Takip et

Dolar, Eurodolar ve Petrodolar’ın Asırlık Hikâyesi

YazarEngin Yılmaz

17 Ağustos, 2026 ,
🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.21944791 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Bretton Woods’u milat alarak dolar hegemonyasının eurodolar’ın gelişimiyle nasıl yükseldiğini ve bu sürecin tam ortasında kalan petrodolar kavramının ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Ekonomi basınının yarattığı “petrodolar çevrimi” tezinin gerçekle neden bağdaşmadığını ayrıca tartışıyorum.

ABD ve İsrail tarafından İran’a karşı yürütülen savaş sırasında basında bu savaşın etkileri üzerine yazılıp çizilen haberlerin absürt noktalara varması bu yazıyı kaleme almama neden olmuştur. Savaşın tüm dünya ekonomisi üzerinde yaratacağı etkilerin ne olacağı tam olarak kestirilemezken kullanılan ekonomik argümanların zayıflığı okuyucuların zihnini iyice bulandırmaktadır. Ekonomi basını 1970’lerdeki petrol krizleriyle analoji kurarak günümüzü açıklamaya çalışırken sıkça petrodolar kavramına atıfta bulunmakta fakat kavramı tamamen yanlış bir şekilde kullanmaktadır. Kabahat aslında tek başına ekonomi basınında da değildir. Yıllar önce yaratılan petrodolar çevrimi hikâyesinin de bu durumda payı vardır. Bununla beraber petrodolar kavramı sıkça eurodolar kavramıyla karıştırılmaktadır. Kavramlar iyiden iyiye birbirine girmiş, petrodolar anlatısı içinden çıkılamayacak bir durum komedyasına dönüşmüştür. Bu makale İkinci Dünya Savaşı bitimini milat alarak Amerikan dolarının küresel rezerv para olarak doğuşunu ve sonrasındaki gelişmeleri ele alarak iki kavrama açıklık getirmekte ve güncel gelişmelerin daha sağlıklı bir temelde tartışılmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Küresel Rezerv Para Olarak Dolar

İkinci Dünya Savaşının bitimiyle Avrupa ekonomisi büyük ölçüde çökmüş ve bu savaşın galiplerinden ABD’de ciddi miktarda arz/üretim fazlası oluşmuştur. Uluslararası para sisteminin yeniden işler hale getirilmesi çalışmaları, özellikle ülkeler arasında kurların sabit olması ve belli ölçüde düzenlenmesi üzerine kurgulanmıştır. Bu çerçevede tüm ülke paralarının dolara bağlanması ve doların da altına bağlanması şeklinde yarı-altın para sistemine Bretton Woods (1944) sistemiyle geçiş yapılmıştır. Bu sistemin temelinde ABD’nin açık vermesi ya da harcama yapması (bir anlamda dünyaya rezerv para enjekte etmesi) ve diğer ülkelerin de elde ettikleri dolar düzeyinde yerel para arz etmeleri vardır. ABD’nin temel sorumluluğu ise yeteri kadar dolar arz ederken diğer ülkelerin dolar karşılığı altın taleplerini yerine getirmektir.

Grafik 1: Bretton Woods Parasal Hiyerarşisi

Grafik 1 üzerinde bu sistemin hiyerarşik yapısı basit düzeyde gösterilmektedir. Bu sistemde ABD tüm dünyaya sınırlı dolar ihraç ederek tüm ülkeler arasında sabit kur garantisini taahhüt ederken, diğer ülkeler de parasal genişlemelerini büyük ölçüde dolar kazançlarına bağlamaktadır. Amerikan kapitalizmi bu dönemde arz fazlalığını bu ülkelere Marshall yardımları ve diğer yollarla kredi vererek azaltmış, aynı zamanda doların küresel rezerv para olmasını sağlamlaştırmıştır. Bretton Woods sistemi, tek taraflı sermaye kontrollerine dayalı ve rezerv para olan doların uluslararası ticaret ve finansal işlemlerde kullanımının sınırlı olduğu (büyük ölçüde merkez bankaları aracılığıyla yürütülüyordu) bir sistem olarak düşünüldüğünde, uzun bir süre neden görece istikrarlı olduğu anlaşılacaktır. Hikâyenin ikinci sacayağı ise 1940’lı yılların sonunda Avrupa’da doğacaktır.

