Takip et

Asgari Ücret ve Enflasyon

YazarCem Oyvat

28 Ekim, 2026
🎧 Dinle ✕
DOI:10.5281/zenodo.23686401 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Asgari ücret zamlarının enflasyon üzerinde bir maliyeti olabilir, ancak bu maliyet sanılandan çok daha sınırlı.

Sendikaların ülkemizde uzun süredir zayıflatılması nedeniyle asgari ücret, bölüşümün önemli bir mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Emek hareketinin 12 Eylül’le darbe yediği ve AKP dönemindeki otoriterleşmeyle iyice zayıflatıldığı ülkemizde, asgari ücret AKP iktidarının bölüşümü kısmen dengelemek, seçim dönemlerinde oyları artırmak için kullandığı ve seçimin uzak olduğu dönemlerde de boşladığı bir politika haline geldi.

Son birkaç yılda asgari ücret ile ortalama ücret arasındaki ilişki kısmen zayıflasa da DİSK-AR’ın (2025) verilerine göre 2024’te özel sektördeki ücretli çalışanların hâlâ yaklaşık üçte ikisi asgari ücretin %50 altı ile %50 üstü arasındaki bir aralıkta ücret alıyordu[1]. Yani asgari ücret çalışanlar için hâlâ çok önemli. Yıl sonuna yaklaştığımız bugünlerde asgari ücret tartışmaları giderek yoğunlaşacak. Bazıları yine “asgari ücret zammının işe yaramayacağını” söyleyecek; zammın kendinden menkul “beklenen enflasyon”a göre yapılması gerektiğini savunan yorumlar göreceğiz…

Peki asgari ücreti bastırmak enflasyonla mücadelede ne kadar etkili? Ya da asgari ücreti artırmak, enflasyon daha sonra alım gücünü erittiği için çalışanların durumunu gerçekten iyileştirmiyor mu? Mesela asgari ücretteki %30’luk bir artış fiyatları da gerçekten %30 artırıyor mu? Artırmıyorsa ne kadar artırıyor?

Ceyhun Elgin ve Adem Yavuz Elveren’le yazdığımız ve Structural Change and Economic Dynamics dergisinde yayımlanan makalede (Oyvat, Elgin ve Elveren, 2026), ampirik bir analiz yaparak Türkiye’de asgari ücretin fiyatlar üzerindeki etkisinin çok sınırlı olduğunu, farklı modellerde %10’luk ek bir asgari ücret zammının enflasyonu 1-2 yüzde puanı arasında artırdığını buluyoruz[2]. TÜİK’in tüketici enflasyonu verilerine yeterince güvenmediğimizden, analizimizi desteklemek için İTO’nun Geçinme Endeksi verilerini de kullandık. Ana modelimizde %10’luk ek asgari ücret zammının TÜİK tüketici enflasyonunu 1,3 puan, İTO Geçinme Endeksi enflasyonunu ise 1,6 puan artırdığını buluyoruz. Yani aslına bakarsanız İTO verilerine göre asgari ücretin etkisi biraz daha fazla.

Çalışmamıza göre, beklenebileceği gibi, döviz kurundaki artışlar enflasyonda kritik rol oynuyor; makalede raporlamadığımız diğer sonuçlara göre de enflasyonun geçmiş değeri bugünkü enflasyonu belirlemede çok önemli. Yani Türkiye’deki enflasyonda esas hikâye kur şokları etrafında dönüyor ve bir kez enflasyonu bozduğumuzda, enflasyon beklentilerinin bozulmasının da etkisiyle onu düzeltmek kolay olmuyor[3]. Bu nedenle Erdoğan’ın 2021 yılında TCMB’ye kontrolsüzce faiz indirtip kur şokuna yol açacak bir TL’den kaçış ortamı yaratması, bizi hâlâ çözemediğimiz bir enflasyon sorunuyla karşı karşıya bıraktı.

Çalışmamızın sonuçlarında yalnız değiliz; TCMB’nin (2021, 2023) çalışmaları da asgari ücretin etkisini bizimkine benzer düzeylerde buluyor. Keza Betül Mutlugün’ün (2025) geçen yıl yayımlanan ve Katman Portal’da da özetlediği (Mutlugün, 2026) makalesi de ortalama birim ücretin ve talebin doğrudan etkisinden ziyade kur şoklarının Türkiye’deki enflasyon için çok daha önemli olduğunu gösteriyordu.

