Bu yazı, ABD’de çocuk sahibi olduktan sonra kadınların çalışma hayatında yaşadığı kayıpların 1978-2023 döneminde nasıl değiştiğini inceliyor. Bulgular, bu değişimin evli ve bekâr anneleri aynı biçimde etkilemediğini gösteriyor.
Biraz provokatif bir başlık oldu ama burada literatürde oldukça yerleşik bir kavramdan bahsediyorum. “Annelik cezası” (motherhood penalty), annelerin çocuk sahibi olduktan sonra babalara ve çocuksuz kadınlara kıyasla ücret, terfi, işe alım ve istihdam sürekliliği açısından sistematik dezavantajlarla karşılaşmasını ifade ediyor. Özellikle son yirmi yıldaki çalışmalar, günümüzde toplumsal cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğinin büyük ölçüde çocuk sahibi olduktan sonra ortaya çıktığını gösteriyor (Budig ve England 2001; Blau ve Kahn 2017; Cortés ve Pan 2023).[1]
Bu literatür ağırlıklı olarak ücret farklarına odaklanıyor. Çocuk sahibi olduktan sonra kadınların çalışma saatlerini azaltması, kariyerlerine ara vermesi ya da daha düşük ücretli fakat daha “esnek” işlere yönelmesi, yaşam boyu gelirlerini aşağı çeken temel mekanizmalar arasında görülüyor. Bunun yanında işverenlerin anneleri işine daha düşük bağlılığa sahip, daha az motivasyonlu çalışanlar olarak önyargıyla değerlendirmesi de işe alım ve terfi süreçlerinde ayrımcılığa yol açabiliyor.
Ancak annelik cezası yalnızca ücret farklarından ibaret değil. Çünkü ücret eşitsizliği çoğu zaman daha önce yaşanan bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkıyor. İşgücünden geçici ya da kalıcı çıkışlar kadınların deneyim birikimini, kariyer sürekliliğini ve daha yüksek ücretli işlere erişimini etkiliyor. Bu nedenle annelik cezasını anlamak için ücret farklarının yanı sıra, kadınların çocuk sahibi olduktan sonra işgücü piyasasında kalıp kalamadığına da bakmak gerekiyor. Kimler çalışma yaşamında tutunabiliyor, kimler işgücünden kopuyor?
Bu yazıda, yayımlanmak üzere olan ortak yazarlı bir makalemizin ABD’de annelik cezasına ilişkin bazı temel bulgularını paylaşacağım (MacDonald ve Dildar 2026).[2] Çalışmamız, CPS-ASEC (Current Population Survey – Annual Social and Economic Supplement) mikro verilerini kullanarak 1978-2023 döneminde annelerin ve babaların istihdamdan çıkış olasılıklarını analiz ediyor.[3]
Bu literatürde uzun süredir tartışılan bir başka mesele ise annelerin homojen bir grup olmadığı. Annelik cezası kadınları aynı biçimde etkilemiyor; sınıfsal konum, ırk, eğitim düzeyi ve aile yapısı (tek ya da çift ebeveynli) kadınların işgücü piyasasındaki kırılganlığını önemli ölçüde farklılaştırıyor. Özellikle bekâr anneler, bakım yükünü tek başına üstlendikleri ve çoğu zaman daha düşük ücretli ve güvencesiz işlerde yoğunlaştıkları için işgücü piyasasında çok daha kırılgan bir konumda bulunuyor. Bizim çalışmamız da tam olarak bu noktaya odaklanıyor: Son kırk yıldaki nispi iyileşme hangi annelerin deneyimini yansıtıyor? Annelik cezası herkes için azaldı mı, yoksa bu iyileşme yalnızca belirli kadın gruplarıyla mı sınırlı kaldı?
Model ve Temel Bulgular
Şekil 1, cinsiyet ve ebeveynlik durumunun istihdamdan çıkış olasılığı üzerindeki etkisini ölçen bir doğrusal olasılık modeline (OLS) dayanıyor. Modelin yapısı da oldukça basit:
Model 1: İstihdamdan Çıkışᵢ = β₀ + δ₁ Kadınᵢ + δ₂ Ebeveynᵢ + δ₃ (Kadınᵢ × Ebeveynᵢ) + εᵢ[4]
Şekil doğrudan model katsayılarını değil, modelden türetilen üç temel farkı gösteriyor:
- Annelerin çocuksuz kadınlara göre istihdamdan çıkış olasılığı farkı: δ₂ + δ₃ .
- Annelerin babalara göre istihdamdan çıkış olasılığı farkı: δ₁ + δ₃ .
