Takip et

Milletlerin Zenginliği 250 Yaşında (I): İki Adam Smith

YazarMuammer Kaymak

9 Mart, 2026
DOI:10.5281/zenodo.18912071 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

“Piyasa peygamberi” olarak sunulan Adam Smith ile İskoç Aydınlanması’nın eleştirel düşünürü olan tarihsel Adam Smith aynı kişi değildir. Milletlerin Zenginliği’nin indirgemeci bir yorumuna dayanarak oluşturulan popüler imge, Smith’i neoliberal bir piyasa ideoloğuna indirgerken, onun kapitalist toplumun çelişkilerini sorgulayan çok katmanlı düşünsel mirasını görünmez kılmıştır.

“Aynı sektördeki iş sahipleri, eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek amacıyla bir araya geldiklerinde bile, sohbet çoğu kez halk aleyhine bir komployla ya da fiyatları yükseltmeye dönük bir anlaşmayla sonuçlanır.”

“Büyük mülkiyetin bulunduğu her yerde büyük eşitsizlik vardır. Bir tek çok zengin insana karşılık en az beş yüz yoksul bulunur; azınlığın zenginliği çoğunluğun yoksulluğunu gerektirir.”

Adam Smith, Milletlerin Zenginliği

Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği günümüzden 250 yıl önce 9 Mart 1776’da yayımlandı. Ortaya koyduğu teorik çerçeve ve sorunsal setiyle iktisadın kurucu metni sayılan bu eser, daha yayımlandığı yıllarda Avrupa’nın başlıca dillerine çevrilmiştir. Milletlerin Zenginliği, İngiltere’de 1815-1848 arasındaki hararetli politik ekonomi tartışmalarında başı çeken Ricardo, Malthus, McCulloch ve J.S. Mill gibi iktisatçılar tarafından kanonik hale getirilmiştir. Ancak 1830 sonrasında klasik politik ekonominin çözülmesiyle, teorik bir kaynak olmaktan adım adım uzaklaşmış, 19. yüzyıl boyunca İngiltere merkezli laissez faire ideolojisinin seküler bir azizine dönüştürülmüştür.[1] Bilinçli bir şekilde inşa edilen bu Smith imgesi, iktisatta marjinalizmin doğuşuyla sonuçlanacak radikal yön değişiminin de etkisiyle Milletlerin Zenginliği’ni piyasanın büyülü görünmez elinin kutsal kitabı olarak yeniden konumlandırmıştır. Bu Smith yorumu, 1920’lerden itibaren liberalizmin güç kaybetmesiyle marjinal bir çevre dışında büyük ölçüde gündemden düşmüş; ancak 20. yüzyılın son çeyreğinde neoliberal politikaların tasarlanması ve meşrulaştırılması için yeniden popülerleştirilmiştir.

Milletlerin Zenginliği’nin yayınlanmasının 200. Yıldönümü olan 1976 yılı bu açıdan önemli bir dönüm noktasıdır. Aynı yıl Nobel Ekonomi Ödülünü alan neoliberalizmin fikir babalarından Milton Friedman, Mont Pelerin Derneği’nde[2] yaptığı “Adam Smith’s Relevance for 1976” başlıklı konuşmada, Smith’den alıntılarla Amerikan siyasetçilerinin neden Keynesçi tam istihdam politikasından vazgeçmesi gerektiğini, devletin küçültülmesinin neden zorunlu olduğunu açıklamıştır.[3] Hemen ertesi yıl İngiltere’de kurulan The Adam Smith Institute (Adam Smith Enstitüsü) temel misyonunun Smith’in mesajını günümüze taşımak olduğunu ilan etmiş, Smith’in ‘teorik mirasını’ ve otoritesini arkasına alarak Margaret Thatcher’in yakın çevresinde neoliberal politikaların tasarlanmasında aktif rol oynamıştır. Bugün neoliberal politikaların dünyayı getirdiği yer ortadayken, bu yöndeki propagandanın etkisiyle Smith hala ekonomi basınında ve görsel ve işitsel dijital mecralarda, genellikle olumlu anlamda “kapitalizmin babası”, “piyasa peygamberi”, “laissez-faire bayraktarı” olarak anılmaktadır. Milletlerin Zenginliği de geniş bir tartışma zemininin parçası olan tarihsel/teorik bir metin olarak değil, ancak “ehil olanların”, “meslek ulularının” nüfuz edebileceği, sıradan okurun ancak sezgisel olarak ilişkilenebileceği seküler bir kutsal kitap gibi algılanmaktadır. Oysa eser, kalınlığına bakılarak göz korkutsa da her düzeyden okuyucunun anlayabileceği sadelikte kaleme alınmıştır. Bu kadar konuşulup bu kadar az okunan bir eser olması, belki de onu bir kutsal kitap gibi takdim edenlerin arzu ettiği bir durumdur. Zira okunduğunda eser üzerine inşa edilen liberal metafizik dağılacaktır. Nitekim 1902 yılında Milletlerin Zenginliği’ni Çince’ye çeviren Yen Fu, eserdeki tüccarlara yönelik sert eleştirilerin Çinli mandarinler (memurlar) ve aydınlar arasında çok güçlü olan geleneksel ticaret karşıtı duyguları depreştirebileceğini düşünerek okurlarını uyarmak zorunda hissetmiştir.[4]

