Takip et

Macronizmin Son Kışı: 5 Kasım’a Giderken Sokaklar Bütçeyi Alaşağı Edecek mi?

🎧 Dinle ✕
DOI:10.5281/zenodo.23762497 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Fransa’da liselilerin eylemleri devam ederken, ülke toplumun tüm çalışan kesimlerini kesen bir geçim bunalımı kasveti altında; 2027 baharındaki başkanlık seçimleri öncesinde Macronizmin son bütçesinin kaderini ise 5 Kasım’da sendikaların grevi belirleyecek.

“Liberté, Égalité, Fraternité… Sauf pour nous visiblement” (“Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik… Anlaşılan biz hariç”). Fotoğraf: 6 Ekim 2026, Lycée Voltaire (Voltaire Lisesi), Reuters, Tom Nicholson

17 Ekim 2026’da Fransa’da İçişleri Bakanlığı’na göre 550 bin, sendikalara göre 800 bin kişi sokaktaydı. Pankartlara ve gösterilere “Macron istifa” (“Macron démission”) çağrısı damga vursa da Emmanuel Macron’un görev süresi 14 Mayıs 2027’de dolacak, halefi ise 18 Nisan ile 2 Mayıs 2027 arasında seçilecek. Macron’un gidişini çok beklemek gerekmeyeceği için sokağın Élysée’yi (cumhurbaşkanlığı sarayı ve makamı) devirmesine şimdilik gerek yok. Kısa vadede asıl siyasi sınav, Matignon’daki (başbakanlık) Sébastien Lecornu (Eylül 2025’ten bu yana Başbakan, Macron’un yakın çevresinden, eski Silahlı Kuvvetler Bakanı) hükümetinin 2027 bütçesi üzerinden verilecek.

Yine de sokakların neyi alaşağı edip edemeyeceği sorusu tamamen yanlış bir soru olmayabilir. Protestoların hedefinde Macron da var, bütçe kesintileri de var, gelir eşitsizliği ve geçim sıkıntısı da var, akaryakıt ücretleri de var, kemer sıkma da var, sokaklarda yükselen Enternasyonal marşının gösterdiği üzere kapitalizm de var. 2026 sonbaharındaki Fransa krizi, sermaye lehine kurulmuş büyüme modelinin bölüşüm ilişkilerini emek aleyhine tarumar ettiğinin Fransız toplumunun gençlerinden emeklilerine, metropollerden mütevazi kentlere elit yerleşimlerden banliyölere toplumun tüm kesimlerine sirayet ettiğini gösteriyor. 2026 Paris’inde ucuz market kalabalığı, 1 Euroluk öğrenci yemeği kuyrukları ile geçim sıkıntısı kasveti kol geziyor. 5 Kasım genel grevi, krizin hangi yöne akacağını belirleyecek ve bu yalnızca Fransa’nın en büyük sınavı olmayacak.

Macronizm Garabeti

Macronizm, 2017’de aşırı sağa karşı “ne sağ ne sol” diye sunuldu. Ekonomi politikası ise tertemiz bir sağ reçete idi. Fransa sermayeyi ülkede tutmalı ve emek piyasasını esnekleştirmeliydi ki, reçete “start-up nation” olarak ambalajlandı. 2018’de servet vergisi (ISF-Impôt de solidarité sur la fortune, servet üzerinden dayanışma vergisi) kaldırıldı, yalnızca gayrimenkule uygulanan bir vergiyle (IFI- Impôt sur la fortune immobilière; gayrimenkul servet vergisi) değiştirildi. Sermaye gelirlerine %30’luk tek oranlı bir vergi (PFU- Prélèvement forfaitaire unique, “flat tax”) getirildi. Kurumlar vergisi kademeli olarak %33,3’ten %25’e indirildi. 2017 çalışma kararnameleri (ordonnances travail ya da “ordonnances Macron”) işyeri düzeyinde pazarlığı güçlendirdi ve haksız işten çıkarma tazminatlarına tavan getirdi. Ardından işsizlik sigortası koşulları ağırlaştırıldı. 2023’te emeklilik yaşı 62’den 64’e çıkarıldı ama Meclis’te oylanmadan, 49.3 (Anayasa’nın 49. maddesinin 3. Fıkrası) ile geçirildi. Ekim 2025’te Lecornu, PS’nin (Parti socialiste, Sosyalist Parti; merkez sol) desteğini almak için bu yasayı cumhurbaşkanlığı seçimine kadar askıya almak zorunda kaldı.

