Takip et

Doğanın Yönetilebilir Bir Kategoriye Dönüşümü (II): Ekosistem Hizmetleri

YazarFerda Dönmez Atbaşı

4 Mayıs, 2026 ,
🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.19728800 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Ekosistem hizmetleri kavramı, kapitalist değer biçimini doğaya genişleterek onu artık sadece “kullanılan” değil, “değer” taşıyan bir unsur gibi kurar ve böylece henüz kullanılmamış “doğal hizmetler”in stoku da yeni bir sermaye unsuru olarak ortaya çıkar.

Tartışmaya, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter yardımcısı ve Çevre Programı İcra Direktörü Inger Andersen’in, “Doğanın Çeşitli Değerleri ve Değerlendirilmesine İlişkin Metodolojik Değerlendirme Raporu” (IPBES[1], 2022) hakkında yaptığı kısa değerlendirme notundan bir alıntı ile kaldığımız yerden devam edelim:

“…sekreterliği UNEP tarafından yürütülen IPBES’in Değerlendirme Raporu büyük önem taşımaktadır. Bu rapor, doğanın bilimsel temelli değerlemesini ekonomik karar alma süreçlerinin merkezine yerleştirmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. BM, ülkelerin ulusal hesapları için Çevresel ve Ekonomik Muhasebe Sistemini standart olarak benimsemiştir. Doğanın inanılmaz katkılarını nihayetinde değerlendirmek ve böylece onu korumak için bu sistemin dünya çapında uygulanmasını sağlamalıyız.”

Anaakım yaklaşımda ekolojik krizin nasıl açıklandığını burada en üst düzey icracılardan birinin ağzından da duymuş oluyoruz: ‘Doğanın inanılmaz katkılarına’ (ya da artık teknik adıyla ekosistem hizmetlerine) yeterince değer atfedilmemiştir. Bu katkılar ne yeterince ölçülebilmiş ne de ekonomik hesaplara dahil edilebilmiştir. O halde kriz, doğanın tahrip edilmesinden çok, onun sağladığı hizmetlerin görünmez kalmasından kaynaklanmaktadır[2]. Bu bakış açısında çözüm de oldukça nettir: Ekosistemlerin sağladığı bu yaşamsal katkıları ölçülebilir, tasnif edilebilir hale getirmek ve muhasebeleştirmek. Bu yapıldığında onları karar alma süreçlerine dahil etmek ve ekolojik krize dur demek mümkün olacaktır.

Peki “doğaya değer vermek” ne anlama gelmektedir?

Ekosistem hizmetleri yaklaşımı doğanın değerinin ortaya çıkarılması, görünür hale getirilmesi olarak sunulsa da eleştirel literatür bu perspektifin doğanın değerinin tek bir değer formuna indirgenmesi işlevi gördüğünü tartışmaktadır. Örneğin Robertson (2006), ekosistem hizmetlerinin piyasaya tâbi hale getirilebilmesi için ilkin, doğanın sermayenin görebileceği formda nasıl yeniden tarif edildiğini ve doğanın işleyişindeki karmaşıklığın basite indirgenerek ölçülebilir parçalara ayrıştırıldığını gösterir. Benzer şekilde, Sullivan (2013, 2014), doğanın “doğal sermaye” olarak kavramsallaştırılmasının basit bir tasvir etme biçimi olmaktan öte, doğayı ekonomik hesaplama, muhasebeleştirme ve finansal değerleme süreçlerine dahil etme manevrası olduğunu söyler. Bu metinlerdeki ortak vurgu şudur: Ekosistemlerde gerçekleşen karmaşık ve çok yönlü döngülerin, bildik faydacı mantıkla “hizmet” olarak tanımlanması, doğanın artık kendi başına işleyen, ilişkisel ve tarihsel bir süreç olarak değil, insan yaşamına fayda sağlayan bir fonksiyon olarak tarif edilmesi anlamına gelir. Bir kez bu yapılınca, ekosistemlerin işleyişleri bölünebilir, ölçülebilir ve parasallaştırılabilir birimlere dönüşmeye başlar. Orası artık, ormanlar, okyanuslar, atmosfer ya da hayvanlar dünyası olarak değil, değeri parasal olarak da ifade edilebilen bir faydalar yığını olarak görülür ve böylece ilişkisellikleri, özgül farklılıkları görünmez hale gelir. Bu çeşit bir indirgemenin en direkt sonucu, bu “hizmetlerin” ortak bir ölçü birimi içinde eşitlenebilir hâle gelmesidir. Teknik olarak, bu indirgeme ekosistemlerin değerinin, yarattıkları kullanım değerleri üzerinden değil, karar alma süreçlerinde kullanılabilecek değişim değerleri üzerinden okunmasıyla sonuçlanır.

