Takip et

Norveç’in 1912’de Bildiği, Birleşmiş Milletler’in 1953’te Unutturduğu

DOI:10.5281/zenodo.19009922 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

1947’de yayımlanan BM Ulusal Hesaplar raporu ve 1953’te standarda dönüşen çerçeve, hane içinde üretilen hizmetleri ekonomik üretimin dışında tuttu. Gerekçe “bilinçli bir uzlaşıydı”. O uzlaşı hâlâ sürüyor.

Önceki yazıda, 2025 yılında Ulusal Hesaplar Sistemi’nde (SNA) yapılan revizyonun tarihsel süreç içinde nasıl bir kırılma noktası oluşturduğunu ele aldık. Bu revizyonla birlikte artık piyasa dışında gerçekleşen ve iktisadi açıdan hesaba katılmayan üretimin refah bakımından önemi daha açık biçimde kabul edilmiş oldu. Örneğin, rapordan aktardığım refah boyutları tablosunda ücretlendirilmeyen (ücretsiz) hanehalkı hizmet faaliyetleri, eğitim ve sağlık hizmetleriyle birlikte refahın ikinci boyutu kapsamında yer aldı[1] (SNA, 2025: 952).

Kaynak: 2025 SNA. Bölüm 34.

2025 raporunda hanehalkı üretimine ilişkin en kapsamlı tartışma, genişletilmiş hesaplar çerçevesinde, refah ve sürdürülebilirlik başlığı altında yürütülüyor. Bu başlıkta, öncelikle hanehalkı içinde yürütülen faaliyetlerin çok çeşitli olduğu tespiti yapılıyor:

  1. Hanehalkı işletmeleri tarafından kendi nihai tüketimi için tarımsal ürünlerin üretimi;
  2. Hanehalkları tarafından kendi nihai kullanımı için diğer ürünlerin üretimi: konut inşaatı, gıda maddeleri ve giyecek üretimi vb.;
  3. Mülk sahipleri tarafından kendi nihai tüketimi için konut hizmetlerinin üretimi;
  4. Aynı hanehalkı içinde tüketim için, ev içi ve kişisel hizmetlerin üretimi: yemek hazırlama, çocuk bakımı ve eğitimi, temizlik, onarım vb.

Raporda, bu dört grubun da ekonomik anlamda üretken olduğu açıkça belirtiliyor ancak “bilinçli bir uzlaşı” (a deliberate compromise) sonucunda üretim sınırı dışında tutulduğu ifade ediliyor. Bu bilinçli uzlaşı 1947 yılında Birleşmiş Milletler nezdinde standartlaştırma sürecinin öncesinde ulusal üretim ve gelir hesaplamaları yapılan ülke deneyimlerine bakıldığında daha somut hale geliyor. Norveç bu bağlamda önemli bir örnek oluşturuyor.

Herkes Biliyordu, Kimse Saymadı

Marilyn Waring, 1988’de yayımlanan “Hiçe Sayılmak” başlıklı kitabında,[2] Norveç’in BM nezdinde uluslararası standartlar getirilmeden önce, ev emeğini ulusal hesaplara dahil eden ender ülkelerden biri olduğunu belgeliyor. Norveç İstatistik Kurumu’nun kendi arşiv belgelerine göre, 1912’de Anders Nicolai Kiær tarafından hesaplanan ücretlendirilmeyen ev hizmetlerinin ulusal gelirin yüzde 15’i büyüklüğünde olduğu aktarılıyor.[3] Bu ölçüm, nüfus sayımı verileri ile kırsal alanlar ve kentlerde ev hizmetlerinde çalışanların ücretleri esas alınarak hesaplanmış. Hatta, Birinci Dünya Savaşı sonrasında da Norveç’te, ücretlendirilmeyen ev hizmetleri ulusal hesaplara dahil edilmeye devam ediyor. 1949 raporunda, “Norveç’te, diğer ülkelerdeki uygulamaların aksine, ev kadınlarının değerini dahil etmek gelenekseldir” ifadesi yer alıyor. Ancak bir sonraki ulusal hesaplar raporunda ücretlendirilmeyen ev hizmetleri dışarıda bırakılıyor. Gerekçe olarak “uluslararası karşılaştırılabilir olması ve BM’nin 1953 tavsiyelerine uyum” ifade ediliyor.

