Takip et

Türkiye’de Beşerî Sermaye (IV)

🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.20187656 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Türkiye’nin doğusu ve batısı arasındaki gelişme farklılıklarını, eğitim ile ilgili niceliksel göstergelerde ve bu göstergelerdeki kadın-erkek eşitsizliğinde de görüyoruz. Ancak il düzeyindeki bulgular, konunun basitçe bir doğu sorunu olmadığını da destekliyor.

Bu makale, Türkiye’de beşerî sermaye birikimi hakkında bazı saptamalar yapan bir yazı dizisinin dördüncü bölümü. Bir önceki bölümde, Türkiye’de devletin eğitime yaptığı harcamanın yetersizliğini ve bunun beşerî sermayemizin niteliği için ne denli önemli bir sorun olduğunu ortaya koymuştum. Bu bölümde, Türkiye için bazı bölgesel eğitim eşitsizliği göstergelerine bakıyorum.

Türkiye’nin 81 ili için 2008 ile 2024 yılları arasında gözlemlediğimiz üç farklı göstergeye odaklanıyorum:

  • 6 yaş ve üzeri nüfusta okur-yazar olmayanların oranı
  • 15 yaş ve üzeri nüfusta lise ve dengi okul mezunlarının oranı
  • 15 yaş ve üzeri nüfusta üniversite mezunlarının oranı

Her üç gösterge için, önce 2024 yılındaki görünümü haritalar kullanarak paylaşıyorum (Şekil 1). Daha sonra, aynı üç gösterge için ve yine 2024 yılı verilerini resmeden haritalar kullanarak, kadın-erkek eşitsizliğindeki bölgesel farklılaşmaya bakıyorum (Şekil 2). Son olarak, 2008 yılı değerleri ile 2024 yılı değerlerinin güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösteriyorum (Şekil 3).

[A] 6 yaş ve üzeri nüfusta okur-yazar olmayanların oranı, İl düzeyi, 2024

[B] 15 yaş ve üzeri nüfusta lise ve dengi okul mezunlarının oranı, İl düzeyi, 2024

[C] 15 yaş ve üzeri nüfusta üniversite mezunlarının oranı, İl düzeyi, 2024

Şekil 1. Okur-Yazar Olmayanlar ile Lise ve Üniversite Mezunları, İl düzeyi, 2024

Kaynak: TÜİK Bölgesel İstatistikler verisi ile yazarın görselleştirmesi

Şekil 1’in üstteki panelinde, okur-yazar olmayan nüfusun oranını görüyoruz. Daha koyu renkler, bu oranın daha yüksek olduğu illerimizi gösteriyor. Burada, daha koyu ve daha açık tonlara göre gruplama yaparken, iller arası dağılımın yoğunlaştığı düzeylere bakarak otomatik bir seçim yaptırıyorum.

Okur-yazar olmama hakkında dikkat çekici olan ilk bulgu, 2024 itibariyle, doğu ve batı illeri arasındaki ayrışma. Sadece Sinop-Hatay hattının doğusunda kalan iller için baktığımızda ise, Güneydoğu’nun dezavantajlı durumu dikkat çekici. Durumun en kötü olduğu yerlerde, 6 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık %4’ten fazlasının okuma-yazma bilmediğini görüyoruz.

Lise ve dengi okul mezunlarının oranını gösteren ortadaki panel ise, doğu-batı ayrımını belirsizleştiriyor. Yani, doğu ve batı illeri arasında keskin bir ayrım görmüyoruz. İki kutuplu bir eşitsizlik örüntüsü yerine, illerin lise mezunu nüfus oranı bakımından ülkenin çeşitli yerlerinde kümelenme gösterdikleri sonucu ortaya çıkıyor. 15 yaş ve üzeri nüfus için baktığımız bu oranda, en düşük değerlerin yaklaşık %21’e, en yüksek değerlerin de yaklaşık %37’ye yakın olduğunu görüyoruz.

Şekil 1’in alt panelinde, yine 15 yaş ve üzeri nüfus için, üniversite mezunlarının oranına bakıyoruz. Bir kez daha, keskin bir doğu-batı ayrımı görmüyoruz. Hatta, Afyonkarahisar, Aksaray, Niğde ve Yozgat gibi Orta Anadolu illeri ile Bartın ve Kastamonu gibi Karadeniz illerinin, Güneydoğu illeri ile birlikte aynı en alt kategoride yer aldığını görüyoruz. Üniversite mezunu oranı için en yüksek kategoriyi oluşturan kümeler arasında, Artvin-Rize-Trabzon üçlüsü, Erzincan-Tunceli ve Ankara-Eskişehir ikilileri, Akdeniz grubu ve İstanbul ile İzmir arasındaki kümelenme dikkat çekiyor.

