Takip et

Kapitalizmin Temel Analiz Birimi “İşletme” Olabilir mi? (I)

🎧 Dinle
DOI:10.5281/zenodo.19692805 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Kapitalist sistemin ortaya çıkışından beri yatırım ve kârı işletmeden bağımsız olarak düşünmemiz mümkün değil. Peki, kapitalizmle yaşıt bu kurumu iktisadi analizde nasıl ele almalı?

Önceki iki yazıda yatırımın ekonomilerin itici gücü olduğunu, kapitalist ekonomilerde yatırımların büyük bölümünün iş sektörü tarafından yapıldığını ve yatırım ile kâr arasında ekonominin gidişatına yön verecek ölçüde sıkı bir ilişki olduğunu anlattık.

Bu yazıda bu süreçlerin baş aktörüne, yani işletmeye (business) odaklanacağız. Kapitalist ekonominin doğası, bir ölçüde onu oluşturan işletmelerin türü, büyüklüğü, kuruluş ve gelişme biçimleri, çalışma yöntemleri ve aralarındaki ilişkilerle belirlenir. Bu nedenle, işletme ekonomik analizde her zaman önemli bir yer tutmuştur.

Dahası hem tek bir işletme içindeki hem de farklı işletmeler ve diğer kurumlar arasındaki organizasyonel dinamiklerin incelenmesi, belirli iktisadi sektörlerin, coğrafi bölgelerin ve ülkelerin performansının kökenlerini ve dayanıklılığını anlamak için hayati önem taşır. Bu nedenle, makroekonomik performansı daha iyi anlamak için işletmeyi ve onun örgütsel, mali ve yönetişim yapılarını incelemek zorunludur.

Bu ve bunu takip eden ikinci yazının amacı, öncelikle okuyucularımıza terminolojiye ilişkin bazı hatırlatmalar yapıp, işletmenin iktisat bilimindeki rolünü kısaca tartıştıktan sonra, Lazonick’in “Yenilikçi İşletme Teorisi”ni (Theory of Innovative Enterprise) tanıtmak. Bu teoriyi seçmemizin sebebi ise bu teorinin son 150 yılda ortaya çıkıp gelişmiş olan modern şirketin, iktisadi kalkınmanın ve refahın oluşumundaki rolünü ve 50 yıla yakındır devam eden neoliberal çağda geldiği noktayı kapsamlı bir şekilde anlamamıza yardımcı olması. Bundan sonraki yazılarımızın hem teorik ve metodolojik hem de ampirik içeriklerinde de bu teorinin genel çerçevesi içinde ve etrafında şekillenen tartışmalara sıklıkla değineceğiz.

Hem Türkçe hem İngilizce hem de başka dillerde, ekonomik faaliyetleri yürüten oluşumu tanımlamak için “firma”, “girişim” ya da “şirket” gibi farklı terimler kullanılmaktadır. Herhangi bir kafa karışıklığına mahal vermemek için bu terimler arasında bir ayrım yapmalıyız. Firma (firm), iktisat biliminde, ekonomik organizasyonu daha ziyade soyut ve teorik bir çerçevede tanımlamak ve tartışmak için kullanılan bir terimdir. Girişim (enterprise) ise daha esnek bir kavramdır. Genellikle firma veya işletme ile eşanlamlı olarak kullanılır, ancak özellikle hukuki bağlamlarda belirli çağrışımlar taşır. İşletmede yer alan faaliyeti, inisiyatifi ve risk almayı vurgular. Schumpeter’in (1942) ifade ettiği gibi, girişim, yeni kombinasyonların (yeniliklerin) gerçekleştirildiği araçtır. Daha genel olarak ise mal veya hizmet üretmek ve satmak için gösterilen organize çabadır. Kabaca, firmanın “ne” yaptığıdır.

Başlı başına ayrı bir yazının konusu olan şirket (corporation) ise, bir ekonomi teorisi konusundan ziyade, bir işletmenin benimseyebileceği belirli bir hukuki yapıdır. Bir devletin kanunları uyarınca oluşturulan, sözde “sahiplerinden” (hissedarlardan) ayrı ve farklı bir tüzel kişiliktir. Bir şirket, sözleşmeler yapabilen, mülk sahibi olabilen ve kendi borçları ve eylemlerinden sorumlu olan tüzel bir “kişidir”. Bu, bir firmayı veya işletmeyi yasal olarak yapılandırmanın çok önemli ve yaygın bir yoludur.

