Takip et

Nobel’in Görmediği Para: Perry Mehrling’in Ardından

🎧 Dinle ✕
DOI:10.5281/zenodo.23600909 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

2008 krizinde politika yapıcılar akademik iktisattan pek yardım göremezken, söyleyecek sözü olan nadir isimlerden biriydi Perry Mehrling. Artık aramızda değil. İktisadın peçe sayıp ötesine baktığı parada dünyanın dokusunu gören bir düşünürün ve ardında açık bıraktığı kapının hikâyesi.

“Birbirine kenetlenmiş taahhütlerden oluşan bütün bu ağ, henüz görünmeyen kıyılara doğru, bilinmeyen geleceğe hep birlikte ördüğümüz bir köprü gibidir. Geleceğe dair fikirler finansal ilişkilere gömüldükçe gerçekliğe dönüşür; ancak zamanla, nakit taahhütlerinin oluşturduğu tabloda cisimleşen gerçeklik, kaçınılmaz olarak nakit akışları örüntüsünde cisimleşen gerçeklikten sapar. Geleceğe dair fikirlerimiz kaçınılmaz olarak yanlıştır — hepimiz hemfikir olduğumuzda bile, hatta özellikle hepimiz hemfikir olduğumuzda.” — Perry Mehrling (1999: 141)

Nobel Ödülleri, Satranç ve İktisat

Dünyanın gerçekliği, Mehrling’e göre yukarıda yer alan veciz sözlerindeki gibiydi. Bu gerçeklikten soyutlanmış bir iktisadın bu dünyadaki yaşamlarımızı yönetme çabasında faydası olmayacağını, esas mücadelenin de gerçeklikle barışık analitik araçların inşası olduğunu söylüyordu (Mehrling, 2012).

İktisat dünyasının son yıllardaki “Nobel Ödülü” tercihleri de disiplinin dünyadaki gerçeklikle kurduğu tuhaf ilişkinin özeti gibi. Geçtiğimiz yıl ödülden bir parça büyüme teorisindeki katkılarıyla Peter Howitt’e giderken, bu yılın ödülleri “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temelleri” hususundaki katkılarına binaen Yeni Keynesyen DSGE modelinin mimarlarından Michael Woodford ile tüketim Euler denklemini makroiktisadın merkezine taşıyan Robert Hall’a verildi. Perry Mehrling bu türden ironileri yakalamayı severdi: geçen yılın Nobel ödüllü iktisatçısı Peter Howitt, 2008 Küresel Finans Krizi’nin hemen eşiğinde American Economic Review’da yayımlanan ve adını doğrudan “Beyond DSGE Models: Toward an Empirically Based Macroeconomics” (DSGE Modellerinin Ötesinde: Ampirik Temelli Bir Makroiktisada Doğru) koyan kısa ve özlü bir manifestonun ortak yazarlarından biriydi; makalenin son yazarı ise Perry Mehrling’den başkası değildi (Colander, Howitt, Kirman, Leijonhufvud ve Mehrling, 2008).

Robert Solow’un “Belki de insan doğasında, konuya yabancı bir köylüyü hangi gezegende olduğunu merak ettirecek kadar bütünüyle sezgiye aykırı bir doktrini benimsemek ve savunmak konusunda derinlere kök salmış sapkın bir haz vardır”[1] sözüyle açılan bu kısa makale, genç iktisatçılara temsili ajan mikro temelleri olmadan makroiktisat yapmanın neredeyse “sapkınlık” olarak öğretildiğine dikkat çekiyordu. Oysa Pareto, Hicks ve Koopmans gibi kurucuların çoktan ortaya koyduğu üzere, standart mikro temeller tutarlı herhangi bir ampirik kanıta veya sezgisel makullük ölçütüne değil, bütünüyle içebakışa (introspection) dayanan en ad hoc (bağımsız bir gerekçesi olmadan, işe yarasın diye konmuş) varsayımlardı. Üstelik ana akım makroiktisat, bireysel davranışların toplamının o bireylerin düzgün özelliklerini miras almadığını gösteren toplulaştırma (aggregation) probleminden kaçmak için, rasyonel ve menfaatçi ajan kurgusunun üzerine bir de “temsili birey” gibi ikinci bir ad hoc varsayım ekliyordu. Bunları yazanların arasında olan Howitt 2025’te, eleştirinin hedefindeki ortodoksinin mimarları 2026’da “Nobel” aldı. Makalenin son yazarı Mehrling ise, ödüllerin açıklanmasından yalnızca bir gün sonra, bu ironiyi yorumlamaya fırsat bulamadan aramızdan ayrıldı.[2]

Mehrling’i makrocu, mikrocu, paracı, tarihçi kabilinden bir kalıba sokmak imkânsız; yine de iktisadi düşünce tarihi hem beslendiği hem de önemli figürler üzerinden kendi fikir dünyasını inşa edip aktardığı esas alanlardan biriydi. Ocak 2026’da, eski bir satranç büyük-ustası olan ve Fed, IMF ile Harvard gibi kurumların zirvelerinde görev almış Kenneth Rogoff’un otobiyografisi üzerine kaleme aldığı “Bir Büyük-ustanın Eğitimi” başlıklı yazısında da, Rogoff’u şahsi bir hedef olarak değil, “ortodoksinin cisimleşmiş hali” olarak mercek altına aldı ve ana akım akademik dünyayı “satranç dünyası” metaforuyla resmetti (Mehrling, 2026)[3]. Bu dünyada doktora okuma listelerindeki klasikler (Mundell-Fleming, Triffin, Diamond-Dybvig) herkesin ezbere bildiği “standart açılışlar”, konferanslar birer turnuva, “en iyi” dergilerde yayın yapmak ve Harvard’da kürsü sahibi olmak ise büyük-ustalık unvanıydı. Mehrling’in işaret ettiği trajedi ise bu oyunun ustalarının gerçek dünyanın karmaşıklığını ve teorinin pratikte çarptığı duvarı bizzat tecrübe etmelerine rağmen oyunu aynı şekilde oynamaya, iktisadı bir satranç gibi öğretmeye devam etmeleriydi. Rogoff, IMF’deki yıllarında gerçek dünyanın ne kadar karmakarışık olduğunu görmüş (standart modellerin en çok “bir önceki gün ne söylediğinizi hatırlamaya yaradığını” belirtmiş); gençliğinde MIT’de Kindleberger’in dersini alırken “en iyi dergilerde yayın yapmak için gereken teknik nüansları öğrenmeye gömüldüğünden” onun tarihsel araştırmalarının önemini fark edemediğini geç de olsa idrak etmişti. Finans dünyasındaki devasa dönüşümler de dikkatini çekmişti. Ne var ki, görünüşe göre bunlar teorik dünyasında hiçbir revizyon gerektirmiyor; artık “işin doğrusunu bilmesine rağmen”, öğrencilerine onları “en iyi” dergilere sokacak teknik hamleleri öğretmeyi sürdürüyordu. Sonuç itibarıyla Mehrling, iktisadın bir tür “teknik silahlanma yarışına” dönüştüğünü gözlemlerken bunun iktisadı daha mı iyi yaptığını, yoksa “politika yapıcı efendilerin kendi sebepleriyle yapmak istedikleri şeyleri rasyonalize etmenin yeni yollarını mı sunduğunu” haklı olarak sorguluyor; yazısını entelektüel vasiyeti olarak alınabilecek şu sözlerle noktalıyordu: “Gençler zekidir, yaşlılar ise bilge. Eğer yaşlılar bilgeliklerini aktarmazsa, bilgi nasıl ilerler? İktisat satranç değildir” (Mehrling, 2026).

