Takip et

İklim Krizi Bir Finansman Sorunu mudur?

DOI:10.5281/zenodo.18957646 Atıf Yap ✅ Kopyalandı! Kopyala ✅ Kopyalandı!

Yeşil finans, ekolojik süreçlerin finansal varlıklara dönüştürülmesi sürecidir. İklim krizinin mevcut birikim rejimiyle bağlantısını ıskalayan yaklaşımlar, krizi yapısal bir sistem sorunu değil, basit bir piyasa başarısızlığı olarak tanımlamaktadır.

Üretim faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazları salımının küresel ısınma ve iklim değişikliğine yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmış[1] ve bu faaliyetler olageldiği biçimde devam ederse, dünya üzerindeki tüm canlı yaşamının risk altında olacağı pek çok kez dile getirilmiştir. Enerji üretimi, sanayi, ulaşım, inşaat ve tarım başta olmak üzere tüm sektörlerin “yeşil” (sera gazları emisyonunu düşüren, giderek sıfırlayan) varyasyonlarının hayata geçirilmesi ihtiyacı 21. yüzyılın en önemli iktisadi sorunlarından biri olarak önümüzde durmaktadır.

Elbette, iklim krizi yalnızca ekolojik bir sorun olarak değil, özellikle son yıllarda küresel ekonomi ve kamu politikaları açısından büyük bir finansman meselesi olarak da tartışılmaktadır. İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve düşük karbon emisyonlu bir ekonomik yapıya geçişi sağlamak için gereken yatırımların büyüklüğü, politika metinlerinde “trilyonlarca dolarlık finansman açığı” olarak ifade ediliyor (OECD, 2023). Küresel düzeyde düşük karbon emisyonlu bir ekonomik yapıya geçişin, üretim ve tüketim ilişkilerinin dönüştürülmesini zorunlu kılan iktisadi ve siyasi bir sorun olarak değil, sermaye tahsisi yoluyla yönetilecek bir yatırım sorunu olarak tartışılıyor olması, yeşil finansın ne olduğu ve hangi sorunlara çare olacağı tartışmasına önem kazandırmaktadır. Bu yazının amacı, yeşil finansın ne olduğunu ve hangi tür araçlarla gerçekleştiğini eleştirel bir perspektiften açıklamaktır.

Yeşil Dönüşüm…

Yeşil dönüşümü, ekonomik faaliyetlerin ekolojik sınırlar ve iklim hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi amacıyla gerçekleştirilmesi gereken değişimler olarak tanımlayabiliriz. Literatürde, bu yapısal dönüşümün gerçekleşebilmesi için ihtiyaç duyulan fonlara “yeşil finans” denmektedir. Özellikle 2008 küresel finans krizinin ardından, hem iklim krizine yönelik politika baskısının artması hem de finansal piyasalar için yeni yatırım alanları arayışının hız kazanması, yeşil finansman araçlarının yaygınlaşmasına zemin hazırlamıştır (Sachs vd., 2019). İklim hedeflerine ulaşılabilmesi için özel sektör finansmanının mutlaka devreye sokulması ve bu süreçte kamusal kaynak ve politikaların hızlandırıcı, yol gösterici işlevi görmesi gerektiği birçok politika metninde belirtilmektedir (GEF, 2017; OECD, 2023; Patel,2010).

Bu çerçevede yeşil finans, iklim krizine verilen ana akım iktisadi yanıtın temel bileşenlerinden biri haline gelmiştir. Yeşil finansın nasıl tanımlandığını ve hangi araçlarla gerçekleştiğini netleştirelim.

Yeşil Finans Nedir?

Literatürde herkesin üstünde uzlaştığı standart bir yeşil finans tanımı yoktur ancak basit anlamıyla yeşil finans, çevresel fayda sağlayan, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu yatırımlara tahsis edilen ve fon sağlayıcılara adil bir getiri sağlayan finansman olarak tanımlanır (Ozili, 2022). Bu anlamıyla kavram, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık yönetimi ya da düşük karbonlu altyapı gibi çevresel performansı artıran projelere sağlanan finans akımlarını ifade eder. 2010 yılında 194 ülke bir araya gelerek, gelişmekte olan ülkelerde iklim krizinin etkilerini azaltma ve uyum politikalarının finansmanında kullanılmak üzere Yeşil İklim Fonu’nu kurmuştur. Bu tarihten sonra da yeşil finans kavramı uluslararası kuruluşların politika metinlerinde sıkça kullanılan bir kavram olarak ortaya çıkmıştır (Zhang vd., 2019).