Smith Nasıl Çarpıtıldı?

Smith’e dair bu popüler kimlik inşasının genel iktisadi felsefesinin yanında bir de iktisadi teorinin daha spesifik başlıklarına dair katkılarıyla ilgili bir boyutu da bulunuyor. Bu bağlamda Smith’in teorik mirasının mahiyeti, Milletlerin Zenginliği’nin belli bir konuda gerçekte ne söylediği ve neyi amaçladığı üzerine konuşmak için, geçmişteki düşüncelerin nasıl ele alınması gerektiği ile ilgili metodolojik tartışmalara değinmek gerekir. Bu konuda bilim çevrelerinde kabul gören üç meşru yöntem var. Bunlardan ilki geçmişteki düşünceleri, ortaya çıktığı bağlamı temel alarak kendi kavramsal dili ve sorunları ışığında ele almayı öneriyor. Bir diğer yaklaşım geçmişin düşüncelerini tarihsel bağlama odaklanmadan bugünkü analitik çerçevelerden hareketle yeniden inşa etmek gerektiğini ileri sürüyor. Bir üçüncü yaklaşım ise bu düşüncelerin bağlandıkları entelektüel sorunsalların izini sürmeye odaklanıyor. Kişisel olarak bu yöntemler arasına sınır çizgileri çekmenin olanaklı olmadığını düşünsem de bunların bilimsel ölçütler bakımından meşru ve yararlı olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak Smith’i bir piyasa ideoloğu olarak sunan yorumlar, bu yaklaşımlardan tümüyle farklı bir yol izleyerek, Smith’in eserini güncel ortodoksiye uyduran, aslında ne dediği ile değil, bugünkü “mutlak hakikat”in erken bir habercisi olarak, ne demiş olması gerektiği ile ilgilenen bir yaklaşımı benimsiyor. Başka bir ifadeyle geçmişteki teorileri, bu teorileri ortaya koyan iktisatçıların ele aldığı sorunların, amaçların ve hedeflerin bugünkü iktisat teorisiyle aynı olduğu varsayımı altında, bugünün dili ve yöntemiyle ele alıyor.

