İnşaata odaklı büyüme AKP hükümetlerinin ilk 15 yılında çalıştı ama artık çalışmıyor. AKP iktidarı ve çevresinde kümelenmiş odaklar bu gerçeği kabul edemediği için yanlış politikalarla son beş yılda Türkiye’yi yüksek enflasyon sarmalına soktu.
“Yiyorlar ama yapıyorlar” ya da “çalıyorlar ama çalışıyorlar” özlü sözü AKP iktidarının ilk 15 yılında popülerdi. Artık pek kullanılmıyor. Bu özlü söz, akademisyenler ve özellikle de muhalifler arasında hep hor görüldü.[1] Bu hor görmenin arkasında rüşveti kamu kaynaklarını çalmakla eşitleyen Batılı gelişmiş ülke perspektifli kavramsallaştırma yatar. Rüşveti kamu kaynaklarını çalmakla eşitleyince çalıyorlar ama çalışıyorlar maddi olarak imkânsızdır: Rüşvetçi bürokrat 100 liralık bütçenin 20 lirasını çalıyorsa, dürüst bürokrattan 20 lira eksik bütçe ile daha fazla icraat yapamamalıdır. Bu Batılı perspektifin gizli ön kabulleri tüm kamu harcamalarının vergilerle finanse edildiği varsayımı ve rüşvet almanın zimmete geçirme ile eşitlenmesidir. Çin ve Türkiye gibi görece hızlı büyüyen gelişmekte olan ülkelerde ise bu Batılı perspektifi yeni kavramlaştırmalarla takviye etmek gerekir: (i) Gelişmekte olan ülkelerde kamu icraatlarının azımsanmayacak bir kısmı vergi harici kaynaklarla finanse edilir (vergisiz kamu maliyesi). (ii) Rüşvet sadece zimmete para geçirme değildir, bazen de kalkınma ve şehirleşmenin yarattığı rantın paylaşılmasıdır. Rüşvetçi bürokrat veya politikacılar bu durumlarda kamu harcaması için yeni kaynak yaratabilirler. Dolayısıyla da bu rüşvetçi bürokrat veya politikacıların elinde dürüstlerinden daha fazla kaynak olur ve daha fazla icraat yapabilirler.
Şehirleşme daha fazla katma değer yaratmanın önünü açar
İnşaat odaklı büyüme sacayağı gibidir, yani üçayaklıdır. Orhangazi (2020: Bölüm 5) bu sacayağının ilk iki ayağını Türkiye için detaylı olarak inceler. (i) İnşaat emek yoğun bir sektör olduğu için bol bol istihdam yaratır. İnşaat sektörü bir yandan hammadde aldığı çimento, çelik gibi sektörlere talep yaratır; öbür yandan inşaat bittikten sonra mobilyacıdan emlakçıya alakalı sektörleri de hareketlendirir. (ii) İnşaat odaklı büyümenin önemli bir kısmı alt yapı yatırımıdır. Yetersizlik ve darboğaz olan yerlerde liman, elektrik üretimi ve dağıtım şebekesi, yol veya demiryolu yapmak ekonomiyi canlandırır. Kendi jeneratörünü çalıştıracağına şebekeden ucuz elektrik almak firma maliyetlerini azaltır; duble yollar hızı artırır, süreyi kısaltır, ulaşım maliyetini düşürür; demiryolu ve konteyner limanı ile birim ulaşım maliyetleri düşer vs.[2] (iii) Sacayağının üçüncü ayağı büyük şehirlerdeki yoğunluk ekonomisidir (agglomeration economies). Hızlı şehirleşme evresinde, yoğunlaşma eğilimi gösteren bölgelerde nüfus yoğunluğunu artıracak yüksek katlı konut inşaatı da yoğunlaşmanın gerçekleşmesine olanak sağlayarak büyümeye katkı sağlar. Büyük şehirlerde altyapı genelde daha iyidir, emek havuzu çok daha geniştir. Büyük kentlerdeki firmalar büyük bir pazara yakınlıktan faydalanırlar. Üniversite sistemi en sebatkâr ve çalışkan öğrencileri büyük şehirlere kanalize eder. Bu sebatkâr gençler mezun olunca kurumsal şirketlerin aradığı ideal beyaz yakalıdır. En fazla katma değer de yoğunlukla kurumsallaşmayı birleştirebilen bu tip şirketlerde yaratılır.
