Küresel eğilimlerle karşılaştırıldığında, Türkiye demokrasisinin yaklaşık son yirmi yılda daha önce deneyimlenmemiş derinlikte bir düşüş gösterdiği anlaşılıyor. Türkiye’nin demokratik bunalımının boyutları, dünyadan çok ülkeye özgü yani gayet ‘yerli ve millî’ görünüyor.

Giriş
Tekrar merhaba değerli yurttaşlar! “Türkiye’de Demokratik Bunalımın Boyutları” başlıklı yazı dizisinin ikinci bölümüne hoş geldiniz. Bundan önceki ilk bölümde[1], Türkiye’nin son yıllarda deneyimlediği demokratik gerilemenin, tarihsel olarak, pek çoğumuzun tahmin edebileceğinden daha büyük ve derin olduğunu göstermiş ve oradaki ‘ulusal’ bulguları ‘küresel’ demokrasi eğilimleriyle ilişkilendirme işini bu ikinci bölüme bırakmıştım. Burada Türkiye’nin demokrasi performansını Cumhuriyet tarihini kapsayan (1923-2024) bir zaman diliminde ‘dünya’ ortalamaları ve medyanlarıyla karşılaştırıyor ve yine AKP evresine odaklanıyorum.
Kullanılan Veri ve ‘Dünya’ Örneklemleri
Türkiye’de yaklaşık son yirmi yılda deneyimlenen demokratik gerilemeyi, aynı dönemde dünyada da antidemokratik eğilimlerin yükseldiğini ve bunun küresel bir örüntü olduğunu vurgulayarak açıklamaya çalışanlar olabilir. Böyle bir ‘mazeret’ de veriye dayalı bir çerçevede ele alınabilir. Bu amaçla bu ikinci bölümde, 1923-2024 dönemi için, ilk bölümde ayrıntılı tanıttığım V-Dem veri setinde yer alan (Türkiye hariç) 175 ülkeyi ‘dünya’yı temsil eden geniş bir örneklem olarak kullanıyorum. Öte yandan, bu 175 ülkenin ancak 132’sinin Seçimli Demokrasi ve Liberal Demokrasi[2] verileri 1923-2024 dönemi boyunca (Türkiye için de olduğu gibi) eksiksiz ve kesintisizdir. Yani 175 ülkelik ilk örneklemde çözümlemeye dâhil olan ülke grubu her yıl için aynı olmayabilirken, 132 ülkelik ikinci örneklemdeki ülkeler tüm yıllar boyunca aynı ve sabittir.
Çalışmada her iki örnekleme ilişkin sonuçlar (bunlar aslında çok benzer bulgular içerseler de) birlikte sunulmaktadır. Bunun amacı, istatistiksel olarak ‘sağlamlık kontrolü’ ve ‘tutarlılık sınaması’ (robustness check) yapmaktır. Bulguların veri setine girip çıkan ülkelerden kaynaklanan yapay dalgalanmalardan etkilenip etkilenmediğini anlayabilmek için böyle bir kontrol ve sınama yararlıdır. Böylece bir yandan mümkün olan en geniş ülke kapsamı sağlanmaktadır (175 ülkelik örneklem). Diğer yandan, veri setindeki ülke sayılarının yıllar içinde değişmesinden kaynaklanabilecek ‘kompozisyon etkileri’ dışlanarak bulguların sağlamlığını ve tutarlılığını vurgulamak mümkün olmaktadır (132 ülkelik örneklem).
2024 itibarıyla, 175 ülkelik ve 132 ülkelik bu örneklemler, Türkiye hariç toplam dünya nüfusunun sırasıyla yüzde 99.9’unu ve yüzde 84.8’ini temsil etmektedir.[3] Ayrıca, farklı boyutta bir sağlamlık kontrolü ve tutarlılık sınaması gayesiyle, ‘dünya’ için demokrasi skorlarının yalnızca ortalamalarına değil, aynı zamanda medyanlarına ilişkin çözümlemeler de sunulmaktadır.
Yurtta Demokrasi, Cihanda Demokrasi: 1923-2024
Son yıllarda Türkiye’deki demokratik gerileme dünyadaki eğilime koşut mu yoksa kendine özgü mü yani ‘yerli ve millî’ mi? Bu sorunun yanıtını titiz ve şüpheci okuyucuyu tatmin edecek biçimde verebilmek amacıyla bu çalışmada ‘dünya’, yukarıda değinilen iki alternatif örneklem ile temsil edilmektedir.
