Takip et

Türkiye’de Beşerî Sermaye (II)

DOI:10.5281/zenodo.19000814 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Bu makale, Türkiye’de beşerî sermaye birikimi hakkında bazı saptamalar yapan bir yazı dizisinin ikinci bölümü. Bu bölümde, kaldığım yerden devam ediyor ve Dünya Bankası Beşerî Sermaye Endeksi’nin bileşenlerine yakından bakıyorum. Daha sonra, Türkiye’nin beşerî sermayenin niteliği bakımından dünyadaki konumunu belirlemeye çalışıyorum.

Beşerî Sermaye Endeksi

BSE, bir ülkede, belirli bir yılda doğan çocukların beşerî sermayelerinin, tam sağlık ve eksiksiz eğitime ulaşacakları duruma göre yüzde olarak ne kadar geride kalacağını tahmin ediyor. Türkiye için elimizde olan son tahmin, 2020 yılında doğan çocukların, ortalamada, %35.1’lik bir beşerî sermaye açığına sahip olacağına işaret ediyor (BSE = 0.649).

Dünya Bankası BSE’yi hesaplarken çeşitli eğitim ve sağlık göstergelerine bakıyor. Eğitimin niceliği için bakılan gösterge beklenen okullaşma yılı. Nitelik için ise uluslararası sınavlarda elde edilen harmonize edilmiş puanlar ile öğrenme çıktılarına göre düzeltilmiş okullaşma yılı dikkate alınıyor. Sağlık için, hayatta kalma olasılıkları gibi niceliksel göstergeler ile yeterli ve dengeli beslenme ile ilişkili olan 5 yaş altı bodur olmama oranlarına bakılıyor.

Tablo 1, bu göstergelerin ve BSE’nin Türkiye değerlerini, 2020 örnekleminde yer alan en yüksek ve en düşük değerler ile karşılaştırıyor. Yani, olumlu ve olumsuz olasılıkların neler olduklarını görmek mümkün. Tablo 1’deki şu bulgu dikkat çekici: Uluslararası dağılımların çarpıklığını gözardı edersek, Türkiye göstergelerin tümünde ve BSE’de, en düşük değere değil de en yüksek değere yakın.

Elbette, bu en düşük-en yüksek karşılaştırmalarını yaparken, Türkiye’nin bölgesel eşitsizliklerini de yok sayıyorum. Yani, bu göstergelerden her birinde, dünyadaki en kötü durumu temsil eden değerlere yakın olan bölgelerimiz olabilir. İller, ilçeler ve ilçelerden daha küçük semt veya mahalle gibi düzeylere bakabilmiş olsaydık, BSE bileşenlerinin en azından bazıları için, Türkiye’deki durumun pek de iç açıcı olmadığını görebilirdik. Bu yazı dizisinin sonraki bölümlerinde, Türkiye’deki bölgesel eşitsizliklerin beşerî sermaye ile ilgili boyutlarına yakından bakacağım.

Tablo 1. Beşerî Sermaye Endeksi Bileşenleri ve Türkiye

Gösterge

Türkiye

En yüksek

En düşük

Harmonize edilmiş uluslararası sınav puanları

477.96

575.00

305.00

Beklenen okullaşma yılı

12.07

13.90

4.20

Öğrenmeye göre düzeltilmiş okullaşma yılı

9.23

12.80

2.20

5 yaş altında bodur olmayan çocukların oranı

0.94

0.98

0.46

Çocuk hayatta kalma olasılığı (1 yaştan 5 yaşa)

0.99

1.00

0.88

Yetişkin hayatta kalma olasılığı (15 yaştan 60 yaşa)

0.91

0.96

0.52

Beşerî Sermaye Endeksi

0.65

0.88

0.29

Kaynak: Dünya Bankası Beşerî Sermaye Endeksi 2020
https://datacatalog.worldbank.org/search/dataset/0038030/human-capital-index