Değer…

Marx’ın değer tartışmasını hatırlarsak, ekosistem işleyişlerini değişim değeri biçimi üzerinden okumanın sonuçları hakkında daha net çıkarımlarda bulunabiliriz. Marx’ın ifadesiyle bir şeyin yararlılığı onu kullanım değeri haline getirir ve bu değer o şeyin kullanım özellikleriyle belirlenir. Kullanım değerleri, yalnızca tüketimle gerçekleşirler, servetin maddi içeriğini oluştururlar ve kapitalist toplum biçiminde değişim değerinin de maddi taşıyıcılarıdır (Marx, 2010). Değişim değeri ise nicel bir ilişkidir. Daha açık söylersek, değişim değeri bir türdeki kullanım değerlerinin bir başka türdeki kullanım değerleriyle değişim oranını gösterir. Dolayısıyla zamana, yere ve hangi tür kullanım değerleri arasında kıyas yapıldığına göre değişken bir ölçüttür. Örneğin A miktarda kumaş, aynı anda B miktarda buğday ya da C miktarda çeliğe eşittir. O halde, A kadar kumaş, B kadar buğday ve C kadar çelik birbirlerinin yerini alabilen veya birbirlerine eşit büyüklükte değişim değerleridir. Marx buradan şu sonucu çıkarır: Aynı metanın değişim değerleri eşit büyüklükte bir şeyi ifade eder (Marx, 2010).

Tartışmayı ilerleterek, farklı metaları birbirleriyle değiştirilebilir miktarlar olarak ifade edebilmeyi mümkün kılan şeyin ise, farklı metalarda ortak olarak bulunan ve bu metalardan hiçbiri olmayan üçüncü bir şeyin varlığı olduğunu ifade eder. Bildiğimiz üzere, farklılıkları bir kenara bırakıldığında, hepsinde ortak olan tek özellik insan emeğinin ürünü olmalarıdır. Bir başka deyişle, metalar kullanım değerleri olarak farklı nitelikleri ifade ederler, değişim değeri olarak ise kullanım değerlerinden soyutlanmış niceliklerdir. Bu soyutlama gerçekleştiğinde, onları kullanım değeri yapan maddi biçimlerden ve onları üreten emeklerin farklı yararlı olma özelliklerinden de soyutlanırlar. Değişim değerinin ne olacağını belirleyen ölçüt, her bir metada içerilmiş olan sosyal olarak gerekli emek zamandır, yani o metanın değeridir (Marx, 2010). Dolayısıyla Marx’ta “değer”, gündelik kullanımdaki “önem” ya da “fayda” anlamından farklı olarak teknik bir kategoridir ve kapitalist bir toplumda metaların birbirleriyle hangi oranda değiştirileceğini belirleyen toplumsal bir ilişkidir.