Yoğunluk ekonomisinin özel bir durumu da kümelenme ekonomisidir (akademik referanslar için). Birbiri ile alakalı işler yapan, hem rekabet hem de işbirliği yapan firmalar birbirlerine yakın olmak isterler. Gören gözler için İstanbul böyle sektör kümelenmeleri ile doludur: En eskisi Kapalıçarşı, en yenisi Şişli’nin estetik sektörü, Tekstilkent, Masko mobilya kenti, Kuyumcukent, Kadıköy’de kümelenen oyun sektörü vs. Bu kümelenme rekabeti artırır, firmaları kendilerini devamlı güncellemeye ve uzmanlaşmaya iter. Birbiriyle normalde rekabet eden bu firmalar ölçeklerini aşan büyük bir sipariş geldiğinde, rakipleri komşu firmaları ile geçici işbirliğine de giderler ve büyük siparişi kaçırmazlar. Bu şirketlerde çalışanlar (mavi veya beyaz yaka) da zaman içinde uzmanlaşır. Türkiye gibi güvencesiz çalışmanın norm olduğu ülkelerde özel sektörde zam almanın en gerçekçi yöntemi iş değiştirmektir. Çalışanlar daha yüksek ücret için iş değiştirdikçe bilgi-birikim firmadan firmaya yayılır. Uzmanlaşma ve bilgi-birikimin derinleşmesiyle katma değer artar.[3] Kent ne kadar büyükse kümelenme ekonomileri de o kadar olasıdır.
Yoğunluk ekonomisinden yararlanmak için firmalar büyük şehirlerde ve işleri ile alakalı diğer firmalara ve kalifiye personele yakın olmak ister, kalifiye personel de firmalara. Bu yakınlık arzusu arazi rantını yaratır. Yani yoğunluk etkisinin güçlü olduğu bölgelerde yaratılan katma değer sadece patron ve çalışan arasında paylaşılmaz; bir kısmı da kira veya ev, ofis, fabrika, arazi bedeli olarak etraftaki emlak sahipleri ile paylaşılır. İşte bu arazi rantı girişimci bürokrat ve politikacıya hem yeme hem de yapma imkânı yaratır.
Rüşveti gerçekçi ve kullanışlı bir şekilde kavramsallaştırma: Yuen Yuen Ang
Ang (2018) analizine çok temel bir gözlemle başlar: Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1980 sonrası eşi görülmemiş hızlı ve uzun büyüme döneminde rüşvet de çok yaygınlaşmış ve çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Ana akım siyaset bilimi ve iktisat perspektifine göre rüşvet ve kalkınma aynı yerde ve zamanda beraber olamaz. Rüşvet sömürücü kurumlaşmanın sonucudur, böyle kurumlar sürdürülebilir kalkınma yaratamaz. Ang (2020) göre ana akım yazının çelişkisinin nedeni rüşveti ahlaki bir düzlemde tanımlaması ve değişik rüşvet tiplerinin ayrıştırmamasıdır. Ang (2020) rüşveti, rüşvetçi memurun rütbesi ve rüşvetin hırsızlık veya al-ver ilişkisine göre 2*2 şeklinde kavramsallaştırır (Tablo 1). Sol üst köşede küçük hırsızlıklar (petty theft) vardır, bunlar düz memurların kamu kaynaklarını çalması veya sıradan halktan yapılan gasplardır. Sağ üst köşedeki büyük hırsızlık (grand theft) vardır, bunlar üst düzey bürokratlar veya siyasi liderler tarafından kamu fonlarından