- Babaların çocuksuz erkeklere göre istihdamdan çıkış olasılığı farkı: δ₂ .
Şekil 1: Cinsiyet ve Ebeveynlik Statüsüne Göre İstihdamdan Çıkış Olasılığı Farkları
Not: Şekildeki değerler, 25–54 yaş arası çalışan bireylerden oluşan bir örneklem için elde edilmiştir. Analizlerde bölge, sektör, meslek, ırk/etnisite, eğitim düzeyi, medeni durum, yaş, gıda yardımı alma durumu, 5 yaş altı çocuk sayısı, hanedeki yetişkin sayısı ve bireysel gelirin toplam hane gelirine oranı kontrol değişkeni olarak dahil edilmiştir.
Kaynak: Yazarların CPS-ASEC bağlantılı veri setleri üzerinden yaptığı hesaplamalar (Flood vd., 2023).
Bulguları kısaca özetlersek, ilk olarak annelerin babalara kıyasla istihdamdan çıkış olasılığının tüm dönem boyunca daha yüksek olduğu görülüyor. Fark 1970’lerin sonlarında yaklaşık 3,3 puan iken, 2020–2023 döneminde 1,9 puana geriliyor. Yani annelik cezası zaman içinde zayıflamış olsa da tamamen ortadan kalkmış değil.
İkinci olarak, babaların çocuksuz erkeklere kıyasla istihdamdan çıkış olasılığı daha düşük. Bu da aslında literatürde babalık primi (fatherhood premium) olarak ölçülen olgunun bir parçası. Ancak bu avantaj zaman içinde zayıflıyor; özellikle son dönemde babalar ile çocuksuz erkekler arasındaki fark belirgin biçimde küçülüyor.
Üçüncü olarak, kontrol degişkenlerinin eklenmediği modelde annelerin çocuksuz kadınlara kıyasla istihdamdan çıkış olasılığı daha yüksek. Ancak eğitim, medeni durum, gelir ve çocuk sayısı gibi değişkenler eklendiğinde bu fark ortadan kalkıyor ve Şekil 1 de görülen trend ortaya çıkıyor.
Bu bulgu, anneler ile çocuksuz kadınlar arasındaki farkın hane yapısı ve sosyoekonomik özelliklerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu yüzden ikinci bir modelde medeni durumun annelik cezasına etkisine ayrıca baktık.
Model 2: İstihdamdan Çıkışᵢ = β₀ + δ₁ Kadınᵢ + δ₂ Bekârᵢ + δ₃ Ebeveynᵢ + δ₄ (Kadınᵢ × Ebeveynᵢ) + δ₅ (Kadınᵢ × Bekârᵢ) + δ₆ (Bekârᵢ × Ebeveynᵢ) + δ₇ (Kadınᵢ × Bekârᵢ × Ebeveynᵢ) + εᵢ
Bu modelden üç temel fark hesaplanıyor:
- Bekâr annelerin bekâr babalara göre istihdamdan çıkış olasılığı farkı: δ1 + δ4 + δ5 + δ7 .
- Evli annelerin evli babalara göre istihdamdan çıkış olasılığı farkı: δ1 + δ4 .
- Bekâr annelerin evli annelere göre istihdamdan çıkış olasılığı farkı: δ3 + δ5 + δ6 + δ7 .
Şekil 2: Medeni Duruma Göre Ebeveynlerin İstihdamdan Çıkış Olasılığı Farkları
Not: Şekildeki değerler, 25–54 yaş arası çalışan bireylerden oluşan bir örneklem için elde edilmiştir. Analizlerde bölge, sektör, meslek, ırk/etnisite, eğitim düzeyi, medeni durum, yaş, gıda yardımı alma durumu, 5 yaş altı çocuk sayısı, hanedeki yetişkin sayısı ve bireysel gelirin toplam hane gelirine oranı kontrol değişkeni olarak dahil edilmiştir.
Kaynak: Yazarların CPS-ASEC bağlantılı veri setleri üzerinden yaptığı hesaplamalar (Flood vd., 2023).
Şekil 2, annelik cezasının medeni duruma göre nasıl farklılaştığını gösteriyor. Evli annelerin evli babalara kıyasla istihdamdan çıkış olasılığı tüm dönem boyunca daha yüksek. Ancak bu fark zaman içinde azalıyor: 1978–1981 döneminde 3,8 puan iken, 2020–2023 döneminde 2,1 puana geriliyor. Bu bulgu, son kırk yılda annelik cezasındaki gerilemenin önemli bir kısmının evli annelerin işgücü piyasasındaki konumunun görece iyileşmesinden kaynaklandığını gösteriyor.