Doğanın değeri var mıdır?…

Bu kısa hatırlatma üzerine artık şunu söyleyebiliriz: Değer bir toplumsal emek ilişkisi ve o nedenle belirli bir toplumsal formdur. Öte yandan, ekosistemler temiz hava, su döngüsü, iklim düzenleme gibi insan yaşamı için vazgeçilmez işlevler üretir. Yani insan ihtiyaçlarını karşılarlar ancak bu süreçler üretilmiş metalar değildir, klasik anlamda kullanım değerleridir. Bu yüzdendir ki kapitalist anlamda değer, doğaya ait bir özellik değil, kapitalist toplumsal ilişkilere ait bir biçimdir. Daha önce de söylediğimiz gibi, ekosistem hizmetleri literatürü (özellikle Binyıl Ekosistem Değerlendirmesi (BED) sonrası) doğanın sağladığı ‘hizmetleri’ görünür hale getirmek için onları ölçmek, sınıflandırmak ve mümkün olduğu ölçüde parasal değer biçmek gereği üzerine kurulmuştur. Bu nedenle ileri sürüldüğü gibi doğadaki değeri ortaya çıkarma değil, doğada gerçekleşen döngü ve olayları muhasebeleştirerek, doğayı kapitalist değer formu içine çekme işlevi görür. Parasal değer biçme teknikleri[3] ile doğanın işlevlerini piyasa diline çevirir ve somut ekosistem süreçlerini soyut ve değiştirilebilir değer biçimlerine dönüştürür. Başka türlü ifade edersek, değer biçimini doğaya genişleterek onu artık sadece “kullanılan” değil, “değer” taşıyan bir unsur gibi kurar ve böylece henüz kullanılmamış “doğal hizmetler”in stoğu da yeni bir sermaye unsuru olarak ortaya çıkar.

O halde doğaya giydirilmiş bu yeni anlam, analizimiz açısından ne ifade eder? Öncelikle, doğa kapitalist değer formu ile değerlendirildiğinde, gerçekte ne olduğu sorusuna verilen yanıt değişir, bozulur. O artık karmaşık, çok katmanlı, birbiriyle etkileşim halinde işleyen ve çoğul anlamları olan bir yapı değil, hizmet sağlayan birimlere parçalanmış bir sermaye stoğudur. Örneğin artık bir okyanus, binlerce canlıyı barındıran, su ve gaz döngüsü içinde yer alan, iklimsel işlevleri olan çok yönlü bir ekosistem olmaktan çıkar ve X milyon ton karbondioksit yutma kapasitesi olan, Y milyon ton deniz ürünü sağlayan ve yıllık ekonomik katkısı Z milyon dolar olan bir kategoriye dönüşür. Üstelik kendisine atfedilen tüm diğer değerler -kültürel, etik, tarihsel ya da ekolojik- silikleşirken, tek bir ölçüte indirgenir: Ekonomik değer. Bu yeniden tasarımla, doğaya dair farklı değer rejimlerinin üstü örtülerek sadece tek bir değer formu mümkünmüş gibi davranılır. Diğer metalarda olduğu gibi haklarında fayda-maliyet analizleri yapılabilir ve dolayısıyla ‘tahrip olmalarının önüne geçmek için’ piyasaları oluşturulabilir ve ‘tahribat hakları’ alınıp satılabilir.

Bu kısa tartışmadan çıkardığımız en genel sonuç şudur: Ekosistem hizmetleri kavramı, kapitalist üretim pratikleri içinde ‘bedavadan’[4] kullanılan “doğal hizmetlerin” aslında bir parasal maliyeti olduğunu gösterdiği için doğanın tahribatını belki bir nebze yavaşlatabilir. Ancak, burada sorun doğanın yalnızca belirli bir değer formu içine çekilerek görünür hâle gelmesidir. Kavram, doğayı görünür kılarken aynı zamanda onu ikame edilebilir parçalara ayrılmış bir toplam olarak yeniden kurar. Bu kurgu içinde ekosistemler artık insan faaliyetlerinin gelip dayandığı sınırlar olarak tanınmaz, çünkü tüm bu şık kavramsallaştırmalar ve hesaplamalar, doğanın sınırlarını tanımayı değil onu yönetilebilir kılmayı mümkün hale getirmektedir. Mevcut birikim rejimi içinde herhangi bir sermaye kategorisinin nasıl yönetileceğinin ise tek belirleyeni vardır: Kârlılık.

