Takip et

Piyasa Çözmüyor, Hane Taşıyamıyor, Kamu Planlamıyor

YazarEmel Memiş

14 Mayıs, 2026 ,
🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.20171917 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Nüfus yaşlanıyor, enflasyon hanelerin bakım kapasitesini eritiyor, gelir kayıpları ücretsiz emeği yoğunlaştırıyor. Bakım krizi tam da bu üç baskı altında derinleşiyor.

Türkiye’de ücretli bakım hizmetlerinde[1] yaklaşık bir milyon kişi çalışıyor. Çalışanların yüzde 86’sı kadın ve yüzde 72’si sosyal güvencesi olmadan çalışıyor (TÜİK, 2024a). Ancak bir milyon çalışan sayısının ne ifade ettiği, ihtiyaç duyulan bakım hizmetlerine karşılık yeterli olup olmadığı bilinmiyor. Talebi ve ihtiyacı ölçemediğimiz bir hizmet alanında beş ya da on yıl sonra kaç çalışana ihtiyaç duyulacağını tahmin etmek de mümkün değil. Oysa kamu hizmetlerinde planlama çerçevesinde istihdam ihtiyacına yönelik hesaplamalar yapılır. Örneğin sağlık hizmetlerinde doktor, hemşire açığı ya da eğitim hizmetlerinde öğretmen açığı tespit edilebilir. İstihdam açığı varsa tıp fakültelerinde, eğitim fakültelerinde öğrenci kontenjanlarında değişiklik yapılır. Kontenjan artışlarının hizmet kalitesini nasıl etkilediği ayrıca tartışılması gereken bir mesele. Fakat bakım hizmetlerinde bu tür bir kamusal planlama yapılmıyor.

Kamusal hizmetlerde ihtiyaçların tespiti yapılırken nüfus projeksiyonları ve ilgili hizmete dair standartlar esas alınarak çalışan ihtiyacı hesaplanır ve sorumlu kurumların bütçe kalemleri bu hesaplara dayandırılır. Ancak bakım hep aile içinde çözülmesi gereken bir mesele olarak görüldü; kamusal bir hizmet olduğu fikri hiçbir zaman tam anlamıyla benimsenmedi. Bunun kökleri ekonomide bakım emeğinin üretici faaliyet sayılmamasına kadar uzanıyor.

Son dönemde büyük korkularımızdan biri sık sık gündeme gelen demografik dönüşüm. Düşük doğurganlık ve hızlı yaşlanan nüfus üzerine ardı ardına raporlar çıkarılıyor. Konuyu izlemek için enstitüler kuruluyor. Bakım açığına dair somut bir çözüm gelmiyor. Çelişki şu ki kriz artık gizlenemiyor. Onu derinleştiren üç ayrı baskı aynı anda devreye giriyor. Bunlardan ilki demografik baskı: 75 yaş üstü nüfus hızla büyürken haneler bakım ihtiyacını artık massedemez hale geliyor. İkincisi yüksek enflasyonla eriyen alım gücünün hanelerin bunu kısmen ücretsiz bakım emeğini yoğunlaştırarak telafi etme çabası. Bu mekanizma standart makro modellerinde görünmeyen; piyasadaki nispi fiyat uyumunun bakım emeği üzerinden telafi edilmesi olarak ifade ediliyor (Elson, 1995). Enflasyon bu telafi kapasitesini de eritiyor. Ayrıca bakım hizmetlerinin piyasadan temini güçleşiyor. Evde bakım, temizlik işlerinde çalışanlarına yapılan ödemeler görünür hatta göze batar hale geliyor. Üçüncüsü de eriyen alım gücünü telafi etmek için işgücüne katılımı artan kadınların hanede ücretsiz bakımı üstlenme olanağı kalmıyor. Sadece piyasa ile bu açığın kapatılması da mümkün değil. Yükün hanehalklarına bırakılması ise sorunu çözmüyor; görünmezleştirip erteliyor.

Bakım hizmetleri ihtiyacı nasıl tespit edilebilir?