Eurodolar Nedir?

ABD’nin, Yugoslavya’nın Amerikan varlıklarını millileştirmesi hamlesi karşısında, New York’ta bulunan altınlarını dondurması Sovyet Bloku ülkelerinin bu ülkedeki altın ve dolar rezervlerini Avrupa’ya çekmesine neden olmuştur. CIA raporlarına (Central Intelligence Agency, 1969) da yansıyan bu gelişme karşısında Sovyet Bloku ülkeleri Fransa’da “Banque Commerciale pour l’Europe du Nord” üzerinden altın ve dolarlarını yönetmeye başlamışlardır. CIA raporlarında bu işlemleri yönetmek için 2 bankanın daha sürece dahil olduğu görülmektedir. Zamanla Sovyet Bloku ülkeleriyle diğer ülkeler arasında ticaretin finansmanında kullanılan bu bankanın teleks ismi olan “Eurobank” ise bu bankalarda yaratılan Eurodolar’ın isim babası olmuştur. Bu sistemin “kurucu babaları”, ironik biçimde, Batı Avrupa ya da ABD’nin hırslı bankacıları değil, Sovyetler Birliği’nin komünistleridir; “doğum yeri” ise Londra değil, Paris’tir (Altamura, 2016, s.26).

Eurodolar piyasasında doların tüm özelliklerine sahip fakat ABD bankacılık sistemi dışında üretilen dolar doğmuştur. Şöyle ki; bu piyasada dolar cinsinden kredi verildiğinde müşteri mevduatına dolar mevduatı yazılmıştır ve müşteriler hiçbir kısıt olmaksızın bu dolarları hem yatırım hem de ticari işlemlerinde kullanmışlardır. Aşağıdaki örnekle ilerleyelim. Belçika orjinli bir banka Belçika vatandaşına dolar cinsinden kredi verdiğinde banka muhasebesinde aşağıdaki işlem oluşmaktadır.

Tablo 1: Eurodolar Kredi Verilmesi İşlemi

BANKA
+ Eurodolar Kredi + Eurodolar Mevduat
MÜŞTERİ
+ Eurodolar Mevduat + Eurodolar Kredi

Buradaki ayrım doların ABD bankacılık sisteminde bankalar tarafından yaratılması, Eurodoların ise ABD dışındaki bankacılık sistemi tarafından yaratılmasıdır. Eurodolar, ABD bankacılık sistemi dışındaki bankalar tarafından yaratılan dolar cinsinden kredi ve mevduatlara verilen addır. Sonrasında bu piyasa o kadar büyümüştür ki, ABD’li bankaların da belli ölçüde bu piyasada yer almasına ABD hükümeti tarafından izin verilmiştir. Eurodolar mevduatların, Amerikan dolarıyla aynı özelliklere sahip olması, bunun haricinde doların tabii olduğu yasal sınırlamalardan muaf olması nedeniyle bu mevduatlara Amerikan bankaları da 1960’lı yıllarda büyük ilgi göstermiştir. Bu piyasanın büyümesinin önemli bir aşaması da tam olarak bu dönemde gerçekleşmiştir. ABD ve İngiltere’nin bu piyasayı teşvik etmesi, sermaye kontrollerine dayalı Bretton Woods sisteminden ilk kopuşu gerçekleştirmiştir (Helleiner,2018, s.99). Her ne kadar bu piyasa ABD’deki düzenlemelerden muaf olsa da, bu bankalarda tutulan mevduatların ticaret nedeniyle uluslararası alanda transfer edilmesi / el değiştirmesi nedeniyle, ABD’de yerleşik bir muhabir banka (ya da ABD orjinli muhabir bankayla çalışan başka bir yerel banka) ile çalışması gerekmektedir. Sonuç olarak bu piyasa ABD bankacılık sisteminden tamamen bağımsız bir yapı değildir.