Yeşil finansı, finansal mimarinin dönüşüm süreci olarak tanımlayan yaklaşımlar, konuyu üç boyutlu bir çerçevede ele alır. Buna göre yeşil finans, ilk olarak çevresel fayda üreten mal ve hizmetlere yönelik kamusal ve özel yatırımların finansmanını ifade eder. Bu kapsamda, çevresel ve iklimsel zararların önlenmesi, azaltılması ya da telafi edilmesine yönelik projelere yönlendirilen fonlar yer alır. İkinci boyut, çevresel zararları sınırlamak, azaltmak veya iklim değişikliğine uyumu güçlendirmek amacıyla geliştirilen proje ve girişimleri destekleyen kamu politikalarının finansmanını kapsar. Yani yalnızca projelerin kendisini değil, bu projeleri mümkün kılan politika çerçevesini de finanse eder. Üçüncü boyut ise, doğrudan yeşil yatırımlara odaklanan finansal sistem unsurlarını içerir (Linderberg, 2014, Ante, 2024).

Meselenin bir diğer yönü, çevresel risklerin finansal karar alma süreçlerine entegre edilmesidir (Hu vd., 2024, Brockman, 2017). Çevresel riskler sel, kasırga, kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi gibi fiziki olaylar nedeniyle ortaya çıkacak maliyet artışları olabilir (sigorta maliyetleri, tarım ya da altyapı şirketlerinin zarara uğraması gibi). Bunun yanında, düşük karbonlu ekonomiye geçiş yolunda uygulanacak politikaların yaratacağı finansal riskler olabilir (fosil yakıtların değersizleşmesi ve üretici şirketlerin değerinin düşmesi gibi). Yeşil finansı bu çerçeveden tanımlayan yaklaşımlar açısından amaç sadece yeşil projelere fon sağlamak değil, aynı zamanda iklim ve çevresel risklerin kredi değerlendirme, portföy tahsisi ve varlık fiyatlamasına dâhil edilmesidir.

Bu tanımlamaları birlikte düşündüğümüzde, yeşil finans kavramının üç ana eksende şekillendiğini söyleyebiliriz: çevresel fayda üreten yatırımların finansmanı, finansal sistemin kurumsal ve düzenleyici dönüşümünü sağlayan yatırımlar ve çevresel risklerin sermaye tahsisine entegre edilmesi. Kavramın sınırları ise sürdürülebilir finans kavramı ile kurduğu ilişki içinde netleşmektedir. Dünya Bankası’na göre sürdürülebilir finans, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin yatırım karar süreçlerine entegre edilmesi yoluyla, sermayenin uzun vadeli sürdürülebilir ekonomik faaliyetlere tahsis edilmesini ifade etmektedir (World Bank, 2025). O halde, yeşil finans sürdürülebilir finans bileşenlerinden biridir ve finansal sistemin iklim risklerini ve çevresel hedefleri gözetmesini amaçlamaktadır.

OECD de benzer biçimde yeşil finansmanı, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarının finansmanında özel sektörün rolünü artırmayı hedefleyen bir çerçeve olarak ele almaktadır. Burada kamusal fonlar doğrudan yatırımcı olmaktan çok, riskleri azaltarak ve düzenleyici çerçeveler oluşturarak özel sermayeyi iklim dostu yatırımlara yönlendiren bir mekanizma olarak görülmektedir (OECD, 2023).

Akademik literatür ile uluslararası kuruluşların politika belgeleri, ekolojik ve iklimsel sorunlara uyum ve azaltım süreçlerinde, dönüşümün finansmanının merkezî bir belirleyici olduğu hususunda ortaklaşmaktadır. Anaakım yazında, kamu politikalarının etkili yönlendirmesi ve piyasaların doğru sinyaller vermesi ile özel ve uluslararası fonların, doğru yatırımlara yönlendirilebileceği fikri yaygın kabul görmektedir. Bu nedenle, iklim değişikliği ve diğer çevresel sorunları gözetecek dönüşümlerin sağlanabilmesi ve yeni yatırımların doğrudan yeşil projelere yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Hedefe ulaşmakta izlenmesi beklenen rota, kamu politikaları eliyle finansal piyasaların kurumsal ve düzenleyici yapısını dönüştürmek, çevresel ve iklimsel riskleri sermaye tahsis süreçlerine entegre etmek ve bu süreci destekleyecek yeni finansal enstrümanlar geliştirmektir.