Yazı dizisinin bu ikinci bölümündeki şekiller, birinci bölümdeki şekillerin devamı olacak biçimde numaralandırılmıştır. Aşağıdaki 4-8 numaralı beş şekilde veri kaynağı, V-Dem veri setidir. Şekil-9 ise (yine birinci bölümde tanıtılan) Polity5 veri seti kullanılarak çizilmiştir.[4]
Şekil-4. Türkiye ve Dünyada Demokrasi (Ortalama ve Medyan), Kısa Dönemli Eğilimler, 1923-2024
Eğilim eğrileri, “Yerel Ağırlıklı Regresyon” yöntemiyle tahmin edilerek yumuşatılmıştır (LOWESS, bant genişliği = 0.10)
Şekil-4’te Türkiye’nin demokrasi skorları ile iki alternatif dünya örneklemine ait ortalamalar ve medyanlar (farklı renkteki noktalar ile) gösterilmektedir. Çizgiler ise kısa dönemli eğilim eğrileridir.[5] Dünyada demokrasi gerçekten de son yıllarda bir duraklama hatta hafif bir gerileme eğilimi sergilemektedir. Ancak Türkiye’nin son yıllardaki gerilemesi dünyaya göre çok daha belirgin, büyük ve derindir. Dolayısıyla yukarıda değinilen ‘mazeret’ geçerli görünmemektedir. Türkiye demokrasisinde son yıllarda dünyaya göre bariz bir kötüleşme gözlemlenmektedir. Bu saptamayı daha açık gösterebilmek için, Şekil-5 ve Şekil-6’da Türkiye’nin demokraside dünyadan farkları resmedilmiştir. Eğilim eğrileri, Şekil-5’te kısa dönemli ve Şekil-6’da uzun dönemlidir.
Şekil-5. Demokraside Türkiye’nin Dünyadan Farkları, Kısa Dönemli Eğilimler, 1923-2024
Eğilim eğrileri, “Yerel Ağırlıklı Regresyon” yöntemiyle tahmin edilerek yumuşatılmıştır (LOWESS, bant genişliği = 0.10)
Şekil-6. Demokraside Türkiye’nin Dünyadan Farkları, Uzun Dönemli Eğilim, 1923-2024
Eğilim eğrileri, “Yerel Ağırlıklı Regresyon” yöntemiyle tahmin edilerek yumuşatılmıştır (LOWESS, bant genişliği = 1).
Şekil-5’teki grafiklerde açıkça görüldüğü üzere, Türkiye’nin demokraside dünyaya göre eğilimi yaklaşık son yirmi yılda (Cumhuriyet tarihi boyunca hiç olmadığı kadar) kötüleşmiştir. Bu şekildeki ‘Medyandan Fark’ grafikleri özellikle çarpıcıdır: 2005 civarında başlayan büyük ve derin gerilemeden önceki uzun dönem boyunca demokrasi eğilimi bakımından Türkiye genellikle dünya medyanının (sıfır çizgisinin) üzerinde seyretmeyi başarmıştır; ancak 2010’lı yılların başından itibaren ilk kez dünya medyanının altına düşmüştür. Bu grafiklere göre, ham demokrasi skorlarındaki farklar da (grafiklerdeki noktalar da) son yıllarda gerek tek partili siyasal rejim, gerekse 1960 ve 1980 askerî darbe dönemlerindeki değerlerin bile altına düşmüştür. Son dönemdeki bu tarihî demokratik bunalımın görüntüsü, uzun dönemli eğilimleri gösteren Şekil-6’daki grafiklerde daha da açıktır.
Türkiye’nin Farklı Evrelerde Dünyaya Göre Demokrasi Performansı
Peki Türkiye demokrasisi dünyadaki eğilimlere göre Cumhuriyet tarihinin belirli alt dönemlerinde nasıl bir performans sergilemişti? Kronolojik alt dönemleri karşılaştırmaya yönelik bu soruyu yanıtlamak için, 102 yıllık Cumhuriyet tarihinin altı ardışık evreye bölündüğü Şekil-7 ve Şekil-8’e bakabiliriz. Bu iki şekilde, Türkiye’de demokrasinin sırasıyla 175 ülkelik ve 132 ülkelik örneklemlerden her evredeki farkları toplamı o evredeki yıl sayısına bölünmüştür. Böylece bu iki şekil, her ‘evre’nin temsilî ve tipik bir yılında Türkiye’nin Seçimli ve Liberal Demokrasi skorlarının dünyadan ne ölçüde farklılaştığını (ortalama ve medyan ölçütlerine göre ayrı ayrı) göstermektedir. Bu iki şekilde tüm dönemi evrelere ayırırken (şekillerin üst kısmında belirtilen başlangıç ve bitiş yıllarından anlaşılabileceği üzere) ülkenin siyasal ve demokratik tarihindeki dönüm noktaları esas alınmıştır. Altıncı ve son evre (2002-2024), AKP iktidarını kapsadığı için bu iki şekli, Türkiye’nin AKP öncesi beş siyasal evresini AKP evresiyle karşılaştıran grafikler olarak okumak da mümkündür.
