ABD devletinin küresel kalkınma finansmanından çekildiği bir dönemde, Çin ve BRICS bir alternatif mi? NDB’nin dolar bağımlılığından BRICS’in IMF şartına kadar yapısal engelleri inceleyen bu yazı, de-dolarizasyon baskısı altında şekillenen yeni düzende neden henüz “alternatif bir uzlaşı” olmadığını analiz ediyor.
Önceki yazımızda Wall Street Uzlaşısı’nın (WSU) Washington Uzlaşısı’nın basit bir devamı olmadığını, küresel finans sermayesinin kalkınma müdahalelerini yeniden biçimlendirdiğini tartışmıştık. Bu yazıda Çin’in kalkınma finansmanı modelini ve BRICS’in kolektif bir meydan okuma olarak iddiasını ne sunduğunu ve ne sunamadığını tartışacağız.
Küresel Güney ülkeleri (Çin hariç) 2035’e kadar 40 trilyon dolarlık altyapı finansmanına ihtiyaç duymakta (Larsen, 2025). ABD’nin Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı (PGII), AB’nin Küresel Geçit Kapısı ve Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi (BRI) üç iddialı altyapı finansman modeli olarak sahada. Ancak bu modellerin arkasındaki güç ilişkilerini ve BRICS kurumlarının söylemle pratik arasındaki açığını anlamadan dürüst bir değerlendirme yapmamız mümkün değil.
Ocak 2025’te Trump yönetimi tüm dış yardımları dondurdu, ardından Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE) USAID’i fiilen tasfiye etti. Temmuz 2025’te Kongre’den geçen Rescissions Act ile USAID ve diğer dış yardım programlarından yaklaşık 9 milyar dolar kesildi. OECD verilerine göre ABD’nin resmi kalkınma yardımı 2025’te yüzde 56,9 düştü; bu, herhangi bir donör ülkenin tek bir yılda gerçekleştirdiği en büyük kesinti olarak tarihe geçti ve tek başına toplam DAC ODA düşüşünün dörtte üçünü oluşturdu. DAC ülkelerinin toplam ODA’sı yüzde 23,1 gerileyerek ODA tarihinin en büyük yıllık daralmasını yaşadı (OECD, 2026).
2013-2021 döneminde Çin, gelişmekte olan ülkelere altyapı finansmanında ABD’yi yaklaşık dokuz kat geçmiş ve 679 milyar dolara karşı 76 milyar dolarlık bir fark ortaya çıkmıştı (GAO, 2024). WSU’nun en somut kurumsal aracı olan DFC’nin yeni taahhütleri 2024 mali yılında 12 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaşmışken, 2025’te 3,5 milyar dolara geriledi (CRS, 2025). Resmi kalkınma yardımları gerilerken, Wall Street Uzlaşısı kapsamında varlık yönetimi şirketleri Küresel Güney’de piyasa temelli finansal sisteme geçiş sürecinde daha etkin rol kazanıyor. Ancak resmi kurumsal kapasitenin bu denli hızlı çözülmesi, Çin’in ve BRICS’in kendini konumlandırdığı boşluğu dramatik biçimde genişletiyor.
