınırlandırmakta (İzdeş & Memiş, 2022).
Hane içi bakım dinamiklerini daha iyi anlayabilmek için, hane içinde 10 yaşın altında bakım ihtiyacı bulunan en az bir küçük çocuk bulunmasını bir etkileşim değişkeni olarak tanımlayıp yaşlı bakım süresiyle etkileşimine baktığımızda; yaşlı bakımının en az bir yıl boyunca devam etmesi durumunda kadınların işgücüne katılımı üzerindeki etkinin olumlu olduğu görülüyor. Bu sonuç, kuşaklar arası bakım ilişkisi süreklilik kazandıkça bakım veren ile bakım alanın yaşamlarının daha fazla iç içe geçtiği şeklinde yorumlanabilir. Özellikle erişilebilir ve kaliteli çocuk bakım hizmetleri açısından yetersiz ülkelerde, bakım alan yaşlı henüz yoğun düzeyde bakıma ihtiyaç duymuyorsa, evde bakım ihtiyacı bulunan küçük çocuğun bakımına destek olabiliyor; böylece sandviç kuşaktaki kadının işgücüne katılımını kolaylaştırabiliyor. Başka bir ifadeyle, kuşaklar arası karşılıklı bakım (reciprocity of care) belirli bir noktaya kadar kadınların istihdamını destekleyen bir mekanizma işlevi görüyor. Türkiye özelindeki sonuçlar, bakım alan yaşlı 75–80 yaş aralığındayken sandviç kuşağın işgücüne katılımının olumlu etkilendiğini, yaşın 79’un üzerine çıkması ve bakım ihtiyacının ağırlaşmasıyla birlikte etkinin negatife dönüştüğünü gösteriyor. Yani, olası bir kuşaklararası bakım dayanışmasının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ortaya koyuyor (İzdeş & Memiş, 2022).
Bakım Politikası ya da Politikasızlığı ve Maliyetleri
Dünya genelinde nüfusun yaşlanması ve demografik dönüşüm, uzun dönemli yaşlı bakımına ve hanelerin değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilecek farklı bakım hizmetlerine olan talebi artırırken, bu alandaki politika tercihleri ve bunların sonuçları da yazında daha fazla tartışılıyor. Benimsenen bakım politikaları yalnızca yaşlıların nasıl bir yaşlılık deneyimi yaşayacağını değil, aynı zamanda bakım verenler açısından yaşlı bakımının anlamını ve sonuçlarını da şekillendiriyor. Farklı ülke deneyimlerini inceleyen ampirik çalışmalar, yaşlı bakımının ve sandviç kuşağın üstlendiği çifte bakım yükünün etkisinin, kamusal bakım hizmetlerinin kapsamı ve erişilebilirliği ile kuşaklar arası bakım sorumluluklarına ilişkin toplumsal normlara bağlı olarak değiştiğini gösteriyor.
Yaşlı bakımı ve bakım verenler üzerindeki etkilerine ilişkin uluslararası yazın, özellikle öncü çalışmaları ve ampirik birikimi açısından ABD ve İngiltere’de yoğunlaşmaktadır. Yaşlı bakımının daha ziyade piyasa temelli çözümlere dayanması ve kamusal bakım hizmetlerinin daha sınırlı olması nedeniyle, bu iki ülkede aile üyelerinin bakım sorumluluğunun ağırlığı sosyoekonomik statü ile özel bakım hizmetlerine erişebilme kapasitesine bağlı olarak farklılaşmaktadır (Arber & Ginn, 1992; Argyle, 2001). Yaşlı bakımının üstlenilmesi, bakım verenlerin işgücüne katılımını olumsuz etkilemekte, yoğun bakım gerektiren durumlarda ise istihdamdan çekilme olasılığını artırmaktadır (Carmichael, Charles & Hulme, 2010; Heitmueller, 2007; Lilly, Laporte & Coyte, 2007).