İlerleyen dönemde, Norveç İstatistik Ofisinin araştırmacıları Iulie Aslaksen ve Charlotte Koren, 1996’da Feminist Economics dergisinde yayımladıkları çalışmalarıyla[4], 1912’de Kiær’in başlattığı ama 1952’de bırakılan geleneği yeniden canlandırarak Norveç’in genişletilmiş gelir düzeyi ve ücretlendirilmeyen hanehalkı emeğinin değeri parasal gelire dönüştürüldüğünde elde edilen gelir dağılımının, salt parasal gelir üzerinden yapılan ölçüme kıyasla belirgin biçimde daha eşit olduğunu gösterdiler (Aslaksen ve Koren, 1996).

Bu bağlamda, 1971 yılında ekonomik büyüme alanındaki araştırmalarıyla Nobel Ödülünü alan Simon Kuznets’in[5]1869 yılına dek geriye giden milli gelir hesaplamaları ve gelir dağılımı araştırmaları da çok önemlidir. Nitekim Marilyn Waring, Simon Kuznets’in, 1947’de piyasa ölçümüne sıkışıp kalmanın, geçim için gereken üretimi, beslenme, barınma koşullarını ve gerçek yaşam standartlarını görmezden gelmek anlamına geldiğini vurguladığını; 1947 SNA kurgusuna itiraz ettiğini aktarır. Ancak 1953’te Birleşmiş Milletler standardı haline gelen bu sistemde, Kuznets’in önerdiği genişletilmiş refah ölçme perspektifi gözetilmez. Yine de 2025 SNA, bu tarihin farkındalığıyla hazırlanmış. Kuznets isim olarak raporda geçmiyor olsa da ulusal gelirin refah ölçümündeki rolüne ilişkin tartışmanın kökeni, “SNA’nın 1930’lardaki ilk gelişim sürecine dek uzanan uzun bir tartışma tarihine” dayandığı belirtiliyor (SNA, 2025: 47).

Tüm bu sürecin tarihteki izlerini takip etmek çok keyifli, ancak şimdi mevcut yazının kapsamında aktarmayı amaçladığımız 2025 revizyonunun hane üretiminin ölçümüne dair nasıl bir yöntem önerdiği konusuna dönelim. Hanehalkı hizmetlerinin nasıl ölçüleceğine ilişkin metodoloji, artık SNA raporunun doğrudan içinde yer alıyor (SNA, 2025; Bölüm 34).

Peki Şimdi Nasıl Sayacağız?

2025 SNA’nın 34. Bölümü, hanehalkı hizmet üretiminin genişletilmiş hesaplara dahil edilmesi için iki temel uluslararası kılavuza atıfta bulunuyor. Bunlardan ilki UNECE’nin ücretlendirilmeyen hanehalkı hizmetlerinin iktisadi değerinin hesaplanmasına dair kılavuz[6]. Diğeri de BM’nin zaman kullanımı istatistikleri rehberi[7]; her ikisi de ulusal istatistik ofislerine metodolojik bir çerçeve olarak öneriliyor. UNECE kılavuzu hane içinde üretilen hangi hizmetlerin dahil edileceği konusunda üçüncü taraf ölçütünü (third party criterion) getiriyor. Buna göre, bir kişinin başkası adına piyasadan satın alabileceği tüm hizmetler üretken kabul edilir. Uyku, yemek yeme ve kişisel bakım gibi yalnızca kişinin kendisi için gerçekleştirilebileceği faaliyetler ise genel üretim sınırının dışında tutulur.

Hanehalkı Uydu Hesaplar yönteminin detaylarına burada tam olarak giremeyecek olsak da, izlenecek yöntemde temel olarak iki karar aşamasının önemli olduğunu belirtelim. Bunlardan birincisi, hizmetlerin iktisadi değerinin hesaplama yöntemine dair alınacak karar:

  1. Benzer hizmetler için piyasada ödenen fiyatı esas alan piyasa ikame yöntemi;
  2. Emeği harcayan kişinin piyasa ücretini temel alan fırsat maliyeti yöntemi.

SNA, her iki yöntemin de uygulanabileceğini kabul etmekle birlikte, entegre çerçeveyle karşılaştırılabilirliği korumak açısından ikame maliyetini esas alan değerleme yöntemini teşvik ediyor.

