Bu yazıda Althusser’in düşüncesinin seyrini anlamak için üç tez öne sürüyoruz. Bu üç tez, Althusser’in düşüncesini hatalı ithamlardan arındırarak yerli yerine oturtmayı hedefler. Bu hedef, Althusser’in Eleştirel Realizmle rektifiye edilmesinin ilk adımıdır.
Araştırmasının nesnesini sabit tutmayan, sorunsalının tezlere dökülmesinde teorik ittifaklar kurmaktan kaçınmayan; bunu da esnek bir teorik manevra ve provokatif bir üslupla birleştiren herhangi bir düşünürün başına gelebilecek olan Althusser’in de kaderi olmuştur. Nedir bu makus talih? Bu kader, Althusser’in düşüncesinin, bu düşüncenin seyrinden bir kare alınarak bu karede en geniş alanı tutan görsel unsura indirgenerek tanımlanmasıdır: örneğin, “Althusser’in yapısalcılığı…”. Bu yazının da parçasını oluşturduğu en genel hedefimiz, hiç değilse günümüzde kendisiyle yeni tanışacak okurun nezdinde Althusser’i makus talihinden kurtarmaya katkı vermektir.
Bu hedefi gerçekleştirmek amacıyla Althusser’in düşüncesinin seyrini anlamamıza yol haritası oluşturacak üç tez öne sürüyoruz. Bu tezlerin doğruluğunu bir argümantasyon ile göstermiyoruz. Yalnızca Althusser’in düşüncesinin seyrinde yer tutmuş birtakım köşe taşlarının varlığına işaret ediyoruz. Öyle ki, işe herhangi bir düşünür gibi Althusser’i de eleştirilerinden öğrenmeye başlayarak anlamlandırmayı değil, nereden başlayacağına dair fikri olmaksızın herhangi bir eserini eline alarak yola koyulmayı tercih eden bir okur, Althusser dünyasının neresine fırlatılmış olduğunu bilsin. Bu açıdan, aşağıdaki tezler, Althusser’in hangi nesneyi sorunsallaştırdığının, bunu yaparken hangi felsefi pozisyonları karşısına aldığının; dolayısıyla hangi tezleri öne sürdüğünün tespitinin başlangıç noktası olduğunu okura bildiriyor.
Bu köşe taşları bir define haritasının unsurları olmadığından varılacak nihai bir noktayı göstermez. Aksine, referans noktaları olan bu köşe taşları bir topoğrafyayı temsil eder. Felsefi kategoriler ve tezlerden oluşan elementlerin yerlerini ve birbirleriyle ilişkilerini tayin eder. Üç tezi aşağıdaki gibi sıralıyor, bu tezlere giriş yapıp, geliştirilmesine veya çürütülmesine yönelik çabaları okurumuza ve belki de önümüzdeki yazılara bırakıyoruz.
Tez 1. Teorik metinlerin seyri bir kolajlar dizisi olarak tariflenir.
Tez 2. Kolajlar karşı pozisyonel bir karakter taşır.
Tez 3. Kolajların iç mantığının oluşturulmasında sorunsallaştırılan nesneler ve rakip pozisyonların kombinasyonu belirleyicidir.[1]
Tez 1. Teorik metinlerin seyri bir kolajlar dizisi olarak tariflenir.
