Takip et

Kalkınma Gündeminin Katmanları

YazarEmine Tahsin

2 Mart, 2026 ,

21. yüzyılda kalkınma tartışmaları, tasarlanan gündemler ile kapitalizmin eşitsiz tarihsel gelişim süreçleri arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Kalkınma biçimlerine yönelik, “D/d” ayrımı bu çok katmanlı yapıyı analiz etme noktasında önemli bir işlev üstleniyor.

21. yüzyılda kalkınma süreçleri, salt büyüme ile sınırlı olmayan, giderek daha karmaşık bir boyut kazanıyor. Küresel ölçekte görünürlüğü artan “eşitsizlikler”, iklim krizi ve refahın bölüşümü üzerinden yükselen tartışmalar, kalkınma sürecinin farklı boyutları arasında yeni çatışma alanlarının ortaya çıktığını somutluyor. 1980 sonrası dönemde iddia edildiği üzere kalkınma gündemi buharlaşmıyor; aksine, kalkınma alanındaki çok seslilik artıyor. Bu durum, kalkınmanın nasıl kavramsallaştırıldığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.

Kalkınma kavramı, iktisat yazınında en çok tartışma konusu olan ve üzerinde uzlaşılması “zor” alanların başında yer alıyor. Encyclopedia Britannica’ya[1] göre, gelişmekte olan bir ülkenin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımdan bahsetmek mümkün değil. Hatta iktisadi kalkınma sürecini neyin oluşturduğu konusu, tek bir doğruyu kapsamıyor. Tanımsal belirsizlikler, kalkınma olgusunun kavramsallaştırılmasında ortaya çıkan çoğulculuğun ilk işaretlerini oluşturuyor. Bu da kalkınma düşüncesinin tarihsel evriminin izini sürmeyi gerekli kılıyor.

En genel haliyle, kalkınma süreci “ilerleme” olgusu ile bağlantılı olarak ele alınıyor. İktisadi ve toplumsal alandaki “olumlu” yöndeki değişimlerin analizi, kalkınmanın kapsamına yönelik tartışmaların çıkış noktasını oluşturuyor. Arndt’ın (1981) kalkınma olgusunu, içsel bir süreç ve “kasıtlı” müdahaleler sonucunda ortaya çıkan değişimler üzerinden temellendirmesi, toplumsal ilerleme süreçlerinin analizinde önemli bir referans noktasını oluşturuyor. Cowen ve Shenton (1996) da bu çerçeveye sadık kalıyor. Kalkınma, 19. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da toplumsal alanda ortaya çıkan “düzensizliği” vesayet yoluyla çözmek için icat edilen, kasıtlı müdahalelere bağlı bir olgu olarak tanımlanıyor.

Aslında yaşam standartlarına yönelik değişimlerin, sanayi kapitalizminin yaygınlaşması ile daha görünür hale gelmesi, kapitalist gelişim dinamiklerinin kalkınma tartışmalarının odak noktasına yerleşmesi anlamına geliyor. Böylelikle toplumsal ilerleme süreçlerini kapitalizmle birlikte mi yoksa kapitalizmin dışında mı temellendireceğimiz sorusu ile işe başlamak daha önemli hale geliyor.

Bu çıkış noktası, kalkınmaya yönelik geliştirilen yaklaşım ve müdahalelerin nasıl bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamamıza olanak tanıyor. Ana akım kalkınma yaklaşımları, iktisadi kalkınma olgusunu kapitalizmin gelişim sürecine bağlı olarak değerlendiriyor. Bunun bir çıktısı olarak iktisadi ve toplumsal ilerleme süreçlerinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Örneğin neoliberal reformlar, piyasaların işleyiş mekanizmalarını iyileştirerek toplumsal refahın, büyümenin sağlanacağı iddiasını taşıyor. Ana akım dışında kalan yaklaşımlar ise, kapitalist gelişim sürecine yönelik eleştiri ve analizlerini, kapitalist üretim ilişkilerinin ortaya çıkardığı eşitsizlikler ve çatışma alanlarını veri alarak ya da tamamen bunun reddiyesi üzerine inşa ediyor.

Kalkınmanın büyük D ve küçük d biçimleri

Son yıllarda kalkınma anlayışlarının, “büyük D (Development) ve küçük d (development)” temelli ayrıştırılmasına yönelik çabalar, ortaya çıkan kavram karmaşasının analizini kolaylaştıran bir işlevi barındırıyor. Hart’a göre (2010:119); “büyük “D” kalkınma gündemi sömürgüsüzleştirme, 1945 sonrasında Üçüncü Dünya’ya yönelik çok ölçekli müdahale projeleri ve ardından 1970’lerdeki paradigmatik değişimleri; Washington ve Washington sonrası uzlaşı dönemine girilmesini kapsıyor. Küçük “d” kalkınma ise kapitalizmin coğrafi olarak eşitsiz ve son derece çelişkili tarihsel gelişim süreçlerini ifade ediyor.”