Buna karşılık bekâr anneler açısından aynı ölçüde bir iyileşme görülmüyor. Bekâr anneler ile bekâr babalar arasındaki fark dönem boyunca daha dalgalı ve görece küçük. Bekâr anneler ile evli anneler arasındaki istihdamdan çıkış olasılığı farkı ise istikrarlı bir biçimde pozitif ve zaman içinde giderek açılıyor. Özellikle 1990’lardan sonra bu fark daha da genişliyor.
Sonuç
Medeni durumun annelik cezasını nasıl eşitsiz dağıttığını gösterdik ama ABD’de bekâr annelerin işgücü piyasasındaki kırılganlığı sadece “tek ebeveynlilikten” kaynaklanmıyor; sosyal politika yapısının da burada önemli bir rolü var. Özellikle Avrupa’daki bakım rejimleriyle karşılaştırıldığında ABD’nin çocuk bakımı, ücretli ebeveyn izni ve gelir desteği gibi alanlarda çok daha sınırlı kamusal destek sunduğu biliniyor (Misra vd. 2012; Moller vd. 2016). Çocuk bakımının piyasa temelli örgütlenmesi ve kreş hizmetlerinin yüksek maliyeti, bakım yükünü düşük gelirli anneler açısından çok daha ağır hale getiriyor.
Birçok bekâr anne ekonomik zorunluluk nedeniyle işgücüne katılıyor; ancak düşük ücretli ve güvencesiz işlere sıkışıyor. Bu durum zamanla bir kısır döngüye dönüşüyor. Geçinebilmek için birden fazla işte çalışmak ya da sürekli vardiya değiştirmek zorunda kalmak, kadınların eğitim, beceri geliştirme ve daha iyi iş fırsatlarına erişim imkânlarını sınırlandırıyor. Sınırlı eğitim ve beceri birikimi de kadınları aynı tür güvencesiz işlere mahkûm ediyor (Waldfogel 1997; Brady, Finnigan ve Hübgen 2017).
1996’da sosyal güvenlik sisteminde yapılan reform bu kısır döngüyü özellikle genç yaşta anne olmuş kadınlar için daha da derinleştirdi. Çocuk yoksulluğuna yönelik yardımlar annelerin işgücüne katılım koşuluna bağlandı. Sosyal yardımlar daraltılırken bekâr annelerin ücretli emeğe katılması (ya da evlenmesi) teşvik edildi, fakat aynı dönemde çocuk bakımını kamusal olarak destekleyecek mekanizmalar geliştirilmedi. Sonuç olarak kadınların işgücüne katılımı arttı; ancak bu artış daha güçlü ve istikrarlı bir işgücü piyasası bağlılığı yaratmadı. Aksine, düşük ücretli işlerde yoğunlaşan, kesintili istihdam deneyimlerinin ve çalışan yoksulluğunun derinleşmesine katkıda bulundu (Albelda 2011; Rose 2000). ABD’de bekâr anneliğin orantısız biçimde siyah kadınlar tarafından deneyimlendiği düşünüldüğünde, bu reformların ırksallaştırılmış yoksulluk rejiminin bir parçası olduğunu da eklemek gerekiyor.
Türkiye’de de kadın istihdamındaki artış uzun süredir bakım emeğinin toplumsallaşmasına değil, kadınların mevcut bakım yüküyle birlikte işgücü piyasasına eklemlenmesine dayanıyor.[5] Bu nedenle özellikle bekâr anneler açısından işgücüne katılım ücretli emek ile bakım emeğinin aynı anda tek başına yüklenildiği çok daha zor bir yaşam anlamına geliyor.[6]
Bu Katman’daki beşinci yazım ve fark ediyorum ki dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum. Şu anda ABD’de de düşen doğum oranları üzerine büyük bir yaygara kopuyor. Ama boşanma oranları artarken, velayet büyük ölçüde annede kalırken, nafaka ve çocuk yoksulluğuna yönelik destekler geri çekilirken ve bekâr annelik çok derin bir gelir ve zaman yoksulluğu anlamına gelirken kadınların bu annelik kumarını oynamaya neden daha isteksiz hale geldiğini anlamak aslında hiç zor değil.
Kaynakça
Albelda, R. (2011). Time binds: U.S. antipoverty policies, poverty, and the well-being of single mothers. Feminist Economics, 17(4), 189–214.
Blau, F. D., & Kahn, L. (2017). The gender wage gap: Extent, trends, and explanations. Journal of Economic Literature, 55(3), 789–865.