önemli miktarlarda para çalınmasını tanımlar. Ang (2020) medikal bir benzetmeyle bu rüşvet tiplerini toksik uyuşturucuya benzetir. Çünkü büyüme üstündeki etkileri negatiftir. Sol alt köşede hız parası (speed money) vardır, bunlar bürokratik süreçleri hızlandırmak için düz memurlara verilen küçük rüşvetlerdir. Ang (2020) hız parası için ağrı kesici benzetmesini kullanır. Kısa vadede ağrıyı azaltsa da iyileştirmez. Bir dosya öne alındıysa başka bir dosya sona itilmiştir. Ang (2020)’nin en orijinal fikri sağ alt köşedeki erişim parasıdır (access money). Erişim parası, bürokratik engelleri aşmak ve ayrıcalıklar elde etmek için üst düzey bürokratlara yapılan önemli miktardaki ödemelerdir. Değerli kamu arazilerin düşük bedelle tahsis etmek, 10 kat inşaat izni olan bölgede istisnai olarak 20 kat inşaat izni vermek, maden projesini ÇED raporundan muaf tutmak, özel şirket yararına olacak şekilde acil kamulaştırma yapmak vs. ancak üst düzey bürokratların imzasıyla olur. Bu imzalar hem bazıları için bir gecede zenginleşme yaratır hem de kısa vadede ekonomik aktiviteyi artırır. Ang (2020)’nin erişim parası için medikal benzetmesi steroiddir. Steroidler kısa vadede hızlıca kas yapar (ekonomik büyüme yaratır) ama uzun vadede kötü yan etkileri (trafik, yeşil alansız kentler, emlak balonları vs.) vardır.
Tablo 1. Rüşvetin Çeşitleri
|
Boyut |
Düz memur |
Üst düzey bürokrat |
|
Hırsızlık içerir |
Küçük hırsızlık |
Büyük hırsızlık |
|
Al-ver içerir |
İşlem hızlandırma parası |
Erişim parası |
Notlar: Kaynak: Ang (2020: 9) “Unbundled Corruption Score Framework” tablosunun çevirisidir.
Bal tutan parmağını yalarmış, pek çok üst düzey bürokrat ve politikacı da şeytana uyar ve riskli bir imzayla mümkün kıldığı bu zenginleşmeden payını almak ister. Bir çelişki gibi görünen yiyorlar ama yapıyorlar altında yatan mekanizma budur. Erişim parası tipi yolsuzluğa en elverişli ortam şehirleşmenin hızla devam ettiği inşaat odaklı büyüme dönemleridir. İnşaat sever belediye başkanları ve bürokratlar daha hızlı nüfus artışı, daha fazla nüfus yoğunluğu sağlarlar ve karşılığında da inşaat ruhsatı bedelleri, vergilerden aldıkları paylarla yerel yönetimlerin gelirini artırırlar.[4] Batı Avrupa’ya göre Türkiye’de kamunun elinde çok daha fazla değerli arazi vardır dolayısıyla da yiyorlar ama yapıyorlar olgusu için Batılı ülkelere göre çok daha fazla olanak vardır. Çin’de ise tüm araziler kamunun elindedir dolayısıyla da erişim parası yolsuzluğunun boyutu da, şehirlerin dönüşüm hızı ve ölçeği de görülmemiş ölçüdedir. Çin’deki bu steroidli büyümenin uzun vadeli yan etkisi ise tarihin en büyük emlak balonudur. Evergrande inşaat şirketinin 2021’de takriben 300 milyar dolar borçla batmasıyla emlak balonun patladığı ayyuka çıktı.