Tedrisattan Geçirilmemiş Bir İktisatçının Yolculuğu

Perry Mehrling’in akademik satranç tahtasının tuzağına düşmeyip kendi özgün yolunu açabilmesinin sırrı, kendi deyimiyle, iktisat disiplininin gelenek ve normlarıyla ehlileştirilip yoğrulmamış olmasında yatıyordu[4]. Lisans eğitiminde iktisat okumamış; Harvard’da “Sosyal Çalışmalar” (Social Studies) programında Adam Smith’in Ulusların Zenginliği ve Karl Marx’ın Kapital’inin yanı sıra Max Weber, J.S. Mill, Durkheim, Freud ve Lévi-Strauss gibi sosyal teorinin kurucularının metinleriyle yetişmişti. 1981 baharında Keynes’in Genel Teori’sini okuyarak iktisada adım attığında, para üzerine yazılmış eserleri teknik birer modelleme egzersizi olarak değil, “iktisatçıların toplum teorisi yapma biçimi” ve dolayısıyla disiplinin bütününe en iyi giriş noktası olarak görmüştü[5]; aynı zamanda, iktisadın zayıf karnı olan para meselesi de o günden sonra onu hiç bırakmayacaktı (Mehrling, 2012)[6].

Bununla birlikte güçlü matematik altyapısı onu yüksek lisans için London School of Economics’in (LSE) Ekonometri ve Matematiksel İktisat programına yönlendirmiş; modern parasal iktisadı orada Frank Hahn’ın öğrencisi Douglas Gale’den öğrenmiştir[7]. Gale’in derslerini etrafında kurguladığı meşhur “Hahn Problemi” —Arrow-Debreu genel denge modelinde paraya hiçbir yer bulunamaması[8]— meslekten iktisatçılar için etrafından dolaşılacak teknik bir bulmaca iken, Mehrling için rota değiştirici olmuştur: Eğer parayı anlamak istiyorsanız, genel denge teorisiyle hiç başlamamalısınız; başka bir yerden başlamak zorundasınız[9].

Ama nereden? Mehrling’in doktora süreci ve 1987’de Barnard College’da (Columbia Üniversitesi) başlayan akademik kariyerinin ilk yılları, bugün iktisada yeni giren genç araştırmacılar için öğretici bir meseldir. Schumpeter’in İktisadi Analiz Tarihi’ndeki “paranın kredi teorisinin, kredinin para teorisine olası üstünlüğü” ipucundan ve H.D. Macleod’un (daha sonraki muhasebe vurgusunun kökenini oluşturan) çalışmalarından ilhamla, “Studies in the Credit Theory of Money” başlıklı tezini yazarken üç farklı yolu aynı anda denemiştir: matematiksel modelleme, ekonometrik modelleme ve iktisadi düşünce tarihi. Matematiksel iktisatta Truman Bewley’nin açtığı Walrasçı olmayan yolu takip etmiş; ekonometride ise Compustat bilanço verilerini kullanarak halka açık şirketlerin likidite pozisyonları üzerine devasa bir ampirik çalışma yürütmüştür. Ancak bu makalelerin sonuna geldiğinde vardığı dürüst sonuç şudur: “Para hakkında başladığım noktadakinden çok da fazla bir şey bilmediğimi fark ettim” (Mehrling, 2012:4).

Sadece matematik ve ekonometriyle gidilen yolun para konusunda anlamlı bir yere çıkmadığını gören Mehrling, parasal iktisadın tam olarak ne zaman yoldan çıktığını (Arrow-Debreu ile, ama muhtemelen daha önce Hicks ve Patinkin’in “parasal Walrasçılığı” ile) sorgulamış ve rotayı yoldan çıkılmadan önce henüz terk edilmemiş alternatif yollara çevirmiştir[10]. Arşivlere girip mektuplarını okuduğu Allyn Young ile başlayan kazı çalışması, onu Amerikan kurumsalcı geleneğinin bir diğer halkası olan Alvin Hansen’e ve savaş sonrası parasal iktisadı canlandıran Edward Shaw’a (bunların meyvesi ilk kitabı The Money Interest and the Public Interest, 1997 olmuştur); oradan Schumpeter’in öğrencisi Hyman Minsky’ye ve nihayet “Minsky bugün benim kadar genç olsaydı neyle boğuşurdu?” sorusunun peşinde 1970 sonrası modern finans devrimini anlamak için yedi yıl boyunca üzerine çalıştığı Fischer Black’e (Fischer Black and the Revolutionary Idea of Finance, 2005) taşımıştır[11].

Parasal iktisatta yoldan çıkılmadan önceki bu alternatif yolun özü şuydu: 1920’lerde Harvard’da Allyn Abbott Young, Columbia’da Wesley C. Mitchell ve İngiltere’de Ralph Hawtrey, parayı “iktisat biliminin etrafında kümelendiği merkez” (Mitchell, 1916) yaparak “bir iktisatçı gibi görmek yerine merkez bankacılar gibi görmeye” çalışıyorlardı[12]. II. Dünya Savaşı sonrasında ise bu gelenek tersyüz edilmiş, merkez bankacıları gibi görmeye çalışan iktisatçıların yerini, merkez bankacılarına “nasıl iktisatçı gibi göreceklerini dikte etmeye çalışan” akademisyenler almıştı (Mehrling, 2011: 56-65; 2023: 8).

Mehrling ters istikamette yürümeyi tercih etti. Marcia Stigum’un The Money Market kitabını rehber edinerek kurduğu ve daha sonra INET aracılığıyla tüm dünyaya açılan efsane “Economics of Money and Banking” dersiyle parasal tesisatı (monetary plumbing), yani paranın bankalar, para piyasaları ve merkez bankası arasında nasıl aktığını adım adım haritalandırdı[13]. “Yayınla ya da yok ol” (publish-or-perish) prensibine dayanan akademi onu yıllarca “salt bir iktisadi düşünce tarihçisinden öte görmezken”, 2008 krizi iş gücü piyasalarındaki bir arama-eşleşme arızası olarak değil, tam da küresel toptan para piyasalarının (wholesale money markets) merkez üssünde bir likidite çöküşü olarak patlak verdiğinde; 25 yılını DSGE modellerini cilalamaya harcayan iktisat mesleğinin söyleyecek hiçbir sözü yokken Mehrling başyapıtı The New Lombard Street (2011) ile sahnedeydi.

Mehrling’e göre suskunluğun temel nedeni, genel denge modelinin paraya hiç yer vermemesiydi. Kriz özünde bir para ve likidite kriziydi ve hem iktisat hem de finans bu meselelerden kararlılıkla soyutlanmıştı. Kriz öncesinde neredeyse herkes etkin piyasaların likit piyasalar olacağını, fiyat temel değerin biraz altına düştüğünde mutlaka bir alıcının ortaya çıkacağını varsayıyordu. Öyle olmadı. Kriz sırasında devletler harekete geçmek zorunda kaldı, ama iktisattan pek yardım görmeden. Mehrling’e göre ileriye giden yol, hem iktisat hem de finans için, odağın para ve likiditeye kaymasından geçiyordu (Mehrling, 2016)[14].