Ünlü düşünür ve düşünce tarihçisi Richard Rorty bu yaklaşıma eleştirel bir şekilde doksografik yaklaşım adını veriyor. Biraz serbest bir ifadeyle “geçmiş iktisatçıları neoklasik ortodoksiye uydurmacı okuma” olarak tanımlayabileceğimiz bu yaklaşım, akademik yazın ve ders kitaplarında Smith’e atfedilen teorik katkılarda sıkça karşımıza çıkıyor. Sözgelimi Smith’in faydanın değerin kaynağı olamayacağını göstermek için formüle ettiği elmas-su örneği, marjinalist iktisatçıların elinde özgün anlamından koparılmış, kendi teorik sorunsallarını doğrulamak için elmas-su paradoksu adı altında ders kitabı materyaline dönüştürülmüştür. Benzer bir şekilde, Smith’e atfedilen mutlak üstünlükler teorisi[5], iş bölümünün piyasanın genişliği ile sınırlı olduğu önermesinin neoklasik endüstriyel organizasyon teorisini doğrulamak amacıyla kullanılması, Smith’in yazılarından beşeri sermaye teorisi çıkarmak için yapılan keyfi çıkarımlar, bu tür bir çarpık okumanın ürünüdür. En hafif tabirle “entelektüel günah” diye adlandırılabilecek bu tutum, neoklasik iktisadın kurumsal gücüne sırtını dayadığı için mazur görülebiliyor. Zira nasıl olsa metni okuyan yok. Nasıl olsa neoklasik gurular bizim için neyin önemli neyin önemsiz olduğuna, neyin ne anlama geldiğine karar veriyor.

Öteki Adam Smith

1976 yılından başlayarak, Glasgow Üniversitesi tarafından Smith’in yayımlanmamış ders notlarını, elyazmalarını ve yazışmalarını da içeren eleştirel edisyonların yayımlanması, bu tek boyutlu anlatının ve entelektüel çarpıtmanın ciddi biçimde sorgulanmasını sağladı[6]. Smith, artık yalnızca piyasa savunucusu bir iktisatçı olarak değil, İskoç Aydınlanmasının genel tarih, hukuk ve toplum kuramı çerçevesi içinde düşünen, bireysel çıkarların hâkim olduğu bir dünyada kamusal düzenin nasıl mümkün olacağı sorusuyla ilgilenen, toplumun bütün üyelerinin yararına işleyen bir toplumsal düzen olanağını soruşturan eleştirel bir filozof olarak incelenmeye başlandı. Bu yeni literatür, Smith’in temel eserlerini, edebiyattan retoriğe, bilim tarihinden hukuk bilimine uzanan geniş temaları içeren yayımlanmamış yazılarından da yararlanarak, oluşturmaya çalıştığı genel tarih, toplum ve siyaset teorisinin bir bileşeni olarak tartışmaya yöneldi.

Son 50 yılda artan akademik uzmanlaşmanın da etkisiyle Smith yorumları gerek nicelik gerekse kapsam bakımından önemli boyutlara ulaştı[7]. Bu yorumlarda, Smith’in iddia edildiği gibi ticari toplumu ‘piyasanın görünmez eli’ mefhumu ile meşrulaştırmaya çalışan, bireysel çıkarların kendiliğinden ortak yarara hizmet edeceğini ileri süren bir düşünür olmadığı, tersine, ticari topluma hâkim olan bireyci güdülerin, siyasal ve toplumsal ilişkilere hâkim olmasının yaratacağı sorunlara karşı eleştirel bir pozisyon alan bir Aydınlanma düşünürü olduğu ortaya konuldu.

Dahası, Smith’in Aydınlanmanın bireysel özgürlük, maddi ilerleme, siyasal katılım, sekülerizm gibi sorunsallarından hareketle, piyasanın toplum yararına sonuçlar doğurması için yasa koyucunun bilimi olarak tanımladığı politik ekonomi biliminin çerçevesi içinden geniş bir müdahale alanı tanımladığı gösterildi.

Son 50 yılda Smith’in yeni bir gözle okunmaya başlanması felsefe, tarih, eğitim bilimi, siyaset bilimi gibi alanlardan çok sayıda araştırmacıyı da Smith çalışmalarına yöneltti. 19. yüzyılda pozitivizmin etkisiyle yaratılan disipliner ayrımlar nedeniyle birbirinden koparılan araştırma alanlarının yeniden Smith’in şemsiyesi altında bir araya gelmesindeki ironi bir yana, bu gelişmeler Milletlerin Zenginliği’nin çok farklı ve geniş katmanlı okumalara açık bir eser olduğunu da ortaya koymaktadır.

