Takip et

Doğanın Yönetilebilir Bir Kategoriye Dönüşümü (I): Ekosistem Hizmetleri

DOI:10.5281/zenodo.19425622 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Ekosistem hizmetleri kavramı, doğanın insan yaşamı için vazgeçilmez işlevlerini görünür kılmayı amaçlarken zamanla ekonomik değerleme ve politika araçlarına eklemlenen ölçülebilir bir kategoriye dönüşmüştür. Bu dönüşüm, doğayı insan merkezli fayda çerçevesine indirgemiştir.

İklim krizi ve ekolojik bozulmanın nedenleri üzerine düşünürken, insan aklının uğradığı ilk durak, insanın doğa ile olan etkileşimi oluyor. Bu etkileşimin gezegenin yaşam döngüsünde yarattığı tahribatın nasıl önleneceği ve yönetileceği sorusuna tüm bilim disiplinlerinden yanıtlar üretiliyor. Ancak, meselenin giderek artan bir biçimde iktisadi araçlar ve piyasa mekanizmaları eliyle yönetilecek sorunlar olarak tartışıldığına şahit oluyoruz. Anaakım iktisat disiplini içinde ekolojik bozulmanın nedenlerine dair tartışmalarda son derece ilginç ve analize muhtaç bir kavram ile karşılaşıyoruz: Ekosistem hizmetleri. Kavram bugünkü kullanımı ile doğanın insanlara sunduğu hizmetlerin, ekonomik değerler aracılığıyla görünür hale getirilmesini ifade ediyor. İlginç bir kavram çünkü bir yandan doğanın üretim faaliyetleri içindeki vazgeçilmez rolünü kabul ederek, kapitalist üretim biçiminin doğa-körü mantığını açık ediyor, diğer yandan ise doğanın kendiliğinden varoluş halini “hizmet” olarak tanımlayarak, onu insan merkezli bir fayda çerçevesine indirgiyor. Bu nedenle biraz daha yakından bakılmayı ve üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.

Meseleye anaakım iktisat çerçevesinden bakmayı bir kenara bırakıp, Marx’ın değer tartışması perspektifinden baktığımızda, ekolojik sorunun yalnızca doğaya değer verilmemesinden değil, asıl olarak doğanın yalnızca belirli bir değer biçimi üzerinden algılanmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. İki kısımdan oluşacak bu yazının ilk bölümünde, ekosistem hizmetleri kavramının ortaya çıktığı dönemden günümüze kadar olan yolculuğuna odaklanacağız. Kavramın anlamının ve amacının zaman içinde nasıl evrildiğine baktıktan sonra, ikinci yazıda ekosistem hizmetleri kavramsallaştırmasının spesifik bir değer biçimini ekosisteme nasıl genişlettiğini ve bunun sonuçlarını tartışacağız.

Önce sadece temel bilimler konuşuyordu…

İnsan doğa ilişkisi ve sonuçları üzerine fikirler antik çağ düşünürlerine kadar geri götürülebilse de ekosistem hizmetleri kavramının temsil ettiği faydalar ilk kez 1970’lerdeki temel bilim metinlerinde “doğal çevre hizmetleri”, “bedava doğa hizmetleri” olarak dile getirilmiştir. Bu metinlerde doğanın insanlara sağladığı hizmetlerin en göze çarpanlarının gıda üretimiyle ilgili doğal çevrimler[1] olduğu, bunun yanında, doğal yollardan gerçekleşen haşere kontrolü, balıkçılık, doğanın yeni yiyecek, ilaç, aşı vb. üretiminde kullanılabilecek genetik materyallerin doğal bir kütüphanesi olduğu hususları öne çıkar (Holdren & Ehrlich, 1974). Dünyayı güneşin öldürücü ultraviyole ışınlarının etkisinden koruyan ozon tabakasının yaşamsal işlevi, atmosferdeki karbondioksit ve su buharının dünyanın sıcaklığını, canlıların yaşamasına elverecek düzeyde tutması, gezegendeki doğal bitki örtüsünün selleri ve erozyonu önlemesi ve yerel hava durumunun düzenlenmesinde oynadığı önemli roller de tartışılmıştır (Holdren & Ehrlich, 1975). Bu ilk metinlerde ele alınan unsurları, atmosferin canlıların yaşamına olanak verecek bir kimyasal dengede tutulması, gıda çevriminin gerçekleşebilmesi ve doğal atıkların dönüştürülerek çevrime yeniden kazandırılması olarak özetleyebiliriz. İlk aşamada kavramın kullanım amacı, doğanın insan yaşamını olanaklı kılan ekolojik işlevlerinin vurgulanmasıdır. Bu aşamada henüz kavramın ekonomik değerleme ile doğrudan bir ilgisi yoktur.