Tablo 1’deki önemli bilgilerden biri de şu: Beklenen okullaşma yılı olan 12.07 ile öğrenmeye göre düzeltilmiş okullaşma yılı olan 9.23 arasında, 2.84 yıllık bir açık var. Yani, yaklaşık 3 yıllık bir öğrenme açığımız var. Bu da bize kabaca şunu söylüyor: “12 yıldan biraz daha uzun süre okula gidiyor olacağız, ama bu sürede öğrenebildiğimiz şeyleri aslında 9 yıldan biraz daha uzun bir süre okula giderek öğrenebiliriz!” Bu açık, kuşkusuz, eğitimin niteliği ile ilgili ve harmonize edilmiş uluslararası sınav puanlarındaki göreli geri kalmışlığımız ile tutarlı.

Sağlık göstergelerine baktığımızda, çocuk hayatta kalma olasılığı için önemli bir açığımız olmadığını görüyoruz. Ancak 15 yaştan 60 yaşa hayatta kalma olasılığında, dünya en yüksek değerinin yüzde 5 puan gerisindeyiz. Bodurluk konusunda da, çok önemsiz olmadığı anlaşılan yüzde 4 puanlık bir açığımız var. Dünyada 5 yaş altı bodurluğun en az olduğu ülkede bodur çocukların oranı yaklaşık %2 iken Türkiye’de %6.

Dünya Bankası verileri, BSE bileşenleri için erkek-kadın farklılaşmasına bakabilmemize de izin veriyor. Türkiye’deki genel durumu ve cinsiyet kırılımındaki değerleri Tablo 2’de görüyoruz. Özetlersek; (i) kadınların BSE açığı yaklaşık 2 yüzdesel puan daha az, (ii) kadınlar uluslararası sınavlarda daha başarılı, (iii) öğrenme açıkları bakımından kadınlar az da olsa daha avantajlı ve (iv) 15 yaştan 60 yaşa hayatta kalma olasılığında kadınların yüzde 6 puanlık bir avantajı var. Kısacası, şaşırtıcı olmayan biçimde, erkekler okulda daha başarısızlar ve 60 yaşını görme olasılıkları daha düşük.

Tablo 2. Türkiye Beşerî Sermaye Endeksi Bileşenleri ve Erkek-Kadın Farklılaşması

Gösterge

Erkek

Kadın

Toplam

Harmonize edilmiş uluslararası sınav puanları

473.36

482.65

477.96

Beklenen okullaşma yılı

12.14

12.00

12.07

Öğrenmeye göre düzeltilmiş okullaşma yılı

9.19

9.26

9.23

5 yaş altında bodur olmayan çocukların oranı

0.93

0.95

0.94

Çocuk hayatta kalma olasılığı (1 yaştan 5 yaşa)

0.99

0.99

0.99

Yetişkin hayatta kalma olasılığı (15 yaştan 60 yaşa)

0.88

0.94

0.91

Beşerî Sermaye Endeksi

0.64

0.66

0.65

Kaynak: Dünya Bankası Beşerî Sermaye Endeksi 2020
https://datacatalog.worldbank.org/search/dataset/0038030/human-capital-index

Uluslararası Karşılaştırmalar

Daha aydınlatıcı sonuçlara, uluslararası bazı karşılaştırmalar yaparak ulaşabiliriz. Şimdi, yukarıda kullandığım veriler ile, Türkiye’nin bazı BSE bileşenlerini örneklemdeki diğer ülkelerin değerleri ile karşılaştıracağım.

Karşılaştırmalar, Türkiye için açıkların daha önemli olduğunu düşündüğüm iki bileşene odaklanıyor: Harmonize edilmiş uluslararası sınav puanları ve okullaşma yılındaki öğrenme açığı. Okullaşma yılındaki öğrenme açığını, beklenen okullaşma yılından öğrenmeye göre düzeltilmiş okullaşma yılını çıkararak hesaplıyorum.