Brady, D., Finnigan, R. M., & Hübgen, S. (2017). Rethinking the risks of poverty: A framework for analyzing prevalences and penalties. American Journal of Sociology, 123(3), 740–786.
Budig, M. J., & England, P. (2001). The wage penalty for motherhood. American Sociological Review, 66(2), 204–225.
Cortés, P., & Pan, J. (2023). Children and the remaining gender gaps in the labor market. Journal of Economic Literature, 61(4), 1359–1409.
Dildar, Y. (2026). Türkiye’de kadın istihdamı: Yapısal sınırlar ve aile merkezli bir rejimin yeniden inşası. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19535488
Flood, S., King, M., Rodgers, R., Ruggles, S., Warren, J. R., Backman, D., Chen, A., Cooper, G., Richards, S., Schouweiler, M., & Westberry, M. (2023). IPUMS CPS: Version 11.0 [Veri seti]. IPUMS. https://doi.org/10.18128/D030.V11.0.
Folbre, N. (2025). The motherhood gamble. Dollars & Sense. https://www.dollarsandsense.org/the-motherhood-gamble/
İzdeş, Ö. (2026). Kadınlar neden daha az kazanıyor? Cinsiyet temelli ücret/kazanç farkı. Katman Portal. https://katmanportal.com/kadinlar-neden-daha-az-kazaniyor-cinsiyet-temelli-ucret-kazanc-farki/
MacDonald, D., & Dildar, Y (2026). Uneven progress: Marital status and the motherhood penalty, 1978–2023. Feminist Economics. (yakında yayımlanacak).
Misra, J., Moller, S., Strader, E., & Wemlinger, E. (2012). Family policies, employment and poverty among partnered and single mothers. Research in Social Stratification and Mobility, 30(1), 113–128.
Moller, S., Brady, D., Hübgen, S., & Stephens, J. D. (2016). Policy interventions and relative incomes of families with children by family structure and parental education. Socius, 2, 1–18.
Rose, N. E. (2000). Scapegoating poor women: An analysis of welfare reform. Journal of Economic Issues, 34(1), 143–157.
Waldfogel, J. (1997). The effect of children on women’s wages. American Sociological Review, 62(2), 209–217.
Notlar
-
Türkiye’de cinsiyet temelli ücret farkının nedenleri ile güncel görünümüne ilişkin bir değerlendirme için bkz. Özge İzdeş, “Kadınlar Neden Daha Az Kazanıyor? Cinsiyet Temelli Ücret/Kazanç Farkı”, Katman Portal, https://katmanportal.com/kadinlar-neden-daha-az-kazaniyor-cinsiyet-temelli-ucret-kazanc-farki/. ↑
-
Yazıyı dikkatle okuyup çok yararlı yorum ve önerilerde bulunan, özellikle tablo yerine şekil kullanılmasını önererek metnin sunumunu önemli ölçüde iyileştiren Cem Oyvat’a teşekkür ederim. ↑
-
Çalışmada kullanılan CPS-ASEC verileri, aynı bireylerin birbirini izleyen iki yıldaki kayıtlarının eşleştirilmesiyle oluşturulmuş bağlantılı mikro veriler. Bu sayede bir kişinin bir yıl çalışıyorken sonraki yıl işsiz ya da işgücü dışında durumuna gelmesini “istihdamdan çıkış” olarak tanımlayabiliyoruz. ↑
-
İstihdamdan Çıkışᵢ: bireyin bir sonraki dönemde istihdamdan çıkıp çıkmadığını gösteren bağımlı değişken. Kadınᵢ: bireyin kadın olup olmadığını gösteren kukla değişken. Ebeveynᵢ: bireyin çocuk sahibi olup olmadığını gösteren kukla değişken. Kadınᵢ × Ebeveynᵢ: annelik etkisini ölçen etkileşim terimi. εᵢ: hata terimi. ↑
-
Bu konuda Katman’da daha önce yazmıştım: https://katmanportal.com/turkiyede-kadin-istihdami-yapisal-sinirlar-ve-aile-merkezli-bir-rejimin-yeniden-insasi/. ↑
-
Anneliğin medyada ve siyasal söylemde ne kadar kutsandığı ile annelik cezasının büyüklüğü arasında birebir örtüşen pozitif bir korelasyon olduğuna eminim ama ispatlayamam. Belki genç araştırmacılar yaratıcı bir operasyonelleştirme ve ülkelerarası karşılaştırmalı verilerle bu hipotezi test edebilir. ↑