Çalışmamızda ayrıca asgari ücretin Türkiye’deki işsizlik oranı üzerindeki etkisinin çok sınırlı olduğunu tespit ediyoruz. Asgari ücretteki %10’luk ek bir artışın dış ticaret açığı üzerinde etkisi var, ancak bu etki de farklı modellere göre bir yıl içinde GSYH’nin %0,11-0,27’si düzeyinde kalıyor.

Asgari ücret enflasyonu neden ve nasıl etkiler?

Asgari ücretin enflasyon üzerinde üç koldan etkisi olabilir:

  1. Maliyet kanalı: Asgari ücret artışları, özellikle asgari ücretin yaygın olduğu emek yoğun hizmet sektörlerinde emek maliyetlerini yukarı çekecektir ve bunun fiyatlara yansıması beklenebilir.
  2. Talep kanalı: Asgari ücret artışları talep rejimine göre bir ihtimal talebi artırabilir. Ayrıca emeğe olan talepteki olası artış, emeğin pazarlık gücünü yükselterek ücret maliyetlerini daha da artırabilir.
  3. Dış ticaret kanalı: Asgari ücret artışları, özellikle kısa dönemde ve tekstil gibi ucuz emeğe dayalı sektörlerde ihracat rekabetçiliğini azaltabilir, bu sektörlerde ithal malların rekabet gücünü artırabilir ve emekçilerin alım gücünü artırarak ithal mallara olan talebi yükseltebilir.

Asgari ücretin maliyet kanalını anlamak daha kolay: Artan ücretler birim maliyetleri artıracak, maliyetleri artan işletmeci de bunun bir kısmını fiyatlara yansıtacaktır. Ancak meselenin vatandaşın gözünde daha az net olan üç boyutu var. Birincisi, işletmeci asgari ücret artışının büyük ihtimalle tamamını fiyata yansıtmayacak, bir kısmını kâr marjlarından kırpacaktır. Bu durum emeğin gelirden aldığı payı yukarı çekerken, düşen kâr marjları asgari ücret zammının fiyatlara yansımasında kısmi bir tampon işlevi görecektir.

İkinci tampon ise artan işgücü üretkenliğidir. Çünkü diğer faktörler sabitken işgücü üretkenliğindeki artış, birim maliyetlerin azalması ve kârlılığın artması demektir. Ücret artışlarının işgücü üretkenliğini artırdığına dair ciddi bir literatür vardır. Bu literatürün de gösterdiği gibi asgari ücret artışları emek tasarrufu sağlayan teknolojileri teşvik edebilir (Mayneris, Poncet ve Zhang, 2018; Hau, Huang ve Wang, 2020), çalışanların işteki motivasyonunu artırabilir (Shapiro ve Stiglitz, 1984), çalışanların iş değiştirme eğilimini azaltabilir (Pollin ve Wicks-Lim, 2016), işletmeleri çalışanların verimliliğini artıracak organizasyonel değişimlere ve eğitimlere yönlendirebilir (Hirsch, Kaufman ve Zelenska, 2015) ve üretimi daha verimsiz işletmelerden daha verimli işletmelere kaydırabilir (Dustmann vd., 2022). Bütün bu faktörler işgücü üretkenliğini olumlu etkileyecek ve asgari ücret artışının yarattığı maliyet artışını kısmen dengeleyecektir.

Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, asgari ücretin artıracağı emek maliyetinin toplam fiyat içindeki payı düşünülenin çok altındadır. Ücretin toplam üretim maliyeti içindeki payı sınırlıdır; fiyatın içinde hammadde, ithal girdiler, kira, elektrik-su, vergiler ve tabii ki kâr vardır. Nitekim Grafik 1’e göre 2024 yılında toplam işgücü maliyetinin üretim değerindeki payı genel toplamda %14,9, imalatta %12,1, inşaatta %10,4, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinde bile %22,8 düzeyindedir. Bu pay ancak eğitim gibi nitelikli beyaz yakalı çalışanların yoğun olduğu ve asgari ücretten daha az etkilenen sektörlerde daha yüksektir. Tabii toplam etkiyi görmek için ücret artışının diğer girdi maliyetleri üzerindeki etkisine de bakmak gerekir. Girdilerin içindeki işgücü maliyetini de göz önünde bulundurursak bu oranlar bir miktar artacaktır; ancak bu girdilerin de anlamlı bir bölümü asgari ücretin etkilemeyeceği ithal girdiler, kira ve işgücü maliyetinin üretim değerindeki payının yalnızca %3,5 olduğu elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektöründen gelen girdilerdir. Hal böyleyken asgari ücretteki %30’luk bir artışın fiyatları %30 artırıp asgari ücretlileri aynı yaşam koşullarında bırakması imkânsızdır.