Konuya ilişkin yazının Avrupa genelinde ve gelişmekte olan ülkelerde de zenginleşmesiyle beraber farklı bakım rejimlerinin sonuçlarını karşılaştıran çalışmalar yaygınlaşmıştır. Ülkelere ilişkin bakım politikaları açısından farklı sınıflandırmalar mevcut olmakla beraber, temel ayrım üzerinden giderek ülkeleri kamusal bakım odaklı (formal care) ve aile bakımına dayalı (family care) sistemler olarak ele alabiliriz. Kamusal bakım odaklı ülkelerde (örn. İskandinav ülkeleri), yaşlı bakımı devletin sorumluluğu olarak görülürken, aile bakımına dayalı sistemlerde (örn. Akdeniz ülkeleri), kamusal yaşlı bakım hizmetleri daha sınırlı olup bakım büyük ölçüde aile tarafından üstlenilmekte ve bu durum toplumsal olarak doğal kabul edilmektedir (Di Novi et al., 2015; Heger, 2014). Kamusal bakım odaklı ülkelerde çalışma yaşamı ile bakım sorumluluklarını birlikte yürütmek ve bakım ihtiyacının yoğunlaştığı dönemlerle baş etmek daha kolayken (Spiess & Schneider, 2003), aile bakımına dayalı sistemlerde bakım verme sıklığına bağlı olarak kadınların istihdam olasılığı 34 ila 60 yüzde puan arasında azalmaktadır (Heger, 2015).
Ne yazık ki, Türkiye, yukarıda etkileri de tartışıldığı üzere, kadınların hem çocuk bakımı hem de yaşlı bakımı ve hatta çifte bakım sorumluluğu ile istihdama katılım arasında zamanlarını yönetmekte güçlük çektiği ülkeler arasında yer alıyor. Hane içinde sorumluluk paylaşımında büyük bir dengesizlik olmasının yanında hem çocuk bakımı hem de yaşlı bakımı açısından büyük bir hizmet açığı mevcut.
Türkiye, çocuk bakım hizmetlerine yönelik kamu harcamaları en düşük olan OECD ülkesi ve hem kaliteli hem de erişilebilir özel bakım hizmetleri çok sınırlı miktarda (Devercelli & Beaton-Day, 2020). Bunun sonucu olarak çocukların ve ailelerin bakım hizmetlerine erişim oranları son derece düşük. OECD’nin Education at a Glance veritabanı 2023 verilerine göre, Erken Çocukluk Eğitimi ve Bakımı (ECEC) hizmetlerinden 3 yaş öncesinde yararlanan çocukların oranı OECD ortalamasında %29, AB-25 ortalamasında %26 iken, Türkiye’de yalnızca %0,7; 3–5 yaş grubunda okullaşma oranı ise OECD’de %88, AB-25’te %90, Türkiye’de %54,5 düzeyinde (OECD, 2023). Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024–2025 istatistiklerine göre Türkiye’de okul öncesi eğitime katılım oranı 3 yaşta %15, 4 yaşta %37,8 ve 5 yaşta %84,3 (Millî Eğitim İstatistikleri 2024–2025) https://sgb.meb.gov.tr/istatistik_k/2425.pdf.
Yaşlı bakım hizmetleri de yaşlı nüfusa ilişkin politikalarda ne yazık ki ihtiyacı karşılamaktan çok uzak; hatta bu alandaki açık daha vahim. Yaşlı nüfusun 2024 yılı itibarıyla 9 milyonu aşmasına rağmen (TÜİK, 2025), kamu ve özel huzurevleri, yaşlı bakım evleri ve yaşlı gündüz bakım merkezleri dâhil tüm kurumsal hizmetlerden yararlanan yaşlı sayısı yalnızca 30.668’dir (Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2024). Kurumsal bakım hizmetlerinin dışında, 2006 yılından bu yana evde aile üyesi tarafından ve ağırlıklı olarak kadınlar tarafından verilen bakım için engelli ve ekonomik yoksunluk kriterlerine bağlı olarak bakım desteği verilmekte. Bu politikanın etkileri ise bakım alan açısından sonuçları; bakım verenin eve kapalı kalması, işgücüne katılamaması ve sigortalı bir işte çalışma olanağından uzak kalmasıyla birlikte düşünülmeli. Aktif ve sağlıklı yaşlanmaya ilişkin politika tartışmaları görece yeni politika metinlerinde yer almakla beraber, bakım açığını giderecek ve ailelere farklı bakım seçenekleri sunacak kapsamlı bir bakım sistemi oluşturma konusunda anlamlı bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Bu çifte bakım açığının maliyetinin kadınlar üzerindeki etkilerini yukarıda tartıştık. Bulgularını tartıştığımız sandviç kuşak odaklı araştırma, çifte bakım