Senato’nun (Sénat; parlamentonun dolaylı seçimle oluşan, sağın çoğunlukta olduğu üst kanadı) Temmuz 2025’te oybirliğiyle kabul ettiği bir soruşturma raporu, şirketlere verilen devlet desteğinin 2023’te 211 milyar avroya ulaştığını hesaplıyor. Bu tutar sübvansiyonları, Bpifrance (Banque publique d’investissement; kamu yatırım bankası) yardımlarını, vergi harcamalarını ve sosyal katkı indirimlerini kapsıyor (Public Sénat; Senato’nun yayın kuruluşu). Raporun yazarı komünist Fabien Gay (PCF-Parti communiste français, Fransız Komünist Partisi; Seine-Saint-Denis senatörü), komisyon başkanı ise LR’li (Les Républicains, Cumhuriyetçiler; gaullist gelenekten gelen merkez sağ parti) Olivier Rietmann (Haute-Saône senatörü). Yani mesele yalnızca solun iddiası değil. Sendikaların 5 Kasım’daki “desteklerin (işverenlere) koşula bağlanması” talebi de doğrudan bu rakama dayanıyor.

Rakamlardan devam edecek olursak, INSEE’ye (Institut national de la statistique et des études économiques; Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü) göre 2023’te yoksulluk oranı %15,4’e çıktı ki bu 1996’dan bu yana en yüksek düzey. Yoksul sayısı yaklaşık 9,8 milyon kişi (INSEE). INSEE iki etkene dikkat çekiyor. Bir yandan yükselen faizler, en varlıklı hanelerin finansal gelirlerini artırdı. Öte yandan 2022’nin geçici enflasyon yardımlarının kaldırılması, düşük gelirli haneleri vurdu. Tek ebeveynli ailelerde yoksulluk oranı %34,3’e ulaştı.

Macronizm, sanayileşmeyi (réindustrialisation) söylemine alsa da bunu koşulsuz teşvikler ve sermaye getirisini artıran vergi düzenlemeleriyle yapmaya çalıştı. Kamu kaynakları sermayeye yatırımı ve istihdamı artırsınlar diye boca edilirken, bugün sokaktaki liselilere, üniversitelilere, işçilere, emeklilere başlarının çaresine bakmaları salık verildi, onlar da şu an öyle yapıyorlar. Macronizm, eski sağ ve sol blokların eğitimli, kentli ve görece varlıklı kesimlerini Avrupa entegrasyonu ve neoliberal reformlar etrafında bir araya getiren, iktisatçılar Bruno Amable (Cenevre Üniversitesi) ve Stefano Palombarini’nin (Paris 8 Üniversitesi) “burjuva blok” (bloc bourgeois) adını verdiği bir koalisyon (Amable ve Palombarini, The Last Neoliberal, Verso 2021). Bu blok 2017’de iktidarı almaya yetti. 2024’te ise Meclis çoğunluğunu kaybetti.

Tüm bu şartlar altında küresel finansın derdi, Fransa tahvilleri ve kamu borcuyla. Onların sopası da sokağın taleplerine ses verilmemesi için hükümetin kafasında. 2025 yılı bütçe açığı GSYİH’nin %5,1’i oldu. 2026’da bütçe açığının %5,4’e çıkması beklenirken 2027 bütçesinin hedefi açığı %5’e indirmek. Bunun için bile yaklaşık 43 milyar avroluk yeni “mali düzeltme önlemi” (mesures de redressement) öngörülüyor; 2026’da alınan önlemlerin süren etkisiyle birlikte toplam bu kesinti 54 milyar avroyu buluyor. Gelir tarafında Macronizmin vergi mimarisine dokunulmuyor. PS milletvekili Estelle Mercier hükümetin “en zenginleri katkıya çağırma” konusunda “mutlak bir tabusu” olduğunu söyledi (LCP; La Chaîne parlementaire, Meclis’in televizyon kanalı). Dolayısıyla mali tasarruf yükü harcama tarafına, yani kamu hizmetlerine, yerel yönetimlere ve kamu çalışanlarının maaşlarına biniyor.