İktisat Bakışı ve Finans Bakışına Karşı “Para Bakışı” (Money View)

Mehrling, savaş sonrası ekonomi yazınına yön veren iki hâkim soyutlamanın, İktisat Bakışı (Economics View) ile Finans Bakışının (Finance View) karşısına Para Bakışını (Money View) yerleştirir. İktisat Bakışı, bugüne geçmişin penceresinden bakar; bugünün üretim kapasitesini geçmiş kuşakların biriktirdiği reel sermaye mallarına bağlar, bir meta üretimi ve mübadelesi dünyası görür ve parayı bu fiziksel süreçleri örten önemsiz bir “örtü/peçe” (veil) sayarak likiditeyi sonsuz ve maliyetsiz kabul eder. Finans Bakışı ise tam ters yönden, gelecekten bugüne bakar; bugünkü varlık değerlerini gelecekte gerçekleşmesi beklenen nakit akışlarının bugüne iskonto edilmiş projeksiyonu olarak okur ve sermaye varlık fiyatlama modellerinde (CAPM) likidite riskini tamamen ortadan kaldırır (Mehrling, 2011:1-11).

Hem iktisat hem de finans, peçenin ardında gizlenen “reel” şeye ulaşmak amacıyla “peçenin ötesine bakma” stratejisi izler ve faizi salt “zamanın fiyatı” olarak görür (Mehrling, 2017; 2023:4). Para Bakışı ise o peçenin bizzat kendisini, yani parayı, modern, finansal olarak küreselleşmiş ekonominin asli cevheri ve düzenleyici ilkesi olarak ele alır. Zamanlararası genel denge ve sonsuz ufuklu transversalite varsayımı[15] terk edildiğinde, temel belirsizlik (fundamental uncertainty) altındaki bir ekonominin bütünlüğünü/içsel tutarlılığını nereden aldığı sorusu gündeme gelecektir (Mehrling, 2012: 1-2, 6). Mehrling, bu soruyu Minsky’nin hayatta kalma kısıtıyla (survival constraint) yanıtlayarak, gerçeklikle barışık analitik araçların inşasına başlar. Para Bakışının beş temel sütunu şöyledir:

  1. Ödeme Sistemi Olarak Bankacılık ve Hayatta Kalma Kısıtı: Para Bakışı dünyası, geçmiş yatırımlardan doğan nakit girişleri ile geleceğe yönelik taahhüt edilmiş nakit yükümlülüklerinin gün sonu takasında (daily clearing) buluştuğu, birbirine kenetlenmiş ödeme vaatlerinden oluşan bir dünyadır. Hyman Minsky’nin (1957) “hayatta kalma kısıtı” adını verdiği günlük takas kısıtı her gün, her dakika iş başındadır[16]. Ödeme sistemi açısından bakıldığında, herkes bir bankadır (nakit girişi, nakit çıkışı); bireyler de bankalar da kararlarını zamana yayılmış varsayımsal bütçelerine göre değil, o gün kasadan çıkmak zorunda olan paranın mevcudiyetine göre vermek zorundadır. Para piyasaları “hesaplaşma gününü” bir gün sonraya erteleme mekanizmalarıdır ve para faizi, zamanın fiyatı değil, borçlanarak hayatta kalma kısıtını gevşetmenin, yani bugün gerekli likiditenin fiyatıdır (Mehrling, 2011; 2012:5-6; 2023:3).
  2. Para Akışı Ekonomisi: Wesley C. Mitchell’ın öğrencisi Morris Copeland’ın (1952) milli gelir (NIPA) muhasebesine ve monetarist değişim denklemine alternatif olarak geliştirdiği Fon Akım Tabloları (Flow of Funds), mikro ölçekteki takas kısıtının doğal makroekonomik karşılığıdır. “Her kullanımın bir kaynağı vardır ve her bir ajanın kullanımı başka bir ajanın kaynağıdır” ilkesiyle hareket eden bu çerçeve, saf finansal işlemleri mal ve hizmet işlemleriyle aynı düzlemde izleyerek ekonomiyi özünde finansal bir sistem olarak analiz etmeyi sağlar (Mehrling, 2012: 6-7).
  3. Para ve Kredi Hiyerarşisi: Ana akım ders kitapları paranın hayali bir takas (barter) ekonomisinin zorluklarını aşmak için icat edilmiş bir “mübadele aracı” olduğu mitine sarılırken[17], Para Bakışı parayı borçları nihai olarak kapatan bir uzlaşma/ödeme aracı olarak tanımlar. Neyin ödeme aracı olduğu ise sistemin neresinden baktığınıza göre değişir. Bizim için banka mevduatı paradır; bankalar içinse bir merkez bankası nezdindeki rezervler paradır. Bir ülkede herkes için para olan şey, başka bir ülkede geçerli olmayabilir veya uluslararası rezerv para kabul edilmişse her yerde geçer akçe olabilir. Parasal sistemler, ödeme vaadi ile ödeme aracı arasındaki niteliksel fark sebebiyle doğası gereği her zaman hiyerarşiktir; yani, bazı yükümlülükler “daha paradır” ve en kaliteli borçlar daha düşük kaliteli borçları temizlemek üzere para olarak dolaşır (Mehrling, 2000: 403)[18]. Bu hiyerarşi sabit bir piramit değildir, her frekansta genişleyip daralan dinamik bir yapıdır. Kredi genişlemesi dönemlerinde kredi daha “para benzeri” hale gelirken, kriz ve daralma anlarında niteliksel farklar sert biçimde yeniden su yüzüne çıkacaktır (Mehrling, 2012: 7-8; 2013a).
  4. Piyasa Yapıcı Olarak Bankacılık ve Aracı (Dealer) İşlevi: Para hiyerarşisinin sakin dönemlerde gözden kaçmasının nedeni, kâr güdüsüyle hareket eden piyasa yapıcıların (dealers / market-makers) kendi bilançolarını kullanarak hiyerarşinin katmanları arasında iki yönlü pozisyon alması, belirli bir alış-satış makasıyla (inside spread) kotasyon vererek krediyi paraya, parayı krediye dönüştürmesidir[19]. İktisat ve finans teorisi, piyasa yapıcıları arka plana iterek piyasa likiditesini bedava sayarken, Jack Treynor’un (1987) piyasa yapıcı modeli likiditenin bilançoda risk taşınarak üretilen fiyatlı bir hizmet olduğunu gösterir (ve böylece hem Beklentiler Hipotezinin hem de Kapsanmamış Faiz Paritesinin ampirik olarak neden sürekli başarısız olduğu da açıklanır). Finansal stres anlarında piyasa yapıcıların bilanço kapasitesi dolduğunda makaslar açılır, primler fırlar, likidite kurur ve hiyerarşi tüm çıplaklığıyla görünür hale gelir (Mehrling, 2011; 2012: 8-10).
  5. “Son Çare Piyasa Yapıcısı” Olarak Merkez Bankası: Para hiyerarşisinin kurumsal tarafında zirvede merkez bankası oturur. Onun borcu herkes için paradır (en azından kendi yetki alanında). Walter Bagehot’un (1873) dünyasını modern sermaye ve toptan para piyasalarına uyarlayan Mehrling’e göre merkez bankalarının asli fonksiyonu ideal bir faiz kuralı peşinde koşmak değil; sistemin istikrarını gözeterek, bankacılık ve finans sisteminin kotasyon verip likidite yarattığı makasın (inside spread) etrafına bir “dış makas” (outside spread) belirlemek ve ödeme sisteminde disiplin ile esneklik arasındaki bıçak sırtı dengeyi (kriz anlarında Son Çare Kredi ve Piyasa Yapıcısı olarak sisteme esneklik sağlamayı, normal zamanlarda ise içsel kredi genişlemesini disipline etmeyi) idare etmektir (Mehrling, 2011; 2012: 10).