İkinci önemli aşama ise sektör sınıflandırmasına dair alınması gereken karar. Ücretlendirilmeyen hanehalkı hizmetlerinin “endüstri benzeri” faaliyet gruplarına nasıl dağıtılabileceği Bölüm 34’te tartışılıyor; Tablo 34.6 ise bu yaklaşımı genişletilmiş kullanım tablosu formatında gösteriyor. Uluslararası Standart Sanayi Sınıflaması (ISIC) eşleştirmeleri ilk kez uluslararası bir standart olarak bu revizyonda kodlanıyor. Burada bir parantez açıp TÜİK’in de ulusal hesaplamalarda yukarıdaki tabloda yer alan sınıflandırmayla uyumlu Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiksel Sınıflandırması NACE (Rev.2) kullandığını belirtelim. Nitekim TÜİK Ulusal Hesaplar Birimi’nin 2023 güncellemesiyle kurumsal bakım hizmetleri ve hanehalkına doğrudan sunulan bakım faaliyetlerine ilişkin NACE uyumlu hesaplar da erişilebilir hale geldi.

Tablo 1. Hanehalkı hizmet faaliyetleri ve Uluslararası Standart Sanayi Sınıflaması (ISIC) karşılıkları

Hanehalkı hizmet faaliyeti

ISIC sektör karşılığı

Ücretlendirilmeyen hanehalkı alışveriş hizmetleri

Toptan ve perakende ticaret

Ücretlendirilmeyen hanehalkı araç bakım hizmetleri

Toptan ve perakende ticaret

Ücretlendirilmeyen hanehalkı ulaşım hizmetleri

Ulaştırma ve depolama

Ücretlendirilmeyen hanehalkı beslenme hizmetleri

Konaklama ve yiyecek-içecek hizmet faaliyetleri

Ücretlendirilmeyen hanehalkı bilgi hizmetleri

Bilgi hizmet faaliyetleri

Ücretlendirilmeyen hanehalkı yönetim hizmetleri

İdari ve destek hizmet faaliyetleri

Ücretlendirilmeyen hanehalkı gelişimsel çocuk veya yetişkin bakım hizmetleri

Eğitim

Ücretlendirilmeyen hanehalkı fiziksel çocuk veya yetişkin bakım hizmetleri

İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri

Ücretlendirilmeyen hanehalkı çamaşır hizmetleri

Diğer hizmet faaliyetleri

Başka yerde sınıflandırılmamış ücretlendirilmeyen hanehalkı hizmet faaliyetleri

Hanehalkını istihdam eden faaliyetler

Hanehalkının kendi kullanımına yönelik farklılaştırılmamış mal ve hizmet üretim faaliyetleri

Kaynak: 2025 SNA, Bölüm 34, Tablo 34.6’dan aktarılmıştır. Bu hizmet listesinin geliştirilmesini destekleyen önemli bir gelişme, Zaman Kullanımı İstatistikleri için Uluslararası Faaliyet Sınıflandırması’nın (ICATUS) benimsenmesidir. BM tarafından geliştirilen ICATUS, bir kişinin 24 saatlik süre içinde gerçekleştirebileceği tüm faaliyetleri sınıflandıran ve ulusal düzeyde karşılaştırılabilir zaman kullanımı istatistikleri üretilmesini sağlayan bir standart. SNA’nın entegre çerçevesiyle uyumlu biçimde tasarlandığından, zaman kullanımı verileriyle üretilen tahminler doğrudan ek tablolara aktarılabilmektedir. ICATUS’un sağladığı sınıflandırma çerçevesinde ücretlendirilmeyen hanehalkı hizmet çalışması sekiz ana faaliyet alanına ayrılmaktadır: çocuk bakımı, yetişkin bakımı, beslenme hizmetleri, ulaşım hizmetleri, hanehalkı yönetim hizmetleri, çamaşır ve giysi bakımı, alışveriş hizmetleri ve bilgi hizmetleri. Bunlara ek olarak örgüt temelli ve doğrudan gönüllülük faaliyetleri de kapsama dahildir.