Yerine öğretmen gelmeyen dersler, 35 kişilik sınıflar ve hemşiresi olmayan okullar, mali tercihin gündelik yüzü. Akaryakıt fiyatları da ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı nedeniyle yükselirken hükümetin hareket alanını daraltıyor. Finans çevrelerinin hâkim anlatısını Reuters’ın Econ World podcastinin Ekim 2026’daki Fransa bölümü iyi özetliyor. Paris ekonomi muhabiri Leigh Thomas’a göre sorunun özü Fransa’da emeklilik yaşının düşük, yaşam süresinin ise çok uzun olması. Emeklilik, en büyük kamu harcama kalemi ve okullara gidecek kaynağı kısıyor. Bu okumaya göre liselilerin şikâyet ettiği bozuk sınıfların arkasında, kuşaklar arası bir aktarım var. Thomas’a göre piyasalar da Fransa’yı ağırlıklı olarak bu açıdan fiyatlıyor. Fransa en son 1974’te denk bütçe yaptı. İşte bu anlatının politik emeli, emeklilik yaşını yükseltmek ve özel emeklilik fonlarıyla sermaye piyasalarını derinleştirmek. Thomas, sermaye fonlamalı sistemlerin reel ekonomiye yatırım ve “servet etkisi” yoluyla büyümeyi desteklediğini, Fransa’nın ise bu “avantajdan” yoksun olduğunu savunuyor. Fransız toplumunun sermayeye ve kâra karşı kuşkusunu da bir engel olarak görüyor. İşin bir de AMB (Avrupa Merkez Bankası, merkezi Frankfurt’ta) boyutu var. Thomas’a göre Fransa elbette “batamayacak kadar büyük”, ama AMB’nin Fransız tahvillerine müdahalesi, Fransa’nın açığı azaltma yönünde hukuki taahhütler vermesine bağlı olacak. Yani bir sonraki kriz, mali politikanın sınırlarının seçimlerle değil, Frankfurt’ta AMB eliyle çizilmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor. Le Pen (Marine Le Pen; aşırı sağ RN – Rassemblement national, Ulusal Birlik – partisinin Meclis grup başkanı ve 2012, 2017, 2022 cumhurbaşkanı adayı; Temmuz 2026’daki istinaf kararıyla adaylığının önü açıldı) ya da Mélenchon (Jean-Luc Mélenchon; sol LFI – La France insoumise, Boyun Eğmeyen Fransa – partisinin kurucusu ve üç kez cumhurbaşkanı adayı) gibi bir cumhurbaşkanının bu koşulları kabul edip etmeyeceği, 2027’nin en büyük belirsizliklerinden biri. Ki, Le Pen’in tasarruf vaadi, finansal çevrelerin de tam olarak arzuladığı politika.

Elbette Reuters anlatısının atladığı, Macron döneminde 2018–2023 arasında yapılan vergi indirimlerinin Sayıştay’a (Cour des comptes) göre 2023 itibarıyla bütçeye yılda yaklaşık 62 milyar avroya, yani GSYİH’nin %2,2’sine mal olması. Emeklilerin uzun yaşamasını konuşmak anaakım için daha anlamlı. Fransa’nın kamu borcu 2026’nın ikinci çeyreği sonunda GSYİH’nin %119’una ulaştı. AMB Başkanı Christine Lagarde (2019’dan bu yana; eski Fransa Ekonomi Bakanı ve IMF Başkanı) ise Fransa’nın borç sorununun Frankfurt’ta değil Paris’te çözülmesi gerektiğini söylüyor. Piyasaların uyarıları abartılı olsa bile merkez sağ hükümete sokağı “yatıştıracak” alan bırakmıyor.