Çin’in kalkınma finansmanı modeli, para egemenliğinin korunması üzerine inşa edildi. Renminbinin bir yüzyıllık evrimi, Çin’in kalkınma stratejisinin “parasallaşma” ve “para-dışılaştırma” arasındaki salınımıyla iç içe (Wong vd., 2018). Kuomintang dönemindeki hiperenflasyondan Mao döneminin para-dışılaştırmasına, oradan 1992 sonrası gerçek parasallaşmaya uzanan bu süreç, Çin’in bugünkü uluslararası finansman stratejisini doğrudan biçimlendiriyor (Wong vd., 2018). Çin’in döviz kuru rejimi yönetimli, sermaye hesabı büyük ölçüde kapalı, bankacılık sektöründe kamu mülkiyeti yüzde 51 düzeyinde ve borsalar tamamen devlete ait ( Petry ve Nölke, 2024). Petry ve Nölke’ye göre bu liberal küresel finansal düzenden bilinçli biçimde sapan bir devlet-kapitalist model. Larsen (2025) de Çin’in uluslararası kalkınma finansmanı modelini “devlet-örgütlü risk paylaşımı” olarak kavramsallaştırıyor ( Petry ve Nölke, 2024). ABD modelinin aksine, burada amaç özel sermayeyi çekmek değil, devletten devlete koordinasyonla yani Çin devlet finansmanı ve sigortasıyla çeşitli projeler hayata geçiriliyor. BRI’nın 2013’teki lansmanından bu yana 147 ülke mutabakat muhtırası imzaladı ve toplam kredi ve yatırım hacmi yaklaşık 2 trilyon dolara ulaştı. Ancak 2017’deki zirvesinden bu yana hacimler en az yüzde 50 düştü, Ray’a göre Çin, “küçük güzeldir” yaklaşımına geçti ve sermaye sağlayıcı rolden düşük maliyetli inşaat ve ekipman tedarikçisine dönüştü (Ray, 2023).
Diğer bir deyişle, Çin modeli özel sermayeyi kaldıraçlamıyor (Van Wieringen & Zajontz, 2023) ve Batılı ülkelerin faiz oranları ortalaması yüzde 1 iken Çin kredilerinin ortalaması yüzde 4 (Malik vd., 2021), bu nedenle literatürdeki popüler “borç-tuzak diplomasisi” anlatısı bu koşullarda anlamsızlaşıyor. Çin kredileri Afrika’da borç sıkıntısının ana kaynağı değil (Singh, 2020). Hambantota limanı vakasında da Sri Lanka’nın borç sorunu Çin kredileriyle değil yüksek faizli uluslararası tahvillerle ilgili. Çin borcu Sri Lanka’nın dış borcunun yüzde 10’undan azını oluştururken, uluslararası tahviller yarısına yakınını oluşturuyor (Singh, 2020).
BRICS’in kolektif kurumları, Yeni Kalkınma Bankası (NDB) ve Koşullu Rezerv Düzenlemesi (CRA) ise liberal koşulluluk ilkesini reddetmesiyle öne çıkıyor. Ancak CRA 2014’te 100 milyar dolarlık bir havuzla kurulmasına rağmen on yıldan fazla süre boyunca tek bir kredi vermedi (Toussaint, 2025) . Dahası, CRA’nın kurucu sözleşmesinin 5. maddesi, bir üye ülkenin hakkının yüzde 30’undan fazlasına erişmek istemesi halinde bir IMF programına tabi olmasını şart koşuyor ki bu, tam da kaçınmayı amaçladığı koşulluluğa geri dönüş anlamına geliyor (Toussaint, 2025). Güney Afrika 2020’de BRICS yerine IMF’den 4,3 milyar dolar borç aldığında, bu başarısızlığın en somut kanıtını sunmuş oldu.
NDB’nin durumu da iç açıcı değil. 2016-2023 arasında NDB toplam 30 milyar dolar kredi verirken, Dünya Bankası 500 milyar, IMF 350-400 milyar, AIIB ise 50 milyar dolar verdi. Çin’in kendi kamu bankaları aynı dönemde NDB’den 20-30 kat daha fazla kredi kullandırdı (Toussaint, 2025). NDB’nin eski başkan yardımcısı Paulo Nogueira Batista, Valdai Kulübü’nde bu durumu açıkça eleştirerek, harcamaların şaşırtıcı biçimde yavaş olduğunu, sahada sonuçların yetersiz kaldığını ve operasyonların ağırlıklı olarak ABD doları cinsinden yürütüldüğünü belirtti. Gerçekten de NDB’nin verdiği kredilerin yüzde 65,5’i ABD doları, yüzde 8,8’i Euro, yüzde 1,6’sı İsviçre Frankı cinsinden; toplamı yüzde 75,9’u Batı para birimleriyle (NDB, 2025). Renminbi cinsinden krediler yalnızca yüzde 17,9 ve bunların tamamı Çin içinde kullanılan krediler. Belki de en çarpıcı bulgu, 26 düşük gelirli ülkenin hiçbirinin NDB’den tek bir kredi alamamış olması. Sahra Altı Afrika’da yalnızca Güney Afrika faydalanabildi. Toussaint’in sorduğu soru meselenin özünü açığa çıkarıyor: 26 düşük gelirli ülkenin hiçbiri NDB’den bir kredi alamamışken, NDB’nin Dünya Bankası ve IMF’ye alternatif olduğu nasıl iddia edilebilir? Dahası, BRICS ülkeleri kendi söylemlerinin aksine mevcut liberal kurumları desteklemeye devam ediyor. Temmuz 2025 Rio de Janeiro zirvesinin final bildirisinin 11. maddesi, IMF’nin “küresel finansal güvenlik ağının merkezinde” kalması gerektiğini vurguluyor (Toussaint, 2025).