Şekil-7. Türkiye’nin ‘Dünya’dan (175 Ülkeden) Farkları Toplamı / Yıl Sayısı, Altı Ardışık Dönem
Şekil-8. Türkiye’nin ‘Dünya’dan (132 Ülkeden) Farkları Toplamı / Yıl Sayısı, Altı Ardışık Dönem
Türkiye demokrasisini gerek 175 ülkelik örneklemle karşılaştıran Şekil-7’de, gerekse 132 ülkelik örneklemle karşılaştıran Şekil-8’de (hem ortalama hem de medyan ölçütüne göre) aynı temel bulgu elde edilmiştir: Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye demokraside dünyaya göre en kötü performansını, 2002-2024 evresinde yani AKP iktidarında göstermiştir[6]. İster 175 ülkelik, isterse 132 ülkelik dünya örneklemi esas alınsın; ister ortalamadan, isterse medyandan farka bakılsın; Türkiye’nin dünyaya göre hem Seçimli Demokrasi hem de Liberal Demokrasi performansı, AKP iktidarında önceki beş evredekinden daha düşüktür. V-Dem verilerine dayanan bu ilginç ve önemli bulgu gayet açıktır.
Bu bulguyu alternatif bir veri kaynağıyla sınamak üzere, Polity5 veri setini kullanmakta da yarar var. Ancak bu alternatif veri setinin V-Dem’e göre belirli kısıtlar barındırdığını unutmayalım[7]. Bu kısıtlar altında sağlamlık ve tutarlılık karşılaştırmasını mümkün olduğunca yapabilmek amacıyla, Polity5 veri setindeki temel demokrasi göstergesi için (yapısal olarak Şekil-7’ye benzeyen) son bir şekil daha oluşturdum. Aşağıdaki Şekil-9’u (1923-2018 döneminin kapsandığı 165 ülkelik sınırlı bir örneklem olarak) bu amaçla ilave ediyorum. Polity5 veri setindeki (–10 ile +10 arasında tam sayı değerleri alan) demokrasi göstergesi (V-Dem’in demokrasi endeksleriyle uyumlu olması için) 0 ile 1 arasında değerler alacak şekilde ‘normalleştirilmiş’ ve Şekil-9’daki iki grafik buna göre sunulmuştur.
Şekil-9. Polity5veri setindeki alternatif demokrasi göstergesine göre Türkiye’nin Dünyadan (165 Ülkeden) Farkları Toplamı / Yıl Sayısı, Altı Ardışık Dönem (1923’ten 2018’e kadar)
‘Polity5’veri setindeki temel demokrasi göstergesi (0 ile 1 arasında değerler alacak biçimde) ‘normalleştirilerek’ oluşturulmuştur.
Şekil-9’da görüldüğü üzere, Polity5’in demokrasi göstergesi, Türkiye’nin dünyaya göre en kötü performans sergilediği alt dönemi (Şekil-7’den farklılaşarak) tek partili siyasal rejim (1923-1945) evresi olarak ölçmektedir. Ancak bu şeklin, tüm dönem boyunca toplam gözlem sayısı V-Dem’e göre yüzde 29 oranında eksik olan bir örnekleme dayandığını hatırlatmalıyım. Dahası, söz konusu 1923-1945 evresi için, V-Dem’de kapsanan toplam ülke sayısı 148 ve toplam gözlem sayısı 3256 iken, Polity5’te bunlar sırasıyla ve yalnızca 69 ülke ve 1345 gözlemdir. Öte yandan, bu sınırlı örneklemde dahi Türkiye, çok partili siyasal rejimi kapsayan diğer dört evreyle karşılaştırıldığında AKP evresinde (2002-2018) bariz biçimde daha düşük bir demokrasi performansı sergilemiştir.
Bulguların Özeti
Evet, değerli yurttaşlar, tüm bu bulgular, iki temel sonucu ortaya koyuyor:
(1) Dünyadaki eğilimler dikkate alındığında, Türkiye demokrasisinin AKP evresinde deneyimlediği gerileme, özellikle çok partili siyasal rejim boyunca daha önce deneyimlenmemiş boyutta bir demokrasi bunalımının varlığına işaret ediyor.
(2) Son yıllardaki bu demokratik bunalımın boyutları, dünyadan çok Türkiye’ye özgü yani gayet ‘yerli ve millî’ görünüyor.
Yazı dizisinin bunu izleyecek üçüncü bölümünde, çözümlemeyi ayrıntılandırmak ve derinleştirmek üzere, Türkiye’nin demokrasi performansını (kişi başına gelire ve dünyanın bölgelerine göre ayrıştırılmış) ülke grupları ve seçilmiş tekil ülkelerle karşılaştıracağım.