Büyük “D” kalkınma gündeminin kendisi, her konjonktürel krize farklı şekillerde tepkiler üreterek sermaye birikiminin gelişim sürecine katkı sunuyor. Bu gündem farklı coğrafyalarda farklı sonuçları beraberinde getiriyor, eşitsiz gelişim dinamiklerini besliyor. Bu bağlamda, “olması gereken” olarak tanımlanan ve büyük ölçüde uluslararası kurumlar ve devletler tarafından “tasarlanan”, kalkınma gündemi ile “reel” düzlemde gerçekleşen kalkınma süreçleri arasındaki farklılıklar, eşanlı olarak ortaya çıkıyor.

Örneğin, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri üzerinden tasarlanan kalkınma gündemi, aslında kapitalist gelişim sürecinin iyileştirilmesine yönelik üzerinde uzlaşılmış olan, planlanan müdahaleleri kapsıyor. Çin’in kalkınma süreci ve bunun dışında ana akım iktisadın dışına çıkma çabaları üzerinden somutlaşan alternatif kalkınma gündemleri ise “d’den D’ye” doğru etkileşimlerin belirleyiciliğine işaret ediyor. Tasarlanan kalkınma gündeminin, kazananlar ve kaybedenleri, yeni kalkınma gündemlerini inşa ediyor (Lewis, 2019).

Diğer yandan, tasarlanan kalkınma gündemi kendi kurumsal dayanaklarını inşa ederek, kalkınma alanına yönelik bir “endüstrinin” gelişimine de katkı sunuyor. Kalkınma finansmanında uluslararası kurum ve devletlerin üstlendiği roller ile özel sektörün giderek daha merkezi bir konuma yerleşmesi, bunun somut örneklerini oluşturuyor (Mawdsley ve Taggart, 2022). Bu başlıklar, aynı zamanda kalkınma gündeminin, kapitalist gelişim sürecini ne denli içselleştirdiğinin göstergelerini oluşturuyor. Bu nedenle, söz konusu alanı açmak, tartışmak ve kalkınma stratejilerinin odak noktasına yerleştirmek daha önemli hale geliyor.

Sonuç olarak, kalkınma gündemine yönelik “D-d” ayırımı, tasarlanan kalkınma gündemleri ile reel düzlemde gerçekleşen kapitalist gelişim dinamikleri arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor, kalkınma sürecinin farklı katmanlarını temsil ediyor. Thomas’ın (2021) kalkınmanın farklı görünüm ve duyularına yönelik sınıflandırması da bu katmanlı yapıyı tanımlamaya eşlik eden bir diğer kolaylaştırıcı olarak karşımıza çıkıyor.

Buna göre kalkınma:

a) arzu edilen bir toplum olma durumunun vizyonu, tanımı veya ölçüsü,

b) toplumların, uzun dönemler boyunca dönüştüğü tarihsel toplumsal değişim süreci olarak ortaya çıkan “içkin” kalkınma,

c) hükümetler, kuruluşlar ve toplumsal hareketler dâhil olmak üzere çeşitli aktörlerin koşulları iyileştirmeye yönelik kasıtlı çabaları, olarak tanımlanıyor.

Kalkınma gündemleri, farklı tarihsel bağlam ve coğrafyalarda, farklı katmanlar arasında çatışma ve uzlaşı alanlarının üretilmesi sonucunda şekilleniyor.

Kaynakça

Arndt, H. W. (1981). Economic development: a semantic history. Economic development and cultural change, 29(3), 457-466.

Cowen, M., and R. W. Shenton.(1996). Doctrines of Development. London: Routledge,

Hart, G. (2010). D/developments after the Meltdown. Antipode, 41, 117-141.

Lewis, D. (2019). ‘Big D’and ‘little d’: two types of twenty-first century development? Third World Quarterly, 40(11), 1957-1975.

Mawdsley, E., & Taggart, J. (2022). Rethinking d/development. Progress in Human Geography, 46(1), 3-20.

Thomas, A. (2021). Meanings and views of development. Poverty and development into the 21st century, pp.48-78, Oxford University Press.

Yapay zeka kullanım beyanı: Bu yazının hazırlanma sürecinde, yazım denetimi amacıyla yapay zeka araçlarından sınırlı ölçüde yararlanılmıştır. Yazının içeriği ve argümanların sorumluluğu yazara aittir.

Notlar

  1. Myint, H. ve Krueger, A. O. (2026, February 14). economic development. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/money/economic-development
  • Emine Tahsin, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesidir. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İktisat bölümünde, yüksek lisans ve doktora eğitimini İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat bölümünde tamamladı. 2011-2012 yılları arasında, doktora sonrası araştırmalarına, Londra Üniversitesi, Latin Amerika Çalışmaları Enstitüsü’nde (Institute of Latin American Studies) devam etti. Kalkınma iktisadı, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde kalkınma deneyimleri alanlarında araştırmalar yürütmektedir. İktisadi kalkınma, iktisadi büyüme, uluslararası ekonomi politik alanında lisans ve lisans üstü düzeyinde dersler vermektedir.

    Diğer Yazıları