Temsil ve Bütçe Krizi

Fransa’da Beşinci Cumhuriyet (Ve République; 1958’de Charles de Gaulle önderliğinde kurulan mevcut rejim), güçlü bir yürütme ve onu destekleyen istikrarlı bir Meclis çoğunluğu varsayımı üzerine kuruldu. Haziran 2024’teki fesih (Macron’un, RN’nin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birinci çıkmasının ardından Meclis’i feshederek erken seçime gitmesi) ise bu varsayımı yıktı. Meclis üç bloka bölündü: Yeni Halk Cephesi (NFP – Nouveau Front populaire; LFI, PS, yeşil parti Les Écologistes ve PCF’nin sol seçim ittifakı), Macron’un merkez bloğu (Ensemble; Renaissance, MoDem ve Horizons partileri) ve RN ile müttefikleri (Éric Ciotti’nin LR’den ayrılarak kurduğu UDR – Union des droites pour la République). Hiçbiri tek başına hükümet kuramadı. O tarihten bu yana Michel Barnier (LR; Eylül–Aralık 2024 Başbakan, gensoruyla düştü) ve François Bayrou (merkezci MoDem – Mouvement démocrate – lideri; Aralık 2024–Eylül 2025 Başbakan, güvenoyu alamayarak düştü) hükümetleri düştü. Lecornu’nun Ekim 2025’teki ilk hükümeti ise 14 saat içinde istifa etti ve Beşinci Cumhuriyet’in en kısa ömürlü hükümeti oldu. Macron, 2024 sonrasında seçimlerin mesajını hükümet bileşimine yansıtmak yerine, ekonomik çizgisini koruyacak başbakanlar atamayı tercih etti. Aracı da çoğunlukla 49.3 oldu. Anayasa’nın 49.3 maddesi, hükümetin bir yasayı Meclis’te oylamadan geçirmesine izin veriyor. Ancak, hükümet bu yola başvurduğunda, gensoruyu da göze almalı ki 2022’den bu yana her bütçe bu yolla geçti! Lecornu 2026 bütçesinde 49.3’ü kullanmayacağına söz vermişti ancak baktı ki olacak gibi değil sözünden geri döndü. Bu yıl ise gündemde hiç kullanılmamış bir araç olarak yani bütçeyi hiç oylama yapmadan yürürlüğe sokabilecek kararnameler (ordonnances; Anayasa’nın 47. maddesine göre Parlamento bütçe hakkında 70 gün içinde karar vermezse hükümet bütçeyi kararnameyle yürürlüğe koyabiliyor) var.

Peter Mair,batı demokrasilerinde partilerin toplumla bağını kaybedip devlete yerleşmesini “boşluğu yönetmek” (ruling the void) olarak tanımlamıştı. Fransa bunun uç bir örneği. Ekonomik tercihler, Meclis’teki aritmetiğe rağmen değil, onu bypass ederek sürdürülüyor. Sonuç ise 2026 Sonbaharında yaşadıklarımız.

Sokağın Talepleri

2026 sonbaharının sokakları, tek bir hareketten oluşmuyor ki hareketin gücü de zaafı da buradan geliyor.

Liseli hareketi 21 Eylül’de Créteil’deki (Paris’in güneydoğu banliyösü, Val-de-Marne departmanının merkezi) Saint-Exupéry lisesinde, personel açığına karşı başlayan bir grevle doğdu. 29 Eylül’de USL (Union syndicale lycéenne; Liseli Sendika Birliği) tüm liselerde blokaj çağrısı yaptı ve eylemler kısa sürede binden fazla okula yayıldı. USL ve Union étudiante’ın (Öğrenci Birliği; 2023’te kurulan sol üniversite öğrencileri sendikası) talepleri alabildiğine somut: geniş bir personel alım planı, her okulda 500 öğrenciye bir hemşire, bir psikolog ve bir rehber öğretmen, Parcoursup’taki (yükseköğretime merkezi başvuru ve yerleştirme platformu) algoritmik seçime son verilmesi ve okullar arası eşitsizliğin giderilmesi talep ediliyor. Kamuoyunun %62’si hareketi haklı buluyor (Odoxa, 1 Ekim 2026).

Liselilerin öfkesi yalnızca harcamanın miktarına değil, dağılımına da yöneliyor. Fransa ortaöğretime alışılmadık derecede az harcayan bir ülke değil, eşitsizlik, kaynağın nereye gittiğinde. Yoksul banliyölerdeki ve kent çeperindeki okullar geride kalırken devlet destekli özel okullar görece varlıklı ailelere hizmet ediyor. Seine-Saint-Denis’te (“93”; Paris’in kuzeydoğusunda, anakara Fransa’nın en yoksul departmanı) yerine başka öğretmen gelmeyen dersler yüzünden bir öğrencinin bakaloryaya (baccalauréat; lise bitirme ve yükseköğretime giriş sınavı) kadar neredeyse bir yıllık eğitim kaybettiği tahmin ediliyor. Uzun maaş dondurmaları da öğretmenliği cazip olmaktan çıkarıyor. Kemer sıkma, bölüşüm eşitsizliğini mekâna da taşıyor ve elbette bedeli en çok banliyö liseleri ödüyor. Hareketin banliyölerden başlayıp üniversitelere de yayılması bu yüzden önemli.