Birinin el yapımı mobilya satışı yapan bir işletme kurduğunu düşünün. Firma ekonomik organizasyondur; ahşabı satın alma, satışa sunmak üzere masaya dönüştürme ve tüm bu süreci yöneticiler, çalışanlar ve diğer aktörler arasındaki sosyal ilişkiler kapsamında bir araya getiren oluşum. Girişim ise “mobilya tasarımı, üretimi ve satışı” işidir. Yani üretken faaliyettir. İşletme sahibi şirket kurmaya karar verirse, işletme örneğin “Hayalinizdeki Masalar A.Ş.” adında bir anonim şirket haline gelir. Bu yeni tüzel kişilik, atölyenin varlıklarına sahip olur ve işletme sahibinin şahsi sorumluluğundan ayrı olarak işletmenin borçlarından sorumlu olur. İşletme (ekonomik varlık) artık bir anonim şirket (tüzel kişilik) olarak yapılandırılmıştır.

Firma iktisat teorisinde temel bir kavramdır. Hemen hemen her düşünce ekolü, firmanın üretim faktörlerini (emek, sermaye, toprak) bir araya getirerek pazar için satılmak üzere mal veya hizmet üreten bir oluşum olduğu konusunda hemfikirdir. Bu haliyle firmalar kapitalist ekonominin temel üretim ve ticaret organizasyonlarıdır ve iktisadi analizde her zaman önemli bir yer tutmuşlardır. Penrose (1959) bunu oldukça özlü bir şekilde şöyle tanımlamaktadır: “Firma, ekonomik ve sosyal hayata birçok yönden etki eden, çok sayıda ve çeşitli faaliyetleri içeren, çok çeşitli önemli kararlar alan, çeşitli ve öngörülemez insan kaprislerinden etkilenen, ancak genel olarak insan aklının ışığında yönlendirilen karmaşık bir kurumdur.”

Bu tanım, firmanın işleyişinin genel bir harmoni içinde olacağı anlamına gelmemektedir. Firma özünde politik iktisadi bir kurumdur; zira birbirinden farklı, hatta birbirine zıt aktörler, aynı firma çatısı altında belli ama değişebilir iş birliği kuralları ile sosyal ve parasal değerleme ilkeleri üzerinde çatışır ya da müzakere ederler. Firmada ortaya çıkan uzlaşmaların önemi, ilgili aktörler arasındaki güç ilişkilerini ortaya çıkararak veya değiştirerek işletmeyi aynı zamanda bir siyasi alan haline getirmektedir. Koordinasyon ve iş birliği alanı olan işletme, bu nedenle ayrılmaz bir şekilde siyasi çatışmalar ve uzlaşmalar alanı da olur ve bunun sonucunda firmanın çerçevesini de aşan ekonomik, finansal, ekolojik ve sosyal etkiler ortaya çıkar (Chanteau & Postel, 2023). Başta belirttiğimiz gibi, modern kapitalist ekonomide hem toplumun hem de kamu hizmetlerinin bağlı olduğu devletin elindeki kaynaklar, işletmelerden oluşan ekonomik sektörlerin gelişimine ve performansına bağlıdır. Olumlu ya da olumsuz bu gelişimin farklı aktörler (çalışanlar, yöneticiler, devlet kurumları, hanehalkı, çevre) için yol açtığı sonuçların boyutları uzlaşma ve çatışmaların gidişatına göre şekillenecektir.

Bu tespitlerden sonra modern işletmeyi ana akım iktisadın “kara kutu”suyla taban tabana zıt olacak şekilde yeniden çerçeveleyen Lazonick’in çalışmalarına geçebiliriz.

Aslen Kanadalı olan ancak uzun yıllardır ABD’de yaşayan William Lazonick, Harvard Üniversitesi’nde ekonomi alanında yaptığı doktora ile başlayan ve bugün 50 yılı aşan akademik hayatını, Akademi-Sanayi Araştırma Ağı adlı kurumun yöneticiliği ile sürdürmeye devam etmektedir.[1] Bu süreçte, ekonomik değişimi analiz etmek için bir yaklaşım olarak yenilikçi işletme teorisini geliştirmiştir. İlgilenenler, bilimsel ve akademik yolculuğunun ve çalışmalarının anlatıldığı röportajın akademik yayın halinde yayınlanmış hâlini kaynakçada bulabilirler (Lazonick, Carpenter & Sakinç, 2024).

Yenilikçi işletme teorisi, neoklasik iktisadın aksine, ekonomik refahı sağlayanın piyasalar değil, ekonomik işletmeler olduğu tespitinden yola çıkar. Ekonomik refahın temelinde işletmelerin, devlet kurumlarının ve hanehalkının bir ülkenin üretken kapasitesine yaptıkları yatırımlar ve bu kapasitenin başta firmalar olmak üzere yine temel ekonomik aktörler tarafından kullanımı vardır.