Grafik 1: Genel toplamda ve sektörlere göre personel maliyeti/üretim değeri (%, 2024)

Ayrıca her ücretli asgari ücretten aynı oranda etkilenmez; etkilenenlerin bir kısmı çok daha az etkilenir. Mesela sendikaların güçlü olduğu sektörlerde ya da eğitim ve sağlık gibi nitelikli emeğe dayanan sektörlerde, asgari ücretin ücretlere bir etkisi olsa da, asgari ücretlilerin payı görece sınırlıdır; devlet memurlarının maaşları da farklı bir pazarlığa tabidir. Dahası yönetici pozisyonundaki kişilerin maaşları asgari ücretten olumsuz yönde dahi etkilenebilir.

Asgari ücretin fiyatları etkilediği ikinci kanal olan talep kanalının etkisinin ise oldukça sınırlı olduğunu buluyoruz. Öncelikle, asgari ücret gerçekten toplam talebi artırır mı? Burada hikâye daha karışık, çünkü şöyle bir mekanizmanın işlemesi gerekiyor:

Asgari ücret artışı => Toplam talep artışı => Fiyat artışı

Evet, ihtiyaç içindeki emekçi kesimlerin ek gelirden tüketme eğilimi daha yüksek olabilir ve bu, iç tüketimi artırabilir. Ancak bu artış cari açığı büyütürse toplam talep üzerindeki etki dengelenecek, hatta eksiye bile dönebilecektir. Nitekim çalışmamızda asgari ücretin imalat sanayi kapasite kullanım oranına, sanayi üretimine ve perakende satışlara etkisinin oldukça sınırlı olduğunu buluyoruz.

İkincisi, talep artışının doğrudan etkisi Türkiye’deki fiyat artışlarını açıklamada ne ölçüde belirleyici? Talep artışı, bir taraftan işletmeleri kâr marjlarını artıracak şekilde fiyat artırmaya teşvik edebilir ya da talebin arza göre aşırı olması işletmelerin piyasa gücünü artırarak onlara fiyat artırma imkânı yaratabilir. Ancak talep artışı tam tersi bir etki de yaratabilir. Mesela işletmeler kendilerine bir kâr hedefi koyup fiyatlamayı buna göre yaparsa, satışları düştüğünde bunu kâr marjlarını artırarak tüketiciden çıkarmaya çalışabilir (Blecker ve Setterfield, 2019). Ya da oligopolist piyasalarda firmalar iyi zamanlarda fiyat kırıp pazar payını artırırken kriz zamanlarında bu konumlarından faydalanabilir (Rotemberg ve Saloner, 1986; Amountzias, 2021). Dahası Amountzias’ın (2021) ampirik bulgularının da işaret ettiği gibi, ekonominin canlı olduğu dönemlerde likidite kısıtı altındaki firmalar finansman yetersizliklerini kâr marjlarını düşürüp fiyatları baskılayarak daha fazla müşteri çekme ve ek gelir elde etme yoluyla telafi etmeye çalışabilir.