Özellikle Kapital’i Okumak ve Marx İçin eserlerinde Althusser’in çeşitli kategorileri ve felsefi tezleri “ödünç aldığı” görülebilir. Althusser’in de kabul ettiği gibi, yapı ve element kategorilerinin yapısalcı literatürden, üstbelirlenim kategorisinin psikanalizden alındığı, bilinmektedir. Yine, yapının, kendisini oluşturan elementlerin anlamını ve işlevini tayin ettiği tezinin yapısalcılıkla olan temasla transfer edildiği bilinmektedir. Yapının ancak etkilerinde var olduğu, bu etkilerin dışında bir konumda var olmadığı, dolayısıyla yapı ve etkileri arasında öz-görüngü ilişkisi aranamayacağı tezi ise Kapital’i Okumak’ta ifade edildiği üzere Spinoza’da esinini bulmuştur. Örnekler kuşkusuz arttırılabilir. Kendisini Marksist olarak tanımlayan Althusser’in teori yaparken Marksist olmayan düşünürler ve geleneklerin etrafından dolanması, Marksizm içinden eleştiriler almasına yol açmıştır. Bu eleştirileri metnin girişinde Althusser’in yakalandığı makus talih olarak değerlendirmiştik; “Althusser’in düşüncesinin, bu düşüncenin seyrinden bir kare alınarak bu karede en geniş alanı tutan görsel unsura indirgenerek tanımlanmasıdır”. Bunun en bariz örneği de Althusser’e yönelen yapısalcılık eleştirisidir.[2]
Althusser’in eleştirel okumalarına hâkim olan ortak perspektif, elementlerin Althusser’in o anki düşüncesinin yapısında kazandığı işleve ve anlama değil, bu elementlerin transfer edildiği teorik yapı içindeki işlevine ve anlamına odaklanmasıdır.
Tez 1, elementlerin kendi başlarına anlama ve işleve sahip olamayacağı, transfer edildiği teorik yapının damgasını taşımak durumunda olmadıkları; ancak mevcut olarak parçası oldukları teorik yapı içindeki anlam ve işleviyle değerlendirilmek durumunda oldukları ön kabulüyle öne sürülmektedir. Elementlerin yerlerini ve birbirleriyle ilişkisini tayin etmesi açısından bir topografik ilişkiye referans vermesi gerekçesiyle bir görsel sanat olan “kolaj”, yine bir topografik ilişkiye referans veren “teorik yapı”nın anlaşılması için uygun bir analoji olabilir. TDK’ya göre kolajın eşanlamlısı kesyap veya kesip yapıştırılarak bir araya getirilmiş nesnedir.[3] Kesyap eylemi, anlamını ve işlevini başka bir yapının içinde kazanmış bir elementin, o yapıdan kesilip yeni bir yapıya yerleştirilmesi ve yeni yapı içinde yeni anlamını ve işlevini kazanmasına işaret etmesi açısından amacımıza uygundur.
Althusser’in teorik serüveni belirli dönemlerinde oluşturduğu teorik yapılar, yani kolajlarla tarif edilebilir. Bu yapıların oluşturulmasında Marksizm dışı düşünürler ve geleneklerin teorik yapıların içinde anlamını kazanmış kategoriler ve tezlerden faydalanılmıştır. Teorik süreç tek bir kolajla sona ermemiş, sürecin gidişatında birden fazla kolaj üretilmiştir.
Tez 2. Kolajlar karşı pozisyonel bir karakter taşır.
Althusser’in kolajları kendi kendini belirleyen bir faaliyetin ürünü değildir. Bilimsel ya da felsefi olsun, düşünce tarihinde yerini almış her teorik ürün şüphesiz bir karşı pozisyonu öngörür. Ancak Althusser’in kolajlarını anlamlandıran felsefi pratik, kolajlarını belirli karşı pozisyonları doğrudan hedef göstererek oluşturmasıdır. Dolayısıyla, kolajları oluşturan elementler yalnızca kolajın yapısında değil, kolajın da karşı pozisyonla birleşerek oluşturduğu teorik yapı içinde anlaşılabilir. İlk dönemin kolajları olan Kapital’i Okumak ve Marx İçin’den son kolajının bir görünümü olan Karşılaşma Materyalizmi üzerine yazdıklarına kadar, Althusser’in kolajları teoride verdiği sınıf mücadelesinin ürünleridir.[4] Bu açıdan, Althusser’in kolajını anlamlandırmanın yolu karşıda neyin durduğunu bilmektir.
Tez 3. Kolajların iç mantığının oluşturulmasında sorunsallaştırılan nesneler ve rakip pozisyonların kombinasyonu belirleyicidir.