Türkiye’de ücretli bakım hizmetlerinde toplam çalışan sayısı yaklaşık 935 bin kişi (TÜİK, 2024) ve bunun tam zamanlı eşdeğer karşılığı 650 bin kişi civarında. Bakım hizmetleri alanındaki ihtiyacı hesaplamak için kullanılan üzerinde uzlaşılmış tek bir uluslararası standart yok. Ancak hangi standart kullanılırsa kullanılsın, Türkiye, bugün bakım sektöründe gerçekten ihtiyaç duyduğu çalışanın çok altında bir ölçekte hizmet sağlıyor. Bu konuda Şemsa Özar, Gülay Günlük Şenesen başta olmak üzere geniş bir araştırma ekibiyle ücretli bakım hizmetlerine yönelik ihtiyaç tespiti ve mevcut durumdaki kamu ve özel sektör istihdamı ile işgücü arzı üzerine kapsamlı bir araştırma hazırlandı. Bulgularını izleyen yazılarda tartışabiliriz. Burada sınırlı bir hesaplama egzersiziyle açığın büyüklüğünü görelim. Aşağıdaki tablo, Türkiye’de bakım hizmetlerine ihtiyaç duyan nüfus büyüklüğü ile OECD ortalama gerekli personel oranları kullanarak hesaplayabileceğimiz, çocuk ve yaşlı bakımına yönelik işgücü ihtiyacını özetliyor. Engelli nüfusun bakımı ve diğer bakım işgücü ihtiyacı hariç, 0-5 yaş çocuk ve 65+ nüfusta bakıma ihtiyaç duyan kesim için yaklaşık 1,5 milyon bakım işgücüne ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkıyor. Üstelik mevcut durumdaki koşullarda elde edilen bu ihtiyaç önümüzdeki dönemde kapanmıyor, büyüyor. TÜİK’in nüfus projeksiyonuna göre 75 yaş üstü nüfus 2025’te 3,5 milyon iken, 2035’te 5,5 milyon olacak. On yılda yüzde elli yedi oranında artışa denk düşen bir değişim. Bu grubun bakım yoğunluğu en yüksek, sürekliliği en fazla gerektiren kesim olduğu düşünüldüğünde, açığın hızla derinleşeceği görülebilir. Peki mevcut sistem bu ihtiyacı neden karşılamıyor? Sorunun bir yanıtı piyasanın (quasi-market) yapısında, öte yandan ise çalışanların kayıt dışılığında gizli.

Tablo 1. Türkiye’de Çocuk ve Yaşlı Nüfusuna Yönelik Bakım İşgücü İhtiyacı (2025–2035)

Nüfus Büyüklüğü

2025

2030

2035

Çocuk Nüfusu (TÜİK Ana Senaryo)

0–2 yaş nüfusu*

2.917.635

2.669.387

2.704.748 a

3–5 yaş nüfusu*

3.181.881

2.754.088

2.772.182 a

Yaşlı Nüfusu (TÜİK Ana Senaryo)

65–74 yaş nüfusu

6.035.267

7.322.132

8.202.537 a

75+ yaş nüfusu

3.535.042 a

4.548.740

5.550.747 a

Bakıma ihtiyacı olan 65+ toplam nüfus

1.584.629 b

1.992.435 b

2.354.417 b

İşgücü İhtiyacı

     

Çocuk ve Yaşlı Nüfusa Yönelik Bakım işgücü ihtiyacı **

1.523.301**

1.509.716**

1.611.314**

Kaynak: TÜİK Nüfus Projeksiyonları 2023–2100; TÜİK Yıl, Yaş Grubu ve Cinsiyete Göre Nüfus 2024–2030.

* P(..) TÜİK nüfus istatistiklerinde ilgili yaş grubunun nüfus büyüklüğünü temsil ediyor. Buna göre 0–2 yaş nüfus = 3/5 × P(0–4); 3–5 yaş = 2/5 × P(0–4) + 1/5 × P(5–9) yöntemiyle yaklaşık olarak türetilebilir. 5 yaşından büyük çocukların bakımı için gereken hizmet ihtiyacı dışarıda bırakıldı.

a 2025 için 65–69 ve 70–74 yaş verileri doğrudan TÜİK projeksiyon tablosundan; 75+ alt grupları ise 2024–2030 bileşik yıllık büyüme oranıyla hesapladık. 2035 değerleri TÜİK Ana Senaryo 2030 ve 2050 baz alınarak bileşik yıllık büyüme oranıyla [g = (P₂₀₅₀/P₂₀₃₀)^(1/20) − 1; P₂₀₃₅ = P₂₀₃₀ × (1+g)5] elde ettik.

bBakıma ihtiyacı olan 65+ nüfusu TÜİK Yaşlı Profili Araştırmasında yer alan oranlar kullanılarak hesapladık. Buna göre P(65-74)×10.5%+P(75+)×26.9%= Bakıma İhtiyaç duyan Yaşlı Nüfusa denk düşer.