Bu Yeni Finansal Enstrümanlar Nelerdir?

En çok bilinenleri, gelirleri çevresel projelere tahsis edilen bir tahvil türü olan yeşil tahvillerdir. Benzer şekilde yeşil krediler ve performansa bağlı sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil/krediler de borç piyasası enstrümanları arasında yer alır. Bir diğer kategori sermaye piyasası araçlarıdır; burada özellikle yeşil yatırım fonları öne çıkar (Migliorelli, 2021). Üçüncü kategori olarak risk-transfer araçları, özellikle felaket tahvilleri, iklim riskinin sermaye piyasalarına aktarılmasını sağlar (Ando vd., 2022). Son olarak piyasa-temelli çevresel fiyatlama mekanizmaları—emisyon ticaret sistemleri ve karbon denkleştirme piyasaları—yeşil finans mimarisinin önemli bileşenleridir (Vadhava vd., 2025).

Buraya kadar olan anaakım akıl yürütmeyi özetlersek: Evet genel olarak bir ekolojik ve spesifik olarak da çok kritik bir iklim sorunu söz konusudur. Küresel düzeyde müdahale gerektiren bu çok boyutlu sorunun yol açacağı sonuçlara uyum göstermek ve etkileri azaltmak için ihtiyaç duyulan en önemli değişken finansal kaynaktır. İhtiyaç duyulan bu devasa parasal kaynağı yaratmak için başvurulacak yöntem, yeni piyasalar, yeni metalar ve yeni enstrümanlar yaratmaktır. Bu başarılırsa, gereken yeşil dönüşümü gerçekleştirmek mümkün olacaktır.

Bizim burada yapacağımız müdahale ise şunu sormaktır: Genel olarak ekolojik sorunlar ve özel olarak iklim krizi yeni piyasalar ve yeni piyasa enstrümanlarıyla giderilebilecek bir piyasa başarısızlığı mıdır? Yoksa bundan çok daha büyük ve kapsamlı bir üretim ve birikim rejimi sorunu olarak değerlendirilebilir mi? Kapitalist üretim biçiminde, yatırım kararlarının belirleyicisi tarihi boyunca herhangi bir anda toplumsal ihtiyaçlar ya da ekolojik rasyonalite olmuş mudur?

Önce deneyimlerimize bakarak yanıtlayalım: Politika yapıcıların anaakım politika setlerinin dışına çıktığı büyük kriz durumlarında bile (1929 Buhranı ya da 2008 Krizi gibi), yatırım kararları verilirken gözetilen temel mesele mevcut üretim ve birikim rejiminin işlemeye devam etmesidir. Bilindiği üzere kapitalist bir üretim rejiminde, yatırım kararları kâr maksimizasyonu ve rekabet baskısı altında verilir. Dolayısıyla sermayenin, ortalama kâr oranının üzerinde ya da en azından ona denk bir getiri beklentisi olmaksızın, kendiliğinden ve kalıcı biçimde bir alana yönelmesi beklenemez. Bu nedenle, yeşil projeler bu kârlılığı garanti edebildiği ölçüde sermaye çekebilecektir (ya da kahverengi projelerin[2] kârlılığı yüksekse, bu yatırımlar da gerçekleşmeye devam edecektir). Bu da mevcut üretim biçiminin gezegeni tehdit eden iklim krizine yanıt verebilme kabiliyetini, bu piyasalarda beklenen kârlılık düzeyine bağlı, dolayısıyla kırılgan bir hale getirecektir.

Yeşil sermaye oluşumu beklenen düzeyde gerçekleşmezse, yedek bir mekanizma olarak, elbette kamu teşvikleri devreye girebilir (uluslararası kuruluşların, kamu sektörü bu yatırım atmosferinin sağlayıcısı olmalıdır argümanlarını hatırlayalım); ancak, bu durumda da kamu, finansal riskleri üstlenirken, getiri özel sermayeye intikal edecektir. Bu mantık silsilesi içinde geldiğimiz nokta şurasıdır: ortaya çıkan bir “piyasa başarısızlığı” varsa, bu sorun yeni piyasalar, metalar ve enstrümanlar yaratılması yoluyla giderilir; bu aşama yeterli olmuyorsa, risk kamu tarafından üstlenilir ve sermaye büyümeye devam eder.