İnşaat Odaklı Büyümenin Sonu
İnşaat odaklı büyüme sonsuza kadar sürmez. Bir süre sonra alt yapı kısıtları büyük ölçüde çözülür. Nüfusun artışının yavaşlaması ve şehirleşmenin tamamlanmasıyla yoğunluk ekonomisinin büyüme üstündeki müspet etkileri de azalır. Ayrıca nüfus yoğunluğunun artmasının negatif etkileri de vardır, yoksa tüm ülke tek bir şehirde toplanırdı. Nüfus yoğunluğu arttıkça trafik artar, yeşil alan azalır vs. İstanbul’da daha çok, daha çeşitli iş ve yüksek ücretlerin bedeli trafik, yeşil alansız kentler ve yüksek kiralardır. Sonuçta insanları İstanbul’a çeken ve İstanbul’dan iten nedenler dengelendi ve nüfus artışı durma noktasına geldi; İstanbul’un nüfusu 2019’dan beri 15,5 milyon civarında dalgalanmakta.[5] Altyapı projelerinde doygunluğa ulaşıldığının emaresi mantıklı projelerin tükenip çılgın projeler devrinin başlamasıdır. Çılgın projelerinin alametifarikası kapasitesinin altında kullanımdır (3. Köprü, Çanakkale Köprüsü ve çeşitli küçük il havaalanları). Yoğunluk etkisinin arazi rantları üstündeki etkisinin doygunluğa ulaşmasının emaresi ise durgunlaşan konut sektörünün ucuz kredilerle yüzdürülmesidir. Türkiye’de saç ayağının üçayağından ikisi 2013 itibariyle teklemeye başladı. Yine de inşaat odaklı büyüme 2017’ye kadar devam etti (Orhangazi, 2020: 133-139). 2018 döviz krizi ve takibinde Merkez Bankası’nın kuru tutmak için faizleri yükseltmesi ile inşaat odaklı büyüme devri kapandı.
Teori güzel de, ampirik kanıt var mı?
Ang (2020), Xi Jinping’in yolsuzluk karşıtı politikalarını ve sonuçlarını detaylı olarak analiz etmektedir. Çin’de inşaat odaklı büyümenin yerel yönetim bütçelerine katkısı için hem Ang (2018)’e hem de dördüncü dipnota bakılabilir. Türkiye’nin şu anki ortamında rüşvetin belgesini bulmak kolay değildir. Ancak inşaat izinlerinin çoğunu veren ilçe belediyelerin elindeki toplam kaynaklara bakılabilir. Yüksek lisans öğrencim Emre Almaz tezinde tam da bu konuya eğildi (Almaz, 2025). Hem il hem de İstanbul’daki 39 ilçe belediyesinin vergi ve vergi harici gelirlerinin zaman içindeki gelişimini ve yereldeki konut inşaatı ile ilişkisini analiz etti. Özellikle ilçe belediyelerinin gelirleri ile ilçe sınırları içindeki konut inşaatı arasında yakın ilişki vardır (Almaz, 2025: 24, Şekil 3.2). Gerek inşaat izinleri gerekse de ikamet izinleri 2018 yılında zirve noktaya ulaştıktan sonra düştü ve düşük seviyede kaldı. İstanbul toplamında 2018’de 250 bin seviyesine çıkan konut inşaat izni sayısı 2019-2022 arasında 150 bin seviyesini bile görmemiştir. 2014-2018 arasında her yıl 150 bin konuta ikamet izni verilirken 2020-2022 arasında ikamet izni ortalaması 100 bin konuta düştü. Konut inşaatlara paralel bir şekilde, ilçe belediyelerinin ortalama ve kişi başı gelirleri de 2018 yılında zirve noktasına ulaştıktan sonra ve 2019-2022 arasında reel olarak düştü. Bu düşüş, yalnızca AKP’li belediyelerle sınırlı kalmadı; CHP’li belediyelerde de gözlendi.
2020-2023: Aynı düğmelere basıp aynı sonucu alamama
AKP eliti en başarılı dönemlerini inşaat odaklı büyüme devrinde yaşadılar. Alt yapı açlığını ve şehirlerdeki modern konut ihtiyacını gidererek ekonomik büyüme yarattılar ve büyüme sayesinde vergi oranlarını artırmadan, kamu gelirlerini ve kamu hizmetini artırdılar. Türkiye’nin çoğunda (başta en yüksek katma değer yaratan firmaların olduğu İstanbul’da) bu süreç tamamlandı. 2020 Haziran’da devreye sokulan ucuz krediler, ekonomik verimliliği ve katma değeri AKP’nin ilk 15 yılındaki gibi artırmadığı için 2018’de olduğu gibi cari açığın artmasına ve döviz kurunun zıplamasına neden oldu. 2018’den farklı olarak Merkez Bankası faizleri artırmak yerine daha da düşürünce bu sefer döviz kurunun artışı yüksek enflasyona dönüştü.