1980’lerde yazılan metinlerde türlerin çeşitliliğinin, ekosistemi daha güçlü ve istikrarlı hale getirdiği ve bunun kaynak üretimine geniş imkânlar sunan, çevresel şoklara dayanıklı ve insan faaliyetlerinin kirletici, bozucu etkilerini giderme kapasitesi yüksek olan bir sistemin vazgeçilmez koşulu olduğu tartışılıyordu. İnsan yaşamına şimdi sağladığı ve gelecekte sağlaması muhtemel faydalar üreten tür çeşitliliğinin korunmasının, insanların gezegendeki varoluşu için yaşamsal olduğu vurgulanıyordu (Richter, 1982). Diğer yandan, tür çeşitliliğinin azalması ve türlerin yok olmasının evrimin gereği olarak sürekli gerçekleştiği, ancak insanların faydalandığı ekosistem hizmetlerinin bundan nasıl etkileneceğinin, yok olan türlerin ekosistemdeki rolüne bağlı olarak değişeceği tartışılıyordu (Ehrlich & Mooney, 1983). Bu çalışmalarda sistematik olarak ifade edilmiyor olsa da ekosistem hizmetleri fikrinin erken biçimleri açık şekilde kuruluyordu ve bu fikirler, temelleri 70’lerde atılan “doğal çevre hizmetleri” yaklaşımının devamı niteliğindeydi.

İktisat bunun neresinde…

Dünya Koruma Stratejisi’nin[2] iktisatçıların yeterince dikkatini çekmemesinden yakınan De Groot (1987), “doğa hizmetleri” ya da “ekosistem hizmetleri” yerine “doğal fonksiyonlar” ya da “çevresel fonksiyonlar” kavramlarını kullanmıştır. Doğanın sürdürülebilir bir şekilde kullanılması ve korunması önündeki engelin, mevcut iktisadi planlama ve politikaların yalnızca insan eliyle üretilmiş mal ve hizmetleri dikkate alması olduğunu tespit etmiş ve üretim faaliyetleri büyük ölçüde doğal süreç ve girdilere bağlı olmasına rağmen, onlar hiç yokmuş gibi davranmanın, milli gelir hesaplarında büyük bir eksiklik doğurduğunu belirtmiştir. Diğer yandan, doğanın zımnen bedava bir mal olarak kabul edilmesinin insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki olumsuz etkilerini görünmez hale getirdiğinin altını çizmiştir. Ona göre, insan ihtiyaçlarının giderilmesinde kullanılan ve bu nedenle giderek kıt kaynaklara dönüşen “çevresel fonksiyonlar”ın iktisadın konu alanına dahil olması gerekmektedir. Buradan hareketle, ekonomik maliyetler yarattığı için çevresel fonksiyon kaybının da “dışsallık” olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir. Analizinin ulaştığı nokta, doğanın korunabilmesi ve sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanabilmesi için ekosistem değerlendirme yöntemleri geliştirilmesi ve çevre planlamacıların kalkınma karar süreçlerine dahil edilmesidir. De Groot’un makalesiyle birlikte, çevresel fonksiyon olarak nitelenen çevresel faydaların ekonominin çok önemli bir ‘girdisi’ olduğu ve bu nedenle iktisadın kendi mantığı içinde bile[3] hesaba katılması gereğinin vurgulanmaya başladığını görüyoruz.