Şekil 1, 2020 yılı için, yatay eksende BSE değerlerini, dikey eksende de harmonize edilmiş uluslararası sınav puanlarını gösteriyor. Bu şekilde, nokta işaretleyiciler yerine ülkelerin üç harfli kodlarını görüyoruz. Türkiye’nin konumunu kırmızı renkteki çizgiler ile ayrıca belirginleştiriyorum.

Türkiye Şekil 1’de ortalarda bir yerde yer alıyor. Sınav puanları bakımından Türkiye’den iyi durumda olan ülkelerin tamamı, BSE değeri bakımından da Türkiye’den daha yüksek beşerî sermayeye sahip olan ülkeler. Bunların arasında, Singapur ve Hong Kong’u bir kenara ayırırsak, Güney Kore, Finlandiya, Kanada, İsveç ve İrlanda gibi yüksek gelirli ülkeler var. Sınav puanları bakımından Türkiye’ye yakın olan ülkeler arasında Ukrayna ve İsrail dikkat çekiyor; Özbekistan ve Malta da bizim puanımıza çok yakın.

Şekil 1’deki ilgi çekici bir bulgu da şu: Türkiye, BSE bakımından Çin Halk Cumhuriyeti ile neredeyse aynı düzeyde bulunuyor; çok az gerideyiz. Ancak sınav puanı bakımından Türkiye’nin gözle görülür bir avantajı var.

Şekil 1: Uluslararası Sınav Puanları ve BSE

Kaynak: Dünya Bankası Beşerî Sermaye Endeksi 2020 ve yazarın hesaplamaları
https://datacatalog.worldbank.org/search/dataset/0038030/human-capital-index

Sınav puanları bakımından Türkiye’nin gerisinde kalan çok sayıda ülke var ve bunların çok büyük çoğunluğu BSE bakımından da Türkiye’den daha kötü durumda. Sahra-Altı Afrika, Orta Doğu-Kuzey Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya ülkeleri genelde bu grupta yer alıyorlar (Şekil 1’deki kırmızı çizgilerin oluşturduğu sol-alt bölge).

İktisatçılar, harmonize edilmiş uluslararası sınav puanlarını, beşerî sermaye stokunun niteliğini ölçümlemek için kullanıyorlar. Nitelik için bilgi içeren başka bir gösterge ise öğrenme açığı. Yani, çocukları “x” yıl okula gönderdiğimizde onları “y < x” yıllık bir bilgi ve beceri kümesi ile donatabiliyorsak, “a = x – y” yıllık bir açığımız var demektir.

Şekil 2 yıl cinsinden bir değişken olan öğrenme açığını dikey eksende, BSE değerlerini ise yatay eksende gösteriyor. Türkiye’yi yine kırmızı çizgiler ile takip ediyoruz. Sınav puanları ile BSE arasındaki doğrusal(a) yakın ilişki, öğrenme açığı için bir asimetrik ters U ilişkisine dönüşüyor. Buna göre, BSE değerleri çok/yeterince düşük ve çok/yeterince yüksek olan ülkelerde öğrenme açığı da düşük görünüyor. BSE’nin ara değerlerinde ise, örneğin yaklaşık 0.4 ilâ 0.7 arasında, öğrenme açığı göreli olarak daha yüksek. Türkiye’nin durumunu tartışmadan önce bunun nedenlerini anlamaya çalışalım.

BSE değeri çok veya yeterince yüksek olan ülkelerde öğrenme açıklarının daha düşük olması kolay anlaşılır bir olgu olsa gerek: Bu tür ülkelerde eğitim sistemlerinin daha nitelikli olduğunu hayal etmek güç değil. BSE değerinin çok veya yeterince düşük olduğu ülkeler de var. Görece daha az sayıda olan bu tür ülkelerde, beklenen okullaşma yılı yeterince düşük olduğu için öğrenme açığının da düşük olması şaşırtıcı değil. Ayrıca, yeterince düşük okullaşma yılı için, öğrenilecek bilgiler ve becerilerin de henüz çok karmaşık olmadığını düşünebiliriz. Öğrenme açığının 2 yıldan daha düşük olduğu Orta Afrika Cumhuriyeti’nde (CAF) ve Liberya’da (LBR), beklenen okullaşma yılı sırasıyla 4.6 ve 4.2 yıla eşit.