Halkaları Bağlayan Adam

Kapitalizmin krizleri neredeyse her zaman parasal ve finansal olgular olarak patlak verir. Oysa hem iktisat hem de finans parayı ve likiditeyi ya modellerinin dışında bırakır ya da işin özünü değiştirmeyen ikincil bir pürüz (friction) olarak görür. Mehrling’in bütün projesi bu boşluktan yola çıkar. Bu satırların yazarları, kendi yolculuklarına matematik okurlarken gayriresmî yan dal olarak yaptıkları “sosyal çalışmalar” okumaları ile başlamış, Marx’ın açtığı devasa kapıdan geçerek iktisada doğru sürüklenmiş, Marx’tan iktisada kaydolmanın etkisiyle kaçınılmaz olarak krizlere, kalkınma problemlerine, eşitsizliğe, kapitalizmin kökenlerine ve nihayetinde hakikaten büyüleyici bir mevzu olan parasal meselelere bulaşmışlardır. Bunda da Mehrling’in payı çok büyüktür. Ana akımın tıkandığı yerde imdada yetişen Post-Keynesyenler (Kaldor, Lavoie, Moore)[20], Mehrling’in tabiriyle merkez bankacıların gözünden bakarak, parayı ve paranın içselliğini makroekonomiye sokmak için yılmadan savaşırlarken arkalarında zengin bir miras bırakmış, bize de çok şey katmışlardır. Diğer yanda merkez bankacılar ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) ekolü (Borio, Disyatat, Shin, McCauley)[21], küresel finansal sistemin yapısını ve işleyiş mekanizmalarını, merkez bankacılığı pratiklerini, finansal döngüleri ve finansal kırılganlıkların içselliğini teorik, ampirik ve tarihsel bir zeminde kavramanın anahtarlarını sunmuşlardır. Perry Mehrling ise halkaları bağlayan, paranın toplum için yaptığını, modern dünyanın iktisadi bilgisi için yapan adamdır. Parasal iktisadı ta yolculuğunun en başında iktisatçının sosyal teori yapma biçimi olarak düşünen Mehrling, teknik silahlanma yarışına karşı iktisadın ve sosyal bilimlerin içinde köprüler örmüştür. Zira onun gözünde para ve finans, ‘reel’ taraftaki başka bir şeye aracılık eden ikincil bir mekanizma —bir üstyapı ya da bir peçe— değil; şimdiden geleceğe ve verili bir noktadan tüm küreye uzanan ödeme vaatleri ağıyla modern toplumsal ilişkilerin bizzat cevheri, bütün sistemin kurucu ilişkisidir. Bugünün toplumu, ona göre Finansal Toplum’dur. Sosyal analistin meselesi de zaten başlı başına toplumsal, hiyerarşik ve doğası gereği istikrarsız olan bu küresel finansal şebekenin içinde ‘toplumsal olanı aramak’ değil; gerçekçi herhangi bir reform projesine girişmeden önce bu ‘Finansal Toplum’un kendi terimleri ve iç dinamikleriyle nasıl çalıştığını kavramaktır (Mehrling, 2017) [22].

Mehrling, kariyerinin ikinci yarısı denebilecek 2012 yılı sonrasında, kendi açtığı kapıdan uluslararası politik iktisada çıkmış, John H. Williams ve Charles Kindleberger’in “anahtar para” (key currency)[23] yaklaşımını Para Bakışı’nın uluslararası uzantısı olarak yeniden inşa etmeye koyulmuştur. Bu uğraşın sonucunda, Mehrling (Money and Empire, 2022), iktisatçıların dünyayı her biri bağımsız para politikasına sahip Mundell-Fleming adacıkları olarak görme yanılgısını paramparça eder (Mehrling, 2022; 2023)[24]. Ödemeler dengesi, hayatta kalma kısıtının uluslararası karşılığıdır; ticari pratik tüm dünyayı tek bir optimal para alanı olarak birbirine bağlamaya çalışır ve küresel dolar sistemi özünde küresel bankaların ihraç ettiği “özel bir dolar” ve döviz swapları ağı olarak işler (Aldasoro ve Ehlers, 2018; Mehrling, 2023).

Bu yaklaşımın güncel meseleleri kavramakta ne kadar verimli olduğu, Mehrling’in Trump’ın gümrük tarifesi hamlelerine dair yorumunda açıkça görülür. Mehrling’e göre küresel dolar sisteminin temel eğilimi coğrafi genişleme ve bütünleşmedir. Ancak bu eğilim kimi zaman ulusal siyasetle çelişir: Devletler kimi zaman kendiliğinden ortaya çıkan sistemi onaylar (1944’te Bretton Woods’ta olduğu gibi), kimi zaman da ona karşı çalışır (1933’te Roosevelt’in, 1971’de Nixon’ın yaptığı gibi). Yine de yeterince uzun bir zaman ufkunda yön bellidir. Savaş sonrasında genişleme önce Avrupa’ya, ardından Asya’ya, bugün de Küresel Güney’e doğrudur (Mehrling, 2023: 3–4). Mayıs 2025’te Bloomberg’in Odd Lots podcast’ine verdiği söyleşide Mehrling, Trump’ın Nisan 2025’te ilan ettiği tarifeleri bu çerçeveden okur. Trump, Nixon’ın Ağustos 1971’deki el kitabını çok daha kapsamlı tarifelerle yeniden uygulamaktadır. Nixon o tarihte altın penceresini kapatmış ve %10’luk ek gümrük vergisini müttefiklerini kurlarını yeniden değerlemeye zorlamak için koz olarak kullanmıştı. Ne var ki Nixon yükselen dolar sistemini durdurmak istese de bunu başaramadı. Sistem ABD dışına, Avrodolar piyasasına kayarak ayakta kaldı. BIS’in kriz anlarında sağladığı swaplar, Volcker’ın 1979’daki sıkılaştırması ve 1985 Plaza Anlaşması’yla da yeniden konsolide oldu. Mehrling aynı nedenle bugün de sürecin sancılı olacağını, ama dolar sisteminin ortadan kalkmayacağını düşünür. Sistemin gücü büyük ölçüde mübadeledeki verimlilik arayışından ve ABD dışında işleyen özel bir dolar ağından kaynaklanır. ABD sermaye akımlarını kısıtlamaya kalkarsa, bir zamanlar Londra’nın Avrodolar işini üstlenmesinde olduğu gibi başka finans merkezleri devreye girecektir[25].