Eurodolar mevduatlarına yönelik güçlü talep ve piyasanın hızla büyümesi, 1965 yılında Eurodolar tahvil piyasasının ortaya çıkmasına zemin hazırlamış ve 1965 yılında İtalyan Autostrade şirketi 15 senelik 15 milyon dolar değerinde eurodolar ihracını gerçekleştirerek Eurodolar tahvil piyasasını ortaya çıkarmıştır. Bu sayede Eurodolar cinsinden finansal ürünlerin vadeleri daha da uzamış ve Eurodolar piyasası ikinci ayağına İtalya’da ulaşmıştır.

Grafik 2: Eurodolar Piyasası

Grafik 2 üzerinde Eurodolar piyasası basitçe sınıflandırılmıştır. Bir tarafta bankalarca yaratılan eurodolar mevduatlar diğer tarafta özel sektör ve kamu sektörü tarafından yaratılan eurodolar tahvilleri bulunmaktadır. Bu piyasa, dolar hegemonyasının dünya üzerindeki en önemli kurucu unsurlarından biridir. Eurodolar piyasasının gelişimi, doların kullanım alanının genişlemesi ve dolar cinsinden borç yaratımı ile bu borçların transfer edilebilirliğine dayanan süreçle yakından bağlantılıdır (Lim, 2017, s. 142).

Bretton Woods Sona Eriyor

Bretton Woods sistemi anlaşıldığı üzere hem eurodolar piyasasının genişlemesi hem de kısmi olarak sermaye kontrollerinin kaldırılmasıyla sona doğru gelmeye başlamıştır. 1960’lı yıllara kadar bir ölçüde devam etmiş fakat sonrasında ABD’nin girdiği/yarattığı savaşlar nedeniyle sürekli dolar arzını artırmasının diğer ülkelere enflasyon ihraç ettiği argümanı Almanya tarafından yüksek sesle dile getirilmiştir. Bunun ötesinde kısıtlı altın arzına karşı doların sürekli artması bu ülkenin dolar karşılığı altın ödemesi yapıp yapamayacağı sorularını gündeme getirmiştir. Benzer biçimde ABD hükümetleri de yarattıkları dolar arzının kendilerine altın talebi olarak dönmesi konusunda ciddi kaygılar duymuştur. Nixon’un 1971 yılında aldığı kararla bu sistemin varlığına son verilmiştir. Dünya ekonomisi kendini birdenbire serbest kurlarının egemen olduğu altından bağımsız bir yapının içinde bulmuştur.

Petrodolar

Bretton Woods sistemi yıkılırken, 1973 OPEC krizi patlak verecek ve bu kriz, dolar ve eurodolar hikayesine yeni bir aktör ekleyecektir. Petrol fiyatlarının 1973 yılında 2 dolardan 12 dolara yükselmesi ve sonrasında 1979 yılında ikinci kriz nedeniyle 30 dolara çıkması ve bu hareketin yarattığı fazlanın OPEC ülkelerinin yaptığı ithalat tutarının çok üstünde olması ciddi miktarda cari işlemler fazlası oluşturmuştur. Bu fazlalar 1974 yılında Lehman Brothers Başkanı tarafından “petrodolar problemi” olarak tanımlanmış ve ekonomi basını (New York Times, 1974) tarafından hemen sahiplenilmiştir. İşte petrodolar kavramı, bu ülkelerin bu dönemde kazandıkları dolar cinsinden gelirleri ifade etmektedir. Petrodolarların büyüklüğüne ilişkin en sağlıklı bilgiler İngiltere Merkez Bankası tarafından yayımlanan üç aylık ekonomik bültenlerde bulunmaktadır.