Son olarak, eğer enflasyonda döviz kuru şokları kritik rol oynuyorsa asgari ücretin cari açık üzerindeki etkisi önemlidir. Bu anlamda, talebin de dolaylı rol oynadığı ve ihracat rekabetçiliği açısından ücretin etkisini yansıtan dış ticaret kanalı da önemli olabilir. Ancak tahminlerimiz dış ticaret kanalının etkisinin de sınırlı olduğunu gösteriyor. Asgari ücretteki %10’luk ek bir artış, mal piyasasındaki yıllık dış ticaret açığını farklı tahminlerde 950 milyon ile 2,34 milyar dolar, yani tahmin dönemindeki (2007-2024) ortalama GSYH’nin %0,11-0,27’si kadar artırıyor. Ayrıca dış ticaret açığı üzerindeki olumsuz etki zaman içinde azalıyor; tahminimize göre bu etkinin büyük kısmı yılın ilk yarısında görülüyor. Burada, asgari ücret artışının işgücü üretkenliği üzerindeki olumlu etkilerinin zaman içinde ücret maliyetinden gelen baskıyı azaltmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Malum, ihracat rekabetçiliği için önemli olan yalnızca ücret maliyeti değil, işgücü üretkenliğine göre ücret maliyeti, yani birim emek maliyetidir.

Asgari ücretin yarattığı maliyet artışına karşı bir başka tampon olan kâr marjlarındaki daralma da dış ticaret üzerindeki olumsuz etkileri dengeleyici rol oynuyor. Tabii asgari ücret artışı ucuz emeğe dayalı sektörleri daha çok etkilerken, sendikalaşmayla ücretlerin zaten daha yüksek olduğu sektörleri çok daha az etkiliyor. Oysa orta gelir tuzağından çıkmamız için iyi tasarlanmış sanayi politikalarıyla üretimi katma değeri yüksek bu sektörlere kaydırmamız gerekiyor. Bunun dışında, Grafik 1’de görüldüğü gibi işgücü maliyetlerinin üretim değeri içindeki payının çoğu sektörde sınırlı olması da bulduğumuz dış ticaret etkisinin neden sınırlı olduğunu açıklıyor.

Peki daha somut sayılar ne diyor?

Ceyhun Elgin ve Adem Yavuz Elveren’le yazdığımız makale ampirik bir analiz sunuyor, ancak yukarıda bahsettiğim tahminler sıradan bir okur için bir kara kutudan çıkan sayılar gibi görünebilir. İsterseniz bir de daha kolay anlaşılır sayılarla asgari ücret zamlarının sonuçlarına bakalım. Öncelikle, yakın dönemde büyük bir kur şokunun yaşanmadığı ve enflasyonun tek haneli olduğu dönemdeki en büyük asgari ücret zammı 2016 yılındaki %20,2’lik zamdı. AKP’nin tek başına iktidar olamadığı ilk seçim olan ve Kasım 2015’te seçimlerin yenilenmesiyle sonuçlanan Haziran 2015 seçimlerinin hemen ardından asgari ücrete %14,1’lik bir ara zam verilmişti. Kasım 2015 seçimleri öncesinde HDP, CHP ve AKP arasında başlayan asgari ücret vaatleri sonucunda da asgari ücret 2016’nın hemen başında %20,2 daha artırılmıştı.

Grafik 2, 2014 ortalamasına endekslenmiş halde asgari ücreti ve TÜİK Tüketici Fiyatları Endeksi’nin seyrini gösteriyor. Dikkat ederseniz 2015 ortasında ve 2016’nın başında asgari ücrette fiyat artışlarının çok üzerinde sıçramalar var, ancak tüketici fiyatları izlediği yoldan neredeyse sapmıyor. Yani bu dönemdeki asgari ücret zamları fiyatları pek etkilememiş. Nitekim enflasyonun çok üzerindeki asgari ücret zamlarına rağmen 2014’te %8,2 olan TÜİK tüketici enflasyonu 2015’te %8,8’e çıkarken 2016’da %8,5’e inmiş.

Grafik 2: TÜİK tüketici fiyatları endeksi ve net asgari ücret (2014 ortalaması = 100, 2014-2017)

Bunun yanında 2014 yılında %45,2 olan istihdam oranı 2015’te artmaya devam ederek %45,8’e, 2016 yılında ise %46,2’ye yükselmiş. Işık, Orhangazi ve Tekgüç (2020) de daha ayrıntılı bir analizde 2016’daki asgari ücret zammının istihdam üzerinde istatistiksel olarak anlamlı olumsuz bir etkisi olmadığını göstermişti. Ayrıca 2014 yılında GSYH’nin %3,41’i olan cari açık 2015’te artmak bir yana %2,47’ye düşmüş, 2016’da ise yalnızca 0,08 puan artarak %2,55’e çıkmış (Dünya Bankası, 2026). Özetle, 2015-2016 asgari ücret zamlarının hiç de öyle yıkıcı bir etkisi olmamış.