Mehrling’in geliştirdiği çerçeve, gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu yapısal kısıtları anlamak için de eşsiz bir anahtar sunmaktadır. Uluslararası para hiyerarşisi, kapitalizmin başlangıcından itibaren ticaret merkezlerinin ve ulus-devletlerin hiyerarşisini (bir nevi Braudel’in “tüccarlar hiyerarşisi”ni) izler (Mehrling, 2013b)[26]. Bugün Fed parası, merkez bankası swap hatları ve Avrodoların tepesinde oturduğu küresel dolar piramidinin alt katmanlarında yer alan bir gelişmekte olan ülkede (GOÜ), dış dünyaya yapılan sıradan bir ödeme taahhüdü bile yerel bankacılık sisteminin bilançosunda anında döviz fonlama/çevirme riski ve kur riski yaratır (Mehrling, 2013b). İşler sıkıştığında döviz piyasasında “son piyasa yapıcı” olarak müdahale etmek zorunda kalan bir GOÜ merkez bankası ise rezerv parayı yoktan yaratamadığı için rezerv para cinsinden bir “Son Çare Kredi Mercii” (Lender of Last Resort) değil, ancak önceden biriktirdiği veya borçlandığı rezervleri kullanan bir “Son Çare Ödünç Vericisi” (Moneylender of Last Resort) olabilmektedir (Düzçay, 2022). Küresel para hiyerarşisinde bir GOÜ merkez bankası, merkez ülkelerin özel finans kuruluşlarının dahi altındaki katmanda yer alır. İnsanlar ya da egemen devletler ancak kâğıt üzerinde eşittir, para hiyerarşisiyse doğası gereği eşitsiz ve adaletsizdir. Tepedekilere esneklik, alttakilere ise acımasız bir bilanço disiplini, kemer sıkma ve rezerv biriktirme zorunluluğu dayatır. Geleceğe dair fikirlerimizin yanlışlandığı o kriz anlarında hiyerarşi daha da adaletsizdir. Yine de, Mehrling’in (2017) ısrarla hatırlattığı üzere, modern toplumun kurucu unsuru olan yükümlülükler ağından ahlaki itirazlarla, hayali reçetelerle, yalnızca kendi karşılaştığımız adaletsizliğe isyan etmekle bir çıkış yoktur. Kredi ağını parçalamak toplumun kendi dokusunu parçalamak demektir; onu ıslah etmek, onu kendi faydasına yontanlar kadar, tüm yönleriyle nasıl işlediğini çözmeyi gerektirir. Para Bakışı, Mehrling’e göre, gerçekten uygulanabilir herhangi bir reform projesinin çıkış noktasıdır.

Açık Duran Kapı

Perry Mehrling, iktisat düşüncesinde tıpkı Marx gibi, araştırmacıya yepyeni bir izlek belirleyen ve açtığı kapıdan geçildiğinde her yere gidilebilen nadir kurucu zihinlerden biriydi. Onun Para Bakışı merceğini bir kez gözünüze taktığınızda; gün içi Fed fonları ve repo piyasalarının mikro yapısından Fernand Braudel’in erken modern Avrupa panayırlarına, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezerv ve bilanço kısıtlarından küresel hegemonya tartışmalarına kadar uzanan devasa bir coğrafyada hiçbir şeyin havada kalmadığını, her bilançonun bir diğeriyle kenetlendiğini görürsünüz.

Mehrling iktisadı teknik bir satranç oyununa ve gerçeklikten kopuk bir içsel tutarlılık gösterisine indirgeyen ortodoksinin karşısında zarafeti, entelektüel cömertliği, sabırlı arşiv kazıları ve karatahtaya çizdiği T-cetvelleriyle bütün bir kuşağa “merkez bankacı gibi görmeyi” öğretti. Paranın ve finansın kafa karışıklığı yaratan dünyasında yolunu arayanlara bırakacağımız en samimi tavsiye, onun ardına dek açtığı o geniş kapıyı işaret etmek olacaktır. Geçin kapıdan, zihniniz berraklaşsın.