Tablo 2: OPEC Ülkeleri Cari İşlemler Fazlaları (Milyar Dolar)

Yıl İhracat Enerji İhracatı İthalat Ticaret Dengesi Net Hata ve Noksan Cari İşlemler Dengesi
1973 41 37 22 19 -13 6
1974 123 116 39 84 -17 67
1975 116 110 59 57 -25 32
1976 138 130 73 65 -29 36
1977 155 146 89 66 -41 25
1978 151 141 106 45 -48 -3
1979 221 208 107 114 -55 59
1980 313 298 136 177 -67 110
1981 286 273 157 129 -80 49
1982 223 210 156 67 -82 -15
1983 197 182 136 61 -76 -15

Kaynak: Bank of England Quarterly Bulletin, Page:69, March 1985

Bankanın yayınladığı verileri referans alarak OPEC krizinin izini sürmeye çalışacağız. Görüldüğü üzere OPEC ülkeleri artan ihracat gelirlerini öncelikle ithalat ile kullanmış, artan tutarlar ise dünya ekonomisine değişik şekillerde geri dönmüştür. Bu dönemde gelişmiş ülkeler OPEC’in uyguladığı fiyat artışlarının tüm dünyayı enflasyona/stagflasyona sürükleyeceği ve bunun karşısında örgütlü bir şekilde hareket edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Tahmin edileceği üzere gelişmiş ülkeler ne kadar bunu söyleseler de kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışmışlardır. Bu dönemde ortaya atılan Petrodolar çevrimi argümanı ise biraz sonra değineceğimiz gerçeklerden oldukça uzak bir tablo çizmiştir. Bu argümana göre, petrodolar çevrimiyle, OPEC fazlalarının gelişmiş ülkelerin bankalarında mevduat olarak toplanacağı ve bunların petrol ithalatı nedeniyle cari açığı bulunan gelişmekte olan ülkelere kredi olarak verileceği; böylece, petrodoların bir çevrim içerisinde dünya ekonomisinde döneceğini iddia edilmektedir.

Ne var ki İngiltere Merkez Bankasının 1980 yılında yayımladığı verilere baktığımızda, bu çevrim tezinin iddia ettiğinin aksine, tüm petrodolar gelirlerinin gelişmiş ülke bankalarına mevduat olarak yatırılmadığını görüyoruz. Aksine gelişmiş ülkelerde petrol ödemeleri eurodolar yaratılarak ödenmiştir. Yatırılan ülke paraları için durumun ne şekilde cereyan ettiğini ise bilinmemektedir. Burada okurun yakalaması gereken nokta petrodolar gelirlerinin bilfiil eurodolar olduğudur.

Tablo 3: OPEC Ülkeleri Cari İşlemler Fazlalarının Tahsisi (Milyar Dolar)

1974 1975 1976 1977 1978 1979
Mevduatlar 28.6 9.9 12.0 13.0 3.9 37.3
a-Yatırılan Ülke Parası 7.0 2.0 0.5 2.3 2.8 6.3
b-Eurodolar Mevduat 21.6 7.9 11.5 10.7 1.1 31.0

Kaynak: Bank of England Quarterly Bulletin, Sayfa:158, Mart 1980

Şimdi ikinci bir tespite geçelim. Petrol gelirlerinin büyük bir bölümü banka mevduatı olarak görülse de, gerçekte bono, tahvil, hisse senedi, doğrudan yatırım ve uluslararası kurumlara transfer şeklinde bir yatırım çeşitlendirmesi görülmektedir. Bankanın 1985 tarihli ayrıntılı tablosu bu iddiamı desteklemektedir.