İkinci olarak, bir de daha yakın tarihli, yüksek enflasyon dönemindeki asgari ücret zamlarına bakalım. Malum, iktidar yerel seçimler öncesinde 2024’te asgari ücrete %49,1 zam yaparken, seçimin olmadığı 2025 ve 2026’da gerçekleşen enflasyonu değil, daha düşük olan “beklenen” enflasyonu baz alarak pazarlık masasına oturmuş ve asgari ücreti 2025’te %30,6, 2026’da %26,4 artırmıştı. Ayrıca bu üç yılın hiçbirinde ara zam verilmedi; kur da önceki üç yıla göre daha dengeli seyretti ve her yıl benzer oranlarda arttı.

Grafik 3 ve Grafik 4, asgari ücret zamlarını ve çalışmamıza göre bu zamların en çok yansıdığı, yılın ilk üç ayındaki yüzde fiyat artışını sırasıyla TÜİK TÜFE ve İTO TÜFE için gösteriyor. Grafiklerde ayrıca birinci çeyrekteki fiyat artışlarıyla, zamların etkisinin daha az görüleceği üçüncü çeyreklerdeki fiyat artışlarının karşılaştırması yer alıyor. Grafik 3’te görüleceği üzere, asgari ücret zammının %49,1 olduğu 2024 yılının ilk çeyreğinde tüketici fiyatları %15,1 artmış. Zaten daha buradan asgari ücret zammının fiyatlara ancak belli bir oranda yansıdığı ortaya çıkıyor. Dahası asgari ücret zammının çok daha düşük olduğu (%30,6 ve %26,4) 2025 ve 2026 yıllarında ilk çeyrekteki toplam fiyat artışı ancak %10’lara inmiş. Yani asgari ücret zammının 18,5 ve 22,7 puan daha az olmasına karşılık ilk çeyrekteki fiyat artışında sadece yaklaşık 5 puanlık bir düşüş var.

Grafik 3: Net asgari ücret zammı (%), TÜİK TÜFE’deki birinci ve üçüncü çeyrek yüzde değişimleri ve farkları

Ancak bu da aslında yarım bir analiz; çünkü yılbaşı başka zamların ve fiyat artışlarının da yapıldığı bir dönem ve fiyat artışlarının tek nedeni asgari ücret değil. Ayrıca enflasyon, düşüşü son dönemde yavaşlasa da 2023 sonrasında düşüş eğiliminde ve yalnızca asgari ücret nedeniyle düşmüş değil. Daha net bir resim için asgari ücret zammının yapıldığı birinci çeyreği, zamdan daha uzak olan üçüncü çeyrekteki fiyat artışıyla karşılaştıralım. Grafik 3’e göre asgari ücret zammının yapıldığı 2024 Ç1 ile zamdan uzak 2024 Ç3 arasındaki tüketici fiyatları artışı farkı 6,1 puan. Asgari ücret zammının 18,5 ve 22,7 puan daha az olduğu 2025 ve 2026 yıllarında bu fark 2,6 ve 4,5 puana inmiş; yani zamlardaki düşüşe kıyasla çok az değişmiş. Kısacası daha yeni betimleyici veriler de, Elgin ve Elveren’le yaptığımız daha kapsamlı ekonometrik tahminlerle uyumlu biçimde, hükümetin asgari ücret zamlarını yavaşlatma politikasının enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı olduğuna işaret ediyor.

Grafik 4 benzer bir analizi bu kez İTO TÜFE için yapıyor ve sonuçlar son dönemdeki asgari ücret zamlarının etkisinin Grafik 3’tekinden de sınırlı olabileceğine işaret ediyor. Zira asgari ücret zammının 2024’e göre çok daha düşük olduğu 2025 ve 2026’nın ilk çeyreklerinde, 2024’ün ilk çeyreğine göre tüketici fiyatları artışında yalnızca 3,1 puanlık bir düşüş olmuş. Dahası 2026 Ç1 ile 2026 Ç3 arasındaki fiyat artışı farkı, 2024 Ç1 ile 2024 Ç3 arasındaki farktan bile fazla.