BRICS meydan okumasının en görünür cephesi de-dolarizasyon (eğer de-dolarizasyon tartışmasına ikili ticarette yerel para kullanımı dahil edilecekse ki bu ayrıca bir tartışma konusu). Çin-Rusya ticaretinde doların payı 2015’te yüzde 90’dan 2023’te yüzde 20’ye gerilemiş, 2023’ün ikinci çeyreğinde Çin’in ikili ticaretinde yuan ilk kez doları geçerek yüzde 49 paya ulaşmış ve Hindistan ve Rusya 2021’de ikili ticarette doları tamamen kaldırma kararı almıştı (Petry ve Nölke, 2024). Ancak de-dolarizasyonun gerçek dinamiği BRICS’in “inşacı” çabalarından çok, dolar sisteminin kendi iç çelişkilerinden kaynaklanıyor (Desai, 2026). Triffin İkilemi, dünyaya likidite sağlamak için cari açık vermek ve cari açık verdikçe dolara güveni aşındırmak, 1960’lardan beri yapısal bir sorun. ABD’nin 1971’de altın bağlantısını kırmasından bu yana dolar, varlık balonlarına dayanarak ayakta kalıyor. Desai bunu “her şey balonu” olarak nitelendiriyor ve ona göre Federal Rezerv’in varlık balonlarını teşvik etme ve yüksek varlık fiyatlarını likidite enjeksiyonuyla sürdürme taahhüdü, her balon patladığında sistemi daha kırılgan bırakıyor (Desai, 2026). Doların yerini yakın bir vadede başka bir tek ülke parası almayacak gibi görünüyor. Desai’ye göre Keynes’in Bretton Woods’ta önerdiği, hiçbir ülkenin ulusal parası olmayan çok taraflı bir uluslararası para birimi en gerçekçi alternatif olarak beliriyor, böyle bir anlaşma yokluğunda ise çok-paralı bir gelecek şekilleniyor (Desai, 2026).
Petry ve Nölke’nin (2024) tartışmayı merak edenlerin okumasını önerdiğim kapsamlı kitabı basit bir “BRICS vs. Batı” ikiliğinin çok ötesinde bir tablo ortaya koyuyor. ‘Meydan okuma’ düzensiz ve heterojen ve onlara göre Çin, Hindistan ve Rusya devlet-kapitalist kutba yakınken, Brezilya ve Güney Afrika karma vakalar. BRICS, liberal kurumların daha az müdahaleci olmasını talep etmek ve ulusal politika alanını korumak istiyor. Dünya Bankası’nın bile, alıcı ülke önemli miktarda Çin kalkınma finansmanı aldığında kredilerine daha az koşul bağladığı bulgusu (Hernandez, 2017; Zeitz, 2021), bu dinamiğin dolaylı etkilerini gösteriyor. Yani, hiçbir modelin hegemonik olmadığı bir ortamda, ev sahibi ülkeler ABD’den risk garantisi, AB’den kalkınma yardımı, Çin’den düşük maliyetli inşaat temin edebilir. BAE’deki dünyanın en büyük güneş çiftliğinin Fransız KİT’i EDF ve Çinli Jinko Solar konsorsiyumunda inşa edilmesi, Hırvatistan’daki Peljeşac Köprüsü’nün AB fonlarıyla finanse edilip ihaleyi Çin Yol ve Köprü Şirketi’nin kazanması gibi örnekler, modellerin iç içe geçişinin münferit değil yapısal bir olgu haline geldiğini gösteriyor.