Kaynakça

Heal, G. (2012). Nature and the marketplace: capturing the value of ecosystem services. Princeton University Press.

Marx, K. (2010). Kapital Cilt: I: Ekonomi politiğin eleştirisi (Vol. 1). Yordam Kitap

Moore, J. W. (2016). The rise of cheap nature. Sociology Faculty Scholarship. 2. https://orb.binghamton.edu/sociology_fac/2

Pascual, U., Balvanera, P., Christie, M., Baptiste, B., González-Jiménez, D., Anderson, C. B., Athayde, S., Barton, D. N., Chaplin-Kramer, R., Jacobs, S., Kelemen, E., Kumar, R., Lazos, E., Martin, A., Mwampamba, T. H., Nakangu, B., O’Farrell, P., Raymond, C. M., Subramanian, S. M., Termansen, M., Van Noordwijk, M., & Vatn, A. (Eds.). (2022). Summary for policymakers of the methodological assessment report on the diverse values and valuation of nature of the Intergovernmental Science-Policy Platform on Biodiversity and Ecosystem Services (IPBES). IPBES Secretariat. https://doi.org/10.5281/zenodo.6522392

Robertson, M. M. (2006). The nature that capital can see: science, state, and market in the commodification of ecosystem services. Environment and Planning D: society and space24(3), 367-387.

Sullivan, S. (2013). Banking nature? The spectacular financialisation of environmental conservation. Antipode45(1), 198-217.

Sullivan, S. (2014). The natural capital myth; or will accounting save the world. The Leverhulme Centre for the Study of Value School of Environment, Education and Development, The University of Manchester: Oxford, UK.

UNEP Natural Capital Accounting and Valuation of Ecosystem Services, https://www.unep.org/topics/teeb/natural-capital-accounting-and-valuation-ecosystem-services (Erişim tarihi 16.04.2026).

World Bank Group, Natural Capital Data Hub, https://www.worldbank.org/en/publication/changing-wealth-of-nations/brief/natural-capital-data-hub (Erişim tarihi 16.04.2026)

Notlar

  1. IPBES, Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri üzerine Hükümetlerarası Bilim Politika Platformu’dur ve uluslararası bağımsız bir kuruluştur ancak Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), platforma sekreterya hizmetleri sağlamaktadır.

  2. Neoklasik çevre ekonomisi perspektifini yansıtan bu görüşü daha detaylı anlamak için bkz. G. Heal (2012).

  3. Bkz. Dünya Bankası Grubu’nun Doğal Sermaye Veri Merkezi ve Birleşmiş Millet Çevre Programı NCAVES Projesi.

  4. Ucuz doğa kavramsallaştırması için bkz. Moore (2016).

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Ferda Dönmez Atbaşı (2026). Doğanın Yönetilebilir Bir Kategoriye Dönüşümü (II): Ekosistem Hizmetleri. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19728800
  • Ferda Dönmez Atbaşı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İktisat Bölümünde öğretim üyesidir. ODTÜ İktisat Bölümünden 1997 yılında, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları yüksek lisans programından 1999 yılında mezun olmuştur. Doktorasını 2006 yılında Utah Üniversitesi İktisat Bölümünde tamamladıktan sonra ülkeye dönmüştür. Başlıca çalışma alanları finansallaşma, politik iktisat, Keynesyen ve Post-Keynesyen iktisattır. Yakın dönemde iklim krizinin ekonomi politiği üzerine araştırmalar yürütmektedir. International Initiative for Promoting Political Economy (IIPPE) ve Türkiye Sosyal Bilimler Derneği (TSBD) üyesidir.

    Diğer Yazıları