Grafik 4: Net asgari ücret zammı (%), İTO TÜFE’deki birinci ve üçüncü çeyreklerdeki % değişim ve farkları

Özetle, asgari ücret zamlarının enflasyon üzerinde bir maliyeti olabilir, ancak bu maliyet bazılarının iddia ettiğinden çok daha sınırlı. Dahası “beklenen enflasyon”a göre yapılan asgari ücret zamları, enflasyonu hedeflenen düzeylere indirmeye de yetmedi. İktidarın, yakın zamanda planlanmış bir seçim yokken ve ülkeyi muhalefetsizleştirme operasyonu sürerken asgari ücrete nasıl bir zam yapacağını göreceğiz. İlk haberler asgari ücrete %25-30 zam yapılabileceği yönünde, ama güvenilir sayılardan bahsetmek için henüz çok erken. Ancak bu tartışmada asgari ücretin, Türk-İş’in dört kişilik aile için hesapladığı açlık sınırının daha Eylül ayında %25 altına düştüğü de dikkate alınmalı. Siyaset alanı daralsa da toplumsal muhalefete yine önemli bir rol düşüyor.

Referanslar

Amountzias, C. (2021). Markup cyclicality, competition and liquidity constraints: Evidence from a panel VAR analysis. International Journal of Finance and Economics, 26(3), 3696-3718.

Blecker, R. A., ve Setterfield, M. (2019). Heterodox macroeconomics: Models of demand, distribution and growth. Edward Elgar Publishing.

DİSK-AR (2024). Asgari Ücret Araştırması 2025. İstanbul. https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2024/12/ASGARI-UCRET-ARASTIRMASI-2025.pdf

DİSK-AR (2025). Asgari Ücret Araştırması 2026. İstanbul. https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/ASGARI-UCRET-2026-FINAL-rev.pdf

Dustmann, C., Lindner, A., Schönberg, U., Umkehrer, M. ve vom Berge, P. (2022). Reallocation effects of the minimum wage. Quarterly Journal of Economics, 137(1), 267-328.

Dünya Bankası (2026). World Development Indicators (WDI). https://databank.worldbank.org/source/world-development-indicators

Hau, H., Huang, Y. ve Wang, G. (2020). Firm response to competitive shocks: Evidence from China’s minimum wage policy. Review of Economic Studies, 87(6), 2639-2671.

Hirsch, B. T., Kaufman, B. E. ve Zelenska, T. (2015). Minimum wage channels of adjustment. Industrial Relations, 54(2), 199-239.

Işık, E., Orhangazi, Ö., ve Tekgüç, H. (2020). Heterogeneous effects of minimum wage on labor market outcomes: A case study from Turkey. IZA Journal of Labor Policy, 10(1).

Mayneris, F., Poncet, S. ve Zhang, T. (2018). Improving or disappearing: Firm-level adjustments to minimum wages in China. Journal of Development Economics, 135, 20-42.

Mutlugün, B. (2025). A post-Keynesian-structuralist empirical approach to inflationary pressures in Türkiye. Structural Change and Economic Dynamics, 75, 744-766.

Mutlugün, B. (2026). Türkiye’de Enflasyonu Anlamak (IV): Kur, Enflasyon ve Para Politikası Üzerine Ampirik Bulgular. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.20633358

Oyvat, C., Elgin, C. ve Elveren, A. Y. (2026). Minimum wages in a high-inflation economy: the case of Türkiye. Structural Change and Economic Dynamics, 81, 218-237.

Pollin, R. ve Wicks-Lim, J. (2016). A $15 U.S. minimum wage: How the fast-food industry could adjust without shedding jobs. Journal of Economic Issues, 50(3), 716-744.

Shapiro, C., ve Stiglitz, J. E. (1984). Equilibrium unemployment as a worker discipline device. American Economic Review, 74(3), 433-444.

Rotemberg, J. J., ve Saloner, G. (1986). A supergame-theoretic model of price wars during booms. American Economic Review, 76(3), 390-407.

TCMB (2021). Enflasyon Raporu 2021 – I (28 Ocak 2021).

TCMB (2023). Enflasyon Raporu 2023 – III (27 Temmuz 2023).