Sonuçta, Şekil 1, okur-yazar olmama ve bitirilen eğitim düzeyi bakımından, Türkiye genelinde dikkate değer bölgesel eşitsizliklerin olduğunu, ancak naif bir doğu-batı ayrımı yapmanın bize pek fazla ipucu sağlayamadığını gösteriyor. Lise ve üniversite mezunlarının nüfusa göreli olarak en çok yaşadıkları illerin hangileri olduğuna baktığımızda da, o illerin daha yüksek eğitim kategorisindeki bireyler için neden daha cazip olabildiğini anlıyoruz.

Kuşkusuz, Şekil 1’in gösterdiği bölgesel beşerî sermaye eşitsizliği örüntüleri, kişi başına reel gelir düzeyinin bölgesel dağılımı ile ilişkili olacaktır. Aynı zamanda, girişimciliğin, fiziksel sermayenin ve teknolojik bilginin iller arasında nasıl dağıldığına da bakmak gerekir. İnsanlar bir ilden başka bir ile göç ettiklerinde beşerî sermayelerini de yanlarında götürüyorlar. Bu bakımdan, insanların bir ilden başka bir ile tam olarak neden göç ettiklerini ekonometrik olarak ortaya koyan ve sonrasında da kalıcı beşerî sermaye (ve dolayısıyla kişi başına reel gelir) farklılaşmasına bu iç göçün ne kadar katkı yaptığını ayrıştıran bir çalışma harika olurdu. Benim buradaki amacım, sadece, verileri konuşturmak ve bölgesel beşerî sermaye eşitsizliğinin ciddiyeti bakımından bir fikir edinmek.

[A] Okur-Yazar Olmayanların Oranı, Kadın ÷ Erkek, İl düzeyi, 2024

[B] Lise ve Dengi Okul Mezunlarının Oranı, Erkek ÷ Kadın, İl düzeyi, 2024

[C] Üniversite Mezunlarının Oranı, Erkek ÷ Kadın, İl düzeyi, 2024

Şekil 2. Eğitimde Bölgesel Cinsiyet Eşitsizliği Göstergeleri

Kaynak: TÜİK Bölgesel İstatistikler verisi ile yazarın görselleştirmesi

Türkiye’nin genelinde, okur-yazar olmayanların, lise mezunlarının ve üniversite mezunlarının nüfus payları ile ilgili olarak, kadınlar ve erkekler arasında da ciddi bir eşitsizlik var. Şekil 2, bu cinsiyet eşitsizliğinin bölgesel boyutlarını, il düzeyindeki 2024 verileri ile görselleştirmeyi amaçlıyor.

Şekil 2’nin üst panelinde, her il için, kadınlardaki okur-yazar olmayan oranını erkeklerdeki orana bölüyorum. Yani, 1’den büyük değerler, kadınlar aleyhine eşitsizlik olduğunu gösteriyor. Burada, yine bir doğu-batı ayrımı gözlemliyoruz; eşitsizlik doğu illerinde daha yüksek. Ancak aynı zamanda, hem Sinop-Hatay hattının batısında kalan Aksaray ve Niğde gibi illerde yüksek eşitsizlik olduğunu, hem de bu hattın doğusundaki iller arasında heterojenlik olduğunu görüyoruz. Daha önemlisi, okur-yazar olmama bakımından kadın-erkek eşitsizliği genel olarak çok yüksek. Burada baktığımız kadın-erkek oranının en düşük olduğu yerlerde, eşitsizlik 2,6 kat ile 4,2 kat arasında değişiyor. En yüksek kategoride ise 6 kat ilâ 8,3 kat arasında değişen eşitsizlik düzeyleri var.

Şekil 2’nin orta ve alt panellerinde, sırasıyla lise ve üniversite mezunlarının 15 yaş ve üzeri nüfustaki oranları için, bu kez erkek-kadın oranına bakıyorum. Ülke genelinde, lise mezunu olan kadınlar ve erkekler için, okur-yazar olmama durumunda gördüğümüzden çok daha düşük bir eşitsizlik ile karşı karşıyayız. Ancak erkek-kadın oranı her ilde 1’den büyük. Yani, 81 ilin tamamında, kadınlar aleyhine bir beşerî sermaye eşitsizliği var. Eşitsizliğin bölgesel örüntüsü ise, bir kez daha, doğu-batı ayrımının büyük ölçüde belirsizleştiğini ortaya koyuyor. Sinop-Hatay hattının doğusunda eşitsizliğin en yüksek olduğu daha çok sayıda il gözlemlense de bu hattın batısında da aynı en yüksek erkek-kadın eşitsizliği kategorisinde bulunan iller var (örneğin Afyonkarahisar, Kütahya, Kırıkkale, Yozgat ve Çankırı gibi iller).