Aynı İş, Farklı Muhasebe

Yukarıdaki tabloda yapılan eşleştirme, yalnızca teknik bir sınıflandırmayı temsil etmiyor. Üretim sınırı içinde ve dışında gerçekleştirilen aynı tür faaliyetlerin karşılaştırılmasına, ücretlendirilmeyen hanehalkı üretiminin en önemli bölümünü oluşturan bakım hizmetleri talebindeki değişimlerin izlenmesine ve işgücü piyasasına yansımalarının analiz edilmesine de olanak tanıyor. Bu eşleştirmeler, bir önceki yazıda işaret ettiğimiz yapısal çelişkiyi de somut biçimde gözler önüne seriyor. Örneğin yaşlı bakımı hizmetini ele alacak olursak: aynı hizmet bir özel şirket tarafından ya da bir kamu kurumu tarafından sağlandığında “yatılı bakım faaliyetleri” içinde ekonomik faaliyet olarak, huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri ve diğer yatılı bakım hizmetleri kapsamında hesaplara dahil ediliyor; ancak hane içinde, çoğunlukla karşılıksız ve görünmez biçimde yerine getirildiğinde ise yok sayılıyor. Verilen hizmetin niteliği değişmiyor. O yaşlıya bakılıyor, yemeği yapılıyor, ilacı veriliyor, yanında kalınıyor. Değişen yalnızca kimin yaptığı ve bunun için ücret alıp almadığı. Sistem aslında faaliyeti değil, faaliyetin içinde gerçekleştiği piyasa ilişkisini ölçüyor.

Sayılınca Ne Oldu?

Hanehalkı üretiminin ulusal hesaplara dahil edilmesi somut politika sonuçları doğuruyor. Bunu belgeleyen birkaç önemli örnek var. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), 2002’de başlattığı deneysel hanehalkı uydu hesabını düzenli aralıklarla güncelleyerek Birleşik Krallık’ta kamusal bakım politikasına ilişkin parlamentodaki tartışmalara kaynaklık eden bir veri tabanına dönüştürdü[8]. 2005’ten itibaren yayımlanan Hanehalkı Uydu Hesapları; yetişkin bakım hizmetlerinin ekonomik büyüklüğündeki artışı ve Covid-19 döneminin etkilerini analiz etme olanağı sundu[9]. Hindistan örneğinde ise Indira Hirway, ücretlendirilmeyen emeğin işgücü arz analizine dahil edilmemesinin kadın istihdamı projeksiyonlarını sistematik biçimde yanıltıcı kıldığını ortaya koydu[10]. Van de Ven vd. (2018) ise, G7 ülkeleri üzerine yaptıkları çalışmada büyüme ölçümündeki bir yapısal asimetriye dikkat çekerken, piyasada üretim genişlediğinde ve kadınlar ücretli işe girdiğinde hanehalkı üretiminin göreli payının küçüldüğünü; dolayısıyla mevcut GSYH ölçümünün refah anlamında ekonomik genişlemeyi olduğundan büyük gösterdiğini buluyor. Tersine, kriz dönemlerinde ya da kamu hizmetleri kısıldığında pazardan geri çekilen bakım faaliyeti hane içine dönüyor; GSYH düşüyor ancak toplam üretim tahmin edildiği kadar düşmemiş olabiliyor. Bu asimetrinin ekonomi politikalarının kör noktasını oluşturduğu iddia edilirken: hem genişleme hem daralma dönemlerinde verilerin yanıltıcı sinyal ürettiği vurgulanıyor.[11]

Hanehalkı üretiminin ulusal hesaplara dahil edilmesi yalnızca bir büyüklük ölçümü meselesi değil. Esas önemi, bakım hizmetlerini ilk kez makro politikaların doğrudan konusu haline getirmesi. Ne kadar bakım ihtiyacı olduğu ne kadar hizmet üretildiği, nerede, kim tarafından ve hangi koşullarda üretildiği bilindiğinde yatırım ihtiyacı da tespit edilebilir hale geliyor. Bu alandaki istihdam açığı ölçülebilir oluyor ve emek talebi sayısal olarak ortaya konabiliyor. Demografik değişimlerin yol açtığı, öngörülen ancak önceliklendirilmeyen bakım ihtiyacı artışlarına karşı zamanında önlem almak da ancak bu türden veriyle mümkün oluyor.