Bu tezin mantıksal sonucu bir kolajı oluşturan elementlerin bir başka kolajda kaybolabilmesi, kolaja yeni bir elementin dahil olabilmesi, mevcut elementin yerinin bir sonraki kolajda değişebilmesidir. Althusser’de sorunsallaştırılan nesneler, Kapital’i Okumak’ta ayrımını yaptığı bilginin nesnesi ve gerçek nesne ayrımında zeminini bulur. Rakip pozisyonlar kabaca özne sorunsalı ve teorik hümanizm, öz-görüngü ikiliği, teleoloji, historisizm (veya tarihsicilik), ampirizm ve felsefi idealizm olarak işaretlenebilir. Veya aynı dönemin kolajları olan Kapital’i Okumak’ta yapı ve element kategorileri kolajın merkezinde yer alırken, Marx İçin kolajında çelişki ve üstbelirlenim kategorileri merkezi konumu işgal edecektir.
Özellikle üçüncü tezin “kombinasyon”unda kristalleşen üç tez Althusser’in düşüncesinin seyrini incelemenin zeminini oluşturacaktır. Kısaca örnekler vermek gerekirse, erken dönem 1965 tarihli Kapital’i Okumak’ın bir görünümünü oluşturduğu kolajı da, geç dönemine ait 1982 tarihli Karşılaşma Materyalizmi kolajı da bilginin nesnesi olan üretim tarzına içkin yapı-element-kombinasyon bileşkesini sorunsallaştırır. Ancak felsefi ön kabuller tümüyle ayrışır. İlk kolajda bir Marksist felsefenin mümkün olduğu, bu felsefenin de bilimlerin bilimi veya teorik pratiğin teorisi olduğu kabul edilirken, ikinci kolajda felsefenin bu istisnai konumu terk edilmiş, felsefe son tahlilde teoride sınıf mücadelesi olarak kavranmıştır. Diğer yandan, ilk kolajda elementlerin kombinasyonu olan üretim tarzı olmuş bitmiş bir olgu olarak kavranmış ve bu yapı içinde elementlerin yeri anlaşılmaya çalışılmıştır. İkinci kolajda ise kombinasyonun kendisinin olmuş bitmiş bir olgu olarak anlaşılamayacağı, dolayısıyla bir üretim tarzının oluşumunda elementlerin karşılaşmasının önceliğine işaret edilmiştir. Her iki kolaj da teleolojik tarih okumasının, süreçlerin öznelerle açıklanmasının reddine dayanmaktadır. Bu iki perspektiften ilkinin yapısalcılıkla, ikincisinin post-yapısalcılıkla itham edilip edilemeyeceği ise soru işaretidir.
Bir başka örnekte ise elementlerin nasıl yer değiştirdiğini görürüz. Tarihi tartışmalı olarak 1970’ler ortasına da 1980’ler ortasına da yerleşmesi mümkün olan Makyavel ve Biz eseri karşılaşma materyalizminin bir örneğidir. Bu kolajda sorunsallaştırılan nesne büyük ölçüde gerçek nesnedir; öyle ki, özel olarak konjonktürden bahsedilir ve “saf teori”nin uzamından farklı olarak “politik uzam”da öznelere yer açıldığı (ki özne yerine faili önerir) ve dolayısıyla bu uzam geçişi sebebiyle elementlerin yerlerinin “sarsıldığı” ifade edilir. Dolayısıyla, bu kolajda bir element olarak karşılaşma materyalizminin kendisi de yer değiştirmiştir.[5]
Örneklerin çoğaltılması bundan sonraki yazıların konularını oluşturacaktır. Öyle ki, Althusser’in makus talihinden kurtarılması, ilk yazımızın özünü oluşturan Althusser’e yönelik Eleştirel Realist bir rektifiye girişiminin ilk adımıdır.[6]
Kaynakça
Althusser, L. (1969). For Marx. Allen Lane.