Sarı yelekliler (gilets jaunes) sahneye 7 Eylül’de bir TikTok videosuyla çağrıldı. Motorinin litre fiyatının 2,30 avroya dayanması, 2018’de karbon vergisine karşı doğan bu hareketin dilini yeniden canlandırdı. Sarı yeleklilerin lideri, programı ve kurumsal muhatabı yok. 17 Ekim’de bir kısmı sokaktaydılar. Lecornu’nun stratejik rezervlerden 10 milyon varil dizeli piyasaya sürme kararı, hükümete göre akaryakıtın litre fiyatını 12 ila 18 sent düşürecek ama bu, öfkenin kaynağına değil belirtisine dokunuyor.

Sendika konfederasyonları CFDT (Confédération française démocratique du travail; üye sayısı en yüksek, uzlaşmacı-reformcu konfederasyon), CGT (Confédération générale du travail; tarihsel olarak komünist hareketle bağlantılı, mücadeleci konfederasyon), FO (Force ouvrière, İşçi Gücü; 1948’de CGT’den ayrılan konfederasyon), UNSA (Union nationale des syndicats autonomes; Özerk Sendikalar Ulusal Birliği) ve FSU’nun (Fédération syndicale unitaire; öğretmenler ve kamu çalışanları arasında güçlü federasyon) ortak platformunun talebi ücret pazarlıklarının açılması, emekli maaşları ve memur katsayısının (point d’indice; kamu görevlilerinin maaşlarını belirleyen endeks puanı) artırılması, 211 milyar avroluk şirket teşviklerinin koşula bağlanması. Sendikalar, mevcut bütçe tartışmasını tasarrufun miktarından çıkarıp kimin ödeyeceği sorusuna taşımaya çalışıyorlar.

Bu üç hareket arasındaki köprüyü CGT kurmaya çalışıyor. CGT Genel Sekreteri (secrétaire générale) Sophie Binet (2023’ten bu yana konfederasyonun başında), taleplere yanıt verilmedikçe mobilizasyonun süreceğini söyledi. CGT de 17 Ekim’de koşulların elverdiği her yerde sokakta olacağını açıkladı. CFDT ve FO ise 17 Ekim yerine 5 Kasım’daki ortak greve odaklandı. Siyasi partilerden LFI 17 Ekim yürüyüşlerine katıldı,PS Birinci Sekreteri Olivier Faure ve PCF Ulusal Sekreteri Fabien Roussel de mobilizasyona destek verdi.

Sokak ile Meclis arasındaki bağ, bütçenin kaderini belirleyecek. Hükümet bloğu ve sağ, Meclis’te çoğunluğa sahip değil. Bütçeyi geçirmek ya da 49.3 kullanıp gensoruyla düşmemek için PS’yi veya RN’yi ikna etmesi gerekiyor. 13 Ekim’deki ilk test bunu net gösterdi. PS’nin bütçeyi görüşmeden reddetme önergesi 149’a karşı 236 oyla düştü, çünkü RN önergeye karşı oy verdi. Geçen yıl bütçeyi geçiren PS, bu yıl reddetmeye çalışan tarafta.

Hükümeti düşürmek için 289 oy gerekiyor. 2025 sonbaharında PS’siz verilen bir gensoru 271 oyda kalmıştı. Yani PS’nin 60 küsur milletvekili, RN ile hükümeti düşürebilecek tek blok. Sokağın bütçe üzerindeki gerçek etkisi, PS’nin hesabını ne kadar değiştirdiğiyle ölçülecek. Bu çerçevede dört olası gidişat öne çıkıyor. Hangisinin gerçekleşeceği iki değişkene bağlı. 5 Kasım’ın katılım düzeyi ve PS’nin gensoru kararı. Peki neler olabilir?