O halde, şimdilik son söz olarak şunu söyleyelim: Yeşil finans, ekolojik krize yanıt üretmek için oluşturulmuş yeni finansal enstrümanlar aracılığıyla, ekolojik süreçleri yeni bir finansal varlık kategorisine çevirmektedir. Böylece krizin kaynağını üretim ilişkilerinde aramak ve orayı dönüştürmek yerine finansal genişleme yoluyla yönetme yolu tercih edilmektedir. Bu yeni araçların, ekolojik kısıtlarla sermaye birikimi arasındaki çelişkiyi çözmek gibi bir hedefi yoktur. Ancak bu sayede yeni birikim alanları yaratarak finansal sermayeyi genişletmek ve sorunun çözümünü ertelemek mümkündür.

Kaynakça

Ando, S., Fu, C., Roch, F., & Wiriadinata, U. (2022). Sovereign climate debt instruments: An overview of the green and catastrophe bond markets.

Ante, L. (2024). The scope of green finance research: Research streams, influential works and future research paths. Ecological Economics224, 108302.

Brockmann, K. L. (2017). Green finance–green banking. Kreditanstalt für Wiederaufbau Research4(189), 1-7.

Hu, D., & Gan, C. (2025). Green finance development and its origin, motives, and barriers: an exploratory study. Environment, Development and Sustainability, 1-25.

GEF, Global Environment Facility (2017), Introduction to Green Finance.

Lindenberg, N. (2014). Definition of green finance, German Development Institute.

Migliorelli, M. (2021). What do we mean by sustainable finance? Assessing existing frameworks and policy risks. Sustainability13(2), 975.

OECD (2023). Scaling Up the Mobilisation of Private Finance for Climate Action in Developing Countries: Challenges and Opportunities for International Providers, Green Finance and Investment, OECD Publishing, Paris.

Ozili, P. K. (2022). Green finance research around the world: a review of literature. International Journal of Green Economics16(1), 56-75.

Patel, S. (2010). Climate finance: Engaging the Private Sector. International Finance Corporation.

Sachs, J. D., Woo, W. T., Yoshino, N., & Taghizadeh-Hesary, F. (2019). Why is green finance important?.

Vadhava, C., & Khanna, A. (2025). Carbon market as an emerging policy instrument for sustainable finance and climate change: a review and research agenda. Qualitative Research in Financial Markets.

Zhang, D., Zhang, Z., & Managi, S. (2019). A bibliometric analysis on green finance: Current status, development, and future directions. Finance Research Letters29, 425-430.

https://www.worldbank.org/en/topic/financialsector/brief/sustainable-finance. (Erişim tarihi 10.02.2026)

Notlar

  1. Detaylı bilgi için Hükümetler-arası İklim Değişikliği Panelinin değerlendirme raporlarına bakılabilir. https://www.ipcc.ch/reports/
  2. Karbon emisyonu yüksek olan, fosil yakıta dayalı sektörler kahverengi sektörler olarak anılmaktadır.
Önerilen Alıntı: Alıntıyı Kopyala
Ferda Dönmez Atbaşı (2026). İklim Krizi Bir Finansman Sorunu mudur?. Katman Portal. https://katmanportal.com/doi/10.5281/zenodo.18957646
  • Ferda Dönmez Atbaşı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İktisat Bölümünde öğretim üyesidir. ODTÜ İktisat Bölümünden 1997 yılında, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları yüksek lisans programından 1999 yılında mezun olmuştur. Doktorasını 2006 yılında Utah Üniversitesi İktisat Bölümünde tamamladıktan sonra ülkeye dönmüştür. Başlıca çalışma alanları finansallaşma, politik iktisat, Keynesyen ve Post-Keynesyen iktisattır. Yakın dönemde iklim krizinin ekonomi politiği üzerine araştırmalar yürütmektedir. International Initiative for Promoting Political Economy (IIPPE) ve Türkiye Sosyal Bilimler Derneği (TSBD) üyesidir.

    Diğer Yazıları