Althusser, L. (1976). Elements of Self-Criticism. In Essays in Self-Criticism (pp. 101–162). NLB.
Althusser, L. (1999). Machiavelli and Us (F. Matheron, Ed.). Verso.
Althusser, L. (2006). Philosophy of the Encounter Later Writings, 1978-87 (F. Matheron & O. Corpet, Eds.). Verso.
Althusser, L., & Balibar, E. (1970). Reading Capital. NLB.
Notlar
-
Kolajların oluşturulması ile kolajların iç mantığının oluşturulması arasında fark vardır. Kolajların oluşturulmasında etkili olan temel faktör genel olarak Marksizm içindeki, özel olarak Fransız Komünist Partisi’ndeki teoride verilen sınıf mücadelesine indirgenebilir. Bu açıdan hedef felsefe yoluyla siyaset pratiğine müdahale etmektir. Diğer yandan, iç mantıktan kastımız felsefenin kendi içinde olup bitendir. Althusser’in de geçerliğini kabul edip, Özeleştiri Ögeleri eserinde “teorisist sapma” olarak ifade ettiği sapmaya kapılmamak için bu dipnotu yerleştiriyoruz. Teorisist sapmadan, düşünsel süreçlerin yalnızca kendi seyirleriyle belirlendiği, siyasal-sınıfsal konumlanmalardan etkinlenmelerin göz ardı edildiği pozisyonu anlayabiliriz. Daha detaylı açıklama Özeleştiri Ögeleri’nde bulunabilir. ↑
-
Belki dağınık polemik üslubundan, belki de özne sorunsalını reddedişi ve “kim” sorusuyla ilgilenmeyişinden olsa gerek, Özeleştiri Ögeleri metni boyunca Althusser yapısalcılık ithamına yönelik cevaplar üretir, ancak eleştirinin tam olarak kimlerden geldiğini ifade etmez. Teorik mücadeleyi, mücadelenin taraflarına önceler. Yazımız yalnızca Althusser’i odağına aldığından, eleştirel literatürün tarafını inceleme dışında bırakıyoruz. ↑
-
Özellikle yerli okurun Althusser’le buluşması daha çok İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları’yla başlayıp ihtimalen Kapital’i Okumak ve Marx İçin’le sonlanır. Ancak, 1970’lerin ilk yarısından itibaren yazdığı diğer metinler bir yana, 1970’lerin ikinci yarısında girişimine başlayıp 1980’lerde geliştirdiği Karşılaşma Materyalizmi’ne [ilk olarak the Materialism of the Encounter, ardından Aleatory Materialism adlarıyla] okurun dikkatini çekmek durumundayız. Bu tema, kuşkusuz ilerleyen yazılarda çalışılacaktır. Karşılaşma materyalizmi için Philosophy of the Encounter Later Writings, 1978-87 derlemesine göz atılabilir. ↑
-
Bilginin nesnesi ve gerçek nesne ayrımı Marksistler için yabancı değildir. Teorik pratiğin yönelimi açısından ilki soyut tahlile, ikincisi somut durumun somut tahliline gönderme yapar. ↑
-
Neden rektifiye kelimesini kullandığımızı anlamak için yüksek kilometreli araçların sorunlarına aşina olmak gerekir. Toyota Blog’a göre: “Rektifiye zamana ve kilometreye bağlı olarak performansı düşen bir motorun verimliliğini artırmak için yapılan işlemler bütününü temsil ediyor. Ömrünü tamamlamış motorlarda değişimin daha az maliyetli bir alternatifi olarak görülüyor.” Ayrıca, rektifiye “motor bloğunun indirilmesi, parçaların sökülerek temizlenmesi ve montaj gibi işçilik değeri yüksek zahmetli süreçlerden oluşuyor.” Motorun Althusser’in kolajlarının bütünü, parçaların elementler dediğimiz kategoriler ve tezler olduğu açıktır. Rektifiye yaparken Eleştirel Realizm’in etrafından dolanacağız. ↑