“Alternatif bir uzlaşı var mı?” sorusuna dürüst yanıt ise henüz yok. Olan şey, itirazın kendisinin bir uzlaşıya dönüşmemiş olması. Sorun belirli bir finansman modelinde değil kapitalizmin yapısal mantığında yatıyorsa, Çin modeline ya da BRICS ‘alternatifine’ yaslanmanın yetersizliği ortada (Bernards, 2024; Copley, 2022). Ancak BRICS’in varlığı dolaylı ama anlamlı bir baskı oluşturuyor. Çin finansmanının varlığı Dünya Bankası’nın kendi kredi koşulluluklarını gevşetmesine yol açıyor, dolar sisteminin iç çelişkileri alternatif arayışını zorunluluğa dönüştürüyor ve gelişmekte olan ülkeler polihizalanma (polyalignment) ile tutarlı bir alternatif paradigma olmadan bile pragmatik bir manevra alanı yakalıyorlar (Chodor ve Hameiri, 2026). Yine de Toussaint’in vurguladığı gibi, Bretton Woods kurumlarına gerçek alternatif, salt bir kurumsal çerçeveden değil, mali adalet, Güney-Güney dayanışması ve gerçek anlamda demokratik çok taraflı finansal kurumların inşası üzerine kurulu kolektif bir inisiyatiften doğabilir.
Kaynakça
Bernards, N. (2024). Where is finance in the financialization of development? Globalizations, 21(1), 88–102.
Copley, J. (2022). Decarbonizing the downturn: addressing climate change in an age of stagnation. Competition & Change, 27(3-4), 429–448.
Chodor, T. & Hameiri, S. (2026). Global governance in the Second Cold War: the G20 and the political economy of polyalignment. Third World Quarterly. DOI: 10.1080/01436597.2025.2589951.
CRS (2025). U.S. International Development Finance Corporation (DFC). Congressional Research Service, IF11436.
Desai, R. (2026). Why the Iran War and Internal Contradictions Signal the End of Dollar Hegemony. Frontline, 29 Nisan 2026.
GAO (2024). International Infrastructure Projects: China’s Investments Significantly Outpace the U.S. GAO-24-106866.
Gelpern, A. et al. (2021). How China Lends. AidData.
Hernandez, D. (2017). Are “New” Donors Challenging World Bank Conditionality? World Development, 96, 529–549.
Larsen, M. (2025). Any Alternative to the Wall Street Consensus? New Political Economy, 30(1), 34–47.
Larsen, M.L. & Oehler, L. (2022). Clean at Home, Polluting Abroad. Climate Policy.
Malik, A.A. et al. (2021). Banking on the Belt and Road. AidData.
NDB (2025). Investor Presentation, April 2025.
OECD (2026). Development Co-operation in 2025: Preliminary ODA Data. DCD(2026)8.
Petry, J. & Nölke, A. (2024). BRICS and the Global Financial Order: Liberalism Contested. Cambridge University Press.
Ray, R. (2023). “Small Is Beautiful”: A New Era in China’s Overseas Development Finance. Global China Initiative Policy Brief, 17.
Singh, A. (2020). The myth of ‘debt-trap diplomacy’ and realities of Chinese development finance. Third World Quarterly. DOI: 10.1080/01436597.2020.1807318.
Toussaint, E. (2025). Are the New Development Bank and the BRICS Monetary Fund an alternative to the Bretton Woods institutions? CADTM, 28 Ekim 2025.
Van Wieringen, K. & Zajontz, T. (2023). From Loan-Financed to Privatised Infrastructure? Journal of Current Chinese Affairs, 52(3), 434–463.
Wong, E., Qiu, J., Sit, T. & Wen, T. (2018). Renminbi: A Century of Change. Monthly Review, 70(6).
Zeitz, A.O. (2021). Emulate or differentiate? The Review of International Organizations, 16, 329–357.