90’lar boyunca akademik dergilerde kavramı kullanan makalelerin sayısı hızla artmış ve kitaplar yayınlanmaya başlamıştır (West, 2015). Konu hakkındaki en kritik çalışmalardan biri olan Costanza et al. (1997), ekosistem hizmetlerini ‘doğal sermaye’ den türeyen ve insan yaşamını olanaklı kılan faydalar olarak tanımlamıştır. Çalışma, ekosistemden sağlanan faydaları 17 temel hizmet kategorisi[4] altında sınıflandırarak, bunların ekonomik değerini küresel ölçekte hesaplamaktadır. Temel olarak, literatürdeki çok sayıda çalışmadan faydalanarak farklı biyomlar[5] için birim alan başına değer tahmini yapmış ve bunları toplulaştırarak, ekosistem hizmetlerinin yıllık toplam parasal değerini ortalama 33 trilyon dolar olarak bulmuştur. Bulunan rakamın dönemin küresel gayri safi milli hasılasından[6] yüksek olması, çalışmanın amacının hasıl olmasını sağlamış ve doğanın ekonomik faaliyetler için ne kadar kurucu bir unsur olduğunu keskin bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak, bu çalışmanın önemi, sadece ekosistemden sağlanan faydaları küresel düzeyde parasal olarak hesaplamasında değil, daha çok doğanın ekonomik değerleme yoluyla politika ve karar alma süreçlerine dahil edilmesinin önemine dair güçlü iddiasında yatmaktadır. Hesaplamalarını paylaşmadan önce, ekosistem hizmetlerinin asıl değerinin sonsuza ıraksayan ve onlar olmazsa insan yaşamının da, faaliyetlerinin de toptan yok olacağı, değer biçilemez unsurlar olduğunu vurgulamış ve çalışmalarının sınırlılıklarını açıkça kabul etmişlerdir. Diğer yandan, ekosistem hizmetlerinin piyasa dışı kalmaları nedeniyle sistematik biçimde gözardı edildiklerini ve bu durumun gezegenin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtmişlerdir. Bu yönüyle makale, kavramı anaakım çevre iktisadı tartışmalarına taşımış ve doğanın faydalarının parasal ölçütlerle ifade edilebilmesinin iktisadi ve politik sınırlarını tartışmaya açan kapsamlı bir literatürün öncülerinden olmuştur.

Hükümetlerarası bir mesele olarak ekosistem hizmetleri…

Ekosistem hizmetleri kavramı, Binyıl Ekosistem Değerlendirmesi (BED) ile birlikte bütünlüklü bir çerçeve kazanarak, küresel politika gündeminin merkezine yerleşmiştir (Acet et al, 2025). Değerlendirme, Birleşmiş Milletler inisiyatifinde başlatılan ve küresel ölçekte ekosistemlerin durumu ile insan refahı arasındaki ilişkiyi sistematik biçimde değerlendirmeyi amaçlayan ilk kapsamlı girişimdir. BED, ekosistemleri biyofiziksel varlıklar olmanın yanında, insan yaşamını destekleyen hizmetlerin üreticisi olarak da konumlandırmış; ormanlar, çayırlar ve deniz sistemleri gibi ekosistemlerin beslenme, su arıtımı ve koruma gibi işlevlerinin insan ihtiyaçları açısından önemini vurgulamıştır. Bu değerlendirme, ekosistem hizmetlerini doğrudan parasallaştırmaya odaklanmamış, bu hizmetlerin küresel ölçekte ne ölçüde bozulduğuna yönelik çalışmalara alan açmış ve politika yapım süreçleri ile bilimsel bulgular arasında bağlantı kurulmasını sağlamıştır. BM ülkeleri 2012 yılında Hükümetlerarası Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Platformunu oluşturmuş ve ekosistem hizmetlerinin nasıl tanımlanacağı ve nasıl değer biçileceğinin tartışıldığı, ilk kez bu kadar yüksek politika yapım düzeyinde bir mecra oluşturulmuştur (West, 2015).

Sonuç olarak, ekosistem hizmetleri kavramının gelişimine şöyle bir baktığımızda, başlangıçta gezegendeki insan varlığının doğaya olan bağımlılığını göstermek amacıyla ortaya çıkan bir terimin, giderek ölçülebilir, yönetilebilir ve politika araçlarına eklemlenebilir bir kategoriye evrildiğini görüyoruz. Özellikle BED ile birlikte bu yaklaşım küresel ölçekte kurumsallaşmış ve ekosistemler, insan refahına fayda sağlayan hizmetlerin üreticileri olarak tanımlanmıştır. Fakat, bu dönüşüm sadece analitik bir ilerleme değildir. Aynı zamanda doğanın nasıl algılandığına ve nasıl tanımlandığına dair spesifik bir yaklaşımı da yansıtır. Daha açık bir ifadeyle, doğayı fayda ya da hizmet üretimi fonksiyonu üzerinden tanıyan bu perspektif, bir taraftan doğa koruma politikalarına önemli bir meşruiyet zemini sunarken, diğer taraftan doğa-insan ilişkisini değişim değeri ekseninde yeniden inşa ederek, koruma zemininin altını oymaktadır. Bu nedenle, ekosistem hizmetleri tartışmalarını yalnızca teknik bir ölçüm ve sınıflandırma alanı olarak değil, doğanın anlamı, değeri, kapsamı ve kapitalist birikim rejimi içindeki yerine dair daha geniş bir tartışmanın parçası olarak düşünmek gerekir.