Smith’in eleştirel bir düşünür olarak yükselişi, onun adını neoliberal projeye alet eden muhafazakâr eğilime bir tepki olduğu kadar, 1990’larda Sovyetler Birliği’nin yıkılışının ardından Marksizmin gözden düşmesiyle de yakından ilişkili görünüyor. Keith Tribe, bu konuda “artık kapitalizmi Karl Marx’ın yazıları üzerinden eleştirmek ne makul ne de moda görünüyor; Kapital‘in yerini, kapitalizm eleştirisinin başvuru kaynağı olarak Milletlerin Zenginliği almış durumda. Adam Smith, kültür savaşlarında taraf değiştirmiş gibi görünüyor” yorumunu yapmaktadır.[8]

Peki bu eseri ortaya çıkaran tarihsel ortamın özelliği neydi? Ve eser gerçekte ne anlatıyordu? Diğer yayınlanmış ve yayınlanmamış çalışmalarıyla bağlantısı neydi? Ve bugün Milletlerin Zenginliği’ni neden okumalıyız? Bu soruların yanıtlarını bir sonraki yazıda tartışacağız.

Notlar

  1. Keith Tribe (1995) “Natural Liberty and Laissez faire: How Adam Smith Became a Free Trade Ideologue”, Adam Smith’s Wealth of Nations: New Interdisciplinary Essays. (Ed. S. Copley ve K. Sutherland), Manchester University Press, 23-44.

  2. Mont Pelerin Derneği 1947 yılında Hayek öncülüğünde bir araya gelen Milton Friedman, Ludwig von Mises, Karl Popper ve George Stigler gibi muhafazakâr liberallerin kurduğu bir düşünce derneğidir. Dernek adını kuruluş toplantısının yapıldığı İsviçre’deki kasabadan almıştır. Derneğin amacı klasik liberal geleneği yeniden canlandırmak ve özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yükselen sosyalizm, planlama ve refah devleti politikalarına karşı piyasa temelli bir düşünsel çerçeve geliştirmektir. Ama derneğin Nobel Ekonomi Ödüllerinin dağıtımından, neoliberal politikaların tasarlanmasına ve propaganda faaliyetlerine uzanan geniş bir etkisi vardır. Bu konuda bkz. Philip Mirowski and Dieter Plehwe (eds), (2009) The Road from Mont Pèlerin. The Making of the Neoliberal Thought Collective. Harvard: Harvard University Press.

  3. https://tinyurl.com/34yrjyp4 

  4. Yen Fu, (1902) “Foreword to the First Chinese Edition of The Wealth of Nations”, Cheng-chung Lai (ed.) (2000) Adam Smith across Nations: Translations and Receptions of The Wealth of Nations, Oxford University Press.

  5. R. Schumacher (2012) “Adam Smith’s theory of absolute advantage and the use of doxography in the history of economics”, Erasmus Journal for Philosophy and Economics, 5(2), 54–80.

  6. The Glasgow Edition of the Works and Correspondence of Adam Smith başlığı altında yayınlanan 6 cildin 5 cildi Smith’in yeni bulunan ders notlarını da içeren toplu eserlerinden, son cilt yazışmalarından oluşmaktadır.

  7. Literatürün kapsam ve derinliğini gösteren iki güncel derleme için bkz. C. J. Berry vd (eds) (2013) The Oxford Handbook of Adam Smith. Oxford: Oxford University Press. Ve K. Haakonssen,(ed) (2006) The Cambridge Companion to Adam Smith, Cambridge: Cambridge University Press.

  8. Keith Tribe (1999) “Adam Smith: Critical Theorist?” Journal of Economic Literature, 37(2), 609–32.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Muammer Kaymak (2026). Milletlerin Zenginliği 250 Yaşında (I): İki Adam Smith. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.18912071
  • Hacettepe Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. İktisat tarihi, iktisadi düşünce tarihi ve uluslararası politik ekonomi alanlarında çalışmalar yapmakta ve bu alanlarda dersler vermektedir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nde, yüksek lisansını Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü’nde tamamlamıştır. Doktora derecesini ise Hacettepe Üniversitesi’nden, 1873–1896 Krizi konulu teziyle almıştır. Praksis Dergisi Yayın Kurulu üyesidir.

    Diğer Yazıları