Lazonick’e göre (2015), piyasa süreçleri üretim kapasitelerine yapılan yatırımları açıklayamıyorsa, piyasa ekonomisi teorisi de ulusların zenginliğini açıklayamaz. Üretim kapasitelerine yapılan yatırımların süreçlerini şekillendirmek ve sonuçlarını etkilemek amacıyla kamu politikaları geliştirmek isteyen iktisatçılar, “organizasyonel başarı”ya dair bir iktisat teorisi oluşturmalıdır. Bu bakımdan yenilikçi işletme teorisi iktisadi analizin temel taşlarından biri olabilir.

Lazonick’in yenilikçiliğe yaptığı vurgunun nedeni tarihseldir. Marx’ın ve Schumpeter’in daha önce altını çizdikleri üzere kapitalizm, teknolojik değişimin ya da daha geniş anlamıyla yeniliğin, sanayi ve piyasa işleyişlerinin genel dengesini sürekli olarak bozduğu bir ekonomik sistem olarak kavramsallaştırılmak durumundadır. Yatırım ekonominin dinamosu iken, yeniliğe yapılan yatırım ise ekonomiyi daha da gelişmiş hâle getirecek yeni dinamoların geliştirilmesi ve eskilerinin yerini almasıdır. Yukarıda belirttiğimiz üzere, kapitalizmin son iki yüzyıldaki gelişimini kavrayabilmemiz için, temel entelektüel hedeflerin başında, modern işletmenin gelişim sürecini ve işletmelerin yatırım stratejilerinin hangi koşullar altında yenilikçi sonuçlar doğurduğunu açıklamak gelmektedir. Burada yenilikçi sonuçlardan kasıt, daha önce piyasada bulunanlara kıyasla daha yüksek kaliteli ve daha düşük maliyetli ürünler ve süreçlerdir. Yenilik yoluyla şirketin büyümesi —yani, daha önce var olandan daha yüksek kaliteli ve daha düşük maliyetli ürünlerin üretilmesi— makroekonomik büyümenin mikroekonomik temelini oluşturur (Lazonick, 2015).

İşletmenin büyümesinin örgütsel öğrenmeye yapılan yatırımlara bağlı olduğu görüşünden hareketle, yenilikçi işletme teorisi, işletmenin yatırım stratejisini kimin belirlediğini, çok sayıda çalışanın beceri ve çabalarını örgütsel öğrenme süreçlerine nasıl entegre ettiğini ve rekabetçi ürünler ortaya çıkarana kadar yenilik sürecini sürdürmek için hangi finansman kaynaklarını harekete geçirdiğini belirleyen sosyal koşullara odaklanır.

Bu koşulların neler olduğunu ve bu koşulları baz alan yenilikçi firmanın neoklasik firmadan nasıl ayrıştığını bir sonraki yazıda tartışalım.

Kaynakça

Chanteau, J-P. & Postel, N. (2023). Conceptualiser l’entreprise dans la théorie de la régulation. In R. Boyer, J-P Chanteau, A Labrousse & T. Lamarche (Eds.) Théorie de la régulation, un nouvel état des savoirs (pp. 504-513). Dunod.

Lazonick, William. (2015). The Theory of Innovative Enterprise: Foundation of Economic Analysis, AIR Working Paper, August, at https://scispace.com/pdf/the-theory-of-innovative-enterprise-a-foundation-of-economic-4cse9f8n8m.pdf.

Lazonick W., Carpenter M. & Sakinç, M. E. (2024). An economist for our times: innovative enterprise, changing industrial leadership, and the looting of the US business corporation. An interview with William Lazonick. Revue de la Régulation – Capitalisme, institutions, pouvoirs, 36. https://doi.org/10.4000/11w7m

Penrose, E. T. (1959). The Theory of the Growth of the Firm, Blackwell.

Schumpeter, J. A. (1950). Capitalism, Socialism, and Democracy, Harper.

Notlar 

  1. Akademi-Sanayi Araştırma Ağı hakkında daha fazla bilgi için bkz. https://theairnet.org

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Mustafa Erdem Sakınç (2026). Kapitalizmin Temel Analiz Birimi “İşletme” Olabilir mi? (I). Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19692805
  • Mustafa Erdem Sakınç, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi Bölümü’nden 2004 yılında mezun oldu. 2009’da ODTÜ ve University of Massachusetts Lowell’da iki ayrı interdisipliner bölümde yüksek lisanslarını, 2016’da ise Bordeaux Üniversitesi’nde ekonomi doktorasını tamamladı. Başlıca araştırma alanı, şirket ekonomi politiği ana başlığı altında yenilik ekonomisi, finansallaşma, kurumsal yönetişim ve endüstri ilişkileri arasındaki etkileşimlerdir. Özel uzmanlık alanları ABD ve Avrupa'daki havacılık, ilaç ve BİT endüstrileridir. Halen Université Sorbonne Paris Nord'da öğretim üyesi ve üniversiteye bağlı Analyse des Crises & Transitions (ACT) araştırma merkezinde uzman araştırmacıdır.

    Diğer Yazıları