Artık işe yaramadığı belli olan bu politikada ısrar niye? Hatta el artırıp Kanal İstanbul’da ısrarın nedeni nedir? İktidar ilişkileri içinde olmayınca bu sorunun cevabını kesin bilemeyiz ama tahmin etmek zor değil. (i) 15 yıl boyunca inşaat odaklı büyüme politikaları gütmek büyük bir inşaat lobisi yarattı. (ii) AKP elitinin bildiği başka bir iktisat politikası demeti yok. Örneğin, emsal ülkelere göre çok düşük olan kadın istihdamını (Tekgüç 2025) artıracak bir politik vizyonları yok. AKP’nin kadın politikaları, kadınların esas rolünü anne olarak gördüğünden dolayı ekonomik büyümeyi baltalamakta. Veya tüm uyarılara rağmen 2021-2023 döneminde düşük faizde ısrar ederek hepimizi içinden bir türlü çıkamadığımız kronik yüksek enflasyona mahkûm ettiler. Bunların hepsi miadını dolduran bir iktidarın emareleri. Nereye el atsalar ellerinde kalıyor, kaş yapayım derken göz çıkartıyorlar.
Kaynakça
Almaz, H. E. (2025). Taxless finance for local governments of Turkey: Corrupt but competent (Tez No. 962706) [Yüksek lisans tezi, Kadir Has Üniversitesi]. Ulusal Tez Merkezi.
Ang, Y. Y. (2018). How China Escaped the Poverty Trap. Cornell University Press.
Ang, Y. Y. (2020). China’s Gilded Age: The Paradox of Economic Boom and Vast corruption. Cambridge University Press.
Chen, M., & Chen, T. (2023). Land finance, infrastructure investment and housing prices in China. PLOS One, 18(10).
Coşar, A. K., & Demir, B. (2016). Domestic Road Infrastructure and International Trade: Evidence from Turkey. Journal of Development Economics, 118, 232-244.
Coşar, A. K., Demir, B., Ghose, D., & Young, N. (2022). Road Capacity, Domestic Trade and Regional Outcomes. Journal of Economic Geography, 22(5), 901-929.
Demir, B., Fieler, A. C., Xu, D. Y., & Yang, K. K. (2024). O-ring Production Networks. Journal of Political Economy, 132(1), 200-247.
Lin G.C.S. & Zhang A.Y. (2015). Emerging spaces of neoliberal urbanism in China: Land commodification, municipal finance and local economic growth in prefecture-level cities. Urban Studies 52, 15: 2774-98.
Orhangazi, Ö. (2020). Türkiye Ekonomisinin Yapısı. Ankara: İmge Kitabevi.
Tekgüç, H (2025). The labor market in Turkey, 2000-2024. IZA World of Labor: 520 doi: 10.15185/izawol.520
Notlar
-
Cem Yılmaz’ın AROG filmi; Güldür Güldür Show; Bu özlü sözü kendince aklamaya çalışan Etyen Mahçupyan’ı eleştiren muhalif yazılar vs. ↑
-
Altyapı yatırımlarının rekabetçiliği ve ürün kalitesini artırma etkisini detaylı analizi için Coşar ve Demir (2016) ve Coşar vd. (2022) makalelerine bakılabilir. ↑
-
Firmaların fiyat-performans seviyesini ölçmenin en pratik yollarından biri ihracat performanslarına bakmaktır. Güven Sak hocanın son yıllarda her ortamda vurguladığı gibi, Türkiye ihracattaki ürün çeşitliliği ve ihracat yaptığı ülke sayısı olarak kendisinden daha gelişmiş (İspanya) veya çok daha büyük ülke (Hindistan) seviyesindedir. Ayrıca ihracat şoklarının ürün kalitesi ve üretim ağlarına etkisi için Demir vd. (2024) makalesine de başvurulabilir. ↑
-
Çin literatüründe hem land finance (Chen ve Chen, 2023), hem de land commodification (Lin ve Zhang, 2014) terimleri kullanılmaktadır. ↑
-
Bu rakama oturma izni olan yabancılar dâhildir. Kaçak olarak İstanbul’da olan yabancılar haliyle resmi nüfusa dâhil değildir ancak çoğu Avrupa’ya gitmeye çalıştığından İstanbul’da geçicidirler. ↑