5 Kasım güçlü geçer, Lecornu ücretler, emekli maaşları ya da eğitim bütçesinde somut taviz verir, PS de gensoruya katılmaz. Bu, 2025’teki emeklilik reformu askıya alma pazarlığının tekrarı olur. Bütçe oylamasız geçer. Hükümet 49.3’e ya da kararnamelere başvurur, gensoru 289 oya ulaşmaz. Kısa vadede kazanan hükümet olur ama bedeli parlamentonun meşruiyeti olur ve temsil boşluğu derinleşir. Hükümet düşer. PS ile RN aynı gensoruda buluşur. RN ve LFI, 2027 öncesinde “değişim” söylemini güçlendirir. Macron’un son yılı daha da daralır, bütçe belirsizliğe sürüklenir ve piyasa baskısı artar. 5 Kasım zayıf kalır, merkez medyanın şiddet feveranı gündemi belirler, okul tatili ve takvim yorgunluğu etkisini gösterir. Kazanan hükümet ile RN ve LR’nin “düzen” söylemi olur, kaybedenler ise liseliler ve sol.

Odoxa anketine (24 Eylül–7 Ekim 2026) göre Marine Le Pen %37 ile önde, onu %18 ile Mélenchon ve %17 ile Édouard Philippe (merkez sağ Horizons partisinin lideri; 2017–2020’de Macron’un ilk Başbakanı, Le Havre Belediye Başkanı) izliyor. Sosyal demokrat ön seçimi kazanan Raphaël Glucksmann (Place publique partisinin kurucusu, Avrupa Parlamentosu üyesi; PS, Place publique ve GRS’nin ortak ön seçimini Ekim 2026’da kazandı) ise %9,5’te; ön seçimde yalnızca yaklaşık 121 bin kişi oy kullandı, oysa 2017’deki Sosyalist ön seçimin ikinci turunda bu sayı yaklaşık iki milyondu. Ama RN, sokağın adil bölüşüm taleplerinin taşıyıcısı değil. Le Pen’in bütçe planı 2032’ye kadar 140 milyar avroluk net tasarruf ve referandumla anayasaya kamu açığını belli bir oranda azaltmayı kodifiye eden bir “altın kural” konmasını öngörüyor. Yani RN, Macronizmin kemer sıkma konsensüsünün dışında değil, onun otoriter bir versiyonu. 2027’de seçimleri kim kazanırsa kazansın aynı sözde mali kısıtları devralacak, ama bu kısıtların bedelini taşımaya giderek daha az istekli bir toplumla birlikte.

2026 sonbaharının gerçek sorusu burjuva bloğu dağılacak mı değil de sokaktaki talepleri yani ücretlerin artırılması, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sermayenin vergilendirilmesini bir programa dönüştürebilen bir sol ortaya çıkacak ve RN’yi durdurabilecek mi?

Kaynakça

Bruno Amable ve Stefano Palombarini, The Last Neoliberal: Macron and the Origins of France’s Political Crisis, Verso, 2021 (tanıtım). Fransızca ilk baskı: L’illusion du bloc bourgeois, Raisons d’agir, 2017.

Peter Mair, Ruling the Void: The Hollowing of Western Democracy, Verso, 2013.

INSEE – Dette des administrations publiques, T2 2026

INSEE – Niveau de vie et pauvreté en 2023

Public Sénat – Rapport sur les aides publiques aux entreprises (211 Md€)

France Budget – PLF 2027

Toute l’Europe – Présidentielle 2027

Public Sénat – Dates de la présidentielle

Reuters, Econ World podcast, Fransa bölümü (Carmel Crimmins ve Leigh Thomas), Ekim 2026.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Pınar Kahya (2026). Macronizmin Son Kışı: 5 Kasım’a Giderken Sokaklar Bütçeyi Alaşağı Edecek mi?. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.23762497
  • Lisans eğitimini ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Yüksek lisans derecesini de aldığı ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde Hindistan’da kalkınma politikalarının finansallaşması üzerine yazdığı doktora tezini 2024 yılında tamamladı. İnönü Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler  Bölümünde görev yapmaktadır. Uluslararası politik ekonomi çerçevesinde Küresel Güney’de devlet, finans ve kalkınma üzerine çalışmaktadır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı

Yazar bu yazının hazırlanmasında yapay zeka aracı kullanmamıştır.