Alt paneldeki üniversite mezunu oranına göre oluşturduğum erkek-kadın eşitsizliği haritası da benzer bir sonuç ortaya çıkarıyor. Eşitsizlik aralığı bu kez daha da dar: En yüksek olduğu illerde 1,2 ilâ 1,4 kat arasında ve en düşük olduğu illerde 0,9 kat ilâ 1,1 kat arasında değişiyor. Yani, üniversite mezunu erkeklerin 15 yaş ve üzerindeki nüfus payı kadınlarınkinden en çok 1,4 kat daha fazla. Üstelik, bu eşitsizlik göstergesinin en düşük olduğu Antalya, İstanbul ve Muğla gibi illerde, kadın üniversite mezunu payının erkeklerinkinden daha fazla olduğunu görüyoruz.

Şekil 2 için özet: Kadınlar ve erkekler arasında, ülke genelinde, kadınlar aleyhine beşerî sermaye eşitsizlikleri var. Bu cinsiyet eşitsizliği, doğu illerinde ortalama olarak daha yüksekse de, batı illerinin bazılarında da kayda değer ölçüde kadın-erkek eşitsizliği var. Okur-yazarlık, lise mezunu olma ve üniversite mezunu olma durumları karşılaştırıldığında, sonuncusu için kadın-erkek eşitsizliği en düşük düzeyde.

[A] Okur-Yazar Olmayanlar

[B] Lise ve Dengi Okul Mezunları

[C] Üniversite Mezunları

Şekil 3. 2008’den 2024’e Kalıcı Eşitsizlikler

Kaynak: TÜİK Bölgesel İstatistikler verisi ile yazarın hesaplamaları ve görselleştirmeleri

Şekil 1’de, Türkiye’nin 81 ilinin üç önemli eğitim göstergesi bakımından 2024 yılı itibariyle nasıl ayrıştığına bakmıştık. Şimdi, Şekil 3’te, aynı üç gösterge için, bölgesel eşitsizliğin zaman içindeki göreli hareketsizliğine odaklanıyoruz. Basitçe, 2024 yılındaki değerlerin 2008 yılındaki değerler ile ilişkili olup olmadığını araştırıyoruz. Şaşırtıcı olmayan bulgu, her üç gösterge için de, geçmişe bağımlılığın pozitif yönde ve güçlü olduğu.

Burada, ayrıntılı bir ekonometrik analiz yapmıyorum. 2008 yılındaki değerleri hangi yapısal faktörlerin nedensel olarak belirlediğini ortaya çıkarmaya çalışmıyorum. 2008’den 2024’e olan geçişte rol oynamış olabilecek çeşitli kontrol değişkenlerini de yok sayıyorum. Sadece,

Y(2024) = A + B*Y(2008) + Hata Terimi

biçimindeki basit regresyonu tahmin ediyorum.

Her üç eğitim göstergesi için de, B katsayısının nokta tahmininin pozitif olduğunu ve tahminin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu görüyoruz. Regresyon doğrusu etrafındaki taralı alan da %95 güven aralığını gösteriyor.

2008’den 2024’e geçişte, Türkiye’nin genelinde eğitimin niceliği yükseldi. Mutlak değerlerin evrimine bakarsak, okur-yazar olmayanların nüfus payı azalıyor ve lise ve üniversite mezunlarının nüfus payı yükseliyor. Ancak, bu göstergelerin 2008’de göreli olarak düşük oldukları yerlerde 2024 değerleri de göreli olarak düşük olma eğiliminde. Bu bulgu, çok basitçe de olsa, bölgesel beşerî sermaye eşitsizliklerinin tarihsel kalıcılık barındırdığını gösteriyor.

Böyle bir tarihsel kalıcılığın kök nedenlerini ve nedensel etkilerin aktarım mekanizmalarını keşfedebilir miyiz? İklimi ve doğal kaynakları da içerecek şekilde coğrafyanın, kültür bileşenlerinin ve kurumların belirleyici rollerini nasıl ayrıştırabiliriz? Hangi önemli tarihsel olaylar, kritik dönemeçler olarak, böyle bir tarihsel kalıcılığın tohumlarını ekmiş olabilir?

Yazı dizisine, bölgesel eşitsizliklerin kişi başına reel gelir düzeyi ve sosyo-ekonomik gelişmişlik puanları bakımından nasıl örüntüler gösterdiğine bakarak ve nesiller-arası hareketsizlik, toplumsal refah ve kalkınma planlamacılığı gibi konuları ilişkilendirerek devam edeceğiz.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
M. Aykut Attar (2026). Türkiye’de Beşerî Sermaye (IV). Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.20187656
  • Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. Araştırmaları, ağırlıklı olarak, iktisadi büyüme ve gelişme, iktisadi demografi ve politik iktisat konularına odaklanmaktadır. Türkiye ekonomisi üzerine yaptığı farklı araştırmalarla, 2013 yılında Celasun Ailesi Özel Ödülü’nü, 2018 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Teşvik Ödülü’nü ve 2020 yılında da Asaf Savaş Akat Ödülü’nü kazanmıştır.

    Diğer Yazıları