**Bakım işgücü ihtiyacı çocuk (0–2 ve 3–5 yaş) ve yaşlı (65+) bakımı için OECD orta yoğunlukta bakım senaryo parametreleri kullanarak hesapladık: 0–2 yaş çocuk için 1 çalışan/4 çocuk, 3–5 yaş çocuk için 1 çalışan/8 çocuk. Yaşlı bakımında ise Türkiye Yaşlı Profili bilgisi kullanılmıştır. Buradaki uluslararası standartlar ve TÜİK nüfus projeksiyonları baz alınarak oluşturulmuş yaklaşık bir hesaplama denemesidir. Engelli nüfusu ve bakım hizmetlerine yönelik kamu ve özel sektör hizmetleri, göçmen işgücü dinamiklerinin dahil edildiği işgücü talebi, arzı ve ihtiyacına yönelik projeksiyonlar Özar, Şenesen vd. (yayınlanacak) araştırmasında yer alıyor.

Piyasa çözmüyor

Bakım hizmetlerinde mevcut istihdamın yüzde yetmişin üzerinde oranla sosyal güvenceden mahrum olsa da çalışıyor olması bireysel bir tercih olarak açıklanabilir mi? Ev hizmetleri çalışanlarını zorunlu sosyal güvenlik kapsamına alan reform yürürlüğe gireli yaklaşık beş yıl oldu. O tarihten bugüne kayıt dışı çalışan oranlarında geçici olarak düşüş olsa da son yıllarda oran tekrar yüzde 70’li oranlara yükselmiş durumda. Yapısal sorunların tek başına kağıt üzerinde yasal düzenlemeyle çözülmediğini görüyoruz. Peki bu alanda kayıt dışılık neden bu denli kalıcı? İlk gerekçe maliyetin yüksek olması. Asgari ücret üzerinden hesaplanan işveren payı hane halkı için fiilen caydırıcı. Bakım hizmetini asgari ücret düzeyinde bir çalışanla yasal yolla istihdam etmek, birçok hane için bütçe dışı. İkinci gerekçe denetim yokluğu. Özel konutlarda iş denetimi yasal olarak kısıtlı. Caydırıcı bir yaptırım olmadığında kayıt dışı istihdam rasyonel tercih olmaya devam ediyor. Üçüncüsü ise bakım işinin tarihsel olarak aile içinde yapılan iş olarak kodlanmış olması. Ailenin bunu ücretsiz yaptığına ilişkin toplumsal beklenti, piyasaya taşındığında da ücret düzeyini düşük tutuyor. Düşük ücret kayıt dışılığı “cazip” kılıyor ve kayıtdışılık düşük ücreti normalleştiriyor. Kısır döngü böyle işliyor.

ILO’nun 2018 tarihli Care Work raporu, bakım sektörü ücretlerinin diğer hizmet sektörlerine kıyasla küresel ölçekte yüzde beş ile yirmi arasında düşük olduğunu belgeliyor; buna “bakım cezası” (care penalty) adını veriyor. Türkiye’de bu cezanın üstüne bir de kayıt dışılık cezası biniyor. Bakım sektöründe ücretleri tartışmak zor ve bu da bir planlama eksikliğinin sonucu. OECD ülkelerinde bakım işçisi ücretleri ortalama ücretin yüzde yetmiş beşi ile seksen beşi arasında seyrediyor (OECD, 2020). Türkiye’de bakım ücretlerinin ortalama ücrete oranı daha da düşük düzeyde.

Ayrıca ev ve bakım hizmetlerinde çalışanların önemli bir kısmı saatlik ücretle ve çok sayıda işverene bölünerek çalışıyor. Sabah bir haneye, öğleden sonra başka bir haneye gidiliyor. Bu parçalı çalışma hem bireysel geliri düşürüyor hem de sosyal güvenlik sistemine erişimi azaltıyor. Günde sekiz saat çalışıp birden fazla hanede hizmet veren bir çalışan, bazı işverenler tarafından gerçekte yalnızca birkaç saat için sigortalanabiliyor. Kısmen kayıtlı olmak, tümüyle kayıtdışılıktan daha kötü bir sonuç üretebiliyor: SGK sistemi her işverenden ayrı prim yatırılmasını zorunlu kıldığından, parçalı sigortalılık bazen eksik prim günü bırakıyor; emeklilik eşiğine ulaşılamıyor, prim borcu birikebiliyor.

Ücretlerin düşük ve belirsiz olması planlama sorunuyla doğrudan bağlantılı. Eğer bakım işgücüne ihtiyaç ne kadar bilinmiyorsa, bu işgücünü çekecek ücret düzeyinin ne olması gerektiği de planlanamıyor. Sağlık sektöründe hemşire maaşları kamu tarifesiyle belirleniyor, toplu sözleşmeye konu oluyor, uzmanlaşma ve deneyime göre kademeleniyor. Bakım sektöründe bu mekanizmaların hiçbiri yok.