Bugün ev içi hizmetlerde çalışanların önemli bir bölümü kayıt dışı ve güvencesiz koşullarda istihdam edilirken; bu alanda çok sayıda göçmen kadın işçi de yer alıyor. Ölçüm olmadan politika önceliği oluşturulamıyor. Ancak ölçüm yapıldığında mevcut harcamaların yetersizliği rakamlarla tartışılabilir hale gelerek, bu hizmetlere yönelik ihtiyaçlar hak taleplerine dönüşebiliyor. Özellikle yaşlanan nüfusun yoğunlaştığı bölgelerde bakım açığını ölçülebilir kılmak, kaynak tahsisinin planlanması açısından kritik bir analitik araç işlevi görüyor. Bu veri olmadan bakım yükü eşitsizlikleri bölgesel kalkınma politikasının gündemine de giremiyor ve bu yük hanelere ve karşılıksız çalışan kadınlara yıkılmaya devam ediyor.

Son olarak umut veren bir gelişmeyi not edelim. Madencilik, enerji ve imalat sektörlerinde yaklaşık 50 milyon çalışanı temsil eden küresel sendika federasyonu IndustriALL, Sydney’deki toplantısında feminist sendikacılığı, ortak taahhüt olarak benimsedi. Toplantıda kadınların emeğini görünmez kılan, bakım yükünü hanelere yıkan ve eşitsizliği yeniden üreten düzene karşı sendikal mücadelenin de dönüşmesi gerektiği vurgulandı. Bu karar, feminist sendikacılığın artık hareketin kenarında duran bir başlık değil, yönünü belirleyen bir mücadele hattı haline geldiğini gösteriyor.

Ulusal hesaplar sistemlerinin bakım emeğini saymaya başlaması ile sendikal hareketin onu görünür kılma taahhüdü, biri teknik ölçümde, diğeri sendika salonunda, aynı anda gelişiyor. 8 Mart vesilesiyle eşitlik mücadelesini büyütme çağrımızı bu iki gelişmenin ortasında yineliyoruz.

Notlar

  1. https://unstats.un.org/unsd/nationalaccount/docs/2025_SNA_Pre-edit.pdf

  2. Waring, M. (1999). Counting for nothing: What men value and what women are worth. University of Toronto Press.

  3. Fløttum, E. J., Halvorsen, T., Hobbelstad Simpson, L. ve Skoglund, T. (2012). History of National Accounts in Norway: From Free Research to Statistics Regulated by Law. Social and Economic Studies, 113. Statistics Norway, Oslo.

  4. Aslaksen, I., & Koren, C. (1996). Unpaid household work and the distribution of extended income: The Norwegian experience. Feminist Economics, 2(3), 65–80. https://doi.org/10.1080/13545709610001707766

  5. Kuznets, S. (1941). National Income, 1919-1938. In National Income, 1919-1938 (pp. 1-30). NBER.

  6. https://unece.org/fileadmin/DAM/stats/publications/2018/ECECESSTAT20173.pdf

  7. https://unstats.un.org/unsd/publication/SeriesF/Seriesf_127e.pdf

  8. Hoskyns, C., & Rai, S. M. (2007). Recasting the Global Political Economy: Counting Women’s Unpaid Work. New Political Economy12(3), 297–317. https://doi.org/10.1080/13563460701485268

  9. https://www.ons.gov.uk/economy/nationalaccounts/satelliteaccounts/bulletins/householdsatelliteaccountuk/2023

  10. Hirway, I. (2015). Unpaid work and the economy: linkages and their implications. Indian Journal of Labour Economics58(1), 1-21.

  11. Van de Ven, P., Zwijnenburg, J., & De Queljoe, M. (2018). Including unpaid household activities: An estimate of its impact on macro-economic indicators in the G7 economies and the way forward.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Emel Memiş (2026). Norveç’in 1912’de Bildiği, Birleşmiş Milletler’in 1953’te Unutturduğu. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19009922
  • Emel Memiş, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. Ekonomi ve toplumsal cinsiyet, ekonomik kalkınma ve feminist iktisat alanlarında araştırmalar yürütmektedir. Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi üyesi olan Memiş, aynı zamanda Kadın Çalışmaları Programı’nda kadın emeği üzerine dersler vermektedir. 2007 yılında Levy Ekonomi Enstitüsü’ne katılarak, Türkiye’de karşılıksız emek, yoksulluk ve zaman yoksulluğu üzerine yürütülen araştırmalarda yer almıştır. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) ve Kadın Emeği Üzerine Çalışan Feminist Araştırmacılar (KEFA) üyesi olarak, Türkiye’de kadın emeği ve istihdamı, yoksulluk ve sosyal yardımlar alanlarında hem araştırmacı hem de aktivist kimliğiyle çalışmalarına katkı sunmaktadır.

    Diğer Yazıları