Sonuç Yerine
Çok partili siyasal yaşam boyunca demokraside hiç olmadığı kadar dibe vurmuş bir ülkenin yurttaşlarıyız. Evet ama bu bilgi ne işimize yarar?
Bilmiyorum. Ama önce kendini yakıp sonra küllerinden doğan Zümrüdüanka’nın bir bildiği vardı muhakkak. Kapitalizmle barışık iktisatçıların pek sevdikleri Joseph Schumpeter’in ‘yaratıcı yıkım’ anlatısı, kim bilir, yalnızca kapitalist ekonomide değil, aynı zamanda kapitalist demokraside de geçerlidir belki. Her demokratik yıkım yeni ve daha gelişkin hatta anti-kapitalist bir demokrasiyi muştuluyor olamaz mı?
Dünyada kapitalizm aşılabilmiş, sosyalizm usulünce kurulabilmiş olsaydı bu kasvetli işlerle uğraşmamıza belki de gerek kalmazdı. Böyle ağır bahisler açıldığında, benim aklıma ister istemez psikanalitik felsefeden bir telmih (anıştırma) geliyor:
Usulünce gömülmeyen her şey sonradan hortlar![8]
Yirminci yüzyılda sosyalizm usulünce kurulamamıştı, ama usulünce gömülebildiği de söylenemez.
Bizler çok partili siyasal yaşam boyunca kapitalist demokraside hiç olmadığı kadar dibe vurmuş bir ülkenin yurttaşlarıyız. Bu bilgi ne işimize yarar peki?
Türkiye’de kapitalist demokrasinin gömülmekte olduğunu anlamamıza yarayabilir belki.
Bunu bir imkân olarak görebilir, kapitalist demokrasinin usulünce gömülmesi için çabalayabiliriz mesela.
Demokratik bir sosyalizm doğrultusunda…
Notlar:
- https://katmanportal.com/turkiyede-demokratik-bunalimin-boyutlari-1-bolum/ ↑
- V-Dem’in akademik literatürde yaygın olarak kullanılan bu iki demokrasi endeksi yazı dizisinin birinci bölümünde tanıtılmıştı. ↑
- Bu nüfus oranları, World Inequality Database verileri kullanılarak yazar tarafından hesaplanmıştır. ↑
- Bu ikinci bölümde yer alan tüm şekiller Stata’da çizilmiştir. Şekil çizimleri için gerekli Stata kodlarının saptanıp geliştirilmesinde Yapay Zekâ’dan yararlanılmıştır. ↑
- Eğilim eğrilerine ilişkin açıklayıcı bilgiler yazı dizisinin ilk bölümünde verilmişti. ↑
- Bu noktada, AKP evresinin tek bir ‘blok’ (2002-2024) olarak ele alınması; yani, örneğin, 2002-2010 ve 2011-2024 gibi iki alt evreye bölünmemiş olması, ilk alt evrede AKP’nin reformcu ve demokratik bir siyaset izlediğini vurgulayan yaygın ve popüler anlatıyla hemfikir olan kimi okuyuculara kuşkulu gelebilir. Ancak bu yazı dizisinin birinci bölümünde ayrıntılı izah edildiği üzere, AKP’nin erken dönemlerine atfedilen bu demokratik ‘altın çağ’ nitelemesi V-Dem verilerince desteklenmemektedir (Ayrıca Freedom House ve Polity5 verilerince de desteklenmemektedir). V-Dem verilerine göre, Türkiye’de hem Seçimli hem de Liberal Demokrasi 2005’ten itibaren gerilemeye başlamış olduğu için uzun AKP dönemini iki alt evreye bölmek bu bağlamda gerekli görünmemektedir. ↑
- Bu kısıtlar, yazı dizisinin birinci bölümündeki 4. dipnotta izah edilmişti. ↑
- Sanırım bunu Freud-Lacan-Žižek hattında bir anıştırma olarak düşünebiliriz. İngilizce orijinali 1991’de yayımlanan bir kitabında (Looking Awry: An Introduction to Jacques Lacan through Popular Culture, The MIT Press) Slavoj Žižek şöyle diyordu: “Ölüler niye geri dönerler? Lacan’ın cevabı popüler kültürde bulunanla aynıdır: usulünce gömülmedikleri için, yani cenaze törenlerinde bir şeyler yanlış gittiği için. Ölülerin geri dönüşü simgesel ayindeki, simgeselleştirme sürecindeki bir bozukluğun alametidir; ölüler bazı ödenmemiş simgesel borçları ödetmek üzere geri dönmektedirler” (Yamuk Bakmak – Popüler Kültürden Jacques Lacan’a Giriş, 2. Basım, Eylül 2005, Metis Yayınları, İstanbul, s. 40, italikler bana ait). ↑