Kamu planlamıyor

Bakım işgücü planlaması soyut bir egzersiz olarak algılanmamalı. İngiltere’de Ulusal Bakım İşgücü Stratejisi (UK Department of Health and Social Care, 2023), nüfus projeksiyonları, meslek sınıflandırmalarıyla birleştirerek 2035’e kadar kaç sosyal hizmet uzmanı, kaç evde bakım çalışanı, kaç kurumsal bakım personeline ihtiyaç olduğunu bölgelere göre ayrıştırılmış olarak ortaya koyuyor. Bu projeksiyon; mesleki eğitim kontenjanlarının, işe alım kriterlerinin ve ücret tarifelerinin dayandığı veri tabanını oluşturuyor. Belge, giriş düzeyinden uzman kadrolara uzanan kademeli bir kariyer yapısı tanımlıyor; her rol için gereken bilgi, beceri ve görev tanımlarını belirtiyor ve bakım işçiliğini bir meslek olarak resmileştirmeyi hedefliyor. Japonya’da ise uzun süreli bakım sigortası (Long-term Care Insurance Act, 2000) ile, finansman ve işgücü talebi birlikte planlanarak, bakım işçisi ücretlerini yasal tarife sistemine bağlanmış durumda, belirli aralıklarla da güncelleniyor.

Türkiye’de böyle bir planlama yapılması için ne gerekir? En az dört bileşenin birlikte ele alınması önemli: nüfus projeksiyonlarına dayalı ihtiyaç tahmini; işgücü planlaması ve meslek sınıflandırması; ücret tarifeleri ve sosyal güvenlik mevzuatında gerekli düzenlemeler ve mesleki eğitim planlaması. Bu dört bileşen birbirinden bağımsız değil; biri olmadan diğeri işlemiyor.

Ölçülmeyen ihtiyaç hak talebine dönüşmüyor

Bakım ihtiyacı ölçümü yapıldığında hak talebine dönüşme olasılığı doğuyor. Bugün yaşlı bakımında her dört ihtiyaç sahibi kişiden üçü ya aile tarafından karşılıksız olarak ya da kayıt dışı bir bakıcı tarafından hizmet görüyor. Demografik değişim bu tabloyu kaçınılmaz biçimde dönüştürecek; 75 yaş üstü nüfusun hızla büyüyecek olması hane içi bakım emeğinin sınırının çok daha erken aşılacağına işaret ediyor. Veriler mevcut. Eksik olan, bu planlamanın politika önceliğine dönüşmesi.

Kaynakça

Elson, D. (ed.). (1995). Male bias in the development process. Manchester University Press.

ILO. (2018). Care work and care jobs for the future of decent work.

OECD. (2020). Who cares? Attracting and retaining care workers. OECD Health Policy Studies.

Özar, Ş. Şenesen, G. vd. (yayınlanacak) Labour Market Assessment with Labour Demand Forecasts for Care Sector. ILO.

TÜİK. (2024a). Hanehalkı İşgücü Araştırması, 2014–2024.

TÜİK. (2024b). Nüfus Projeksiyonları, 2023–2100.

UK Department of Health and Social Care. (2023). Care Workforce Pathway for Adult Social Care.

UK Department of Health and Social Care. (2025). Care Workforce Pathway for Adult Social Care: Overview.

Notlar

  1. Literatürde bir de eğitim, sağlık gibi hizmet sektörlerinin dahil edildiği bakım sektörü bakım ekonomisi kavramları bulunuyor ancak burada bakım hizmetleri eğitim, sağlık sektörünü kapsamamaktadır. Bakımla ilgili yatılı, evde bakım hizmetleri gibi faaliyetleri içermektedir.

Not: Bu yazının hazırlanma sürecinde, yazım denetimi amacıyla yapay zeka araçlarından sınırlı ölçüde yararlanılmıştır. Yazının içeriği ve argümanların sorumluluğu yazara aittir.
 

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Emel Memiş (2026). Piyasa Çözmüyor, Hane Taşıyamıyor, Kamu Planlamıyor. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.20171917
  • Emel Memiş, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. Ekonomi ve toplumsal cinsiyet, ekonomik kalkınma ve feminist iktisat alanlarında araştırmalar yürütmektedir. Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi üyesi olan Memiş, aynı zamanda Kadın Çalışmaları Programı’nda kadın emeği üzerine dersler vermektedir. 2007 yılında Levy Ekonomi Enstitüsü’ne katılarak, Türkiye’de karşılıksız emek, yoksulluk ve zaman yoksulluğu üzerine yürütülen araştırmalarda yer almıştır. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) ve Kadın Emeği Üzerine Çalışan Feminist Araştırmacılar (KEFA) üyesi olarak, Türkiye’de kadın emeği ve istihdamı, yoksulluk ve sosyal yardımlar alanlarında hem araştırmacı hem de aktivist kimliğiyle çalışmalarına katkı sunmaktadır.

    Diğer Yazıları