Kaynakça

  • Aldasoro, I. ve Ehlers, T. (2018). The geography of dollar funding of non-US banks. BIS Quarterly Review, Aralık, 15–26.
  • Bagehot, W. (1873). Lombard Street: A Description of the Money Market. Londra: Henry S. King & Co.
  • Beckert, S. (2025). Capitalism: A Global History. New York: Penguin Press.
  • Benlialper, A. (2026a). Sven Beckert’in “Kapitalizm”i ya da “Nobel” Masallarında Anlatılmayanlar (I). Katman Portal, 9 Mart 2026. https://katmanportal.com/sven-beckertin-kapitalizmi-ya-da-nobel-masallarinda-anlatilmayanlar-i/
  • Benlialper, A. (2026b). Sven Beckert’in “Kapitalizm”i ya da “Nobel” Masallarında Anlatılmayanlar (II). Katman Portal, 9 Nisan 2026. https://katmanportal.com/sven-beckertin-kapitalizmi-ya-da-nobel-masallarinda-anlatilmayanlar-ii/
  • Black, F. (1970). Banking and interest rates in a world without money: The effects of uncontrolled banking. Journal of Bank Research, 1(3), 8–20.
  • Borio, C. ve Disyatat, P. (2011). Global imbalances and the financial crisis: Link or no link? BIS Working Papers, No. 346.
  • Boyer-Xambeu, M.-T., Deleplace, G. ve Gillard, L. (1994). Private Money and Public Currencies: The 16th Century Challenge. Armonk, NY: M.E. Sharpe.
  • Braudel, F. (1983 [1979]). Civilization and Capitalism, 15th–18th Century, Vol. II: The Wheels of Commerce. Londra: Collins / Fontana Press.
  • Bruno, V. ve Shin, H. S. (2014). Cross-border banking and global liquidity. Review of Economic Studies, 82(2), 535–564.
  • Colander, D., Howitt, P., Kirman, A., Leijonhufvud, A. ve Mehrling, P. (2008). Beyond DSGE models: Toward an empirically based macroeconomics. American Economic Review, 98(2), 236–240.
  • Copeland, M. A. (1952). A Study of Moneyflows in the United States. New York: National Bureau of Economic Research (NBER).
  • Despres, E., Kindleberger, C. P. ve Salant, W. S. (1966). The dollar and world liquidity: A minority view. The Economist, 218(6389), 526–529.
  • Düzçay, G. (2022). Essays on Credit and Reserves (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
  • Gale, D. (1982). Money: In Equilibrium. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Gale, D. (1983). Money: In Disequilibrium. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Gurley, J. G. ve Shaw, E. S. (1960). Money in a Theory of Finance. Washington, DC: Brookings Institution.
  • Hahn, F. (1965). On some problems of proving the existence of an equilibrium in a monetary economy. F. H. Hahn ve F. P. R. Brechling (Ed.), The Theory of Interest Rates içinde (s. 126–135). Londra: Macmillan.
  • Hawtrey, R. G. (1928). Currency and Credit (3. Baskı). Londra: Longmans, Green and Co.
  • Hawtrey, R. G. (1932). The Art of Central Banking. Londra: Longmans, Green and Co.
  • Kaldor, N. (1970). The new monetarism. Lloyds Bank Review, 97, 1–17.
  • Lavoie, M. (2014). Post-Keynesian Economics: New Foundations. Cheltenham: Edward Elgar.
  • McCauley, R. N. (2021). The global domain of the dollar: Eight questions. Atlantic Economic Journal, 48(4), 421–429.
  • Mehrling, P. (1997). The Money Interest and the Public Interest: American Monetary Thought, 1920–1970. Cambridge, MA: Harvard University Press.
  • Mehrling, P. (1999). The vision of Hyman P. Minsky. Journal of Economic Behavior & Organization, 39(2), 129–158.
  • Mehrling, P. (2000). Modern money: Fiat or credit? Journal of Post Keynesian Economics, 22(3), 397–406.
  • Mehrling, P. (2002). Don Patinkin and the origins of postwar monetary orthodoxy. European Journal of the History of Economic Thought, 9(2), 161–185.
  • Mehrling, P. (2005). Fischer Black and the Revolutionary Idea of Finance. Hoboken, NJ: John Wiley & Sons.
  • Mehrling, P. (2006). Mr. Woodford and the challenge of finance. Journal of the History of Economic Thought, 28(2), 161–170.
  • Mehrling, P. (2011). The New Lombard Street: How the Fed Became the Dealer of Last Resort. Princeton, NJ: Princeton University Press.
  • Mehrling, P. (2012). A money view of credit and debt. INET/CIGI ‘False Dichotomies’ Conference Paper, Waterloo, Ontario, 18 Kasım 2012.
  • Mehrling, P. (2013a). The inherent hierarchy of money. L. Taylor, A. Rezai ve T. Michl (Ed.), Social Fairness and Economics: Economic Essays in the Spirit of Duncan Foley içinde (s. 394–404). Londra: Routledge.
  • Mehrling, P. (2013b). Essential hybridity: A money view of FX. Journal of Comparative Economics, 41(2), 355–363.
  • Mehrling, P. (2016). Financial economics. G. Faccarello ve H. D. Kurz (Ed.), Handbook on the History of Economic Analysis, Vol. III: Developments in Major Fields of Economics içinde (s. 198–207). Cheltenham: Edward Elgar.
  • Mehrling, P. (2017). Financialization and its discontents. Finance and Society, 3(1), 1–10.
  • Mehrling, P. (2018). Where is politics in the money view? Perry G. Mehrling Blog (Boston University), 17 Aralık 2018.
  • Mehrling, P. (2022). Money and Empire: Charles P. Kindleberger and the Dollar System. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Mehrling, P. (2023). Exorbitant privilege? On the rise (and rise) of the global dollar system. INET Working Paper, No. 198.
  • Mehrling, P. (2026). Education of a grandmaster. Institute for New Economic Thinking (INET) Blog, 28 Ocak 2026.
  • Mehrling, P. ve Sandilands, R. J. (Ed.). (1999). Money and Growth: Selected Papers of Allyn Abbott Young. Londra: Routledge.
  • Minsky, H. P. (1957). Central banking and money market changes. Quarterly Journal of Economics, 71(2), 171–187.
  • Mitchell, W. C. (1916). The role of money in economic theory. American Economic Review, 6(1), 140–161.
  • Moore, B. J. (1988). Horizontalists and Verticalists: The Macroeconomics of Credit Money. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Patinkin, D. (1956). Money, Interest, and Prices: An Integration of Monetary and Value Theory. Evanston, IL: Row, Peterson and Company.
  • Rogoff, K. (2025). Our Dollar, Your Problem: An Insider’s View of Seven Turbulent Decades of Global Finance, and the Road Ahead. New Haven, CT: Yale University Press.
  • Solow, R. M. (2006). Comment. Journal of Economic Methodology, 13(2), 235–238.
  • Stigum, M. ve Crescenzi, A. (2007). Stigum’s Money Market (4. Baskı). New York: McGraw-Hill.
  • Tilly, C. (1990). Coercion, Capital, and European States, AD 990–1992. Oxford: Basil Blackwell.
  • Treynor, J. L. (1987). The economics of the dealer function. Financial Analysts Journal, 43(6), 27–34.
  • Williams, J. H. (1947). Postwar Monetary Plans and Other Essays (3. Baskı). New York: Alfred A. Knopf.
  • Woodford, M. (2003). Interest and Prices: Foundations of a Theory of Monetary Policy. Princeton, NJ: Princeton University Press.
  • Young, A. A. (1924 [1999]). Commerce: The marketplace of the world. P. Mehrling ve R. J. Sandilands (Ed.), Money and Growth: Selected Papers of Allyn Abbott Young içinde (s. 265–321). Londra: Routledge.
  • Young, A. A. (1928). An Analysis of Bank Statistics for the United States. Cambridge, MA: Harvard University Press.