Şekil 2: Öğrenme Açığı ve BSE

Kaynak: Dünya Bankası Beşerî Sermaye Endeksi 2020 ve yazarın hesaplamaları
https://datacatalog.worldbank.org/search/dataset/0038030/human-capital-index

Şekil 2, Türkiye’nin, öğrenme açığı bakımından, asimetrik ters U’nun sağ kesiminde yer aldığını gösteriyor. Yani, yukarıdaki ilke gereğince, Türkiye kendisini göreli olarak yüksek BSE’ye sahip olan ülkelerin arasına atabilmiş durumda. Bu iyi haber! Yine de, bu öğrenme açığının en az olduğu Singapur’un durumuna bakınca (yaklaşık 1 yıl), 2.84 yıllık bir açığın yüksek olduğunu düşünebiliriz. Öğrenme açığı bakımından yakın olduğumuz ülkeler arasında, Litvanya, Özbekistan, Rusya, Slovakya, İtalya ve İzlanda var. Asimetrik ters U’nun diğer tarafında ise, Nijer, Ruanda, Sudan ve Irak gibi ülkelere yakınız.

Beşerî Sermayenin Niteliği için Başka Bazı Ölçütler

Öğrenme açığı gibi göstergeler beşerî sermayemizin niteliği konusunda bir fotoğraf çekmemize izin veriyor. Ancak beşerî sermayenin niteliği için alternatif ölçütler de var. Örneğin, bir ülkenin, teknolojik olarak sofistike veya karmaşık olan ürünleri ve hizmetleri ne kadar rekabetçi koşullarda üretip ihraç edebildiği önemli. Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden iktisatçılar, bir süredir, bu konuyu çalışıyorlar ve bir ülkenin var olan uygulamalı bilgi ve beceri birikimi (İngilizcesiyle, knowhow) ile ihracat sepeti ve pazarlarını dikkate alarak, hangi yeni ürünler ve hizmetlere sıçramalar yapabileceklerini tahmin ediyorlar.

Bu karmaşıklık konusu, beşerî sermayenin ne kadar çeşitli olduğuyla da ilişkili. Üretim tek bir soyut ödev ile değil, çeşitli bilişsel veya manuel ödevler ile rutin veya karmaşık ödevler ile gerçekleşiyor. Tek bir tür ödevde yeterince beceri biriktirmeye ek olarak (derinlik), beşerî sermayemizin çeşitlilik gösteren ödevlerin her birinde ne kadar derinleşebildiği de önemli.

Son olarak, ülkedeki eğitim ve sağlık sistemlerinin, çeşitli ilgili girdileri beşerî sermaye çıktısına dönüştürmede etkili olup olmadıkları da, beşerî sermaye stokunun niteliği ile doğrudan ilişkili. İktisatçılar bir birey için yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının, belirli bir vadede, reel kazanç bakımından ne kadarlık bir getiri sağladığına bakarlar. Bu tür getiri tahminleri, özellikle bölgesel karşılaştırmalar ile, nitelik farklılaşması konusunda ipucu sağlar.

Türkiye’de Beşerî Sermaye yazı dizisine, üçüncü bölümde, eğitim sistemi ve sağlık sistemi girdilerinin bir çözümlemesini yaparak devam edeceğiz.

Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
M. Aykut Attar (2026). Türkiye’de Beşerî Sermaye (II). Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.19000814
  • Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. Araştırmaları, ağırlıklı olarak, iktisadi büyüme ve gelişme, iktisadi demografi ve politik iktisat konularına odaklanmaktadır. Türkiye ekonomisi üzerine yaptığı farklı araştırmalarla, 2013 yılında Celasun Ailesi Özel Ödülü’nü, 2018 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Teşvik Ödülü’nü ve 2020 yılında da Asaf Savaş Akat Ödülü’nü kazanmıştır.

    Diğer Yazıları