Tablo 4: OPEC Ülkeleri Cari İşlemler Fazlalarının Tahsisi (Milyar Dolar)

1974 1975 1976 1977 1978 1979 1980 1981
Mevduat 28.6 9.9 12.0 17.9 7.3 40.6 44.3 2.5
Devlet Tahvilleri 9.1 2.5 2.7 3.7 -3.2 2.3 18.4 17.6
Döviz Dışı Rezervler 2.4 5.0 1.7 0.4 -0.3 -0.8 1.7 2.1
Diğer Yatırımlar 7.0 13.7 14.4 11.0 7.8 3.7 20.1 25.0
Az Gelişmiş Ülkelere Yatırılan Fonlar 4.9 6.5 6.4 7.0 6.2 8.7 6.3 7.2
Toplam 52.1 37.6 37.2 40.0 17.8 54.5 90.8 54.4

Kaynak: Bank of England Quarterly Bulletin, Sayfa:71, Mart 1985

Son olarak petrodolarların gelişmekte olan ülkelere kredi verildiği de aşağıdaki veriyle örtüşmemektedir. Aşağıda 1982 yılında derlenen, eurodolar piyasasında faaliyet gösteren bankalar tarafından gelişmekte olan ülkelere verilen borçlar kümülatif olarak sunulmuştur.

Tablo 5: Eurodolar Piyasasındaki Bankalar Tarafından Borç Verilen Ülkeler (1982) (Milyar Dolar)

1 Mexico 62.9
2 Brazil 60.5
3 Venezuela 27.5
4 Argentina 25.7
5 South Korea 23.3
6 Philippines 12.6
7 Chile 11.6
8 Indonesia 10.0
9 Malaysia 8.7
10 Nigeria 8.5
11 Algeria 7.7
12 Taiwan 6.6
13 Colombia 6.3
14 Kuwait 6.2
15 Saudi Arabia 5.5
16 Peru 5.4
17 Egypt 4.9
18 Thailand 4.9
19 United Arab Emirates 4.8
20 Ecuador 4.5

Kaynak: Wood (1986), ”From Marshall Plan to debt crisis : foreign aid and development choices In the world economy”, p:258

Listeden anlaşılacağı üzere eurodolar bankaları tarafından verilen kredilerin büyük kısmı belli başlı ülkelere verilmiş ve bu ülkelerin çoğunluğu yeni gelişmekte olan ülke veya OPEC’e üye ülkedir. Bu listede sadece bir ülke, OECD tarafından petrol üretmeyen düşük gelirli ülke kategorisine girmektedir (Wood, 1986, s.258).

Ek olarak, 1974 ABD-Suudi Arabistan petrol anlaşmasında petrol satışlarının tamamen dolar cinsinden olmasına atıf yapılarak doların rezerv para olmasını bu gelişmenin sağladığı ifade edilmektedir. Duccio (2020, s.9), 1974 yılına kadar uluslararası petrol alım satımında doların tüm işlemlerin yaklaşık %75’ini kapsadığını İngiliz pound’unun %20 seviyesinde kaldığını, Yılmaz vd. (2026,s.13) ise 1860’lardan söz konusu kriz dönemine kadar petrolün, dünya petrol arzına hâkim olan ABD’nin resmî para birimi dolar üzerinden fiyatlandırıldığı belirtmiştir.

Bretton Woods Sonrası 

Bretton Woods sistemi yıkılırken parasal hiyerarşi tamamen değişmiştir. Yeni parasal hiyerarşi doların tam hâkimiyetine dayanmaktadır.

Grafik 3: Bretton Woods Sonrası Parasal Hiyerarşisi

Yeni hiyerarşide altın bulunmamaktadır. Zirvede görülen dolar hem ABD’de yaratılan hem de ABD dışında yaratılan eurodolardan oluşmaktadır. Hiyerarşinin bir alt seviyesinde ABD tahvilleri bulunmaktadır. ABD tahvillerinin bu hiyerarşiye girmesi Bretton Woods’un sonlanmasına eşlik eden dönemde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yoğun bir biçimde ABD tahvillerine yönelmesiyle başlamıştır.