Notlar

  1. Solow (2006: 236)’dan aktarılmıştır. ↑
  2. Mehrling’in Woodford’a bakışı sadece bir reddiye değildi. Interest and Prices (Woodford, 2003) üzerine yazdığı incelemede, bu kitabı, Fischer Black’in (1970) “parasız dünya” tezinden hareketle “finansın meydan okuması” adını verdiği soruya verilmiş kapsamlı bir cevap olarak okur (Mehrling, 2006: 162–163). Black, finansal olarak gelişmiş bir ekonomide para politikasına hiçbir rol kalmayacağını savunuyordu (s. 162). Mehrling’in örneğiyle, esnek fiyatlı böyle bir dünyada arbitraj iki farklı faiz oranına izin vermez. Biri, bu merkez bankası bile olsa, doğal faizin altında borç vermeyi teklif ederse, ondan borçlanıp doğal faizden borç vererek onun sırtından kâr edersiniz (s. 163); para politikasına da bir rol kalmaz. O halde böyle bir dünyada piyasa faizi ile doğal faiz arasındaki sapma dengede nasıl mümkün olabilir, onu ortadan kaldıracak arbitraj neden gerçekleşmez (s. 165)? Mehrling, Woodford’un bu soruyu çağımızın temel entelektüel sorunu olarak teşhis etmesini “tam isabetli” bulur ve tüm parasal iktisatçıların ona büyük bir borcu olduğunu yazar (s. 170). Ne var ki eleştirisinin sonunda Mehrling şu hükme varır: Woodford “bankacılık sisteminin kurumsal aygıtının neredeyse tamamını soyutlar. Onun anlatısında sermaye olmadığı gibi, banka da yoktur. Bu soyutlamaların işe yaradığı geniş bir iktisadi sorunlar yelpazesi olduğuna kuşku yok; ama itiraf etmeliyim ki pek çok parasal sorun söz konusu olduğunda bu soyutlamaların yararlılığından bazı şüphelerim var” (s. 169). ↑
  3. İncelenen kitap için bkz. Rogoff (2025). ↑
  4. Mehrling parayı anlamak açısından formel bir iktisat eğitiminden geçmemenin avantajlarını, artık efsaneleşmiş, yaklaşık 200.000 öğrencinin kaydolduğu ve belki bir o kadar kişinin YouTube’dan izlediği Para ve Bankacılık derslerinde de dile getirir. ↑
  5. https://sites.bu.edu/perry/about/ ↑
  6. Yazının bu bölümünde, aksi referans verilmedikçe, Mehrling’in kendi yolculuğunu kendi dilinden anlattığı Mehrling (2012) ana kaynaktır. ↑
  7. Eserleri için bkz. Gale (1982; 1983), Hahn (1965). ↑
  8. Arrow-Debreu (1954) modeli genel dengeyi tek dönemden çok döneme, kesinlikten riske taşır. Bunu, her malın her gelecek tarih ve her olası durum için ayrı bir piyasada, kendi fiyatıyla alınıp satılabildiğini varsayarak yapar; yani duruma bağlı (state-contingent) mal piyasalarının eksiksiz olduğunu varsayar. Gerçek dünyada bu tür piyasalar büyük ölçüde yoktur. Ancak Arrow (1953), belirli bir durum gerçekleştiğinde ödeme vaat eden finansal araçların (Arrow-Debreu menkul kıymetleri) olmayan bu mal piyasalarının yerini tutabileceğini, bu finansal araçların fiyatlarının da duruma bağlı mal fiyatlarının işlevini görebileceğini göstermiştir. Böylece eksiksiz finansal piyasalar eksiksiz mal piyasalarına denk sayılır ve her ikisi de tam genel dengeye kurumsal zemin sağlar. Maliye ve para politikasına ise ancak bu dengeye ulaşmayı engelleyen kurumsal kusurlar ölçüsünde yer kalır (Mehrling, 2016: 3–4). Mehrling’in (2023: 5) Hahn’a (1965; 1985: 1) dayanarak vurguladığı gibi, gelecekteki her olası durum için önceden sözleşme yapılabilen bir dünyada, kendi başına değeri olmayan paraya hiçbir işlev kalmaz. ↑
  9. Mehrling’e göre, Arrow’un 1950’lerde ideal bir ekonominin normatif modeli olarak önerdiği genel denge çerçevesi, 1970’lerden itibaren Lucas ve izleyicileri tarafından, bir iki sürtünme eklendiğinde gerçek ekonomiye oldukça yakın bir tasvir olarak benimsenmiştir. Eleştirmenlerin çoğu Lucas’ın yorumunu hedef alırken, Mehrling bir adım ileri gidip normatif yorumu da reddeder. Ne piyasalar ne de devlet zamanın ve bilgi eksikliğinin doğurduğu temel belirsizliğin üstesinden gelebileceği için, hiçbir gerçek piyasa ekonomisi bu ideale ulaşamaz. Bu yüzden genel denge modeli ne politika ne de teori için uygun bir ölçüttür. Temel belirsizlik altında borç, ulaşılamaz bir optimal zamanlararası dağılımın değil, bugünkü gelir ile harcama arasındaki farkı mümkün kılmanın aracıdır. Açık veren birimler kendi gelecekteki nakit akışları üzerine bahse girerek borçlanır, onların vaatlerini kabul eden fazla veren birimler de bu bahse ortak olur. Bu açıdan bakıldığında finansal yükümlülükler ağı, standart iktisadın varsaydığı gibi ardındaki “reel” ekonomiyi görmemizi engelleyen bir peçe değil, iktisadi hayatın asıl dokusudur. Herhangi bir anda yükümlülükler ağının o anki haritası geçmişte girilmiş bahisleri yansıtır. Bahislerin bir kısmı kaçınılmaz olarak tutmaz; temerrüt yalnızca borçlu ve alacaklının servetini etkilemekle kalmaz, ağ birbirine kenetli olduğu için toplumun geneline de yayılabilir. Dünya böyle işlediğine göre, DSGE gibi bu gerçeklikten soyutlanan modeller bireysel ve kolektif yaşamlarımızı yönetmemize pek yardım etmeyecektir (Mehrling, 2012: 1–2). ↑
  10. Bkz. Patinkin (1956) ve Mehrling (1997; 2002). ↑
  11. Bkz. Gurley ve Shaw (1960); Mehrling (1997; 1999; 2005); Mehrling ve Sandilands (1999). ↑
  12. İlgili eserler için bkz. Mitchell (1916: 161); Young (1928); Hawtrey (1928; 1932); Mehrling (2023: 6-7). ↑
  13. İlgili eser için bkz. Stigum ve Crescenzi (2007). ↑
  14. Finansa yönelik bu tutumu, Mehrling’in Fischer Black’e duyduğu hayranlıkla çelişmez. Mehrling, Black’i bir kâhin olarak över, ama vardığı sonucu paylaşmaz. Black, 1965’te CAPM ile tanıştığında, o günden çok farklı bir dünya hayal etmişti. Mehrling de kitabı yazarken bu vizyonun büyük ölçüde bugünün gerçekliğine, yani finansal inovasyona, küreselleşmeye ve onun ulusal iktisat politikası için doğurduğu sonuçlara dönüştüğünü görüyordu (Mehrling, 2005: xxv). Black’in kendine özgü görüşü galip gelmemişti, ama onun öngördüğü daha geniş, dönüştürücü finans projesi kesinlikle gerçekleşmişti (Mehrling, 2016). Black (1970) parasız bir dünyanın gelişini öngörmüş, finansal olarak gelişmiş böyle bir ekonomide para politikasının hiçbir rolü kalmayacağını savunmuştu (Mehrling, 2006: 162). Oysa likidite bedava değildi. Onu bilanço kapasitesi sınırlı piyasa yapıcılar üretiyordu. Black’in dünyası gerçekleştikçe para ve likidite önemini yitirmemiş, tersine sistemin merkezine yerleşmişti. Mehrling’in The New Lombard Street’in alt başlığına taşıdığı da bu paradokstu. Fed son çare piyasa yapıcısına (the dealer of the last resort) dönüşmüştü (Mehrling, 2011). ↑
  15. Sonsuz ufuklu modellerde transversalite koşulu, ajanın hiç tüketmeyeceği bir serveti sonsuza dek biriktirmemesini gerektirir. Buna eşlik eden Ponzi yasağı (no-Ponzi koşulu) ise ajanın borcunu sonsuza dek çevirerek harcama yapmasını engeller. Bu iki koşul, Euler denklemiyle birlikte optimizasyon problemine tek bir çözüm kazandırır ve ajanı yalnızca ömür boyu (zamanlararası) bütçe kısıtına tabi kılar. ↑