Kaynakça

Acet, D. B., Yavuz, G. C., & Yildirak, K. (2025). Doğal Sermaye ve Ekosistem Hizmetleri: Kavramsal Temeller ve Mekansal Modelleme Araçları ile Küresel ve Türkiye Uygulamaları. İstatistik Araştırma Dergisi15(1), 17-40.

Costanza, R., d’Arge, R., De Groot, R., Farber, S., Grasso, M., Hannon, B., … & Van Den Belt, M. (1997). The value of the world’s ecosystem services and natural capital. Nature387(6630), 253-260.

De Groot, R. S. (1987). Environmental functions as a unifying concept for ecology and economics. Environmentalist7(2), 105-109.

Ehrlich, P. R., & Holdren, J. P. (1975). Eight thousand million people by the year 2010?. Environmental Conservation2(4), 241-242.

Ehrlich, P. R., & Mooney, H. A. (1983). Extinction, substitution, and ecosystem services. BioScience33(4), 248-254.

Holdren, J. P., & Ehrlich, P. R. (1974). Human Population and the Global Environment: Population growth, rising per capita material consumption, and disruptive technologies have made civilization a global ecological force. American Scientist62(3), 282-292.

Richter Jr, M. N. (1982). Review. Extinction: The Causes and Consequences of the Disappearance of Species.

West, A. (2015). Ecosystem services. Proceedings of the National Academy of Sciences112(24), 7337-7338.

Notlar

  1. Bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar tarafından gerçekleştirilen ve toprağın verimliliğini sağlayan azot, fosfor, karbon ve sülfür döngüleri, fotosentez, böcekler aracılığıyla bitkilerde tozlaşmanın sağlanması vb.

  2. Dünya Koruma Stratejisi (World Conservation Strategy) 1980 yılında Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (International Union for Conservation of Nature and Natural Resources) tarafından yayınlanmıştır (de Groot, 1987).

  3. Doğanın içsel (intrinsic) bir değeri olduğu fikri yadsınmaksızın.

  4. Gazlar, iklim, bozulma ve su regülasyonları, su arzı, erozyon kontrolü, toprak oluşumu, besin döngüsü, atık döngüsü, tozlaşma, biyolojik kontrol, tür sığınakları, gıda üretimi, ham maddeler, genetik materyaller, rekreasyon ve kültürel faydalar (Costanza et al., 1997).

  5. Biyom, benzer iklim koşullarının hüküm sürdüğü, kendine has bitki örtüsü ve hayvan topluluklarını barındıran geniş coğrafi bölgelere verilen isimdir (https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/populasyon-komunite-ve-ekosistem-nedir).

  6. 1994 sabit fiyatlarıyla 1997 küresel gayri safi milli hasıla yaklaşık 18 trilyon dolardır (Costanza et al., 1997)

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Ferda Dönmez Atbaşı (2026). Doğanın Yönetilebilir Bir Kategoriye Dönüşümü (I): Ekosistem Hizmetleri. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19425622
  • Ferda Dönmez Atbaşı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İktisat Bölümünde öğretim üyesidir. ODTÜ İktisat Bölümünden 1997 yılında, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları yüksek lisans programından 1999 yılında mezun olmuştur. Doktorasını 2006 yılında Utah Üniversitesi İktisat Bölümünde tamamladıktan sonra ülkeye dönmüştür. Başlıca çalışma alanları finansallaşma, politik iktisat, Keynesyen ve Post-Keynesyen iktisattır. Yakın dönemde iklim krizinin ekonomi politiği üzerine araştırmalar yürütmektedir. International Initiative for Promoting Political Economy (IIPPE) ve Türkiye Sosyal Bilimler Derneği (TSBD) üyesidir.

    Diğer Yazıları