TÜİK (2026). Türkiye İstatistik Kurumu resmî web sitesi. https://www.tuik.gov.tr/

Notlar

  1. DİSK-AR’ın (2025) verilerine göre 2024’te özel sektördeki ücretli çalışanların %66,8’i, asgari ücretin %50 altı ile %50 üstü arasındaki bantta ücret almaktaydı. Bu oran, DİSK-AR’ın (2024) 2023 yılı verilerine dayanan Asgari Ücret Araştırması 2024 raporunda daha yüksekti (%74,4). Asgari ücret artışlarının yavaşlatılmasıyla birlikte asgari ücrete yakın ücret alan çalışanların oranı azaldı. ↑
  2. Ampirik analizimizde SVAR olarak bilinen yapısal vektör otoregresyon modellerini kullandık (Oyvat, Elgin ve Elveren, 2026). ↑
  3. Çalışmamızın dayandığı Post-Keynesyen yaklaşımda rasyonel beklentiler hipotezi benimsenmez; gelecek, temel bir belirsizlik içerir. Beklentiler, Keynes’in “hayvani içgüdüler” (animal spirits) olarak adlandırdığı, eylemsizlik yerine eyleme yönelik kendiliğinden dürtüye dayanır ve iktisadi davranışta belirleyici bir rol oynar.Kuşkusuz makalemizin en zayıf noktası, ampirik modelimizde enflasyon beklentilerini kontrol etmemiş olmamızdır. Bu metodolojik tercih, beklentilerin etkisini ciddiye almadığımızdan değil, uzun dönemli ve güvenilir bir enflasyon beklentisi serisi bulunmadığını düşünmemizden kaynaklanıyor. En iyi aday olan ve uzun bir seri sunan TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nin enflasyon beklentileri, tuhaf bir biçimde, son dönemde gerçekleşen enflasyonun çok altında kalıyor. 2021 kur şokunun ardından oluşturulan beklentilerin gerçekleşme dönemine denk gelen 2023 ve sonrasında, “12 ay sonrası için yıllık TÜFE beklentisi” istisnasız tüm aylarda gerçekleşen yıllık TÜFE enflasyonunun altında kalmış, ortalamada ise gerçekleşen enflasyondan 13,9 puan düşük olmuştur.Bu anketlerle ilgili gayriresmî olarak (off the record) duyduğumuz bazı hikâyeler de metodolojik tercihimizi pekiştirdi. Son yıllarda asgari ücretin “enflasyon beklentisine göre” belirlendiği düşünüldüğünde, bu durumun aynı zamanda asgari ücreti baskılama işlevi gördüğü de söylenebilir. Enflasyon beklentilerinin etkisini ayrıca ayrıştırmasak da bu etkiyi diğer değişkenler (örneğin geçmiş enflasyon, kur ve talep) aracılığıyla kısmen yakalıyoruz. ↑
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Cem Oyvat (2026). Asgari Ücret ve Enflasyon. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.23686401
  • Cem Oyvat, Greenwich Üniversitesi Muhasebe, Finans ve Ekonomi Okulu ile Politik İktisat, Yönetişim, Finans ve Hesap Verebilirlik Merkezi’nde (PEGFA) Ekonomi alanında Doçenttir. Doktora derecesini Massachusetts Üniversitesi – Amherst’ten Ekonomi alanında almıştır. Araştırma ilgi alanları politik iktisat, iktisadi kalkınma, gelir dağılımı, tarımsal yapılar ve toprak eşitsizliği, kentleşme, kayıt dışı sektör, toplumsal cinsiyet ekonomisi, bakım ekonomisi, ücret-çekişli büyüme, çatışma ekonomisini kapsamaktadır. World Development, Cambridge Journal of Economics, Feminist Economics, Public Choice, Electoral Studies, Metroeconomica, Structural Change and Economic Dynamics gibi dergilerde makaleleri yayımlanmıştır.

    Diğer Yazıları
Yapay Zeka Kullanımı Beyanı
Dil bilgisi, anlam bozukluğu ve noktalama kontrolü

Yazar, yapay zekâ araçlarını yukarıda belirttiği kapsamda bilimsel yayın etiğine bağlı kalarak kullandığını beyan etmektedir. Yapay zekâ desteğiyle üretilen içeriklerin tüm sorumluluğu yazara aittir.