  16. Hyman Minsky’nin “hayatta kalma kısıtı” adını verdiği bu günlük ödeme kısıtı, her birimin ödeme yükümlülüğünü gün sonunda parayla kapatma zorunluluğudur. Nakit çıkışları girişleri aştığında açık ya eldeki parayla ya borçlanarak ya da bir varlık satarak kapatılmak zorundadır; bunu başaramayan birim temerrüde düşer, yani “hayatta kalamaz”. ↑
  17. Allyn Young’ın (1924 [1999]: 265), “itibarını yitirmiş fikirler çöplüğüne” gönderdiği mit. ↑
  18. Basit bir örnek: Bir mağazadan aldığınız malı banka kartınızla ödediğinizde, sizin de mağazanın da gözünde borç kapanmıştır, çünkü banka mevduatı sizin için paradır. Oysa bu mevduat, bankanızın size nakit ödeme vaadinden, yani bankanın bir borcundan ibarettir. Gün sonunda sizin bankanızla mağazanın bankası arasındaki hesap, merkez bankası nezdindeki rezervlerle kapatılır, zira bankalar için para, merkez bankasının borcu olan rezervdir. Mağaza bu parayla yurt dışından mal almak isterse bu kez Türk lirası da yetmez; ödeme, uluslararası hiyerarşinin tepesindeki dolarla yapılmak zorundadır. Her katmanda para olarak dolaşan şey, bir üst katmanın gözünde yalnızca bir ödeme vaadidir. Normal zamanlarda bu fark görünmez, çünkü mevduat nakde, nakit de dövize sorunsuzca çevrilir. Ama bir banka paniğinde ya da döviz krizinde herkes bir üst katmandaki paraya kaçmaya çalıştığında hiyerarşi bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar (bkz. Mehrling, 2013a). ↑
  19. Gündelik bir örnek: Döviz bürosu doları belli bir fiyattan alır, biraz daha yüksek bir fiyattan satar. Aradaki makas, istediğiniz an bir parayı ötekine çevirebilmenizin bedelidir. Bankaların hazine masaları da devlet tahvili gibi menkul kıymetler için hem alış hem satış fiyatı verir. Nakde ihtiyacı olan tahvil sahibi tahvilini anında satar, banka da onu bir alıcı çıkana kadar kendi bilançosunda taşır. Bu sayede tahvil sakin zamanlarda neredeyse para gibi görünür. Stres anında bankanın bilançosu dolup makas açıldığında ise onun aslında bir ödeme vaadi olduğu hatırlanır. ↑
  20. Bkz. Kaldor (1970); Moore (1988); Lavoie (2014). ↑
  21. Bazı örnekler için bkz. Borio ve Disyatat (2011); Bruno ve Shin (2014); McCauley (2021). Ayrıca, bkz. Mehrling (2023). ↑
  22. Mehrling (2012,2017,2018), işin siyasetinden önce mekanizmanın anlaşılmasında ısrarcıdır. Mengerci metalizm (mübadeleden kendiliğinden doğan emtia para) ile Knappçı Çartalizm (devlet parası) arasındaki ezeli kavgayı, bilimsel sorgulamadan ziyade siyasi ideolojilerin yönlendirdiği bir “hedef saptırma” olarak elinin tersiyle iter. Fernand Braudel, Charles Tilly ve Boyer-Xambeu (bkz. Braudel (1983 [1979]); Tilly (1990); Boyer-Xambeu vd. (1994)) üzerinden yaptığı tarihsel okumayla, parasal-finansal sistemin doğası gereği melez (inherently hybrid) olduğunu ortaya koyar: Devletin zor ve vergi gücüne dayanan “kralın parası” ile şehrin ve büyük tüccarların ticari nakit akışlarına dayanan “tüccarın özel parası” uzun süre paralel gelişmiş; savaş finansmanı sırasında devletlerin uluslararası özel sermaye piyasalarından borçlanabilmek için bankacılarla yaptığı tarihsel pazarlık sonucunda modern melez sistemde (başabaş işlem gören devlet parası ve banka parası olarak) birleşmiştir (Mehrling, 2012; 2018). Onun okumasında, devlet parası bile “itibari bir dışsal para” değil, merkez bankasının yükümlülüğü olan bir içsel kredi parasıdır (Mehrling, 2000: 401). Kamusal ve özel güç kaynaklarının kesiştiği bu melez sınır, sürekli bir politik mücadele alanıdır ve mücadelenin özü her zaman şudur: “Bana esneklik, sana disiplin; benim için bankacılık simyası ve parasal fonlama, senin için kemer sıkma ve ödeme kısıtı” (Mehrling, 2018). ↑
  23. Anahtar para yaklaşımı, uluslararası para sistemini eşit ulusal paraların çok taraflı bir düzeni olarak değil, ticaret ve finans dünyasının küresel ödeme aracı olarak benimsediği bir anahtar paranın (bugün doların) etrafında örgütlenen hiyerarşik bir yapı olarak görür ve sistemin istikrarını bu çekirdeğin istikrarına bağlar (Williams, 1947; Mehrling, 2023: 1). ↑
  24. Bkz. Williams (1947); Despres, Kindleberger ve Salant (1966). Dünyayı birbirinden bağımsız ulusal adacıkların toplamı olarak görme yanılgısına yönelik bu itiraz, Sven Beckert’in Capitalism: A Global History (2025) kitabındaki kapitalizm okumasıyla yakından akrabadır. Beckert’e göre kapitalizm tek bir yerde ve tek bir tarihte doğmamış, en başından itibaren küresel bir karakter taşımıştır (ayrıntılı bir değerlendirme için bkz. Benlialper, 2026a; 2026b). Aynı küresellik vurgusu Mehrling’in anahtar para yaklaşımının da çekirdeğindedir. Dünya birbirine kenetlenmiş ödeme vaatlerinden oluşan bir ağ olarak görüldüğünde optimal para alanı bütün dünyadır ve dünyanın dört bir yanındaki ticari pratik tek ve bütünleşik bir küresel para sistemi kurmaya çalışır. (Mehrling, 2023: 3). İki yaklaşımın benzer bir kavrayıştan beslendiği, Mehrling’in Şubat 2026’daki Para Bakışı Toplantısı’nda Beckert ve Yakov Feygin’le birlikte konuştuğu oturumda da açıkça görülür. Mehrling burada adeta kendi fikirlerine tarihsel bir dayanak bulmuşçasına heyecanlıdır (https://www.youtube.com/watch?v=hf9xEn-nJTQ). ↑
  25. https://omny.fm/shows/odd-lots/perry-mehrling-on-trumps-echoes-of-the-nixon-shock ↑
  26. Ayrıca bkz. Braudel (1983 [1979]: 376); Düzçay (2022). ↑
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Ahmet Benlialper, Güney Düzçay (2026). Nobel’in Görmediği Para: Perry Mehrling’in Ardından. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.23600909
  • Bilkent Üniversitesi’nden lisans, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden yüksek lisans derecelerini aldı. İktisat doktorasını 2024 yılında ESSEC Business School’da tamamladı. Hâlen Corvinus University of Budapest Ekonomi Enstitüsü’nde öğretim üyesidir. Çalışmaları para politikası, uluslararası finans ve gelişmekte olan ülkelerde döviz kurlarının önemi üzerine yoğunlaşmaktadır.

    Diğer Yazıları
  • 2010 yılında Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını 2013’te Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde, doktorasını da 2022 yılında aynı bölümde tamamladı. 2018 yılından sonra, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında kurumsal risk ve rezerv risk yönetimi alanlarında çalıştı. 2023 yılından beri Samsun Şubesinde görev yapmaktadır. Para, bankacılık, uluslararası finans ve merkez bankacılığı alanlarında çalışmalar yürütmektedir.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Dil bilgisi, anlam bozukluğu ve noktalama kontrolü Tercüme

Yazar, yapay zekâ araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zekâ desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.