Grafik 4: Yabancı Resmî Kuruluşların Elinde Bulunan ABD Hazine Menkul Kıymetleri (Milyon Dolar)

C:Usersengin.yilmazPicturesVivaldi Captures2026-08-04 16.26.33 fred.stlouisfed.org 6304bee34cbf.png

Kaynak: FRED, Treasury Securities Held by Foreign Official Institutions

Grafik-4 üzerinde yabancı resmi kuruluşların Bretton Woods sonrası dönemde ciddi miktarda ABD tahvili alımına geçtikleri görülmektedir. 1974 anlaşmasını takip eden dönemde iki ülke arasında Suudi Arabistan’ın Amerikan tahvilleri alması üzerine bir anlaşma imzalanmıştır. Bu, ABD’nin tahvillerine talep yaratmak ve yeni düzende kendine hareket sahası açmak için ilk planlı hareketidir. ABD bu politikayı 80’li yıllarda ithalat yaptığı ülkelerin fazlalarıyla Amerikan tahvili almasını sağlayarak hiyerarşiye tahvillerini eklemlemiştir.

Sonuç Yerine

Bu çalışma üzerinde Bretton Woods’u milat alarak küresel parasal düzende doların hegemonyasını ve eurodoların gelişimiyle eş anlı değişimini açıklamaya çalıştım. Aynı zamanda petrodolar kavramına ve petrodolar çevrimi iddiasına açıklık getirerek okuyucunun zihnindeki bulanıklığı açmaya çalıştım.

Kaynakça

Altamura, Carlo Edoardo. 2016. European Banks and the Rise of International Finance: The Post Bretton Woods Era. London: Routledge.

Central Intelligence Agency. 1969. Soviet-Owned Banks in the West. Report No. ER IR 69-28. October. Accessed February 19, 2026. https://www.cia.gov/readingroom/docs/CIA-RDP08S01350R000601990001-2.pdf.

Duccio Basosi. 2020. “Oil, dollars, and US power in the 1970s: re-viewing the connections”,

Journal of Energy History/

Helleiner, E. (2018). States and the reemergence of global finance: From Bretton Woods to the 1990s. Cornell University Press.

Lim, Kyuteg. 2017. The Rise of the US Dollar as World Money. PhD diss., Durham University

New York Times. 1974. Congress Gets Plan to Protect Dollar and Oil Supply. https://www.nytimes.com/1973/09/07/archives/congress-gets-plan-to-protect-dollar-and-oil-supply-need-to-balance.html

Yılmaz, E., Bodur, B., & Öncü, T. S. (2026). Dollar, Eurodollar, and the myths of petrodollar and de-dollarisation. Economic & Political Weekly, 61(20), 10–13.

Wood, R. E. (1986). From Marshall Plan to debt crisis: Foreign aid and development choices in the world economy. University of California Press

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Engin Yılmaz (2026). Dolar, Eurodolar ve Petrodolar’ın Asırlık Hikâyesi. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.21944791
  • Doktora eğitimini 2014 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümünde tamamlamıştır. Para ve bankacılık, küresel dolar sistemi ve finans tarihi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. 2025–2026 döneminde University of Massachusetts Amherst bünyesindeki Politik Ekonomi Araştırma Enstitüsünde (PERI) misafir araştırmacı olarak bulunmuştur. Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezinde danışman olarak görev yapan Yılmaz’ın ulusal ve uluslararası akademik dergilerde yayımlanmış makaleleri ile Parayı Kim Yaratır? ve Modern Monetary System in Theory and Practice: Who Creates Money? başlıklı kitapları bulunmaktadır. Araştırmalarında özellikle bankacılık sistemi, Eurodolar piyasaları, para yaratma mekanizması, banka dışı finansal kuruluşlar ve finans tarihi üzerine yoğunlaşmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.