sorumluluğunun bakım veren kadınların işgücüne katılımlarının, çalışma saatlerinin, sağlıklarının etkilendiğini ve zaman yönetimi konusunda yaşadıkları sıkıntıları ortaya koyuyor. Araştırma aynı zamanda aile içinde kuşaklar arası kadın dayanışmasının artan ekonomik güvencesizlik ve bakım ihtiyacı karşısında geliştirilen temel baş etme mekanizmalarından biri olduğunu gösteriyor. Ne var ki yaşlının bakım ihtiyacı yoğunlaştıkça, bakım açığının etkileri aile içindeki dayanışma mekanizmalarıyla karşılanamaz hale gelmekte (İzdeş & Memiş, 2022). Bakımın aileye devredilmesi ailelerin karşı karşıya olduğu ekonomik güvencesizlikleri, artan bakım yükünü ve bu koşullar altında geliştirdikleri baş etme stratejilerinin maliyetlerini göz ardı etmek anlamına geliyor. Dahası, tüm vatandaşlar için hak temelli bir bakım sisteminin eksikliği desteğe en fazla ihtiyaç duyan kırılgan hanelerin, boşanmış ya da bekar kadınların, çocukların ve aile desteğinden yoksun yaşlıların bakım ihtiyaçlarının politika tasarımında yeterince dikkate alınmaması riskini de taşıyor.
Kaynakça
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (2024) https://www.aile.gov.tr/eyhgm/istatistikler/
Arber, S. & Ginn, J. (1992) “Class and a Forgotten Dimension.” 26.4: 619- 634
Argyle, E. (2001) “Poverty, Disability & the Role of Older Carers.” Disability & Society 16.4:332-350.
Carmichael, F., Charles, S., & Hulme, C. (2010). Who will care? Employment participation and willingness to supply informal care. Journal of health economics, 29(1), 182-190.
Devercelli, A. E., & Beaton-Day, F. (2020). Better jobs and brighter futures. Better Jobs and Brighter Futures: Investing in Childcare to Build Human Capital.
Dildar, Y. (2026). Türkiye’de Kadın İstihdamı: Yapısal Sınırlar ve Aile Merkezli Bir Rejimin Yeniden İnşası. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19535488
Di Novi C, Jacobs R & Migheli M (2015) The quality of life of female informal caregivers: From Scandinavia to the Mediterranean Sea. European Journal of Population 31(3), 309–333.
Heger D (2014) Work and well-being of informal caregivers in Europe. Ruhr Economic Papers No. 512. http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.2562367
Heitmueller, A. (2007). The chicken or the egg?: Endogeneity in labour market participation of informal carers in England. Journal of health economics, 26(3), 536-559.
İzdeş, Ö. (2026). Demografik Dönüşümün Yükü Kimin Omuzlarında? Türkiye’de Sandviç Kuşak. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.20771330
İzdeş, Ö. & Memiş, E. (2022) “Impact of Elderly Care on ‘Sandwiched-Generation’ Women in Türkiye.” New Perspectives on Türkiye 66: 88-121.
Lilly, M. B., Laporte, A., & Coyte, P. C. (2007). Labor market work and home care’s unpaid caregivers: a systematic review of labor force participation rates, predictors of labor market withdrawal, and hours of work. The Milbank Quarterly, 85(4), 641-690.
Milli Eğitim Bakanlığı (2026) Milli Eğitim İstatistikleri 2024-2025 https://sgb.meb.gov.tr/istatistik_k/2425.pdf
OECD (2024), Education at a Glance 2023, https://www.oecd.org/en/data/indicators/enrolment-rate-in-early-childhood-education.html
Spiess C.K. & Schneider A.U. (2003) Interactions between care-giving and paid work hours among European midlife women, 1994 to 1996. Ageing & Society 23(01), 41–68.
TÜİK (2025) İstatistiklerle Yaşlılar, 2024.
TÜİK (2026a) İşgücü İstatistikleri, 2025 https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/57996
TÜİK (2026b) İş ve Aile Yaşamının Uyumu, 2025 https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/62062
Yazar, yapay zeka araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zeka desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
